Evrenin Soğuk Hacmi ile sizi modern dünyanın o bitmek bilmeyen gürültüsünden çekip, kendi içsel boşluğunuzla baş başa bırakmak istedim. Yazarken sadece mısraları değil, varoluşçu felsefe ile harmanladığım o melankolik sancıyı da kağıda döktüm. Eğer ruhunuzda anlamlı şiirler için bir yer ayırdıysanız, bu dizelerde aslında hepimizin ortak hikayesini —hiçlik ile varlık arasındaki o ince çizgiyi— göreceksiniz. Bu çalışmamı; ölüm şiirleri ve yalnızlık temalı şiirler, varoluş şiirleri, evren temalı şiirler ya da kozmik şiirler içinde kaybolurken aslında kendini bulmak isteyenler için hazırladım. Dev sessizliğin içinde bağıran o sesin bize, yani egomuza ait olduğunu biliyorum. Gelin, egomuzun oksijeninde boğulmayı bir kenara bırakıp, bir defterden silinmiş yazılar gibi silikleşen varlığımızı (ve modern yalnızlığımızı) birlikte sorgulayalım.
Bu şiir Google Play Kitaplar’da “Kozmik Sislerin Ardında” adlı kitabın içinde. e-Pub formatındaki kitabı satın alarak katkıda bulunabilirsiniz. 👉 Kitap için buraya dokunun.
Müzik ve şiir ikilisi her zaman birbirini tammalar. Şiiri okurken aşağıdaki müziği de dinleyebilirsiniz.
Evrenin Soğuk Hacmi
Yok olup gideceğiz
Kalabalığın içinde
Tek ve yalnız bir insan gibi.
Gece olmasını bekleyeceğiz,
Karanlığın sakinliğinde,
Bütün çirkin sözlerimiz duyulur diye
Fısıltıyla konuşacağız.
Ve yok olup gideceğiz,
Karanlığın içinde.
Korkuyoruz, biliyorum,
Aydınlık açığa çıkaracak belleğimizdeki
O çarpık dünyayı.
Korkuyoruz aydınlıktan.
Yok olup gideceğiz,
Sıradan bir galaksi sarmalının
En önemsiz yerinde,
Işık yıllarıyla çevrili karanlık bir ölümde…
Bütün evren sanki
Bizim için var olmuş gibi,
Egomuzun tahtında bitireceğiz oksijenimizi,
Nefessiz kalacağız,
Kaybolup gideceğiz,
Evrenin soğuk hacminde.
Dağılacak moleküllerimiz,
Atomlara, ondan da küçük parçalara;
Biz dediğimiz her şey
Savrulup gidecek
Evrenin parçacıklar denizinde,
Belirsizliğin ve kararsızlığın arasında…
İki boyutlu sicimlerin,
Titreşim desenlerinden oluşan varlığımızdan habersiz,
Kendi yasalarını işletirken
Mikro dünyadaki parçacıklar;
Biz devasa ölçeğimizde,
Bütün bu kaos ve belirsizliğin içinden çıkan
Yan ürünleriz,
İstenmemiş bir çocuk gibiyiz.
Katı gerçekliğimizin yanılgısında,
Bir defterdeki silinmiş yazılar gibi
Silik ve soluktur varlığımız,
Bir kalıntıdır.
Ve biz Sonsuz varlık hiyerarşisinde,
Kendimizi evrenin tek sahibi sanıyoruz.
Aslında yok olmaktan çok,
Var olmaktan korkuyoruz…









