Bazen o akıl almaz büyüklükteki evrenin içinde kaybolduğumuzu hissediyorum. ‘Kusursuz Bir Yalan’ adını verdiğim bu şiirimde, o toz parçası kadar önemsiz varlığımızın kurguladığı o devasa illüzyonu masaya yatırıyorum.
Evrenin soğuk sessizliğinde sönen yıldızlar, dokunmayı unuttuğumuz o yaşamlar ve sonsuz büyüklükte bir toz parçası içinde gezinmeye çalışan ruhumuzun yorgunluğu… Popüler bilimin rasyonel gerçeklerini, varoluşçu bir kurgunun süzgecinden geçirdim. Eğer sen de bu kurgudan ibaret gerçekliğimizin ötesinde, galaksilerin o ulaşılmaz mesafelerinde kaybolmayı seçiyorsan; gel, bu atomik döngünün ve bilincimizin kurduğu o tuhaf fantezinin sessizliğine birlikte dalalım. Varolmanın ve inançların klasik kurgularının dışına çıkalım.
Bu şiir Google Play Kitaplar’da “Kozmik Sislerin Ardında” adlı kitabın içinde. e-Pub formatındaki kitabı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. 👉 Kitap için buraya dokunun.
🎹 Müzik ve şiir ikilisi her zaman birbirini tammalar. Şiiri okurken aşağıdaki müziği de dinleyebilirsiniz. “Musica É, David Garrett”
Kusursuz Bir Yalan
Fazla vaktimiz olmayabilir
dokunmak için yaşama.
Ve biz kaybolduk,
ve biz kaybettik
aşka, sevgiye, iyiye dair ne varsa
karanlık, soğuk,
karmaşık zihnimizin dolambaçlı yollarında.
Yaşadığımız uzay zaman boyutunda
sabit bir gerçeklik yoktur.
Her şey görece…
Kurgudan ibaret bütün gerçekliğimiz,
aslında yaşadığımız her bir an,
kusursuz bir yalan.
Eğer yaşamak
sadece nefes alıp vermekse,
o zaman sönsün yıldızlar,
karanlık evrenin içinde
buz tutsun her şey,
soğuk bir sessizlikte.
Yaşamak,
evrenin akıl almaz büyüklüğünde,
sonsuz gerçekliklerin birinde,
önemsiz bir toz parçasının içinde,
varlığımızın ötesine geçebilmektir.
Nefes alıp vermenin çok ilerisinde,
yıldızların, galaksilerin
o ulaşılamaz mesafelerinde,
karanlık evrenin içinde,
yaşamak,
görmek,
hissetmek,
anlamak,
sevmek,
önemli değildir —
ulaşacağımız yerde.
Çıkıp gitmeliyiz
çok önemli yaşantılarımızın
içinde bulunduğu
bu toz parçacığından.









