Ana SayfaFilm ve DiziConstellation (2024) – Paralel Evrenlerde Kimlik ve Varoluş Karmaşası

Constellation (2024) – Paralel Evrenlerde Kimlik ve Varoluş Karmaşası

Apple TV’nin bilim kurgu dizisi Constellation da benim en sevdiğim paralel evren temasında. Bu nedenle izlemiştim. Dizi artık herkesin bildiği paralel evren, kuantum dolanıklık ve gerçekliğin çatallanması gibi konuları işliyor. Fakat burada biraz daha benlik kırılması üzerinden psikolojik bir derinlik var.

Bizi biz yapan anılarımız ve anılar uçup gidince biz artık başkasıyız. Benlik de aslına bakılırsa sadece izlenimlerimiz ve değişik anlardaki varoluş biçimlerimizden oluşuyor. İçimizde bir ruh bir benlik de yok. Bu temayı Being John Malkovich (John Malkovich Olmak) – 1999 filminde izleyince çok sevmiştim. Burada da karışan benliklerin kendi içlerine bir ruh, öz değil sadece deneyim ve izlenim var. Bu deneyimler ve izlenimler psikolojik bir karışıklığa bir benlik bunalımına neden oluyor. Bu felsefi tem çok güçlü ve ben çok sevdim.

Dizi Apple TV yapımı. IMDb‘d teknik detay var. Ben deneyimlerimi yazıyorum.

👉 Önerim: İzlemeye değecek dizi ve filmler

Constellation (2024) Konusu ve Özeti

Constellation (2024), uzayda yaşanan bir kazanın ardından Dünya’ya dönen astronot Jo’nun, yaşadığı gerçekliğin giderek çözülmeye başladığı bir hikâyeyi anlatıyor. Jo, görevinden sonra yalnızca fiziksel değil, zihinsel olarak da bambaşka bir boyutta kalmıştır. Zaman, mekân ve kimlik algısı parçalanırken; geri döndüğü dünyanın aslında bıraktığı yer olmadığını fark eder.

Kızıyla ilişkisi, hatıraları ve yaşadığı olaylar arasındaki tutarsızlıklar, çoklu evren fikrinin izlerini taşır. İzleyici, Jo’nun zihninde mi yoksa alternatif bir gerçeklikte mi olduğuna karar veremez. Dizi burada izleyiciye tam bir psikolojik baskı yapar. Belki konu olarak ilgisiz ama gerçeklik ve algısal bozukluk açısından Kimlik filmideki gibi bir paranoya dizide hakim havadır. Fakat dizi ile aynı konuyu işleyen roman uyarlaması Dark Matter (2024) paralele evrenler, insan psikolojisi ve zamanın sürekliliğini anlatıyor, izlemeniz gereken bir dizi olduğunu anımsatıyoruz.

Hani başta söylemiştim ya dizideki bilimsel kuramlar artık biliniyor. Adeta “suyu çıktı” fakat dizideki psikolojik ve felsefi benlik karmaşası hoşuma gitti. “Ben kimim?” sorusu, burada yalnızca bir kimlik krizi değil, aynı zamanda bir kuantum olasılık denklemine de dönüşüyor. “Constellation”, Hugh Everett’in çoklu evren kuramını psikolojik ve daha felsefi bir tarzda izlemek de hoşuma gitti. Travmayla gerçekliği, annelikle kimlik kaybını dizi iyi anlatıyor.

Jo Ericsson da bu benlik karmaşasından payını alıyor. Dünya, onun anımsadığı yer değildir. uzay dönünce kendini adeta yeni bir benlik, yeni bir bellekle buluyor. İnsan bilincinin gerçekliği nasıl kurguladığı ve aslında benlik dediğimiz şeyin sadece izlenimler ve anlık akışlar olduğunu da benzersiz biçimde anlatıyor. Ericsson‘un belleğindeki boşluklar, tutarsızlıklar birden fazla gerçekliğin insan zihninde çıkaracağı karmaşayı da anlatıyor.

Constellation (2024)
Constellation (2024)

Kuantum Dolanıklık (Süperpozisyon) Nedir?

Artık her bilim kurguda kullanılan ve çok sevdiğimiz kuantum dolanıklık teorisi bu dizinin temeli. Süperpozisyon ya da üst üste binme olarak adlandırılan bu kavramda, bir parçacığın birden fazla olasılığı aynı anda barındırabileceği savunulur. En ünlü örnek: Schrödinger’in Kedisi. Kutu açılmadıkça kedi hem ölü hem diri kalır – çünkü her iki ihtimal de eşzamanlıdır.

