Beautiful Thing 1996 Gay LGBT Temalı Film. 1996, İngiliz yapımı, drama, aşk konulu film. Teması ve içeriği bakımından izlemeye değer bir gençlik, coming of age filmi. Ayrıca “kült” ya da klasik” denilebilecek bir film.
Filmimn süresi 1 saat 30 dakika. Dizinin konusu çok içten ve samimi. Özellikle eş cinselliğe karşı bir ailenin vereceği şiddet içeren tepki; diğer yandan da destekleyen arkadaşlar bize klasik toplumsal ikilemi gösteriyor. Tabii ki filmin yapıldığı 1996 yılında olduğu gibi günümüzün 2022 yılında da (ya da siz bu satırları hangi tarihte okuyorsanız) cinsel yönelimlerin insanın doğası gereği var olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Yapay korkularımız, kulaktan duyma bilgiler LGBTQ+ bireylerin yaşamını zorlaştırıyor. Oysa insan olarak herkes aynı duyguları yaşar. Sadece cinsel çekim türü farklıdır. Tek fark bu…
Cesaret, özgürlük ve herkesin kendi konfor alanında olduğu kişiyi var ederek yaşaması, bireyin psikolojisi açısından da önemli. Her şeyi kısıtlanan, elinden alınan toplumun bir kesim ile he istediğini yapan ve hükmeden bir kesim oluşturduğumuzda ortaya sadece karmaşa çıkar. Birileri politik gücü para ve hükmetmek için kullanır. LGBT bireylere tarih boyunca yapılan bütün zalimliklerin nedeni de bu değil mi: politik güç ve hükmetme arzusu. Neyse Şimdi filme geçelim.
👉 Küratör Önerisi: İzlemeye değer en iyi LGBT film kataloğu
Beautiful Thing 1996 LGBT Temalı Film
Öykü Londra’nın güneydoğusunda sıradan insnaların yaşadığı bir yaşam alanında geçiyor. Jamie annesi ile yaşayan bir gençtir. Annesi eve yeni bir erkek arkadaş getirmiştir. Jamie, utangaç ve arkadaşları tarafından pek de önemsenen biri değildir. Hatta hiç arkadaşı yoktur. Yan dairedeki sınıf arkadaşı Ste tek tanıdığıdır. Bir de diğer komşu kızı Leah vardır. Ste, zorba babası ve ağabeyi ile yaşamaktadır. Babasından sürekli şiddet görür.
Yine Ste babasından şiddet gördüğü bir gün, Jamie’nin annesi tarafından eve davet edilir. Geceyi birlikte geçirecek olan Jamie, Ste’ye yakınlık gösterir ve duygularını ona açar. Eş cinsel olarak anılmak, toplumdan dışlanmak demek olduğundan çok dikkatli davransalar da ifşa olurlar. Seviştikleri gece, Leah iki erkek arkadaşı görür ve ifşa eder. Daha sonra Jamie’nin annesi de oğlunun gay olduğunu öğrenir. Anne, oğlunun cinsel kimliğini kabullenir.
Ste için ise işler biraz daha zor olacaktır. Zorba babası onu dövmeye devam eder. Leah’da yaptıklarından pişman olacaktır. Artık kendilerini saklamak istemeyen iki sevgili özellikle Ste babasına inat stenin bahçesinde beraber dans edecekler ve onlara anne Sandra ile Leah da katılacaktır.

Filmden gerçekliğe
Film müzikleri ile verdiği samimi hava ile gay LGBT film kategorisindeki iyi yapımlardan. Özellikle eş cinselliğe bakış açısının ne kadar acımasızca ve çarpık olduğu da filmde işleniyor. Oysa sevgi ve aşk gibi duyguların cinsel kimliği olmaz. Ste’nin babası gibi makülen zorbalar her zaman insan yaşamı için tehdittir. Oysa önemli olan içten gelen duygulardır.
İster gay, LGBT bireyler isterse heteroteksüel ilişkiler olsun temelde duygular hep aynıdır. Hepimiz zihin tiyatrosunun içindeki oyuncularız. Sadece rollerimiz farklı. Yaşam boyunca da değişik hallere gireriz. Bütün tartışılmaz doğrularımız, gerçekliğimiz, yargılarımız beynimizdeki elektro kimyasalların vizyonlarından başka abir şey değil. Bütün tartışmalarımız aslında kendimizi inandırdığımız sahte gerçekliğimizin bir kışkırtmasıdır.
Filmde, Jamie Sessiz içine kapanık ama içten; ilk aşkı keşfetmeye çekingen ama samimi bir genç. Ste ise Atletik ve dışa dönük gibi görünse de kırılgan bir iç dünyaya sahip; Jamie ile yakınlaştıkça duygusal duvarları yıkılmaya başlar. Her iki karakterde asından yukarıda bahsettiğimiz o önyargıların sonucudur. Bir diğerine kulak vermek, dinlemek, anlamak, empati ve merhamet yerine; güç ve hükmetmeyi tercih ediyoruz. LGBT bireylere yapılan bütün haksızlıklar ve iftiralar, şiddetin nedeni aslında “LGBT karşıtlığının” kendisidir. İnsanları kendi yaşamları ile baş başa bırakmak gerekli. Bu yaşam tiyatrosunda hiç bir şey gerçek olmadığı gibi, hiç bir inanç, yaşam biçimi de bir diğerinden üstün değil.

Tekrar film içeriğine dönelim. 90’lı yılların giysileri, CRT televizyon, henüz sosyal medyanın ve cep telefonlarının yaygın olmadığı zamanları seyretmek de çok zevkli. Sinematografi olarak belki de tarihi dönem filmi olarak da bir görsel şölen. Özellikle renklere bayıldım. Günümüzde hem yaşantımız hem de giysilerimiz siyah, gri renklere mahkum edildi. Düşüncelerimiz bile tekdüze.
Yne, kıyafetlere dönecek olursam, 90’lar modası bana çok fantastik geldi. 90’ların giyim kuşamı her zaman ilgimi çekmiştir. Karakter kimyası, karakterlerin duygusal gelişimi ve sonunda mücadelelerini kazanmaları oldukça üst seviyede bir seyir sunuyor. Kusursuz bir yapım. Özellikle sonraki o dans, kazanılan bir zaferden fazlası. Biz buradayız, eşcinsel de olsak temiz duygularla insan gibi insanız diyor. Bu dans farklılıkların illa ayrılık ve kavga getirmemesi gerektiğini anlatıyor. Boş verin zihinsel karmaşayı dans ve müzikle birleşin…
Unutmadan bu film Aynı adlı tiyatro oyunu uyarlaması, Yazar: Jonathan Harvey olduğunu da söyleyeyim. Prime Video üzerinde yayında. Ama bölge kısıtlaması olacak. Zaten bizde ne var ki! Günlerimiz anlamsız kısıtlamalar, politik kavgalarla geçiyor. Yaşamayı unutup kavgaya dalıyoruz. Bir bakıyoruz yaşam bitmiş… Daha Fazla Bilgi ve oyuncula için IMDb‘ye bakabilirsin.









