Okuduğum Richard Dawkins Kitapları
Richard Dawkins Kitapları: Okuduğum 5 Kitapta İnsan, Evrim ve İnanç adlı bu yazıda bazı deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. Evrim teorisi, insanın varoluşu, insanın biyolojik evrimi ve benzer konularda okumalar yapmak gerçekten de ufuk açıcı olabiliyor. Richard Dawkins evrimsel biyolog olarak kalmıyor, inanç konularına da değiniyor. Özellikle “yaratılışçılar” ile olan tartışmaları ve verdiği yanıtlarla biliniyor.
Şunu söylemeliyim ki yeni ateizm (neo ateizm) benim asla onaylamadığım bir düşünce akımı. Dawkins de çoğunlukla bu saldırgan tavrını devam ettiriyor. Ama bunun tam karşısında “yaratılışçılar” da aynı biçimde çok saldırgan tavırlar sergiliyorlar. Bu “nefret dili” benim için büyük bir kırılma noktası. Ne olursa olsun, hangi düşünceyi savunuyorsak savunalım, bunu kesinlikle bir saldırı, bir üstünlük olarak görmemeliyiz.
Ben de büyük ölçüde yaratılışçıların yanıldığını düşünüyorum. Mevcut inançların, özellikle Orta Doğu kökenli dinlerin gerçekleri yansıtmadığını düşünüyorum. İnsanlık için bir yenilik, varoluşu açıklayacak herhangi bir bilgi içermediklerini düşünüyorum. Ama bu demek değil ki ben inançlı insanlara saldırayım, dalga geçeyim. Bunu asla kabul edemem.
Richard Dawkins Kitapları ve İnanç Tartışmaları
Bilinçli bir okur, inançların ve dinlerin felsefi; nörolojik gelişimini zaten bilir. İnançların ortaya çıkması insan beyni için bir bakıma gereklilikti, bunu kabul etmek gerekiyor. Çünkü insan beyni inanç üretir. İnançları olmadan insanlık şu anki konumuna gelemezdi. Dinler ve inançlar bir bakıma insan beyninin evrimiyle gelişti.
İşte biz burada insanların pratik yaşamdaki imanlarını, sığınma noktalarını, ibadetlerini asla tartışma konusu yapmamalıyız. Felsefi anlamda inançları, varoluşu istediğimiz kadar tartışalım. Yine bilimsel olarak da tartışalım, hiç sorun değil. Ama ilahiyat ve kişisel inanç bağlamında kesinlikle hiçbir inancı ötekileştirmemeliyiz. Yeni ateizm bunun tam tersini yapıyor.
Ortak bir yaşam alanı, herkesin kendini korkmadan ifade edeceği ve kişiliğini, kişisel varoluşunu gerçekleştireceği bir toplum inşa etmeliyiz.
Diyeceksin ki bu yazdıklarımın konumuzla ne ilgisi var. Richard Dawkins okunduğu zaman ister istemez konu biyolojiden, biyolojik evrimden ayrılarak çeşitleniyor. Bunun içerisine psikoloji giriyor, sosyoloji giriyor, ekonomi giriyor, siyaset giriyor, felsefe giriyor… Aslında bu tartışmaların hepsi günün sonunda “bir yaratıcı var mı?” sorusu etrafında adeta bir çember oluşturuyor.
Ama bu tartışmaların hepsi, çoğunlukla yukarıda söylediğim gibi, kavga ve içinden çıkılmaz tartışmalar ile devam ediyor. Bu tartışmaların kazananı hiçbir zaman olmayacak. Herkes kendi deneyimlediği gerçeklikte, kendi yönelimlerine göre bir yaşam biçimi, bir inanç geliştirecek. Ve bu kişisel inançları da tartışmanın hiçbir anlamı yok.
Daha doğrusu yaşam içerisinde din ve inançları tartışmanın bir anlamı yok; bize pratikte de hiçbir faydası olmayacak. Bence Yaşamımızdaki inançla ilgili sorunlarımızı bir kenara bırakıp, sadece yaşamaya odaklanmalıyız.
