Frankenstein ya da Modern Prometheus Kitap Özeti İncelemesi. Bu roman Mary Shelley da tam adıyla Mary Wollstonecraft Godwin Shelley’nin 18 yaşında yazdığı bir başyapıtıdır. Yazarın annesi de babası da edebiyatçıdır. Yazarlık yeteneğinin genetik olduğu bellidir. Roman hakkında o kadar çok yazacak şey var ki! Nereden başlamalı bilmiyorum.
Romanın özeti değil de daha çok incelemesini, içindeki felsefeyi yazmak istiyorum. Yazarın hayal gücü ve romana esin kaynağı olan hayalleri ve kabusları da çok ilginçtir. Romanın yazılma öyküüs de bir hayli ilginç. Ayrıca Prometheus konusuna da değinmek gerekiyor. Frankenstein; or, The Modern Prometheus aslında insanın geleceğine dair bir öngörü gibi. Kitabı İş Bankası Kültür Yayınları baskısından okudu. Kitabı okurken aklıma transhümanizm, insan bilincinin bir makineye ya da bilgisayara kopyalanması geldi. Yine bilinçli robotlar, siborg teknolojileri de var. Özellikle bilim kurgu klasiklerinin vazgeçilmezi robotlar modern romanların en sevilen temalarından. Uzay Yolu Yeni Nesil’deki humanoid Data aslında Shalley’nin yaratığının bir benzeri.
İnsan gelecekte belki de biyolojik bedenini aşacak. Kim bilir Homo Sapiens yer yüzünden silinecek ve yerine biyolojik ve silikon karışımı bir yaşam türü gelecek. Belki de bu türü biz yaratacağız.
✅ Önerim: Okunacak yeni bir kitap keşfedin

Frankenstein ya da Modern Prometheus Mary Shelle Kitap Özeti Konusu
İlk olarak romanın çok kısa bir özetini çıkarmak istiyorum. Öncelikle gerek 1931 yılındaki isnema uyarlaması gerekse modern uyarlamalardan (en azından benim izlediklerim) hiç biri romanı olduğu gibi yansıtamamış. Özgün roman konusu beyazperde de göremedim.
Bilim insanı Victor Frankenstein çok başarılı ve zeki bir insandır. Çocukluğundan beri kimyaya ve bilime meraklıdır. Victor, küçükken evlerine Elizabeth adında yetim bir kız gelir. Bu kız da artık ailenin bir parçasıdır. Annesi de kızıl hastalığından ölür. Fakat Victor bütün bunlara rağmen bilim insanı olmayı kafasına takmıştır. Üniversitede okuduğu bütün kitapların eskimiş bilgiler olduğunu öğrenir. Öğretmeni tarafından pek de hoş karşılanmaz. Victor, laboratuvarında deneyler yapar. Yıldırım elektriği ve galvanizma ile bulduğu insan parçalarını birleştirir. Amacı bir insan yaratmaktır. Adeta tanrıyı oynamak ister. Sonunda birleştirdiği insan parçalarına can vermeyi başarır.
Çirkin, orantısız, çok kuvetli bir varlık yaratır. Bu yaratık onun için “şeytan”dır. Yarattığı varlığı hiç sevmez. O yani iblis laborotuvardankaçar. Frankenstein yaratığı bulamaz, endişelidir ama elinden bir şey gelmez. Memleketinden aldığı mektupta erkek kardeşinin öldürüldüğünü öğrenir. Evine gittiğinde orada yarattığı o “iblis”i görür. Kardeşini “o” öldürmüştür. İblis ile Victor uzun uzun konuşurlar. Yaratık, yaratıcısına kednini yaratıp neden sevmediğini sorar?
Neden dışlanmıştır? İnsanlar gibi yaratıcısı da onu sevmemektedir. Yaratıcıdan kendine bir “Havva” yaratmasını ister. Aksi taktirde tanıdığı herkesi öldüreceğini söyler. Victor, dediği gibi hatta söz verdiği gibi bir eş yaratmaz. Çılgına dönen “iblis” dehşet saçar. Frankenstein’ın ailesinden herkesi öldürür. Doktor Frankenstein onun peşine düşer, buzul denizine doğru yola onu takip eder. Burada canavarı yakalayamaz ölmek üzereyken bir gemi tarafından kurtarılan Victor, bütün bu öyküsünü kaptana anlatır.
Modern Prometheus, Promethius Kimdir
Promethius’un hikayesini bize en iyi Yunan tragedya yazarı Aiskhylos Zincire Vurulmuş Prometheus yapıtında anlatır. Prometheus, tanrıların sırrı olanateşi çalarak insanlara verir. İnsnaları sevmeyen Tanrı Zeus düşmanı olan bu Titan tanrıyı diğer kardeşleri ile birlikte cezalandırır. cazalandırır. Sıkı sıkıya bağlandığı kazıkta ciğerlerini akşamları kartarlar yer.
