Müzik artık büyük bir dijital ağda. Spotify, Apple Müzik, Youtube Müzik ve benzeri uygulamalarla sadece müzik değil “podcast”ler de kulağımızda. Neden müzik dinleriz ki! Metroda, otobüste, yolda herkesin kulağında kulaklık… Hep merak etmişimdir insanlar ne dinliyor, diye. Bu masum bir merak, öyle yermek için değil. Yazıda da müziği öveceğim. Müzikle tedaviden tutun da Mozart Etkisi’ne kadar gideceğiz. Müzikofili, diğer değişle müziğe düşkünlüğümüz biraz da insanın beynini çalışması ile ilgili. Her şey, bütün varlığımız beyinde olup bitmiyor mu?
Müzik, insanlığın ürettiği en iyi şeylerden biri olabilir mi? Bence öyle, müziği iyi ki icat ettik. Tabii ki günümüzde dijital platformlar, algoritmalar, yapay zeka ile birlikte müzik zevkimiz de yapay bir hale girdi. Ne dinleyeceğimizi müzik platformları belirliyor. “Hit müzikler, en çok dinlenenler” tamamen reklam odaklı. Kötü müzik de var unutmamalı. Tıpkı kitaplar gibi müzik de aç gözlü dijital platformlarının elinde reklamların tutsağı. Artık müziğin de sahibi olamıyoruz.
Çevrimiçi müzikler artık sadece “para kazanmak” anlamına geliyor. Müzik günümüzde tüketim toplumu için bir “abur cubur, fastfood” oldu. Büyük bir müzik obezitesi var. Şimdi konumuza geçelim. Müziğin “ruha” faydaları ünlü bir tabir. Ama müziği icat eden de insan beyni, bir nevi kendi kendinden haz alan bir beynimiz var. Ruh gibi ikili kavramlara inanan biri değilim. Ruh eşittir insan beyninin kendisi. Tabii ki müzik günah mıdır? Diye soranlara yanıtım: zihninizden çıkan, hayallerinizi evreni ve varlığınızı kaplayan bu renk cümbüşü olsa olsa “sevaptır” biçimine olacak.
🎧 Benim Müzik Listelerime bir göz atın.
- Spotify “Play List”lerim
- Apple Müzik “Play List”lerim
- Daha fazla benzer içerik

Neden Müzik Dinleriz? Müzikle Tedavi ve Müzikofili
Müzikofili insanın müziğe olan düşkünlüktür? Müziksiz yapamama hali. Sonuna “phillia” yani “düşkünlük” eki olan onlarca terim vardır. Bu müzik temayülü bebeklikte ortaya çıkar. Bir nevi insan genetiğinde işlenmiştir. Yunanca “philia” eki de burada müziğe olan düşkün beyinleri kastediyor. Bazı insnalaırn beyni sürekli müzik üretir. Beethoven sağır olduğu zaman bile müzik yapabilmiştir. İnsan beyninde müzikle ilgili belirli bir yoktur.
Dağınık nöron ağları vardır. İnsanın neden müzik dinklediğiyle ilgili ilgili Oliver Sacks, Müzikofili kitabının önsözünde Stephen Jay Gould’dan bir alıntı yapar. “Müzik sevgimizin ve estetik, tinsel, entelektüel yaşantımızın başka yönlerinin” zihnimizi arka kapı olarak kullanır, der. Darwin, müziğin insan evrimi için önemli bir rol oynamadığını söyler.
Müzik dinleriz çünkü insan türünin müziğe doğuştan düşkünlüğü vardır. Müzikofili nedir? Diye sorduğumuzda bizim de müzikofili olacağımız aklımıza gelmeli. Ayrıca sinestezi yeteneğine sahip insanlar vardır. Bu insanlar müzik notalarını ve seslerini renk olarak görürler. Her notanın, sesin, ritmin, bir rengi bazen de konusu vardır.
Gerçeklik ve Kuantum Dünyasında Müziğin Yeri
Müzikofili nedir? Sorusundan birazcık kuantum fiziğine yolculuk yapalım. Müzik, notalardan ve değişik frekanslarda titresen ses dalgalarından oluşur. Aslında dış dünyada ses diye bir şey bulunmaz. Dış dünyada renk, ışık, konu, rüzgar, gün batımı manzarası, aşk diye bir şey de bulunmaz. Her şey beynimizin bir yorumundan ibarettir. Duyabildiğimiz sesler belirli frekanslar arasındadır. Renkler de elektromanyetik spektrumun mor ile kırmızı arasındaki frekanslarına denk gelir.
Dış dünyada her şey, enerji ve frekanslardan ibarettir. Katı olarak hissettiğimiz nesnelerin bile gerçekliğini beynimizde oluştururuz. Sicim teorisine göre atom altı paracıkları bile oluşturan iki boyutlu titreşen sicimlerdir. Kısacası müzik aslında her şey gibi beynimizdeki milyarlarca nöron ağının ve kimyasalların tepkimesiyle ortaya çıkar. Dünyada ya da evrende değil, beynimiz içinde yaşarız. Müzik gerçekliği işte bu kadar basittir, daha fazla karmaşaya gerek olduğunu düşünmüyorum.

