Güneş Ülkesi Tommaso Campanella bu postun konusu. Ütopya üçlemesi denilince akla gelen yapıtlardan biri de Campanella’nın adı geçen yapıtıdır. Yıllar önce bu üçlemeyi yani Utopia (Thomas More), Güneş Ülkesi, Yeni Atlantis (Francis Bacon) okumuştum. Daha sonra bazı kitapları tekrar okumak istedim. Sanki sırada onlarca okumam gereken kitap yokmuş gibi birkaç tekrar yaptım.
Ütopyalar çok ilginç felsefi metinlerdir. Ayrıca bir fantastik öykü, ya da roman gibi de değerlendirilebilir. Tabii ki bu kitap da bütün ütopyalar gibi Platon’dan esinlenmiştir. Bir de Kadınlar Ülkesi adında modern bir ütopya var.
Aşağıda da eleştireceğim gibi Campanella tam bir “Taş Devri” zihniyetinde biri. Yaşamı zindanlarda geçen biri olarak yaşam ona hiçbir şey öğretememiş gibidir. Toplumu totaliter bir baskı altına alıyor. Katı toplumsal kurallar, Hristiyanlık, astroloji, eş cinsellik düşmanı, özel mülkiyetin olmadığı Damızlık Kızın Öyküsü‘ndeki gibi bir kadınlık, cehennemin adını ütopya koymak saçmalık.
Artık yaşama bakış açımız, insan ve evren kavrayışımız değişti. İnsan bilinci artık yapay zeka ile “dans ediyor” zihnin sınırları aşıldı. Holografik evren, simülasyon teorileri le gerçeklik nedir sorusunun da yanıtı değişti. Bu nedenle bu metinler artık bir çöptür. Sadece insanın zihinsel evrimi için okunabilir. Modern insan için artık, kişisel özelliklerin, aş cinsel olmanın, Hristiyan olmanın, Musevi, Müslüman ya da Şintoizm’e inanmanın bir önemi yok. Zaten bu metinlerdeki toplum düzenini kurdu mu ne insan ne medeniyet kalır.
✅ Küratör Önerim: Sizi yeni keşiflere çıkarak kitaplar

Güneş Ülkesi Tommaso Campanella Özeti Konusu
Kitap karşılıklı konuşmalar şeklinde ilerliyor. Cenovalı birt kaptan başından geçenleri Hospitalario’ya (Hospitalitleirn büyük ustasına) anlatır. (Hospitalario, Orta Çağda yaralı haçlılara bakan Hospitalitler. Kelime Latince’dir) Gözlerden uzak bu ülke kendini saklamış olsa da dünyanın geri kalanında haberdardır. Kat kat, kıvrıla kıvrıla yukarılara kadar çıkan bir yapısı vardır. Bu ülkeyi rahipler yönetir. İsa Mesih’in dinine inanılar. En üst yöneticileri Hoh adında bir rahiptir. Daha sonra devleti Güç, Secgi ve Bilgelik yönetir.
Ülkenin başlıca özelliklerinde malların ortak paylaşımı vardır. Burada özel mülkiyet bulunmaz. Kadınlar da paylaşılır. Özellikle erkekler 21 yaşına gelinceye kadar seks yapmaz. Ancak çok fazla seks isteyen ve kendini tutamayanlar çocuk sahibi olamayan kadınlarla seks yaptırılır. Seks bu şekilde sorunsuz yapılır. Ama diğer türlü evlilik ve çocuk doğurmak gibi kutsal bir görev içindir. Burada güçlü ve üstün bir soy elde etmek için insnalar belirli kurallara göre evlendirilir. Ülkede kadınların kusurlarını gizlemeleri ölüm cezası gerektirir.
Ülkede Hristiyanlık olduğu için eş cinsellik büyük günahtır. Bu şekilde eş cinsel olan bireyler önce cezalandırılır. Bu fiiline devam edenler ise idam edilir. Kimse rüşvet almaz. Herkes işinin ehlidir. BUrada sağlık için iyi gelen ilaçlar, sıvılar vardır. İnsnalar 100 yaşına kadar yaşar. Astronomi ve yıldızlar Güneş Ülkesinde en önemli bilimlerdendir. Burada her türlü tarım yapılır. İnsnalar çocukluktan beri çok iyi yetiştirilir. Dünyanın her dili burada konuşulur. Dünyadaki her ülkeden haberleri vardır. Ama bu ülkeyi kimse bilmez. En büyük neden ve kural koyucu tanrıdır. Tanrıyı güneş ile sembolize ederler.