Gündüzleri tekrar yerine gelen ciğerleri kartarlar tekrar yer. Bu acı sonsuzadek sürecektir. Ama sürgünde işkenceler çeken tanrı Prometheus zincirlerinden kurtulmayı başarır. Doktor Frankenstein’in adı olmayan iblis diye adlandırdığı yaratığı da sürgündedir. Tanrısı tarafından cezalandırılmıştır. O da zincirlerini kıracaktır.
Romanın İncelemesi ve Transhümanizm
Transhümanizm ya da teknolojik tekillik Ray Kurzweil’in en önemli geliştiricilerinden olduğu iki kavramdır. Geleceğin modifiye edilmiş insanı, hem beden olarak hem de zihin, bilinç olarak makinelerle birleşecektir. Belli bir yerden sonra teknolojik tekillik ile birlikte insan ile makine arasında bir fark kalmayacaktır.
Bu yeni insana insan 2.0 denilecektir. İnsan 3.0 ise kendini diğer makinelere, bilgisayarlara kopyalayabilen insandır. Bu insan ayrıca vücudunu da değiştirebilecektir. Romanda Frankenstein aynı Kral Gılgamış gibi güzel yaşamların sönüp gitmesinden şikayetçidir. Victor, “Yaşamın sebeplerini araştırmak için önce ölüme bakmamız gerekir.” der. Bilim onu baştan çıkarmıştır.
Frankenstein Kompleksi
Frankenstein kompleksi akıllanan makinelerin, yapay zekanın insana başkardırısı ve insan ırkını yok etmesini anlatır. Ayrıca insanın teknolojiyi kullanarak adeta kendini yaratıcı sanması ve evrene meydan okuması da bu kategoridedir. Bu tabir ünlü bilim kurgu yazarı Isaac Asimov’a aittir. Romana dönecek olursak romanda da yaratıcısı tarafından sevilmeyen, dışlanan ve adı bile olmayan o ucube başkardırır. Romanda Frankenstein ile “o”nun karşılaşıp uzun uzun konuştukları bölüm çok etkileyicidir.
Günümüzde ChatGPT, Gemini ve Grok üçlüsü yapay zeka olarak oldukça iyi işle başarıyor. Yavaş yavaş bir asistan ve sohbet penceresinin dışına çıkıp “bilinç” olma haline doğru ilerliyor. Şu anda bizi dinliyor ve bizi anlıyor, değişik modellerde kendini eğitiyor. Tamamen ticari amaçlı olsa da algoritmalar sosyal medyanın temelidir. Yine müzik uygulamaları, dijital platformlar, reklam gösteriminine kadar algoritmalar ve yapay zeka her yerde. Yapay zeka belki Frenkenstein gibi bir canavarı doğurmayacak ama bir varlık olarak insanı geçeceği kesin gibi.
Gotik ve Erken Bilimkurgu Üzerine Oldukça Kişisel Bir Paragraf
“Frankenstein”ı okurken bende hep şu his oluşur: İnsan zihni karanlığı da merakı da aynı anda taşıyor. Gotik atmosferin o kasvetli, ıslak taş duvarlı, gölge dolu havası aslında Victor’un iç dünyasının bir yansıması gibi. Ama romanın beni en çok çeken yanı, tam da bu gotik korkunun içine sızmış erken dönem bilimkurgunun o saf, çılgın merakı.
Mary Shelley sanki bir yandan bize ‘Korkmalısın, çünkü insan kendi gölgesinden bile bir yaratık çıkarabilir’ diyor; öte yandan da bilimin büyüsünü elinden almıyor. Bence “Frankenstein”, insanın hem yaratıcı hem de yıkıcı yanını aynı potada eritip bize “peki, sınırı nerede çizeceğiz?” sorusunu fısıldayan en etkileyici yapıtlardan biri. Sadece gotik edebiyat ve bilimkurgu edebiyatının başlangıcı değil, roman ayrıca robot ve siborg terimleri üretilmeden çok önce adeta günümüzün yapay bilinç ve insansı robot düşüncesinin altyapısını oluşturmuş gibi. Belki de her şey Shelley’nin hayal etmesi ile oluştu, kim bilir? Yine onun yaratığı yine de biyolojikti, karbon temelli ve oradan buradan “çıkma” organlarla yapıldı. Bizim robotlarımız ise silikon temelli olacak.
Romandan İlginç Bir Alıntı
İblis Yaratığın Yaratıcısıyla Sohbeti
🍭Böyle bir karşılamayı bekliyordum dedi iblis. Hilkat garibelerinden herkes nefret eder. O zaman canlılar arasında iğrençliğikte bir eşi olmayan benden nasıl nefret edilmesin. Yaratıcım olduğun halde sen bile ancak ikimizden birinin yok oluşuyla kopabilecek bir bağla bağlanmış kendi eserini hor görüyor tiksiniyorsun. Yaşamla nasıl olur da böyle dalga geçersin. Sen bana karşı vazifeni yerine getireceksin, ben de sana ve insnalığın geri kalanın akarşı vazifemi.
