Leman dergisinin son sayısında yayımlanan bir karikatür, Hz. Muhammed’e hakaret içerdiği iddiasıyla kamuoyunda büyük bir infial yarattı.
Tartışma kısa sürede sosyal medyada alevlendi; ardından Taksim’de protestolar düzenlendi ve savcılıklara çok sayıda suç duyurusu yapıldı. Dergi ise içeriğin yanlış yorumlandığını, kastın başka bir şey olduğunu savunuyor. Olay, bir yandan dini hassasiyetleri, diğer yandan ifade özgürlüğünü karşı karşıya getiriyor. Peki hukuki açıdan durum ne? Toplumsal tepkiler neyi gösteriyor?
Leman Dergisi Karikatür Krizi Hz. Muhammed’de Gerçekten de bir Hakaret var mı?
Leman Ne Dedi? Derginin Resmî Açıklaması
Leman dergisi yaptığı açıklamada, ilgili içeriğin Hz. Muhammed’i hedef almadığını, karikatürün günümüz insan tipine yönelik bir gönderme olduğunu belirtti. Dergi, “İçeriğimizde İslam peygamberine dair herhangi bir benzetme ya da ima bulunmamaktadır” diyerek suçlamaları reddetti.
Ancak kamuoyunun büyük bölümü bu açıklamayı yeterli bulmadı. Çünkü görselin çağrıştırdığı semboller, birçok insan için doğrudan peygambere referans gibi algılandı. Bu da krizin sadece içeriğe değil, algıya da dayandığını gösteriyor.
Protestolar ve Taksim’deki Gelişmeler
Taksim Meydanı’nda yüzlerce kişi Leman dergisini protesto etti. “Peygambere uzanan diller kırılsın”, “Hz. Muhammed bizim onurumuzdur” gibi sloganlar atıldı. Derginin binası önünde toplanan kalabalığa polis müdahale etmedi. İlginç olan şu: Normalde Taksim’de her türlü toplu gösteri yasak. Bu defa müdahalesizlik dikkat çekti.
Gösteriler, sadece bireysel tepkiler değil; bazı sivil toplum kuruluşlarının ve dini grupların da organize katılımıyla gerçekleşti. Bu da olayın sadece bir mecra krizi değil, toplumsal bir fay hattına dönüşmeye başladığını gösteriyor.
Leman Dergisi Karikatür Krizi: İfade Özgürlüğü mü, Nefret Söylemi mi?
Leman Karikatürü: İfade Özgürlüğü mü, Hakaret mi?
Öncelikle şunu söylemek gerekiyor: ifade özgürlüğü nedir? Bu gibi konular, duygu değil hukukla çözülmelidir. Hem ifade özgürlüğü savunulmalı, hem de inanca hakaretin özgürlük olmadığı unutulmamalı.
yine siyasilerde taraf tutmamalı halkı sakinleştirici ve de her şeyin kanunlarla, gerekli yaptırımlarlarla çözüleceğini halka söylemeli ve insanları aşırıya kaçan protestoları yapmaları konusunda uyarmalıdır. Devlet hiçbir zaman hiçbir konuda taraf tutan olmamalı her zaman insanlara doğru yolu gösteren olmalı. Fakat X platformunda olayın patlak vermesinin ilk saatlerinden itibaren böyle bir özveriyi göremedik. Bu da büyük bir eksiklik.
Sosyal mi diye baktığımız zaman arkasına 100.000’leri alan din anlatıcıları, sosyal medyanın fenomen vaizleri, sürekli olarak dindar olmayanlara, seküler yaşayanlara nefret kusuyorlar, her türlü hakareti yapıyorlar. Bunun tam karşısında hiçbir dine inanmayan saldırgan ateist tiplerde, dindar insanlara, dine fikir beyan etmek düşüncelerini yaymanın dışında, resmen saldırıp kışkırtıyorlar.
Her iki tarafta birbirini bu şekilde resmen boğuyor. İşte buna bir dur demeliyiz. Birliği ve beraberliği, sadece devlet sağlamaz. İnsanların görevi de okumak bilimin ve realitenin gerektiği biçimde davranmaktır. Bu nedenle her iki uçta da bulunmak kimsenin hayrına değil.
