Ana SayfaKitapGiovanni'nin Odası: Kimlik, Arzu ve Paris’in Melankolik Başyapıtı

Giovanni’nin Odası: Kimlik, Arzu ve Paris’in Melankolik Başyapıtı

Giovanni’nin Odası: James Baldwin ve LGBT Edebiyatı Klasiklerinde Kimlik, Arzu ve Kaçış

Eşcinsel edebiyatının en önemli klasikleri diyeceğimiz Giovanni’nin Odası sizi sadece bir aşk üçgeninin içinde bırakmayacak. Tutkulu bir aşk ve bağlılık için mücadele eden Giovanni ile Amerikalı genç adam David’in çelişkilerle dolu macerasını okuyacaksınız. Bir odada hapsolan, Klostrofobik duyguların romanını okuyacaksınız.

Roman gay aşk temasının dışında, yaşamın zorluğundan, Paris’in mahalle aralarındaki karanlık mekanlardan, çaresiz ve geleceği olmayan bir aşkın çılgınlığına, umutlara ve asla gerçekleşmeyecek hayallere kadar derin bir anlatı sunuyor. Tabii ki insanın kendinden kaçışını da anlatıyor.

Özellikle David sadece cinsel yönelim karmaşası değil, bir varoluş krizi içindedir. LGBT romanlarını okumayı seviyorsanız popüler kitapları boş verin ve böyle başyapıtları okuyun. Ama derseniz ki ben basit ve çerezlik bir roman istiyorum o zaman sizin için Sonunda Ölecek İlk Kişi ve yine Sonunda İkisi de Ölür‘ü okuyun ve unutun gitsin, TikTok’ta hava atarsınız. Giovanni’nin Odası’nı okursanız yaşama felsefi bir balış kazanırsınız. Yine Maurice‘i de aynı bağlamda okuyabilirsiniz.

📚👉 Küratör Önerim: Dünyanızı aydınlatacak kitaplar

Giovanni'nin Odası: Kimlik, Arzu ve Paris’in Melankolik Başyapıtı
Giovanni’nin Odası

Giovanni’nin Odası (James Baldwin) Roman Konusu ve Özeti

Arzunun Odasında Hapsolmak: Giovanni’nin Odası Üzerine Felsefi Bir İnceleme ve James Baldwin Melankolisi

Özgürlük peşinde koşan ve babasından ailesinden uzakta yaşamak için, daha doğrusu, kendi öz bilincini aramak için Avrupa’ya uzun bir yolculuk yapacak olan genç David’in pişmanlık ve karmaşık duyguları ile başlayan roman okurunu içine çekerek devam etmeyi başarıyor.

Aslında özet çıkarmak ya da konusu “şu” demek yerine kitap hakkında inceleme ve düşüncelerimi yazmak istiyorum. Yine de kısa bir özet iyi olacak dediğim gibi özet her zaman benim için arka plandadır. Yazarın dilini, anlatımını, romanın müthiş atmosferini ve evrenini nasıl özetleyeceğim ki!

David, Paris’e yerleşir. Fakat burada istediğini bulamaz. Hala babasına bağlıdır ve maddi olarak güçlükler çeker. Paris, melankolik havası, insanların adeta aslan payını almak için kısaysa savaş verdiği bir yerdir. Özellikle gece yaşamı insanı içine çeken bir bataklık gibidir. Bu sırada David, bolca parası olan zengin eşcinsel Jacques’ten sürekli para alır. Çünkü beş parasızdır. İleride eski sevgilisi Hella ile Giovanni arasında kalacaktır.

Bu sırada siyahi bir italyan genç Giovanni ile tanışır. Oldukça yakışıklı bu genç barmen ile ilk andan itibaren etkileşime girer. Barın sahibi Guillaume ilerde Giovanni’yi işten atacaktır.

David, artık kaldığı odanın parasını ödeyemediğinden Giovanni’ninin bodrum katındaki tek kişinin zor yaşadığı odada yaşamaya başlar. İkili arasında kararsızlık ve duygu iniş çıkışlarıyla dolu bir eşcinsel aşk başlar. Gay kimliğini kabul eden Giovanni bu yeni arkadaşına çoktan tutulmuştur. Fakat tam bu sırada işten çıkarılır. İşsiz kalması onu büyük bir içsel çöküşe doğru sürükler. Her şeyin nedeni olduğunu düşündüğü Guillaume’yi hedef lacaktır.

Romanın İncelemesi ve Yorum

Roman hakkında detaylı bir özete gerek yoktur. Özetten çok karakterlerin iç dünyası, Parisin melankolik ve umutsuz atmosferi önemli. Paris’te sadece beş parasız kalmamış ayrıca kendini Jacques gibi bir pisliğin eline düştüğü için de suçlayan David karakteri ile başlamak gerekli. Amerika’dan Fransa’ya adeta kaçmıştır. Babasından, halasından, kardeşinden herkesten uzaklaşmak istemiştir. Çünkü özgür kalmak ve hayallerini yaşamak ister.