Dolanıklık ise iki parçacığın, aralarındaki mesafe ne olursa olsun, birinin durumu belirlendiğinde diğerinin durumunun da anında belirlenmesini ifade eder. Einstein’ın “hayaletimsi uzaktan etki” olarak tanımladığı bu olgu, kuantum fiziğinin hala çözülmemiş gizemlerinden biridir. EPR (Einstein-Podolsky-Rosen) deneyi de bu gizemi deneysel olarak destekliyor.

Constellation (2024)
Constellation (2024)

Constellation Dizisi Ne Anlatıyor

Constellation, bu teorik altyapıyı dramatik bir kurguyla işliyor. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda gerçekleştirilen bir kuantum parçacık deneyinde, bir şeyler ters gider. Deney, yalnızca bilimsel bir kırılma noktası değil; aynı zamanda gerçekliğin ikiye bölünmesine, iki evrende birden farklı sonuçların aynı anda yaşanmasına neden olur.

Bu noktadan itibaren dizi, üst üste binmiş olasılıklar evreninde bir insanın zihinsel çözülüşünü anlatıyor. Anıların çakışmasını, “ben kimim” karmaşasını, bilinç savaşlarını Henry Caldera – Bud Caldera üzerinden izlemek hem gerilimli hem de zevkli bir felsefi şölen gibi. Ben sevdim. Bu iki karakter aynı anda iki farklı gerçeklikte var olurken, birinin kazancı diğerinin kaybı haline geliyor. Her şeyin ardındaki temel soru Hangisi gerçek olduğu olsa gerek. Ve gerçeklik ne zaman bir yanılgıya dönüşür bu da diğer önemli bir felsefi çıkarım.

Olasılıklar Üst Üste Binince

Artık her iki olasılık da aynı anda, üst üste binmiş şekilde var olur. Farklı evrenlerde olaylar benzer temellerde gelişse de sonuçlar birbirinden ayrıdır. Dizi, bu üst üste binmiş gerçeklikler arasında gidip gelen karakterlerin psikolojik ve varoluş hallerini öyle iyi anlatıyor ki! Bilinç, zaman ve gerçeklik beynimizde öyle bir kurgulanmış ki! insan kendi gerçekliğini kendi zihninde kurguluyor ve kurgu çok hassas. Olasılıklar üst üste binince insan da artık var olamıyor.

“Constellation” aslında, insan bilincinin kuantum olasılıklarla nasıl iç içe geçtiğini anlatıyor. Hem bilim, hem psikoloji, hem felsefe var. Bilinç ve gerçeklik insan beyninin bir kurgusu. dizide bu kurgu alternatif benliklerle çok iyi anlatılıyor. Filmi paralel evrenlerde dolaşan basit bir bilim kurgu olarak izlemedim. Caldera karakterinin hem kendisi olarak kalmaya hem de başkası olmaya zorlanması çok derin bir felsefe ve psikolojik derinlik içeriyor. Bu temayı çok beğendim. Everett’in çoklu evrenleri içinde Hume’un benlik, zaman, neden sonuç düşüncelerini görmek de benim için sevindirici oldu.

Everett çoklu evrenler kuramını ilk ortaya attığında herkes onunla dalga geçip küsmüyor. Günümüzde ise çoklu evrenler zadece kuantum fiziği, evren bilimin değil modern psikoloji ve felsefenin de konusu haline geldi.

Puanlama

Genel Puanlama
7

Puan Yorumu

Sedece basit bir paralel evren fantezisi değil, felsefe, psikoloji ve derin varoluş krizilerinin olduğu bir dizi.
msonmez
msonmezhttps://www.mustafasonmez.com
Çılgın kalabalıkların karmaşasına katılmayan; bilim ve felsefeyi kendine yol edinmiş, kurgulanmış hiç bir inanca bağlı olmayan, kimseyi ötekileştirmeyen, insanları bir başkası ve "diğer" olarak görmeyen; her türlü ayrımdan, kavgadan, dogmadan uzak; duru düşünceyle yaşamaya çalışan biri. Belleğinde hiç bir hesaplaşma, gürültü ve beynini kemiren istilacı iç sesleri yok.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarlık ve Destek

Değişken Kürasyon

Sedece basit bir paralel evren fantezisi değil, felsefe, psikoloji ve derin varoluş krizilerinin olduğu bir dizi. Constellation (2024) – Paralel Evrenlerde Kimlik ve Varoluş Karmaşası