Özellikle siyaset, kişisel politik hırslar her zaman inançlar üzerinden insanları ötekileştiriyor. İnanç tartışmalarının çok yoğun yaşandığı toplumlara bakarsak, ekonomik olarak da, politik olarak da, toplumsal olarak da tam bir kaos içerisinde oluyorlar. Çünkü devletin ve toplumun asıl amacından uzaklaşmış oluyorlar.
Bunlar konumuz değil; daha çok felsefe, belki siyaset felsefesi ile ilgili konular. O yüzden hiç bunlara girmeyeceğiz.
Richard Dawkins Kitapları Üzerine Neden Bu Kadar Çok Şey Yazdım?
Richard Dawkins Kitapları diye attığım başlığın altına neden bu kadar çok şey yazdım, değil mi? Nedeni şu: Bu tip kitapları okurken yukarıdaki açıklamaları da yapmak zorundasınız.
Daha doğrusu hani çok meşhur diyalektik vardır ya, genelde Hegel felsefesi okuduğunuz zaman karşınıza çıkan tez + antitez = sentez gibi bir formülü var (Hegel’in doğrudan böyle bir tanımı da yok). Onun süreç felsefesinde tez ve antitezden oluşan süreç, sentezle yeniden kendini geliştirir ve süreç böyle, öncekini kapsayarak ve yenilenerek devam eder. Bilgi de insan da inançlar da sürekli değişerek gelişmeli, olgunlaşmalı yoksa ilerleme olmaz.
Okurken ve öğrenirken belki de inanırken bile sabit bilgiye ya da bir ideolojiye “tapınmadan” ilerlemek gerekli. Burada “tapınmak” ifadesini seçtim. Çok sert bir ifade ama tam yerli yerinde. Fanatik bir yaklaşımla hiçbir inanca, hiçbir yaşam tarzına, artık nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum, yaklaşmamak gerekiyor. Çünkü her şey günün birinde, bilgi anlamında söylüyorum, yanlışlanabilir. Dawkins’in agresif tutumunu ben çoğunlukla görmezden geliyorum.
Ama şurada bir gerçek var. Hani yukarıda söyledim ya siyaset ve inanç ilişkisini; buradan kısa bir şey de yazıp kitaplara geçecek olursam, Dawkins inançları eleştirdiği kitabında bunu da söyler. Örneğin bir ülkede inançların kutsallığını koruyan kanunlar çıkarılmış olsun. Ateist bir bireye, tıpkı eşcinsel bir bireye olduğu gibi, istediğiniz kadar hakaret edebilirsiniz. İnançsız birine istediğiniz kadar küfür edebilirsiniz; bunlar o ülkenin kanunlarında hemen hemen suç sayılmaz. Çünkü karşıt düşünceler ve inançlar, diğer yaşam biçimleri “inançsız” olarak ya da “sapkın” olarak etiketlenmiştir. Diğer tarafta inançlı biri, inancına yapılan en ufak bir eleştirinin hesabını sormak isteyecektir. Çünkü devlet, yasa, kanun taraf tutar.
Başta söylediğim gibi burada devlet ve kanunlar herkese eşit davranmalı. Öyle bir ülke, öyle bir toplum kurgulamamalıyız ki nihai amaç toplumsal barış olmalı, kimse bir diğerine üstün olmamalı. Siyasi gücü elde bulunduran kişilerin ideolojilerini ve yaşam biçimlerini halka dayatıldığı bir düzende ne toplum ne de devlet kalır. Devlet kurgusu, herkesin eşit olarak var olabileceği bir düzeni getirmeli.
Bunu da büyük ölçüde eğitimle, farklı yaşam tarzlarını ve biçimlerini anlamakla başarabileceğiz ya da başarılacak. Herkesin inancı kendine göre gerçektir, yeri geldiğinde bu felsefi olarak da tartışılabilir, bunda sorun yok. Ama devletin ve siyasetin kendine yakın görüşe taraf olup diğerlerini öteki olarak görmesi, işte burada sorun başlar.
