Düzülke Flatland Edwin A. Abbott Kitap Özeti Konusu diyerek klişe bir post yazmak niyetinde değilim. Daha başka söz söylemek istiyorum. Hayal gücümüzü kullanarak evren anlayışımızı geliştirebiliriz. Yaratıcı düşüncemizi her bir seviye yukarı taşıdığımızda bize evrenin sırlarından daha fazla bilgi akıyor. Aşağıda da bahsedeceğim gibi aslında bu roman toplumsal ve siyasi bir eleştiri ama bir yandan da içerisinde harika bir geometri harika bir bilim içeriyor.
İnsan her zaman bilmediği şeyi düşman olmuştur. Biz insan türü yine her zaman olduğu gibi bizden olmayana, başka değişle farklı gördüğümüz her şeye savaş açmayı sürdürüyoruz. Kitapta da böyle bir mücadele var. Bilim bile bazen cehaletin önüne geçemiyor. Neyse şimdi şimdi bu harika alegori ne diyor ona bakalım.
✅ Küratör Önerim: Okunacak yeni bir kitap keşfedin

Düzülke’nin Konusuna Kısa Bir Bakış
Düzülke Flatland Her şeyden önce siyasi ve toplumsal bir eleştiri. Toplumsal farklılıklar özellikle sosyal statü farklılıkları insanları adeda birbirini kölesi yapmıştır. Romanda 2 boyutlu bir uzayda yaşadığını zanneden aslında bizim gerçek dünyamızdaki insanlardır. Yani bizleriz. İnsanları işçi sınıfı çalışanlar, çalışanların emeğini yiyen para babaları, dokunulmazlığı olan üst sınıf insanlar bunların hepsini romanda farklı geometrik şekillerde görüyoruz. dünyada insanların yaptığı en güzel şeylerden biri de gerçekleri kabul etmemek ve tek gerçeğin kendi inandıkları olduğunu iddia etmeleridir.
Farklılıkları kendi boyutumuz dan baktığımız zaman kavrayamıyoruz. Her insanın düşüncesi ya da her insanın yaşam tarzı aslında farklı bir boyut gibidir. biz ne zaman kendi düşünce dünyamızı kendi inançlarımızı daha üst bir boyuta taşıyıp daha doğrusu yaşama farklı boyutlardan bakmayı öğrendiğiniz zaman, çıkarak yeni yeni evrenler keşfedeceğiz. İşte o zaman yeryüzündeki bütün ayrımlar bütün karmaşa bitecektir. yönlerinin olduğunu kimseye kabul ettiremez.
Düşünceleri onun hapse atılmasına gerektirir. Düzülke’nin insanları kendi 2 boyutlarının dışını hayal bile edemezler. Başka bir boyutun olma ihtimalini dahi kabul edemezler. Oysa ki üç boyutlu uzaydaki küp, 2 boyutlu dünyada yaşayan bütün insanların iç organlarını bile görür. Küp, uzamsal boyuttan bakınca, kilitli kasalarının içine dahi kolaylıkla görebilir.
Hemen kurgunun dışında kendi gerçekliğimize geleceğim. Gerçek yaşamda daha bir üst düşünce boyutuna geçtiğimiz zaman görüş alanımız açılacak, daha çok alanı göreceğiz. Aslında bütün kavgaların ve anlamsızlıkların iç organlarını görebileceğiz. Kapalı kutuların içindeki bütün anlaşmazlıklarımızı göreceğiz. Ve gerçekliğin sadece tek bir inanca ve dünya görüşüne bağlı olmadığını anlayacağız.
Düzülke Ne Anlatıyor?
Düzülke Flatland 2 boyutlu bir uzayda sadece ileri geleni sağ ve sol yönlerini bilen ve yukarı ve aşağı yönlerini kullanamayan 2 boyutlu düzlemler dünyasıdır. Bu ülkede kadınlar çizgidir. Kadınlar çok tehlikelidir çünkü çok keskin lerdir iğne ucu gibi önüne geldiği herkesi rahatlıkla ortadan ikiye ayırabilirler. Gerçek yaşamda da kadınlara karşı önyargılar ve nedensiz ahmakça şiddet ve aşağılama romanda kadınların bir çizgiye benzetilmesi ile eleştirilmektedir.
İkizkenar üçgenler ise sivri uçları nedeniyle aşağı sınıftan insanlardır. Yine eşkenar üçgenler de toplumun en alt seviyesindedir. Kareler ki Roma’nın anlatıcısı kare genellikle orta sınıf ve eğitimlidir. Çokgenler özellikle daire ise en üst tabakada ki burjuvalar ve din adamlarıdır. Bunların dokunulmazlığı vardır.
