Ana SayfaMakaleKitapUzaktan Kumandalı Kız – Teknolojinin Benliğimize El Koyduğu Bir Gelecekte Varolma Savaşı

Uzaktan Kumandalı Kız – Teknolojinin Benliğimize El Koyduğu Bir Gelecekte Varolma Savaşı

Teknoloji, kimlik ve insanlığın gölgesinde zihinlerin kontrol edildiği karanlık bir distopya

Uzaktan Kumandalı Kız bir bilim kurgu klasiği. Ben de okuduğum bu klasiği yorumlamak, bileğimde bıraktığı izleri paylaşmak istedim. Romanın özetini, konusunu da vereceğim tabii ki yorum da var. Romandaki “avatar” teması ve yine birçok “benlik, bilinç” teması günümüzde de nörofelsefenin tartışma alanına giriyor. Biz kimiz, bizi biz yapan nedir? Romanı okurken aklım abunlar geldi.

James Tiptree, JR. Yazarın takma adıdır. Yazar aslında erkek değildir. Bu takma ad ile bilim kurgu romanları yazan Alice B. Sheldon’ın kimse bir kadın olduğunu bilmiyordu. Hatta romanlarının “erkeksi” olduğu, kadınlara has hiçbir özellik taşımadığını bile söyleyenler olmuş. Bu da cinsiyet ayrımlarının geldiği noktayı gösteriyor.

Uzaktan Kumandalı Kız aslında uzak bir gelecekte geçen distopya romanıdır. Umarım gelecek gerçekten de bilim kurgu romanlarındaki gibi karanlık olmaz.

Okuduğum binden fazla kitap benim için farklı birer yaşam mecrası, insan zihninin sınırsızlığında kısa duraklardı. Belki de okuduğum her kitapla zamana not düşüyordum. Bunlar ister roman olsun ister kurgu dışı olsun. İnsandan geriye yeryüzünde belki de evrende sadece bilgi kalacak belki de birgün yepyeni bir türe evrilip evrenin ulaşılmazlığı içinde “saf bilgi” kalıbında varolacağız.

✅ Önerim: Okuduğum en güzel kitaplardan öneriler

Uzaktan Kumandalı Kız – James Tiptree Jr.
Uzaktan Kumandalı Kız – James Tiptree Jr.

Uzaktan Kumandalı Kız İncelemesi Yorumu

Kitabın incelemesi ve değerlendirmesini kısaca yapmak istiyorum. Kitabı çok kısa bir sürede bitirdim. Ama söylemem gerekir ki çeviri kaynaklı mıdır bilmem ama bazen kitaptan koptuğumu hissettim. Sanki bazı olaylar aniden gerçekleşiyor ve bağlantısız gibi gözüküyordu. Bunun dışında kısa net bir kısa roman. Teknolojik gelişmeler bizi her anlamda “insan” olmanın dışına mı itiyor? Bu soruyu aslında çok uç noktalarda değil günümüzün yapay zeka Ave sosyal medya çağında da sormalıyız. Akıllı telefonların başına geçince “biz artık biz değiliz.” Gerçi “biz” dediğimiz ya da “ben” dediğimiz şey de nedir? Sorular sorular…

Özellikle ön sözde yazar hakkında bilgiler edinmek çok iyiydi. Yazarın gerçek kimliği, adını gizleyişi herkesin yazarı erkek sanması ve 1987 yılında intiharına kadar her şey var. Romanda adı geçen elektronik cihazlar ve teknoloji fütüristtik değil. Ama anlatım ve ifadeler, distopya içindeki uygulamalar fazlası ile gerçekçi. Ben de kitabın içindeki felsefeye, bilinç-benlik sorununa odaklandım.

Tabii ki acımasız reklam ve pazarlama sektörünü görmezden gelmemedim. Günümüzde sosyal medya platformları, uygulamalar, AVM’ler yol kenarlarına kadar tıkamasa reklam dolu. Romanda bu daha acımasız bir hal alıyor.

Özellikle kuklaları yöneten insanlara odaklandım. Avatar tabirini bugün çok iyi biliyoruz. İnsanın, kendi kopyasını yönettiği onlarca sinema filmi ve dizi yapıldı. Avatar filmini bilmeyenimiz yok. Bir de benim ilgiyle seyrettiğim Surrogates (2009) gibi filmler var. Bilincimiz tamamen noro-kimyasal süreçlerin elektrik atımları ile beynimizde oluşuyor. Hume, insan bilincini bir bütün değil de “algı demeti” olarak tanımlar ya! Bu tanıma bayılıyorum. İnsanın kalıcı sabit bir bilinci olmaz, insan birbirinden bağımsız algılar yığınıdır. Gerçekten de bilincimizi ve bütün kişiliğimizi bir “avatar”a naklettiğimizde “biz” dediğimiz kişiye ne oluyor?

