Bazen, dokunduğumuz her şeyin aslında evrenin sınırından sızan soluk bir ışıktan ibaret olduğunu hissediyorum. ‘Hologram Varoluş’ adını verdiğim bu şiirimde; o çok övündüğümüz ‘üstün insan beyninin’, kendi yarattığı acı kurgusunda nasıl tutsak kaldığını masaya yatırıyorum.
Schrödinger’in o tatlı kedisinin bizim gerçekliğimizde hep ölmesi bir tesadüf mü, yoksa egomuzun ulaşılmaz yüksekliğindeki yıkımlarımızın bir sonucu mu? Popüler bilimin ‘holografik evren’ teorisini, insanın cehenneme çevirdiği bu ‘gölge gerçeklik’ ile harmanladım. Eğer sen de bu gürültülü yansımanın ötesindeki asıl varlığı merak ediyorsan; gel, bu dolanık elektronların ve zihnimizin beyazperdesine yansıyan o lanet imgelerin sessizliğine birlikte dalalım.
Biliyorum şiirlerim için “neo materyalist ağıt” diyebilirsiniz. Fakat çiçekli, böcekli, ağlak aşk şiirleri yazmantansa materyalist şiir yazmayı yeğlerim. Artık eski sanat anlayışını değişmeli. Evrenle, insanla yaşamlar ve bilimle birlikte yükselmeliyiz. Metafizik ve hiçbir güç yok. Bize yrdım edecek, her şeyin üstünde bir gizemli yaratıcı da yok. Sadece insan beyninin içinde bulunduğu gerçeklik ve evreni ile olan uyumumuz var. Bütün bu uyum ve gördüklerimiz belki de bir bilgisayar benzetimi, gerçekliğimiz sadece dijital kodların satırlarında…
Bu şiir Google Play Kitaplar’da “İnsan Kalmanın Anısı” adlı kitabın içinde. e-Pub formatındaki kitabı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. Kitap için buraya dokunun.
Şiiri okurken Vangelis, Infinitude dinleyebilirsiniz. Müzik sizi şiirin bilinci aşan kozmik atmosferine yakşaltıracak.
Hologram Varoluş
Gerçeklik:
Akıl almaz fizik kurallarının geçerli olduğu,
Evrenin sınırından kopan,
Zihinsel bir karmaşaya
Neden olan hologram görüntüsü,
Asıl varlıkla hiç teması yok,
Yalnızca titreşen bir yansıma…
Bir gölgenin hayalet örüntüsü,
Bir uğultu, bir gürültü…
Gerçeklik:
Evrenin hacminde,
Asıl varlığın bir yan ürünü,
Bir süprüntü…
Daha yüksek boyutlardan sızan,
Soluk bir şık…
Dünya:
Onu cehenneme çevirip,
Yaşanılmaz hale getirdiğimiz bir cennet,
Kaçacak, gidecek bir başka yer yok…
Uzaklaşıp tanrıların mülkünden,
Daha sakin bir yerde,
Önemsiz insan için,
Sanki önemliymiş gibi tehdit edilmediği
bir gerçeklikte,
Dünya da kurtulur belki bütün suçlamalardan;
Anlaşılır asıl suçlu olan
Bu gölge varlık insan…
İnsan sonunda,
Susup gider alıp yanına
Evrenin sınırından kopup gelen,
Holo-varlığını…
Elektronlar bu hologram içinde
Birbiri ile dolanık gezer…
Zaman, uzay boyutunun tutsağı,
Hep ileriye iteklenir.
Açıp baktığımız olasılıklar kutusunda,
O tatlı kedi hep ölür,
Bizim gerçekliğimizde…
Bütün umut dolu yaşantılar belki de
Bilmediğimiz bir gerçeklikte,
Her şeyden habersiz,
Bizim gibi yaşar,
Ama bizim gibi düşünmez,
Bizim gibi lanet imgeler belirmez
Zihinlerin beyazperdesinde…
Bütün karmaşa zihnimizde,
Bizim ölçeğimizde bütün yıkım…
Gelişmiş beynimizden çıkan,
Lanetli değil belki,
Ama fazlasıyla kendine tutsak egomuzun,
Ulaşılmaz yüksekliğindedir
Yıkımlarımız…
Oysa bize göre,
İnsandır her şeyin üstünde,
İnsan beyni en üstün beyindir,
Diğer varlıklara kıyasla…
Yine de en büyük hukuksuzluklar,
Savaşlar,
Yok etme arzusu bizim övündüğümüz
Varlığımızın ürünü…
Bizim ölçeğimizde var olmak,
Kendi yarattığımız
Acı içinde yaşamak demektir.