Bu durum daha sonra topluma iner, artık toplumda birbirini ötekileştirir. Sonuç olarak herkes birbirini parmakla gösterir.
Bu nedenle herkes kendi dünyasında, kendi inancıyla, kendi inanışıyla bir diğeriyle bir sorun yaşamadan, başkalarının yaşantısını kendi için bir tehdit görmeden, kendi iç âleminde huzur içinde yaşamalı. Bu tür inanç ve yaşam biçimi tartışmalara kesinlikle gerek yok. Bilim ve felsefe düzleminde olsun bütün tartışmalar.
✅📚 Küratör önerim: Okumaya değer az ama öz kitaplar
Richard Dawkins Kitapları: Okuduğum 5 Kitapta İnsan, Evrim ve İnanç
Şimdi Dawkins kitaplarına geçelim. Okuduğum kitaplar bunlar. Daha fazla okumak isterdim ama 5 kitapta sınırlı tuttum. Ve bu deneyimimi paylaşmak istedim. Yaşam bir algılar ve deneyimler yığını. Bu kitaplar da benim okuduğum ve üzerinde düşündüğüm yapıtlardan. Kitapları benim okuma sırama göre veriyorum. İşte okuduğum Richard Dawkins Kitapları

Tanrı Yanılgısı
Richard Dawkins’in “Tanrı Yanılgısı” (The God Delusion) adlı kitabı, ateizmi savunurken, dinler üzerine eleştirel bir bakış sunuyor. Dawkins, Tanrı inancını bilimsel, felsefi ve etik açılardan sorguluyor. Dinlerin insan toplumlarındaki rolünü, evrenin kökenini ve doğasını, dinin doğaüstü açıklamalarının geçerliliğini sorguluyor. Bence başarılı bir kitap. Richard Dawkins Kitapları denilince belki de en çok bilinenlerden biri: Tanrı Yanılgısı
Tanrı Yanılgısı Kitap Konusu, Özeti ve Yorumum
Dawkins, dinlerin insanları nasıl etkilediğini ve toplum üzerindeki etkilerini tartışıyor. Kitap evrimsel psikoloji perspektifinden bakıyor. Din nasıl doğdu, ahlak dinden bağımsız mıdır gibi soruları yanıtlıyor. Kitapta onlarca referans kaynak da var.
Kitapta her ne kadar dinler eleştirilse de eleştirilerin neredeyse tamamı Hristiyanlık üzerine. Dawkins, Katolik kilisesi ve diğer Hristiyan mezhepler üzerinden, Eski Ahit ve Yeni Ahit eleştirileri yapıyor. Ontolojik kanıt, Thomas Aquinas kanıtları gibi konuların yanlışlarını Dawkins uzun uzun tartışıyor. Bazı bölümler gerçekten de uzun olabiliyor. Ara ara kitabı bırakıp okumaya ara verdiğimi söylemeliyim. Okuduğum ilk Dawkins kitabıydı.
Kitap, Din ve ahlak konusunda Ahlakın din olmaksızın var olabileceğini anlatıyor. Din ve toplum başlığında ise Dawkins, dinin bireysel özgürlükleri nasıl sınırladığını ve toplumsal çatışmalara nasıl katkıda bulunduğunu örneklerle anlatıyor. Benim yukarıda verdiğim örneklere benzer örnekleri veriyor ki bence kitaptaki en sağlam eleştiri bu bölümde.
Kitap, pek çok kişi tarafından cesur ve kışkırtıcı olarak nitelendirilen bir yapıt. Kimisi, Dawkins’in dini inançları basite indirgediğini ve manevi deneyimlerin karmaşıklığını göz ardı ettiğini düşünüyor. Bence de kendisi çok saldırgan biri. Ayrıca, dini inancı olan bireylerle empati kurma eksikliği, kitabın bazı okuyucular tarafından itici bulunmasına neden olabilir. Ama yukarıda yazdığım gibi inançlılar da inançsızlar da birbirlerine karşı he zaman “düşmanca” yaklaşıyorlar.