David, Paris’te istediği yaşamı bulamaz. Kaldığı odanın parasını bile ödeyemez duruma gelir. Sevgilisi Hella yakında İspanya’dan geleceğini ve her şeyin değişseceğini söyler. Bu sırada bir bataklıkta tanıştığı Giovanni’ye ilgi duymaya başlar. Artık zihinsel bir karmaşa içindedir. Yanına taşındığı Giovanni’nin o küçük klostrofobik odasında kendini tamamen gizli sevgilisinin kollarına bırakır. Ama istediği yaşam bu değildir? Hella ona daha rahat bir yaşam, maddi kaygılardan uzak bir gelecek sucakken Giovanni ona ne sunacaktı? Giovanni tutkuysa Hella akıldı.

Aşk ile maddi sıkıntıları arasında kalmıştır. O küçücük odada mutluluk dolu saatler geçirdiğini kendisi de bilir. David, eşcinsel aşkın kolay olmadığı bir dönemde ya kendini ve duygularını inkar edecek ya da zor bir yaşamı seçecektir.

Hella sevgilisi ile Giovanni arasındaki ilişkiyi sezecektir. David bütün kafa karışıklığıyla bir yandan otel odasında Hella ile birlikte olurken diğer yandan Giovanni’yi ihmal ettiğini unutur. Artık birlikte zaman geçirdikleri, birlikte geleceğe dair umutlarını planladıkları o odaya artık uğrama olmuştur. Giovanni o küçücük odasında sadece çaresiz bir aşkın acısını değil bir varoluş krizine de girmiştir. Kendini haksızlığa uğramış gibi hisseder.

Giovanni, bunların üstüne işten kovulmuş bir yandan da sevgilisi onu terketmiştir. Oysa ikisi beraber Fransa’dan gidip kendilerine çok iyi bir yaşam kuracaktı. Bu oda sadece kısa süren bir gay aşkın simgesi değil, insanın kırılgan yapısının, kararsızlıkların, özlemlerin de simgesidir. O kapalı odanın ruhu adeta ikilinin içine işlemiştir. Giovanni özlem için, tutkulu bir aşkla David’e bağlansa da David büyük bir ikilem içindedir. Cesaretsizliği sadece kendini değil Giovanni’yi de bir felakete sürükleyecektir. Giyotin’de idamı bekleyen Giovanni için artık son gelmiştir. David ise içsel karmaşası, cesaretsizliği yüzünden sadece aşkı değil harika bir insanı da kaybetmiştir.

David, akıl ve tutkuları arasında sıkışmıştır. Aklı gerçekten de tutkularının kölesi mi olmuştur? Bu aşk onun için sadece bir merak, tutkunun gücüyle oluşan bir çekim midir? Bu sorunun yanıtını da yazar James Baldwin galiba bize bırakıyor.

Roman Atmosferi ve Paris

James Baldwin, eşcinsel aşkı hiç umuda yer olmayan karanlık bir Paris atmosferinde anlatıyor. Sadece o küçük kasavetli odaya sıkışan oradan dışarıya çıkamayan eşsiz duygular değil, David’in içsel çatışması da önemli. Giovanni, basit bir barmendir. Sürekli Jacques ve patronu Guillaume tarafından taciz edilir. Ortam yakışıklı erkeklerin, güzel kadınların kendilerini satmaktan başka çarelerinin olmadığı batakhanedir.

Sokaklar, caddeler asla umut vermez. İkisi de kaçıp gitme hayali kurar. Bütün aşkları, birliktelikleri o küçücük izbe odanın içinden çıkmaya cesaret edemez. Adam’ın bir aşk üçgeninin içinde sıkışan duyguları ona sağlıklı bir seçim hakkı sunmaz. Hella, para ve refah demektir. Ama onu artık sevip sevmediğini bile bilmemektedir. Giovanni, aşk demektir. Fakat Adam, ikisini de kaybeder.

Romanın ilk yayım tarihi 1956. Bu yılarda sadece eşcinsel olmak değil siyah ten rengine de sahip olmak suçtur. İnsanlar suçu da, günahı da aslında kendileri kurgularlar. Bu yıllarda ABD’de bu iki kimliğe sahip bir yazarın böyle bir yapıta cesaret etmesi inanılmaz bir olay. Daha önce Maurice romanında da söylediğim gibi: o yıllarda açıkça gay aşkı dile getirmeyi bırakın ima etmek bile suçtu.

