Yeni Atlantis Francis Bacon Kitap Özeti İncelemesi ve oldukça kişisel bir okuma notu ile sizinleyim. Amacım profesyonel bir eleştiri değil, sadece okuduğum ve zihnimde ışık saçan metinleri paylaşmak gerekirse eleştirmek…
Bacon, 1561- 1626 yılları arasında yaşamış İngiliz devlet adamı ve filozofudur. Yeni Atlantis’te ütopya türünden bir kitabıdır. Bilinen en ünlü ütopya üçlemesinden biridir. Diğer kitaplar Ütopia Thomas More ve Güneş Ülkesi yapıtlarıdır. Yeni atlantis diğer iki kitaba göre biraz daha roman ya da fantezi gibi kalıyor. Bu üçlüyü ard arda okumak daha etkili oluyor. Ütopyanın bazı yerleri bildiğiniz distopyadan hallice diyebilirim.
Kitap 1626 yılında yazılmış ama bazı düşünceler 21. yüzyılda bile aynı kalmış. Özellikle Hristiyanlığın bilimcilerin elindeki bir laboratuarda üretilen siyasi bir araç gibi sunulması ve ülkede hiç eş cinselin olmadığı gibi satırlar bana bu nasıl bir ütopya dedirdi. Devletin amacı yurttaşları için eşit şartlar oluşturmak ve dini, cinsel kimliği, siyasi görüşü önemsemeden “mutlu” ve barış içinde bir toplum oluşturmak değil midir? Zaten “ütopya” dediğimiz şey bir nevi “distopya” değil mi?
Tabii ki kitap, bir Utopia ya da Güneş Ülkesi ya da Devlet tarzında değil. Bacon bilim ve dini kimsenin bulamadığı gözlerden uzak bir adada birleştirmiş. Kitabın özetine ve incelemesine geçelim. Bu arada ben ne Bacon uzmanıyım ne de o zamanın tarihi uzmanıyım. Sadece sırdan bir okur az çok genel kültürümle yorum yapıyorum, zaten burası da kişisel bir site.
✅ Küratör Önerim: Sizi yeni keşiflere çıkarak kitaplar

Yeni Atlantis Francis Bacon Kitap Özeti Konusu
Romanımız Peru’dan ayrılıp, Pasifik okyanusu üzerindn Çin ve Japonyaya doğru yelken açan gemi, yolunu kaybeder. Pasifik Okyanusu’nun keşfedilmemiş bir yerinde, artık ümitleri kesilmiş ve tez elden ölmeyi dileyen mürettebat karayı görür. Gemi karaya yaklaşır. Gemiye gelen bir elçi onlara İspanyolca bir mektup verir. Dinlerini sorar.
Eğer kimseyi öldürmemiş ve yasa dışı bir şeyler yapmıyorlarsa kendilerine yardım edileceğini, hastalara bakılacağını söyler. Daha sonra mürettebatanın adaya sınırlı olarak ayak basmalarına izin verilir.
Bu adanıntarihini anlatan yüce zaat onlara isterlese adada kalabileceklerini söyler. Bu ada Atlantis medeniyetinin devamı niteliğindedir, onların bilgilerini ve teknolojilerini almışlardır. Adada herkes mutludur, kimse kimsenin yaşamına müdahale etmez. Dindardırlar. Hristiyanlığı mucizevi bir şekilde benimsemişlerdir. Halk kendi işinde gücündedir. Ada Hristiyan dinina uygun yaşar. Eş cinsellik de bu adada görünmez. O kötü bir şeydir. Adadan dünyanın diğer ülkelerine temsilciler gizlice gidip, dünyanın geri kalanından bilgiler getirirler.
Süleyman’ın Evi adındaki yerde bilim ve sanat üretirler. İnsanlıkta ve topllumsal değerlerde olduğu gibi bilimde de çok ilerlemişlerdir. Tıbbi banyolar, çok etkili ilaçlar, çok çeşitli besinler, hayvan melezlemeleri, eczaneler vardır.
Doğayı taklit ederler özellikle hayvanları taklit ederek teknolojilerini geliştirirler. Uzun ve sağlıklı yaşamın yolunu bulmuşlardır. Bilimde, matemamatikte ileridedirler. Uçan makineleri, sesleri taklit eden cihazları da vardır. Burası teknoloji ile insan yaşamının her yönden mükemmel olduğu bir yerdir.

Yeni Atlantis Ana Teması ve Kitap incelemesi
Bu yapıt ne anlatıyor ve Bacon kimdir?
Bacon, ideal toplumun ya da devletin bilim ile kendini sağlama alacağını kurgulamış. Gelecek bilimle anlam kazanacaktır. İnsan ömrü bilimle uzayacak, evrenin sırları bilimle çözülecektir. Aydınlanma bilimle olacaktır. Ama adanın mucizevi bir şekilde Hristiyanlık ile tanışması bütün bilimsel kurguyu adeta çöpe atıyor.
Özellikle günümüzde bile tartışılan eş cinsellik konusu ise hiç de ütopik değildir. Eş cinsellik kötüdür ve bu adada kötü olan bir şey olmadığından eş cinsellik de yoktur. Bu düşünce bir ütopyaya yakışmadığı gibi Bacon oy peşinde koşan bir siyasetçi gibi davranıyor. Bu bakış açısı adeta onun iflah olmaz fantezileri gibi.
Bacon, Lord Chancellor makamına yükselmiş bir siyasetçiydi. Bir siyasetçiden düzgün bir metin beklemek zaten çocukça bir düşünce olurdu. Rüşvet suçlamaları ile uğraşırken bir yandan da topluma özgürlük getirmek adına yazdığı ütopyada adeta zorbalık düşüncelerini sunuyor. Bilim insanlarının yönettiği bir ülke hayali ve baskılanmış bir toplum hayal ediyor. Bu hiyerraşi ancak Hindistan’ın kast sitemi ile yarışır. Yine Bacon’ın ahlak bekçiliğine soyunması konusu var.
Francis Bacon’ın Gizli eş cinsel olduğu da söyleniyor. Buna inanırım gerçekten bir insanın aşırı nefretinin arkasında hayranlık ya da bir şeyleri gizleme psikolojisi yok mu? “Kimliğini gizlemek için neler yaptın sen Bacon” diyebiliriz. Hristiyanlık dinini bilimcilere bırakıyor, al bir kurnazlık daha, din aslında sadece bir yönetim aracı gibi duruyor metinde. Salomon’s House burada kilit noktası. Bir siyasetçi de ancak böyle düşünebilirdi. Ötekileştir, inançlarla oyna ve çatıştır, kontrol et…
Atlantis kıtası ya da adasını ilk olarak tanımlayan Platon’dur. Atlansit’te güçlü bir devlet vardır. Teknolojide üst seviyededirler. Halk da mutluluk içinde yaşar. Platon’a göre Atlantis, depremler ile yok olur. Kitapta ise bilge kişi Atlantis’in sel baskını ile yok olduğunu söyler.
Kitabın mikro özeti: bilim, dini bir otoriteye dönüşüyor.
Kitap bilgileri
Kitabı milattan önceki yüzyıllardan birinde okumuştum. Anımsadığım kadarıyla yazdım, güncelledim. 96 sayfalık Yeni Atlantis‘i bir haftasonunda okuyabilirsiniz. Kitabı bitirir bitirmez, Bacon’a ettiğiniz kallavi küfürlerinizi de duyar gibiyim 🙂








