Einstein, ‘Tanrı zar atmaz’ demişti ama ben bu gece o meşhur olasılıklar denizinde sırılsıklam olmuş bir zaman dilencisiyim. İstanbul’un iki yakası arasına sıkışmış o kaotik düzensizlikte, kendimi bir çiviye asıp öldürmüş plastik bir saat gibi hissediyorum. Bu şiirimde; dijital sayaçların soğuk kristal göstergelerinde durmayı bekleyen anları, geleceğin bir yerinde unuttuğum o kopan zaman parçalarını arıyorum. Popüler bilimin rasyonel dünyasından, evrenin bağrında çatırdayan o derin melankoliye bir yolculuk bu. Eğer sen de zamanın parçalanamaz bütünlüğü içinde sadece o anı ertelediğini hissediyorsan, gel bu sessiz ovada birlikte dilenelim.
Bu şiir Google Play Kitaplar’da “Kozmik Sislerin Ardında” adlı kitabın içinde. e-Pub formatındaki kitabı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. 👉 Kitap için buraya dokunun.
🎹 Müzik ve şiir ikilisi her zaman birbirini tammalar. Şiiri okurken aşağıdaki müziği de dinleyebilirsiniz.
Zaman Dilencisi
“Tanrı zar atmaz”
Demişti Einstein.
Ama bu gece,
Olasılıkların denizinde sürüklenen
Bir zaman dilencisiyim ben.
Zamanın bir köşesinde
Pinekleyen evsiz birini
Andırıyor günlerin uzadığı
Bu sessiz gecelerde
Düşüncelerimdeki kendi görüntüm…
Kaos’un içinde değil,
Evrenin bağrında çatırdayan
Düzensizliğin içinde,
Zamana dilenen bir hayalet gibiyim…
Bir düzene girmeyen uykum,
Alıp başını giden saatler ve zaman,
Aynı yol çizgisinde;
Aynı binalar,
Aynı yol ve hatta insanlar,
Sıkışıp kaldığı iki kalabalık
İstanbul yakasının arasında da
Bir düzensizlik vardı;
Şiirlerdeki kelimelerin
Düzeninde teselli arayan şairin…
Evin duvarında
Kendini bir çiviye asıp öldürmüş saat:
Plastikten bir hayalet.
Zaman, dijital bir sayacın
Siyah likit kristal göstergesinde,
Duracağı anı bekliyor.
Bir bütün olan zaman içinde
Aslında çoktan durdu,
Geleceğin bir yerinde saatler,
Ve biz sadece o anı erteliyoruz…
Zamanın parçalanamaz bütünlüğünde
Düzen böyle ilerlerken
Bilmiyorum
Belki de gelecekte bir yerde unuttum
Şu anki zamanın saatlerden
Kopan parçalarını









