Sevgiler, Simon belki de en popüler LGBT temalı gençlik filmlerinden biri. Ya sa orijinal adıyla “Love Simon” Becky Albertalli’nin “Simon vs. the Homo Sapiens Agenda” kitabından uyarlama. Eğlenceli ve duygusal bir film. 2018 yılı yapımı film gay genç Simon’ın sakladığı büyük sırrı ve bu sırla (cinsel yönelimi) yüzleşmesini konu ediyor.
Kimlik, aidiyet, sevginin evrenselliği gibi çok anlaşılır bir konusu var. Bu nedenle film çok sevildi. Film, Simon üzerinden “kendin” olmanın bazen çok olduğu ama bir o kadar da özgürleştirici olduğunu anlatıyor. Aslına bakarsanız dünyadaki bütün kavgalar, cinsel yönelim üzerinden yürütülen ötekileştirmeler gereksiz. Yüzyıllardır bitmeyen tartışmaları bir kenara bırakmalıyız. Artık insanın yaşam anlayışı, hayalleri kısacası bütün kavrayışı değişiyor. Bizim hala eşcinsellik üzerinden gündem oluşturmamız basit konuları sırf bir başkası üzerinde hakimiyet kurmak için abarttığımızı gösteriyor.
Ayrıca filmle de bağlantılı olan Love, Victor (Sevgiler, Victor) dizisini de izlemelisin. Film Netflix üzerinden üzlenebilir.
🏳️🌈 Küratör Önerisi: LGBT filmleri kataloğu
Sevgiler, Simon Film Konusu ve Özeti
Simon Spier, hayatı gayet sıradan ilerleyen lise son sınıf öğrencisidir. Arkadaşlarıyla iyi geçinir, ailesiyle tipik ergen çatışmaları yaşar. Ama bir farkla… Simon’un gizlediği büyük bir sırrı vardır: O bir gay’dir ve bunu henüz kimseye söylememiştir. Bir gün okulun isimsiz blogunda “Blue” takma adıyla yazılmış bir itiraf okur: Yazar da Simon gibi eşcinseldir ve kimliğini gizlemektedir.
Simon, derin bir bağ hissettiği bu isimsiz kişiyle iletişime geçmek ister ve kendi sahte e-posta hesabını açarak ona yazmaya başlar. Günler geçtikçe yazışmalar derinleşir, aralarında görünmez bir bağ oluşur. Ancak her güzel şeyin bir riski vardır. Simon’un okul bilgisayarında yaptığı bir hata, tüm bu özel yazışmaların sınıf arkadaşı Martin tarafından görülmesine yol açar.
Martin, Simon’un sırrını bildiğini söyleyerek onu şantajla tehdit eder: Eğer Simon, hoşlandığı kız Abby’yi onunla bir araya getirmezse, e-postaları ifşa edecektir. Simon bu karmaşık durumla baş etmeye çalışırken hem arkadaşlarıyla olan ilişkileri zarar görür hem de kendini daha fazla saklayamayacağı bir noktaya gelir.
Peki, Blue kimdir? Simon gerçek aşkını bulabilecek midir? En önemlisi de, “kendin olmak” gerçekten bu kadar zor mu?

Film ne anlatıyor Felsefi Toplumsal Çıkarımla
İncelemesi ve Yorumu
Sevgiler, Simon sıradan bir gençlik filmi değil; kalbinin sesini dinleyen ama bunu dünyaya duyurmaktan korkan bir gencin duygusal yolculuğu. Filmin ana temasını belki onlarca defa gördüm. Yine binlerce defa LGBT bireylerin dışlanıp, ötekileştirildiğini de gördüm. Özellikle ufacık bir eleştiriyi bile kabullenemeyip karşısındakini politik güçle ezecek olan tutucu ve muhafazakar düşüncelere sahip olanlar; LGBT bireylere her istediklerini söyleyebiliyor.
LGBT bireylere her türlü iftira, hakaret bir suç oluşturmazken bunun tam karşısında LGBT bireylerin ufacık bir savunması bile sorun oluyor. İlla eşcinsel olmamız da gerekemez, insana yaraşır bir toplum düzeni ve kutuplaşmadan yaşamak için “sağlı düşünen bir beyne” sahip olmamız yeterli aslında.
Filmde Simon’un karmaşık duyguları aslında onun eşcinsel ya da gay kimliğini kabullenmek istemesinden çok ailesinin ve arkadaşlarının zorbalığından korkmasından kaynaklanıyor. Düşünün politik güçle ya da maddi güçle her türlü kötülüğü ve haksızlığı yapan birinin eşcinselliği lanetli görmesi ne kadar büyük bir ironi içeriyor. Aslında Simon bağlamında, kurulu dışına çıkınca, gerçek yaşamda da utanması gereken işleri yapanlar, toplumu geren ve ötekileştiren, LGBT bireylere nefret yağdıranlar yerine LGBT bireylerin utanç içinde olması da nasıl bir zihinsel çöküş içinde olduğumuzu gösteriyor.

Örneğin durduk yere sırf toplumu ötekilşetirmek için hiç bir nedeni olmadan LGBT bireyler, kolay lokma olarak gözüktüğü için, hedefe alınabiliyor. Bu dünyanın zihinsel gelişime kapalı ülkelerinde kurumsal şiddete bile dönüşüyor.
Fil bir gencin, umut ve özgürleşme çabasından çok etrafındaki nefrete karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor. Daha önce de yazdığım gibi LGBT bireyleri kurumsal ve politik olarak rahat bırakan ülkeler şu anda dünyanın en huzurlu toplumları ve zengin ülkeleri arasında. Çünkü toplumu kutuplaştırıp birbirinden nefret ettirmek bir devleti ve toplumu geliştirmez ve geleceğe taşımaz. Bu durumda sadece politik gücü elinde tutanlar geçici bir süre bu karmaşadan yararlanır. Sonunda birbirini sevmeyen insanlar yığını yaratırız.
Filmdeki şantaj çok klişe gibi ama gerçek yaşamda yukarıda bahsettiğim durumlardan dolayı bir eşcinsel kimliğini saklamak zorunda. Belki kurumsal olarak devlet LGBT bireyleri kabullenmeyi öğrenir. Bu kabul tıpkı anne babanın çocuklarını kabullenip, merhamet ve hoşgörüyle yaklaşmalarına benzer. Tabii ki filmde olduğu gibi eşcinsellerden nefret edenler olacak fakat buna “dur” diyen bir politik güç de olmalı.

Sonuç
Sevgiler, Simon sadece bir “coming-out” filmi değil; aynı zamanda büyümek, kendini tanımak ve cesur olmak üzerine evrensel bir hikâye. LGBTQ+ bireyler için görünürlük sağlayan bu film, aslında heteroseksüel izleyiciye de belki LGBT karşıtlarına da empati kurabilecekleri bir pencere açıyor.
Boş verin, bir başkasının cinsel kimliği ile ilgilenip, kendinizi saçma sapan kavgaların içinde yok etmeyin. Hep birlikte varolun. Mesajını veriyor. Sonuçta hepimiz beynimin elektro kimyasalların örüntüleri ile kurguladığımız bir sanal gerçeklik içinde yaşıyoruz. Kimsenin zihninde kurguladığı dünya bir diğerininkinden üstün ve gerçek değil.