488 sayfalık kitabı okudum ve içindeki kavgaları, saçma sapan eleştirileri bir yana bırakarak, kendi süzgeçimden geçirerek bitirdim. Bence okunması gereken kitaplardan.

Gen Bencildir
Gen Bencildir, Richard Dawkins’in 1976 yılında yazdığı kitabı. Gen Bencildir evrimsel biyoloji temalı bir yapıt. Kitap insanın evriminde genlerin önemini anlatırken aslında genlerin kendi yararları için ve kendini gelecek jenerasyona taşımak için verdiği savaşı anlatıyor.
Dawkins’in kitabı ilk yayımlandığında oldukça ses getirmiş. İnsan evriminin ya da insanın var olmasının amacına genler açısından bakan Dawkins insan için “yaşam kalım makinesi” olarak bahsediyor. Genler kendilerini kopyalamak için işte bu yaşam kalım makinesini yani insanı kullanırlar. Bu tanım gerçekten de çoğu insana ağır gelebilir. Çünkü insan evrende kendini çok üstün bir yere konumlandırıyor. Kutsal amaçları olan insan için bir “yaşam kalım makinesi” olmak kabul edilemez herhalde.
Gen Bencildir, Richard Dawkins Kitap Konusu, Özeti ve Yorumum
Kitabın 11. bölümü ise “mem” kavramına ayrılmıştır. Bu kavram gerçekten de çok önemli bir buluş. İnsanın kültürel evrimini Dawkins “mem” kavramı ile açıklıyor. Kültür iletimini sadece insanlarda ele alınmıyor, hayvanları da inceliyor. Özellikle dinin mem havuzunda nasıl ortaya çıktığı kitapta tartışılan konulardan.
Kitap ilk bölümünde insanın neden var olduğunu sorguluyor. İkinci bölümde dünyada canlılığın nasıl başladığı “başlangıçta basitlik vardı” girişiyle tartılıyor. İnsanın ve diğer canlıların var olması, gen havuzunda varlıklarını bir sonraki nesillere taşımak için verdikleri bilinçsiz mücadele anlatılıyor.
Doğal seçilim, mutasyonlar başta olmak üzere yaşamın amacı genlerin insanın bedenini kullanarak kendini çoğaltması olarak görülüyor. Belki bu çok kısa bir konu özeti oldu ama yeterli sanırım. Amacım deneyimimi paylaşmak. Okuması kolay olsa da Gen Bencildir okur için yoğun bilgi veren bir kitap. Bu nedenle not alarak ve tekrar ederek okumakta fayda var. Popüler bilimin ötesinde biyoloji bilgisi olanlar için kitabı okumak daha kolay olacak. Kitabın her bölümünün anlamaya gerek yok. Ben ilgilenmediğim bölümleri her zaman atlarım. Richard Dawkins Kitapları arasında gerçekten de eşsiz bir yere sahip: Gen Bencildir.

Kör Saatçi
Kör Saatçi, The Blind Watchmaker, 1986 yılında yazılmış. Kitabın adı, William Paley, adındaki 18. yüzyıl ilahiyatçısının kör saatçi kitabındaki saat örneğinden geliyor. Dawkins, saatin karmaşık düzeneğinin bir tasarımcıyı gerektirdiği düşüncesini savunan eski din bilimcinin yanıldığını ispatlamaya çalışıyor ki bence başarılı da oluyor.
Kör Saatçi, Richard Dawkins Kitap Özeti Konusu ve Yorumum
Dawkins, kitapta olasılıksızlığı ve karmaşıklığın arasındaki bağlantıyı açıklıyor. Yazar aslında olanaksız gözüken karmaşıklığın ve bir mühendis tarzındaki yaratıcıya mahkum olması düşünülen karmaşık biyolojik yapıların, doğal seçilim tarafından oluşturulduğunu savunuyor. Akla en yatkın biçimde evrimsel bakış açısıyla ayrıntılı ayla açıklıyor. Kitabın konusu kısaca bu biçimde.