Neredeyse 1980’li yıllara kadar Avrupa ülkeleri direndi. Fakat sonunda yasaların, kanunların kısacası her şeyin bir kurgu olduğunu anlayan ülkeler kurgularını despotizme göre değil az çok insanın doğasın göre kurguladılar. Örneğin Maurice, Edward dönemi İngiltere’sine çok iyi bir bakıştır. Eşcinseller resmen avdır.

Nereden nereye diyeceksiniz ama popüler bir roman olan dizi uyarlaması yapılan Heated Rivalry, iki buz hokeyi oyuncusunun gizli aşkını konu eder. Gay oyuncular, aşıktan değil eşcinsel olmaktan korkarlar. 1950’lilerde yaşayan iki karakterin de 2010’lu yıllarda yaşayan modern zamanın karakterlerinin de klostrofobik ortamı aynıdır. Heated Rivalry karakterleri için her ne kadar cinsel kimliklerini açıklamaları onları yasal olarak suçlu göstermeyecek olsa da maddi sıkıntıları olmasa da gözden düşmek korkutucudur. Tıpkı David’in düştüğü o psikolojik bunalım gibi Shane ve Ilya da aynı durumdadır: akıl ve tutkuları arasında kalmışlardır, tutkular akıl ile sürekli çatışır.

Eşcinsel nefreti ve cinsel yönelimler üzerinden yapılan bütün insanlık dışı uygulamalar tarih boyunca kimseye kazanç sağlamamıştır. Eşcinsellere yaşam hakkı tanımayan ülkelere bakalım onlar dünyanın neredeyse en geri ülkeleridir ve insanlığa, teknolojiye katkıları sıfırdır. Önemli olan herkesin kendini var edebildiği bir toplum kurgulamak ve artık cinsel yönelimlerle uğraşmak yerine yapay zeka çağında, bilinçli makineleri hayal ettiğimiz bir dünyada, eski dünyanın zihnini ve belleğini artık arkamızda bırakmalıyız.

Yaşama olan bakışımız, evren algımız artık 16. yüzyıldan kalma değil. Eski dünyanın inançları eskide kaldı ve yapay zeka çağının insanlarını tatmin etmiyor. Eşcinsellik, kadın ya da erkek olmak gibi kavramlar tartışıldığı zaman artık biz sadece basit birer yaşam formuyuz demektir. Artık insanlık “Warp motorlarını” çalıştırdı ve 21. yüzyılın ötesine ışık hızında gidiyor.

Kitap Bilgileri

Paris’in melankolik atmosferinde, küçücük bir odada başlayan eşcinsel aşk ile başlayan, çaresizlik, kararsızlıklar, psikolojik çalkantılarla dolu bir aşk üçgeni öyküsü. Kitap sayfa sayısı bakımından (163 sayfa) az olsa da dolu dolu ve her bir satır tam olması gerektiği kadar anlam yüklü. YKY yayınları Türkiye’deki yayıncı. Çeviri: Çiğdem Öztekin. Başarılı ve çok akıcı bir çeviri olduğunu söylemeliyim, kitabı okurken zorlanmadım. İlk yayın tarihi 1956 yılı ki büyük cesaret. Roman karakterleri: burada ayrı ayrı yazmayacağım zaten konu içinde hepsinden bahsettim.

Puanlama

Genel Puanlama

Puan Yorumu

LGBT edebiyatının başyapıtlarından biri olan roman sadece bir gay aşk öyküsü ya da LGBT görünürlüğü değil, iki insanın iç dünyasını, Paris'in melankolik, kasavetli atmosferini ve tabii ki belirsiz duyguların getirdiği çılgınlıkları da konu ediyor. Mutlaka okunalısınız.
msonmez
msonmezhttps://www.mustafasonmez.com
Çılgın kalabalıkların karmaşasına katılmayan; bilim ve felsefeyi kendine yol edinmiş, kurgulanmış hiç bir inanca bağlı olmayan, kimseyi ötekileştirmeyen, insanları bir başkası ve "diğer" olarak görmeyen; her türlü ayrımdan, kavgadan, dogmadan uzak; duru düşünceyle yaşamaya çalışan biri. Belleğinde hiç bir hesaplaşma, gürültü ve beynini kemiren istilacı iç sesleri yok.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarlık ve Destek

  • ✍🏻 Sitede Yazar OL
  • ❤️ Sponsor Olmak İster Misiniz?

Değişken Kürasyon

LGBT edebiyatının başyapıtlarından biri olan roman sadece bir gay aşk öyküsü ya da LGBT görünürlüğü değil, iki insanın iç dünyasını, Paris'in melankolik, kasavetli atmosferini ve tabii ki belirsiz duyguların getirdiği çılgınlıkları da konu ediyor. Mutlaka okunalısınız.Giovanni'nin Odası: Kimlik, Arzu ve Paris’in Melankolik Başyapıtı