Güneş Ülkesi Ana Teması İçeriği ve İncelemesi
Campanella, İspanyaya karşı düzenlenen bir ayaklanmaya katılır. Bu ayaklanma için Osmanlı ile anlaşır. Fakat Osmanlı genilerine ulaşamdan yakalanarak egizisyon ratafından cezaya çarptırılır. Yaşamının 27 yılını işkenceyle hapiste geçirir. Avrupa’nın en karışık olduğu ve engizisyonun kıtır kıtır insan kesitiği bir dönemde Güneş Ülkesi yazılmıştır. Ama bu yaşantısından bir aydınlanma yaşamamıştır, kendi kurduğu hayali dünya da en az engizisyon kadar acımasızdır.
Özel mülkiyetin olmadığı, ülkeyi “Hoh” adındaki rahiplerin yönettiği bu “distopyada” kafayı sadece eş cinsellikle değil kimin kiminle çiftleşeceğine bile takmıştır. Zaten günümüzde de meşhurdur klasik düşmanlar her zaman eş cinseller ve kadınlardır. Güneş Ülkesi gerçek olsaydı her halde günümüzün Afganistanı ya da Kuzey Kore’sinden daha iyi olmazdı.
Campanella 15 yaşında manastıra girip din eğitimi almıştır. Zaten kitap din üzerine kurulmuştur. Yöneticiler çok sağlam Hristiyanlardır. Bilim de çok önemlidir. Astronomi, biyoloji, tarım alanında ileridirler. Tekrar edeceğim ama mecburum, toplumsal yapıda kadınlara ve eş cinselliğe bakış açısı ise tam bir Taş Devri bakış açısıdır. Yeni Atlantis’te de adadki din Hristiyanlıktır. Bu yapıtta da Hz. Muhammet her fırsatta kötü anılır. Tek din Hristiyanlıktır. Bu söylem toplumsal barışın ve özgürlüklerin olmadığı bir diktatörlüktür. Francis Bacon’da Yeni Atlantis yapıtında da aynı tarzda din temelli bir hezeyan içindedir. Bilimi kutsallaştırır ve eş cinsellere kafaya takmıştır. Oysa bir ütopya herkesin, dini, dili, inancı, cinsel kimliği, deri rengi farketmeksizin eşit ve mutlu olduğu, kimsenin bir diğerini ötekileştirip sömürmediği bir düzenin hayali olmalı.
Belki de Güneş Ülkesinde mülkiyetin olmaması ile eşitlik sağlanamıyor ki! Sosyal adalet ve eşitlik kadınların bile ortak mal kabul eidlmesii insanların özelinin olmaması ve kişiliklerinin de eritilmesi değildir ki! Yani sosyalizmin boku çıkmış durumda değil mi? Dürüstlük, işi ehline verme, akraba kayırmama, bilgili olma, bilime değer verme gibi özellikler de bu ülkenin vazgeçilmez karakteridir ama buraya gelinceye kadar bu ülke iflas eder. Bu özellikle sadece göz boyama adı var kendi yok.
Kitap Bilgileri
En ünlü ütopya yapıtlarından olan Güneş Ülkesi, ortak mülkiyetin olduğu, bireyselliğin olmadığı, astrojinin önemli olduğu ve devletin merkezinde imtiyazlı Hristiyan papazların olduğu bir korku ülkesini anlatır. Kitap 120 sayfa. Hafta sonu okuyup daha sonra çöpe atacağını bir metin. 4 saatte okuyup “ben ne okudum” diyerek zamanınıza acıyabilirsiniz. Bu düşünceler sizin için “çöp” gibi gelebilir. Ütopya diye, klasik diye yapıtı övmeye gerek yok. Aslında kitap dönemin psikolojisini çok iyi yansıtıyor. Yayıncı ve kitap nereden okunur? derseniz bir çok yayıncı var. Orijinal adı: La Città del Sole olan kitap ilk 1602 yılında yayımlanıyor. Düşünün insanın daha odasını aydınlatacak lambayı bile hayal edemediği bir dönemde, tek hayalleri baskı kurmak, eş cinselleri öldürmek.