Dawkins kitabında doğal seçimin kör saatçi olduğunu söylüyor. Doğal seçimin ileriyi göremediği sonuçları düşünüp buna göre bir plan yapamadığını ve yine görünen ve bilinen bir amacının olmadığına savunuyor. Doğal seçimin sonuçları usta bir saatçi tarafından yapılmış bir tasarım gibi muazzam bir planlama sonrası ortaya çıkmış gibi görünüyor. Kitabın amacı ise işte bu çelişkileri ortadan kaldırmak aslında her şeyin mutasyonlar ve doğal seçimin milyonlarca yıllık adımları sonucunda oluştuğunu kanıtlamaktır.
Dawkins kitabında ve diğer kitaplarında tekrarla şunu söyler mutasyonlar rastgeledir fakat doğal seçili rastgele değildir tamamen en mükemmel olanı seçmek için çalışıyor. Tabii ki kitabın ilk bölümlerinde göz ve yarasaların sonar sisteminin mükemmelliğini ve inşa kalitesini uzun uzun anlatıyor. Yazar diğer kitaplarda söylediği gibi burada da şunu söylüyor az gören bir göz hiç görmeyen bir gözden daha iyidir, yarım çalışan bir yarasaların sonar sistemi hiç çalışmayan bir sistemden çok daha iyidir. Genel olarak doğal seçimin işleyişini bu şekilde anlatıyor. Hiç olmamak: örneğin gözün tamamen kör olması yerine az gören ışığı algılayan bir gözün çok daha iyi olduğunu söylüyor ve doğal seçilimle bu görme aşamaları gitgide kat kat artar ve en mükemmele ulaşır.
Canlılar rastlantı eseri var olmayacak kadar mükemmel tasarlandılarsa peki o zaman nasıl oldular? Bu cevap ise başlangıçta rastlantısal olarak var olabilecek basitlikte oluşan varlıklar doğal seçimin etkisi ile gitgide karmaşık yapılar oluştururlar. Sürecin sonundaki yapı bize oldukça karmaşık gelecektir ve bu yapının kesinlikle şans eseri olamayacağını düşünmemize elden olacaktır. Dawkins bu düşünce üzerinden doğal seçimi ve rastlantısal varoluşu uzun uzun anlatıyor. Evrimin ve birikimi seçimin hiçbir gayesi amacı hedefi yoktur.
Gözün Evrimi
Kitapta göz gibi organların tümünün bir anda var olmadığında süreçte tam olarak işlev yapamayacağı üzerine duruluyor. Kademeli ya da birikimli evrimin ve genel olarak evrim kuramının geçersiz olduğu tezine karşı oldukça ikna edici ve sağlam deliller getiriyor. Sadece göz değil kanatlar ve yüzgeçler akciğer sadece insanlar değil balıklar kuşlar ve diğer böceklerde kademeli olarak nasıl evrildi kitapta ince ayrıntılarına kadar anlatılıyor.
Kitaptaki pek çok anlatı Richard Dawkins’in daha önceki ya da daha sonraki kitaplarında bulunuyor eğer yazarın diğer kitaplarını okuduysanız bu anlatılanlar diğer kitaplarındaki konuların biraz daha ayrıntılısı ya da farklı bir bakış açısı ile tekrar anlatılması olarak da değerlendirilebilir.
Beşinci bölüm genetik üzerine. Dna ve yapısı insan hücrelerinin genel olarak canlılık ya da biyoloji ve insan organları ve insanın sıfırdan nasıl meydana geldi bu bölümde daha çok kalktım üzerinden anlatılıyor. Buradaki bilgiler oldukça anlaşılır ve temel seviyede olduğunda en hızlı okunan bölümlerden biri denilebilir.
Yaşamın Kökeni Evrim Nasıl Başladı?
Yaşamın kökeninde ne vardır evrim tamamen şansla canlılığı yaratabilecek zamana sahip midir? Zamanın başlangıcından önce ve canlılığın oluşumundan önce ne vardı? Bütün her şeyi tanrısal bir güç mü başlatmıştı ve evrenin yaşı yaşamın tesadüfen başlaması için yeterli midir? Ya da gerçekten her şeyin altında bir tesadüf mü yatar soruları da kitapta uzun uzun tartışılıyor. Evrende 100 milyardan fazla gezegen vardır bu gezegenlerde yaşam oluşma ihtimali nedir yaşam sadece bir defa ve dünyadan başlamıştır?