Örneğin Taksim’de hiçbir protesto ya da yürüyüşe izin verilmezken, karikatür krizinde harika bir şekilde protestoya Taksim’de izin verildi. Daha bir gün önce Onur yürüyüşü yasaklandı hiçbir şekilde izin verilmedi. Bu Çifte standardı da sonlandırmamalıyız.
İnsanlar ne kadar rahat bırakırsak insanlar o kadar sakinleşir ve asla radikalleşmez. Yasaklar, çift standart, vatandaşın özgürlüğü ve haklarının elinden alınması hırçın birbirini sevmeyen bir toplum ortaya çıkarır.
bu nedenle devlet olarak, vatandaş olarak bir an önce Barış’ı sağlamalıyız ve bir diğerini öteki görmeyi bırakmalıyız herkes kendi yolunda kendi dünyasında, başkalarının yaşantısına burnunu sokmadan yaşamalı ve dünyadan göç geçme vakti geldiğinde erinç içinde kozmosun enginliğine tekrar yıldız tozlarına dönmeli.
Aslına bakılırsa biz de toplum olarak iyi ile kötünün arasında kaldık. Çoğunlukla nasıl davranması gerektiğini bilmiyoruz ve çok fazla alayına gelip manipüle oluyoruz. Bence yaşantımızda kargaşayı kavgalar çıkarmalıyız ve bu gibi toplumsal olaylarda çok fazla hassasiyet göstermek yerine tepkimizi bizi haksız çıkarmayacak şekilde ortaya koymalıyız.
Bir değeri de duyarlılığını sadece dini konularda değil, toplumsal konularda da olmalı örneğin karikatür olayına sesimizi çıkardığımız kadar haksızlıklara, adaletsizliklere, siyasi haksız hesaplaşmalara, mahkumedildiğimiz ekonomi sıkıntılara, ülkenin genel sorunlarına da kafa yormamalıyız ve yorum yapmalıyız tabii ki bunları da yaparken barışçıl yollarla, aklın, mantığın, bilimin, insan olmanın değerleri ile kendimizi ifade etmeliyiz. Asla yaşantımızda kargaşaya karmaşa ya da yer olmamalı.
Anayasal Hakların Sınırı
Türkiye’de ifade özgürlüğü Anayasa tarafından güvence altına alınsa da, bu özgürlük mutlak değil. Anayasa’nın 26. ve 24. maddeleri bu konuda önemli sınırlar getirir: Bir başkasının inançlarına hakaret etmek, nefret söylemi üretmek veya halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek ifade özgürlüğünün kapsamı dışında kalır.
Bu nedenle Leman dergisi hakkında yapılacak yargılamada esas alınacak konu şu olacaktır: “İlgili içerik doğrudan bir hakaret mi, yoksa yorum farkıyla oluşan bir yanlış anlama mı?”
Fakat vurada şunu da belirtmek gerekir ki anayasal haklar sadece dini hasassiteyler için kullanılmamalı. Taksim’de protesto yasağı, toplanma yasağı varsa neden izin verildi? Örneğin, siyasi partilerin mitingleri, onur yürüyüşlerine neden izin verilmiyor? Bunlar anayasal hak değil mi? devlet taraf mı tutuyor?
Devlet taraf tutmamalı. Hz. Muhammed karikatürü için insanlar nasıl Taksim’i kullanıyorsa siyasi partiler de kullanmalı. LGBT başta olmak üzere, seküler yaşantısı olanlara her türlü hakarete adeta dokunulmaması da toplumu daha da geriyor ve kutuplaştırıyor.
Bence, Hz. Muhammed’e de dine de asla hakaret edilmemelidir. Herkes rasyonel temellerde düşüncesini söylemeli ve bir diğerinin yaşam ve inanç alanına saldırıda bulunmamalı. Devlet yöneticileri de eşit davranmalı. Bu bir ütopya olmamalı, erinç içinde yaşamayı öğrenmeliyiz, her şeyi devletten de beklemeden kendimizi eğitmeliyiz.
Sen Ne Düşünüyorsun?
Sence bu karikatür hakaret içeriyor mu, yoksa sadece özgürce yapılmış bir yorum mu? Yorumlarda fikrini paylaş, tartışmaya sen de katıl!