Benlik insanın en büyük varlığı. Yine bilinç kopyalama, insan zihnini makinelere aktarma konuları da bu romanla ilgili. Bilinçli, yapay zekaya sahip robotların insanlara âşık olası, bilinç kazanan bilgisayarın programcısına âşık olması gibi yine onlarca film ve dizi yapıldı. Yine aklımıza gelen ve son zamanlarda üzerinde çalışmalar da yapılan yaşamın bir hologram yansıması olduğu konusu da var. 

Hologram teorisine göre aslımız, evrenin daha yüksek boyutlarında çok farklı fizik kurallarına göre varlıklarını sürdürüyor. Bu varlığın biçimi bizimkinden çok farklı ve bilinmiyor. Bizler ise o gerçek varlığın, holografik bir yansıması olabiliriz. Ya da bütün gerçekliğimiz bir simülasyonsa? Romanla bu düşünceleri nasıl bağdaştırdım derseniz, romandaki “programlanmış ve adeta kukla” insanlardan derim. Eğer gerçekliğe doğrudan dokunamıyorsak, bedenimizin ve bilincimizin ötesinde bir gerçeklik varsa o zaman biz kimiz. Kant’ın gerçekliği Numen ve Fenomen olarak ikiye ayırması aklıma geldi. 

Bütün bunların ötesinde ileride insan türü biyolojik beden olarak kalabilecek mi? Yapay zeka ve transhümanizm, insanın biyolojik bedenini aşması etten kemikten değil saf bilgiden oluşması binlerce yıllı kapsayan bir hayal. Yine de yapay zeka (AI) ileride bilinçli bir varlık haline gelirse bunu nasıl yorumlarız? Yapay zeka insana hükmedip, tıpkı R.U.R.’da olduğu gibi isyan mı eder? İnsanlığı tutsak etmek mi ister? Bütün bunların ötesinde makinelerle birleştiğimizi düşünelim yarı biyolojik yarı silikon bir varlığımız olsun o zaman biz yine olduğumu kişi miyiz? Kişilik dediğimiz şey nedir? Beynin tuttuğu kayıtlara, beynin tekrar ulaşması ya da beynimizin kendi varlığını farketmesi midir? 

Peki insan bir araç mıdır, yoksa amaç mı? İnsanı araçsallaştıran bir ekonomik ve siyasi düzende varolmanın anlamı bence tartışılır. Aslında tam bu noktada felsefeye dalasım var ama bu kadar yeter.

Uzaktan Kumandalı Kız Romanın Konusu ve Özeti

Şimdi romanın özeti ve konusuna geçiyoruz. Beyni programlama, bilinç ve bir çeşit bilinç transferi ve insan beynine el koyan dijital bir sistem ya da yapay zeka insana hükmedebilir mi? Bilinçsiz ve duygusu insan, insan olarak kalabilir mi? Detaylar geliyor.

Romanın Konusu: Beyni Programlamak:

Kısacası roman insan nedir? Ruh ve bilinç başka bedenlere taşınabilir mi? İnsanı insan yapan nedir? Bilincimiz ve duygularımız olmadan basit biyolojik birer makineden farksız mı oluruz? Gibi soruları aklımıza getiriyor. Tabii ki gelecekteki dünyada reklamların yasaklanması kitabın ana konusu. Reklam yasağını aşmak için bu tip popüler kuklalar ile ürün yerleştirme yöntemi ile reklamlar yapılır. Kuklaları ise beyni ve bütün sinir sistemi bir makine bağlanmış insanlar kullanılır. Gelecekte sermaye sahipleri ürün tanıtımı için benzeri şirketler kurmuşlardır.

Bütün dünya programlanmıştır. Haberlerde her şey saklanıyor ve sadece önemsiz olaylar konu ediliyor. Bütün iletişim kanallar kontrol altına alınmıştır. İnsanlar sadece şirketlerin istediklerini, verdiklerini alıyor ve başka bir şey istemeyecek şekilde programlanmıştır. Kuklalar ise çok ünlü kişiler haline getiriyor ve kuklalar üzerinden ürün yerleştirme yöntemi ile reklamlar yapılıyor. Kuklalar ve giyerse, neyi severse insanlar da onların aynını yapıyor. 

Şu an ki sosyal medyada bizi yönlendiren video kanalları da aynı şeyi yapmıyor mu? Sırf çok izlendiği ve çok abonesi olduğu için her sözü ilahi emir gibi yerine getirilen Youtube yayıncılarının tek amacı para kazanmak ve ürünleri pazarlamak değil mi? En çok okunan kitaplar, en çok dinlenen müzikler “top list”ler hepsi aslında bizim nasıl programlandığımızı ve kontrol altına alındığımızı göstermiyor mu?

