Bazen kendime soruyorum: Aşk, aslında hiç var olmadığımız o devasa simülasyonun içinde, Tanrıların can sıkıntısıyla rastgele yazdığı yanlış bir kod satırı mı? ‘Kod Hatası’ adını verdiğim bu şiirimde; bilincimin uydurduğu o ‘varlık’ dedikodusunu ve duygularımın dijital kurgusunu kendi içimde masaya yatırıyorum.
En sevdiğin oyun karakterine dokunur gibi bana dokunabilir misin? Gerçeklik, sadece sert inançlarımızın beyin bilgisayarımızda çakan yıldırımlarından ibaretse, şimdi o gerçekliği yeniden yazabiliriz. Popüler bilimin o soğuk gerçeklerini, varoluşçu bir siber-romantizmle karıştırdım. Eğer sen de benim gibi, grinin farklı tonlarına hapsolmuş bu dünyada, kendi kurguladığımız o ‘kusursuz yalanın’ renklerine inanıyorsan; gel, bu atomik döngüye ve bilincimizin kurduğu o tuhaf fanteziye birlikte dalalım. Şiir için bilim kurgu şiiri, felsefi şiir ya da meta anlatı diyebiliriz. Postmodern bir şiir isterseniz bu şiiri okuyun. Ya da siber romantizm şiiri denemek için de bir giriş olacak.
Bu şiir Google Play Kitaplar’da “İnsan Kalmanın Anısı” adlı kitabın içinde. e-Pub formatındaki kitabı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. Kitap için buraya dokunun.
Size kozmik bağlantılar sunacak bir müzik… Vangelis – Rosetta eşliğinde şiiri okuyabilirsiniz.
Kod Hatası
I
En sevdiğin oyun karakterine
Dokunur gibi,
Parmaklarının arasında saçlarım,
Bütün kodlarımı teker teker
Sen yazmışsın gibi,
Gözlerini kapatıp
Hayalinde canlandırabilir misin?
Bir vücut verebilir misin?
İçimizdeki aşkın kodlarına?
Her zaman parmaklarının ucundaki
En sevdiğin oyun karakteri gibi
Dokunabilir misin duygularıma?
Daha önce de söylemiştim
Aşk bir kod hatası,
Tanrıların yazdığı yanlış bir satır,
Ve o satırda
Dokun vücuduma,
En sevdiğin
Oyun karakterine
Dokunur gibi…
Yaşam denilen şey
Belki de bizim sert ve
Değişmeyen inançlarımızın
Yani kendimizi inandırdığımız
Bütün zırvalıkların
Adını gerçeklik koyduğumuz yanılgılarımızın,
Beynimizde çakan
Yıldırımlarından ibarettir…
II
Artık yeniden
Yazabiliriz gerçekliği.
Her şeyi yaratan biziz,
Sonra kendi yarattığımız,
Zincire vurulmuş
Düşüncelerin oluruz
Tutsağı…
Şimdi dokun bana,
Bir vücut olarak değil,
En sevdiğin oyun karakterine
Dokunur gibi,
Ve silip zihnindeki bütün bozulmuş kodları,
Yeniden yarat zihninde kendini…
Kendinden başlat değişimi,
Sonra dokunalım bedenlerimize
Sanki kendi yarattığımız bir karakter gibi…
Her şeyi yaratan biziz,
İyini de kötünün de sahibiyiz…
Belki de beyin bilgisayarımızdaki
Bir kod hatasıyız,
Tanrının yazdığı yanlış bir kod satırı…
Gerçeklik, algımızın bir oyunu.
Şimdi yaratalım o gerçekliği yeniden,
Değiştirelim artık eski kodları.
Yaşam karmaşık bir kurgu,
Bir oyun,
Ve en sevdiğimiz oyunda,
Dokunalım birbirimize,
Bu karmaşadan kurtulsun ruhumuz…
Boş ver,
Bırak göremesinler
Gökkuşağının renklerini.
Gri dünyalarında,
Grinin farklı tonları hâkimdir,
Göremezler yaşamın renklerini.
En sevdiğin oyun karakterine
Dokunur gibi,
Parmaklarının arasında saçlarım,
Bütün kodlarımı teker teker
Sen yazmışsın gibi…