🍭İğrenç derecede çirkindim devasa boyutlardaydım ne demek oluyordu bu kimdim ben neydim nereden gelimiştim nereye gidiyorum bu sorular kafamda dönüyordu.
🍭Seni lanetli yaratıcı ne diye yaşıyordum ki neden senin düşüncesizce bahsetmiş olduğun yaşam kıvılcımı oracıkta söndürmedim ki bilmiyorum.
🍭Bir tek senden medet umabilirdim ama sana karşı hissettiğim tek his nefretti. Hissiz, kalpsiz yaratıcı beni kavrama becerisiyle tutkularlae donatmış sonra da insanlık benden korksun beni hor görsün diye ortaya bırakıp gitmiştin.
🍭Ah yaratıcım ne olur mutlu et beni! Bırak bir tek nedenden ötürü sana minnettar kalayım. Bırak yaşayan bir şeyde sempati uyandırdığımı göreyim.
🍭Başarmış olduğum çalışmayı yani hisli ve aklı başında bir hayvan yarattığımı dikkate alınca kendimi sıradan düşünürlerle aynı kefeye kıyamıyordum. … Tüm hayallerim ve umutlarım hiclikten ibaret. Tıpkı kadiri mutlak olmak isteyen o baş melek gibi.
Sohbet bu şekildedir. Yaratıcı çok kibirlidir. Kendi can verdiğini küçümser, aşağılar. Oysa onun tek istediği sevgidir. Mitolojide gururlanan tanrılar insanları hep yok ederler. Sümer mitolojisinde insnaları yok etmek için tufanı kullanan tanrılar, gökyüzünden bu yok oluşu izlerler. Ama tanrı Enki, kendi yarattığı insnaları kurtarmak için Uptapiştim’e bir gemi yapmasını öğütler. Sevdiklerini ve diğer canlıları bu gemilerle kurtaracaktır.
Romanda yaratık hem tanrıyı yener intikamını alır hem de insanalardan nefret eder. Peki bizim yapay zekamız, siborglara aktardığımız bilincimiz, bilinçli makinelerimiz, modifiye edip yeni bir türe dönüşen insnalığımız ne olacak? Kendi kendisinin tanrısı olma yolunda ilerleyen insanın sonu kendi yarattığı bilinçli makinlerin, öznel deneyimleri olan yazılımların elinden mi olacak?
Frankestein Filmi – Netflix 2025
Filmi yapılan kitaplar arasında Frankenstein’nin de olması şaşırtıcı değil. Böyle bir başyapıt ve bilim kurgunun başlangıcı sayılan bir yapıtın elbette sinema uyarlaması yapılacaktı. Fakat filmler yapımcıların ve metin yazarlarının keyfine ve fantezisine göre sürekli değişiyor. İlk film 1931 yılında yapıldı. Aşağıda bir video var. 1994 yapımı daha çok roman odaklı bir anlatımda.
Gelelim Netflix, 2025 Frankenstein filmi üzerine yazmaya. Tanrı ve yaratıcı trajedisi, Frankenstein kompleksi üzerine daha fazla değinen yapım yaratıcı Victor ve Yaratık ya da “O”nun dramlarını ayrı ayrı anlatıyor. Yaratığın bilinç ve his kazanmasını daha açık ve dramatik anlatıyor. Felsefi atl metinde ise yaratıcı ile yaratılanın yer değiştirmesi ve ikisinin de aslında aynı olduğu anlatılıyor. Son sahnedeki dramatik anlatım oldukça başarılı. Kış, soğuk canavarın yaratıcısının birbirini kovalaması çok iyi görselleştirilmiş. Canavar kim? Sorusunu sormadan edemedim. R.U.R oyunundan da söz etmesem olmaz. Orada da robotlar insanlığı yok etmek ister. Çünkü acımasızlığı ve insafsızlığı insandan öğrenmiştir. Galiba ne ekersek onu biçeriz.
✅ İnsan deneyi, evrim ve biyolojik dönüşüm temalı diğer bilim kurgu önerilerim
- Köpek Kalbi – Bulgakov
- Ölümcül Yumurtalar – Bulgakov
- Doktor Moreau’nun Adası – H.G Wells
- Frankenstein – Mary Shelley
- Doktor Ox’un Deneyi – Jules Verne
- R.U.R – Karel Čapek
- Ben, Robot – Asimov
- Çocukluğun Sonu – Arthur C. Clarke
- Kızıl Veba – Jack London
- Maymunlar Gezegeni
- Cesur Yeni Dünya
- Uzaktan Kumandalı Kız