Kitabın Özeti

Uzaktan Kumandalı Kız romanın özeti ve konusu: P. Burke adında çirkinliğinden ve yaşamdan bıkmış ve intihar girişinde bulunan biri özel bir reklam ve kukla şirketi olan GTX şirketi tarafından yaşama döndürülür. İntihar girişiminde bulunanlar hükmen ölü sayılırlar. 

P. Burke GTX şirketi tarafından yer altındaki gizli yapıda beyni ve bütün sinir sistemi bir makineye bağlanarak bir kukla kıza komut vermesi için kumanda odasına kapatılır. Burada beynine ve sinir sistemine takılan elektrotlarla Delphi adındaki kuklaya ruh, bilinç ve insan duygularını aktarır. 

Delphi GTX şirketinin holokamera çekimleri ile ürün tanıtım ara yüzü olarak kullanılır. Kimse onun bir kukla olduğunu bilmez. Kuklalar insanlar arasında gezerek şirketin amaçlarını ve ürünlerini gizliden tanıtır. Çünkü açıktan ürün reklamı yasaklanmıştır. Fakat Delphi’ye âşık olan Paul büyük sorunlara neden olacaktır.

Kitap Bilgileri

Orijinal Adı: The Girl Who Was Plugged In olan Uzaktan Kumandalı Kız iyi bir okumaydı. Bilim kurgu edebiyatı ister klasik isterse modern romanlar olsun insan zihninin o devasa hayal gücünü yansıtıyor. Yaşamımız ve bütün gerçekliğimiz belki de teknolojimiz hayal gücümüzün sınırsızlığında oluşuyor. Bu novella da böyle bir okumaydı. Bilim kurgu okumak ayrı bir zihinsel beceri istiyor. Ben de bir bilim kurgu romanı okuyucusu değilim. Klasiklere ufaktan bakmış biriyim. Ben kitabı  İthaki Yayınları’ndan okumuştum. Buradan kitabı okuyabilirsiniz.

Karakterler

  • P. Burke: Toplum tarafından dışlanan, kendi bedeninde sıkışmış ve görünmez kılınmış bir kadın. Şirket tarafından “ideal beden” olan Delphi’yi uzaktan kontrol etmek üzere seçilir. Onun hikâyesi, kimlik, özgürlük ve beden üzerindeki iktidarın en acımasız örneğini sunar.
  • Delphi: Gerçekte var olmayan, tamamen bir şirket ürünü olan “mükemmel beden”. P. Burke tarafından uzaktan kumanda edilerek canlandırılır. Güzellik, gençlik ve ünlülük kültünün distopik bir simgesidir.
  • Şirket (GTX): Medya, etki, beden tasarımı ve ürün pazarlamasını kontrol eden dev bir sistem. İnsan bedenini ve kimliğini bir reklam aracına dönüştüren baskıcı, soğuk ve totaliter bir düzeni temsil eder.
  • Paul Isham: Delphi’ye âşık olan ancak görünene değil, bir yalanın parçası olan bir bedene bağlanan genç adam. Sevginin samimiyeti, algı ve gerçeklik üzerine derin bir çatışma yaşar.
  • Kontrol Teknolojisi Ekibi: P. Burke’ü bir nevi “kuklacı” gibi yönetir. İnsan bedeniyle teknolojinin birleştiği etik dışı bir laboratuvarı temsil eder.

Puanlama

Bilim Kurgu
Karakter Gelişimi
Evren Tasarımı
Konu ve Akıcılık

Puan Yorumu

Tiptree’nin sert ve rahatsız edici anlatısı, teknolojik kontrolün insan ruhunu nasıl yok ettiğini nefes kesici bir şekilde sorguluyor.
msonmez
msonmezhttps://www.mustafasonmez.com
Çılgın kalabalıkların karmaşasına katılmayan; bilim ve felsefeyi kendine yol edinmiş, kurgulanmış hiç bir inanca bağlı olmayan, kimseyi ötekileştirmeyen, insanları bir başkası ve "diğer" olarak görmeyen; her türlü ayrımdan, kavgadan, dogmadan uzak; duru düşünceyle yaşamaya çalışan biri. Belleğinde hiç bir hesaplaşma, gürültü ve beynini kemiren istilacı iç sesleri yok.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarlık ve Destek

Değişken Kürasyon

Tiptree’nin sert ve rahatsız edici anlatısı, teknolojik kontrolün insan ruhunu nasıl yok ettiğini nefes kesici bir şekilde sorguluyor. Uzaktan Kumandalı Kız – Teknolojinin Benliğimize El Koyduğu Bir Gelecekte Varolma Savaşı