İnsan biyolojisi ile ilgili bölümler de var özellikle dna ve RNA yapıları protein sentezleme, biyolojik kimyasal yapıların kendini nasıl çoğalttığı ve eslediği gibi konular da anlatılıyor. Başlangıçta ne vardı? Ve ayrıca başlangıçtan önce ne vardı sorusunun cevabı da kitapta uzun uzun anlatılıyor. Başlangıçta yaşam karbon temelli organik moleküllerden mi oluşmuştur ya da diğer beze göre silikon temelli inorganik kristalleri temel alan bir yaşam biçimi daha sonra organik işleyiciler ve daha sonra da DNA’nın oluşumu ile sonuçlanan bir yapıya sahiptir.
Başlangıçta Ne vardı?
Evrimin başlangıcında ilksel çorba’da inorganik bileşenlerDNA eşleşmeler ve diğer süreçlere yardımcı olmuş olabilir mi? Başlangıç inorganik bileşenlerden ve özellikle kil gibi Miraller yardımıyla ilksel çorba hazırlanmış olabilir mi? Evrimi başlatan nedir? İlk eşleyiciler nasıl çalıştı sorularının yanısıra şans faktörü de olasılık hesaplamaları ile yaşamın başlangıcının olasılık hesapları yapılıyor. Evrende yaşam sadece dünyada mı başlamıştır sorusunun da yanıtı aranıyor.
Kör saatçi kitabının temel fikri ya da ana düşüncesi nedir? Kitabın 179. Sayfasında yazar “Kör Saatçi” kitabının temel fikri, yaşamı veya evrendeki başka herhangi bir şeyi anlamak için bir tasarımcı olduğu varsayımına ihtiyacımızın olmadığıdır.“ diyerek bize 362 sayfalık kitabın ana düşüncesini birkaç satırda özetliyor. Başlangıçta kendi işleyen mikroorganizmaların organik bileşenlerden olmayacağı teoride uzun uzun anlatılıyor. Bu terori üzerinde günümüzde epeyce önem veriliyor. Bence kitaptaki diğer önemli anlatım burası. Richard Dawkins kitapları içinde yine okuyup beğendiklerimden. Bazen anlaşılması zor olsa da iyi bir deneyimdi.

Olasılıksızlık Dağına Tırmanmak
Olasılıksızlık Dağına Tırmanmak, (Climbing Mount Improbable) 1996 yılında yazılan Richard Dawkins kitabı. Kitapta Dawkins, yaratılışçıları olasılıksızlık dağının dik yamaçlarından bir anda, dağın zirvesine sıçrayarak her şeyin bir anda var olduğunu sanmalarını eleştiriyor. Dawkins, dağın diğer yönünde elverişli ovaların, hafif tepelerin, vadilerin arasında zamanla, yavaş yavaş insanın evrimi ve var oluşunu anlatıyor.
Olasılıksızlık Dağına Tırmanmak Konusu ve Yorumum
Dawkins kitabında özellikle yaratılışçılar tarafından olası görünmeyen biyolojik yapıların nasıl olası olduğunu anlatıyor. Kitapta, gözün oluşumuna çok fazla yer ayrılıyor. Dawkins, gözün adım adım nasıl evrildiğini anlatırken, ilk canlılar kör müydü, yaşamlarını nasıl sürdürdüler ve karmaşık yapılar nasıl var oldu sorusunun da yanıtını veriyor.
Şans ya da indirgenemez karmaşıklık konularına değinen Richard Dawkins kitabında doğal seçilimin kanatlar gibi bir yapıyı nasıl oluşturduğunu da anlatıyor. İlk kanat nasıl oluştu ve gelişimi aşama aşama nasıl gelişti? Bunu anlatımların hepsi dağın zirvesine bir anda sıçramak (zirve yaratılış ya da var oluşu simgeler) ya da doğal seçilimle milyonlarca yıl içinde olmuştur.