Düz ülkede herkes birbirinin sadece bir tarafına görür. Birbirlerini dokunarak ya da görme yoluyla ölçerek tanıyabilir ler. Bir gün kare rüyasında tek boyutlu bir evrende yaşayan nokta ve çizgilerle konuşur. Onlara 2 boyutlu uzayı ve evreni bir türlü anlatamaz. tek boyutlu noktalar ise kendilerini evrenin tek sahibi yaşayabilen ve yaşayan tek varlık sanarlar. Yaratıcısı kendileri olduğunu zannederler. O zaman kendinizi her şeyin sahibi sanırız. Düşüncelerimiz de inançlarımız da dünyadaki tek ve en makbul düşüncedir, bizden başkasını yok sayarız. İşte Düzülke “Flatland” bizim şu anki dünyamıza çok benzer.
Bir gün üç boyutlu bir dünyadan Bir küp romanımızın başkişisi olan küpü kaldırır ve yukarı aşağı boyutunu gösterir. Kare bir anda kendi ülkesinin gerçekliğini anlar. kendilerinin daha alt bir boyutta olduğunu öğrenir. Yine 3. Boyutta yani yukarıdan baktığı zaman kendi iç organlarını, kapalı kutularının içini, evlerin içini rahatlıkla görür. Çünkü 2 boyutlu evreninde sadece kuzey güney doğu batı yönleri vardır.
Düzülke’nin Kurgusal Dünyasından Bizim Gerçekliğimize Bir Yolculuk
Kare 3 boyuttan bahsettiği zaman çok ağır bir ceza alır ve hapsedilir. İnsanların 3 boyuttan bahsetmesi yasaklanır. Düzülke’de 1999 yılı yaşanmaktadır. Yeni bin yılın başlangıcında kareye adeta vahiy inmiştir. Üç boyutlu bir uzayın varlığını kimse kabullenmez. Bu olan olanaksız bir şeydir. Bu siyasi taşmala 150 yıl sonrasında bile güncelliğini koruyor. Irkıçılık, ayrımlar, cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımlarına kadar ne varsa her şey aslında vizyonsuzluk ve eksik görmeyle ilgili. Büyün boyutlarıyla yaşamı görebilmek önemli.
Bizim gerçekliğimizde bütün yaşam algımız romandaki gibi “iki boyutlu” ve kısıtlı. Bu nedenle LGBT+ bireylerden tutun da kadınlara şiddete kadar “tek boyutlu bir dünüce”nin kurbanlarını yaratıyoruz. Başka inanca ya da dine sahip biri, bizimle zıt görüşteki bir siyasi düşünce de bu “görüsülük”ten payını alıyor. Bu toplumsal eleştirilere o kadar çok örmek verebiliriz ki! Bir diğerinden kendimizi üstün görmek de bu insana yanlış açıdan bakmanın sonucudur. Başkasını yaşantısını eksik, günah, yanlış görmek sadece bir “dar görüş alanı” problemidir. Çok boyutlu düşünce uzayında, yaşamı ve insanı her yönüyle görebiliriz.
Peki ya bizim evrenimizde yani uzay-zaman boyutunun dışında farklı boyutlar var mıdır? Şu anki model matematik bize birbiri içine kıvrılmış daha yüksek boyutlar olabileceğini söylüyor. Evrenimiz bir hiper küpün içerisinde 4 boyutlu bir yer olabilir. Bizim uzay zamanımızın üstünde örneğin 5. Bir boyuttan evrenimizde bakmış olsaydık belki de iç organlarımızı ve kapalı kutularımızın içini görebilecektik.
Şimdilik evrende insanın yaşadığı uzay-zaman boyutu dışında üst boyutlar, ya da üst boyut varlıkları var mı bilmiyoruz. Bu gibi metafizik soruları cevaplamak çok zor. Fakat Simi kuramı, M kuramı; kuantum fiziği bize 11 boyutlu bir evren yapısından bahsediyor. Hiperküp bunun çok güzel bir örneğidir. Diyip burada bitireceğim.
Kitap Bilgileri
Kısaca kitaptan bahsedeceğim. İki defa okuduğum ve insan zihninin ürettiği en iyi yapıtlardan biri. Bir gün beynimiz (eğer yakılıp küle dönüşmezsek) gömüldüğümüz toprak altında eriyip akacak. Fakat yaşamdayken ürettiğimiz aydınlık üşünceler yaratıcısından dah açok yaşayacak.
Orijinal adı Flatland: A Romance of Many Dimensions romanı ilk olarak 1884 yılında yayınlanıyor. Boyutların ötesine geçmek isteyen bir zihin, yalnızca matematiği değil, toplumun görünmez kurallarını da sorgulamak zorundadır. Düzülke, iki boyutlu bir dünyada yaşayan bir karenin gözünden toplum, sınıf ayrımı ve düşünsel körlüğü anlatan bir baş yapıt. Ki bu körlük günümüzde hala gözlerini açmadı. Ayrıca Matematiksel bir kurgu üzerinden dogmatizmi ve sınırlandırılmış algıyı eleştiren alegori 160 sayfa ve hafta sonu okur bitirirsiniz. Düzülke, Alfa Yayınları çevirisi okudum ben.