Dans ve Müzik
Özellikle dans eşliğinde müzik… Dansı kötüleyenler, baleyi “sapkınlık” sayanlar yanılıyor. Dans figürleri ve insan vücudunun şehvetten arınmış biçimleri, beynimizde mükemmel kalıplar oluşturuyor. Törpülenmiş, uyum içindeki dans figürleri zihnimizdeki fazlalıkları kökünden söküp atıyor. Ayna nöronlarımız devreye giriyor.
Biz de dans ediyoruz. Ayna nöronlar empati kurmamızı sağlıyor. TikTok’taki videoların çoğunu kısa danslar oluşturuyor. Bu bir saçmalık değil, dans eden ergenler ya da yetişkinler “saçma sapan hareketler” yapmıyor. Kendilerini dans figürleri ile ifade ediyorlar. Öyle iletişim kuruyorlar. Ayna nöronlarımız da bu hareketleri hemen kopyalıyor: bu kusursuz bir zihinsel iletişim aslında. Hadi konumuza dönelim.
Pisagor, Kürelerin Müziği (Armonisi)
Ünlü Yunan Filozofu Pisagor, müzikteki matematik oranlar üzerine çalışmalar yapmıştır. Evrende her şeyin armonik ilişki içinde olduğunu öne sürmüş ve yıldızların gezegenlerin; fiziksel ve ruhsal bedenimizin; duygularımızın da kendilerine has müzik oluşturduğunu söylemiştir. Kürelerin armonisi ( Harmony of the sphere) ya da kürelerin müziği (Music of the sphere) önermesine göre: müzikal oranlara göre dizilmiş gezegenler arasındaki uzaklıklar müzikal aralıklara tekabül etmekteydi. Müzik notaları da matematikle ilişkilendirilmiş olması 2000 yıl önce kesinlikle müthiş bir keşifti.

İyileştirici Müzik Terapisi
Müzik tedavi edici bir etkiye de sahiptir. Beyinlerinin ön kısmı zarar görmüş, soyutlama ve dil yeteneklerini kaybetmiş hastalar kimi zaman müzik ile birlikte şarkı söyleyebilmişlerdir. Yine afazi, söz yitimi hastalarında da müzik iyileştirici rol oynamıştır.
Amnezi yani hafıza sorunu olan hastalar özellikle uzun süreli hafızasında sorun olan, zaman ve mekândan adeta soyutlanan; hafızası birkaç saniye ile birkaç dakika arasında bir sıfırlanan hastalar müzikle uğraştıkları zaman bu durumun müzik icra ettikleri zaman boyunca yok olduğu da görülmüştür.
Felçli hastalar, tik hastaları, Parkinson ve diskinezi hastaları; sporcular hep müzikle sıkıntılarını aşmayı başarmışlar. Müzik ve tempo tutmak, konuşmadan ve düşünmeden her şeyden ayrı olarak insanı harekete geçirdiği kanıtlanmış. Bütün nörolojik hastalıklarda, beyin hasarlarında, vücut tutulmalarında müzik her şeyden ayrı olarak iyileştirici olmuş.

Mozart Etkisi
1995 yılında yapılan bir çalışma Mozart Etkisi’de (Mozart Effect) dikkat çekici bir çalışmadır. Klasik eserlerin matematiksel yapısı ve elektriksel nöron faaliyetleri arasında benzerlikler olduğunu gören Gordon Shaw, müzik ile nöronların elektriksel faaliyetleri arasında bir ilişki olduğunu öne sürmüştür. Özellikle Mozart dinlemenin beyin fonksiyonlarını arttıracağını iddia etmişti.
Daha sonra Shaw deneyler yapar bu deneylerde Mozart dinleyen öğrencilerin IQ’larının 8-9 puan arttığını görür. Fakat daha sonra yapılan deneylerde Shaw’ın ulaştığı sonuçlara ulaşılamaz. Mozart Etkisi rafa kaldırılır.
Fakat müzik dinlemek, bize hitap eden ruhumuzu okşayan müzikler bizi daha zeki yapmasa da daha mutlu eder. Aklımızdaki olumsuzlukları alır ve daha sakin düşünmemizi sağlayabilir. Müzik, bizi içinde bulunduğumuz olumsuz durumlardan uzaklaştırma gücüne sahiptir.
🎧 Not: Yorum yazmayı unutmayın. Bu yazı tamamen okuma notlarımdan. Biliyorum yapay zekanın bilgiyi ele geçirdiği bir zaman dilimindeyiz. Blog yazılarının, kişisel internet sitelerinin bir değeri kalmadı. Bu yazıyı tekrar düzenleyerek yayınladım. Oldukça eski bir blog gönderim. Artık siteler dijital müze konumunda.