Kitapta evrimin ve doğal seçilimin şans olmadığı vurgulanıyor. Mutasyonlar ve doğal seçilim adım adım en karmaşık yapıları oluşturuyor. Evrim rastgele işleyen ve tamamen kör talihin yapıtı değildir. Doğal seçilim her şeyi olması gereken biçimde var eder.
Mutasyonlar rastgele olsa da doğal seçilim ve adaptasyon süreçleri her bir ayrıntıyı uzun bir zaman boyunca var eder. Hiç bir şey bir anda ve şans eseri var olmaz. Yine canlılardaki simetri ve simetrinin ve düzenin yaratıcının mı evrimin mi yapıtı olduğu da kitapta uzun uzun tartışılıyor.
Her ne kadar kitap ikna edici olsa da uzun ve ayrıntılı anlatımlar okuru bazen çok sıcacak türde olabiliyor. Kısa ve net bilgiler isteyen okur için kitap sıkıcı olabilir ve bitirmesi uzun zaman alabilir. Genel olarak yaratılış ve evrim arasındaki kavgayı doğal seçilim lehine güçlendirecek bir kitap olduğu söyleyebilirim. Dawkins’in anlattıkları ve bilimi çok ikna edici.

Tanrıyı Aşmak: Bir Başlangıç Kılavuzu
Tanrıyı Aşmak: Bir Başlangıç Kılavuzu Dawkins’in 2019 yılında yayımlanan kitabı. Kitap Tanrı Yanılgısı yapıtındaki gibi bir yaratıcının varlığını sorguluyor. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde Hristiyanlık başta olmak üzere dinlerin eleştirisi, ahlak ve doğruluk gibi felsefi konularda Tanrı’nın varlığının gerekli olup olmadığı ve dinlerin açmazları tartışılıyor. Bu kitapta da benim uzun uzadıya yazdığım girişteki bazı düşüncelerimle muhatap. İnanç konuları gerçekten çok hassas ama konuşulması da gerekiyor.
Tanrıyı Aşmak’ın ikinci bölümünde evrim konusu var. Tanrı inancı daha bilimsel bir yönden ele alınıyor. Evrim ve doğal seçilim konuları anlatılırken bir tanrıya ihtiyacımız var mı ya da var olmak için bir tanrı gerekli mi soruları yanıtlanıyor. Bence bu sorular için bile kitap okunur. Kitap biyoloji ve evrim konularından çok bilimsel, felsefi konularla ilerliyor.
Tanrıyı Aşmak: Bir Başlangıç Kılavuzu Kitabı Konusu
Kitabın ilk bölümünde mitoloji ile bir giriş yapılıyor. Yunan, Roma, Mısır İskandinav, Hint, Pers mitolojileri, Kenan Mitolojilerinin ve diğer bütün mitrolojilerin bir zamanlar çok tanrılı dini inançlar olduğu anlatılıyor. İnsanların, örneğin Zeus ve Odin gibi mitolojik karakterlere evrenin ve her şeyin sahibi yaratıcısı tanrı olarak inandıklarından bahsediyor. Aslında bunlar bilindik popüler bilim konuları. Daha sonra mitolojiden ve çok tanrılı gelenekten nasıl tek tanrıya doğru olan dönüşüm anlatılıyor. Dawkins, referans kitapları da arada veriyor.
Kitabın başlangıcında Dawkins nasıl Zeusa inanmıyorsa, Enlil’e, Enki’ye, Babil tanrılarına Afrika tanrılarına Avustralya’nın kabile tanrılarına inanmıyorsa şu anki mevcut dillerin tanrılarına inanmadığını söylüyor. (Bence bu anlatım çok güçlü) Tek Tanrıcılığın aslında yeryüzünün değişik yerindeki mitolojiler çok tanrı tanrılığından dönüşen bir inanç sistemi olduğunu söylüyor. Kitabın ilk bölümünde çok basit olarak neredeyse herkesin bildiği inanç kavramları açıklanıyor.
İkinci bölümde inançlarımızın ne kadar doğru olduğunu ve tarihte İsa diye birinin yaşayıp yaşamadığı tartışılıyor. İnançların dinlerin yazılı metinlerin tarih içerisinde nasıl değiştiği de Çin Fısıltısı örneğinde iyi bir şekilde anlatılıyor. İkinci bölümde İsa’nın kesinlikle Mesih olmadığı ve bu Mesih kavramının Hristiyanlığa sonradan girdiği de tartışılıyor. İncil’in ne zaman yazıldığı ve İncil kitapçıklarının nasıl ortaya çıktığı ikinci bölümde anlatılıyor. Aslında havarilerin adını taşıyan bölümlerin havariler tarafı tarafından yazılmadığından bahsediliyor.
Kitapta İncil içerisindeki çelişkiler ve Isa’nın Çarmıha gerilerek öldürülmesi ve yine havalelerden ayrıntılı bir şekilde bahsediliyor. Mucizeler olayına da değinen yazar mucizeler için David Hum’un mucizeler hakkında söylediği iki ihtimal doğrultusunda mucizelerin neden gerçek olamayacağı da kitapta ayrıntılarıyla işleniyor.
Efsaneler İncil’deki Adem ve Havva’dan yaratılış, yasak Cennet meyvesi gibi efsanelerin aslında dünyanın çeşitli yerlerindeki mitolojilerle ortak olduğu söyleniyor ayrıca Yahudilik ve Mısır medeniyetindeki ortak noktalar kitabın 3. Bölümünde bölümünde anlatılıyor. Bir efsane uydurmak kolay mıdır sorusunun cevabı da bu bölümde.
Tanrıyı Aşmak kitabı, ahlakın kaynağı konusuna değiniyor. Tanrı olmadan da iyi olabilir miyiz? İyiliğin kaynağı nedir? Sorusu da kitapta hem felsefi hem de evrimsel bakış açısından tartışılıyor. Bu konuyu Tanrı Yanılgısı kitabında da okumuştum. Bu kitap bazı yerlerde Tanrı Yanılgısı’nın tekrarı gibi duruyor.
Kitabın diğer bölümü evrim hakkında. Özellikle evrim ve doğal seçilimin şans eseri oladığı, doğal seçilimin karmaşık organizmaları nasıl var ettiği anlatılıyor. (Bu anlatımda aslında diğer kitaplarının tekrarı diyebilirim)
Dawkins’in daha önceki kitaplarında anlattığı kristaller ve doğadaki diğer biyolojik yapıların gerçekten bir sanatçı tarafından mı yapıldığı yoksa moleküler düzeyde oldukça basit kurallarla her şeyin tanrısız var mı olduğu da anlatılıyor. İkinci bölümde tanrı düşüncesinin ve inanma düşüncesinin evrimsel teorisi ve diğer teorileri de tekrarlıyor. Tanrı düşüncesi genetik bir kodla mı yazılmıştır? İnsana ne gibi avantajları olabilir? Bu konu da işleniyor. Din ve inancı evrimsel bir avantaj olarak mı geliştirdik sorusunun yanıtı da burada.
Kitabın İncelemesi ve Yorumum
Kitabın ilk bölümü neredeyse tamamen Hristiyanlık üzerine yazılmış. Kitap Hristiyanlık eleştirisi hem modern Hristiyanlık anlayışı ve mezhepleri eleştirilirken diğer yandan Hristiyanlığın kökenine de ayrıntılı bir şekilde bakılıyor. Eğer Hristiyanlık dini ve buna bağlı olarak eski ahit yeni ait Yahudilik gibi konular ya da modern Hristiyan mezhepleri ve kilisesi gibi konuları ben okudum. İlgimi pek çekmedi açıkçası. Çünkü Hristiyan dünyasına oldukça uzağız. Ama yine de iyi bir bölümdü.
Kitabın okunması kolay. Özellikle son bölüm Dawkins’in daha önceki kitaplarının bir özeti gibi. Konular oldukça basit ve anlaşılır bir dilde yazılmış.









