Adam Silvera romanı olan “They Both Die at the End” Türkçe adıyla Ve Sonunda İkisi de Ölür, 2017 yılında yayımlanan roman LGBT gençlik edebiyatının en popüler yapıtlarından biri. Özellikle genç yetişkinler ve gençlik eşcinseller için yaşamda kalma, kader ve aşk temalarını oldukça dramatik bir biçimde işliyor.
Roman gay aşk temasını ya da biseksüellik temasını tutkulu bir aşkın macerası olarak konu etmiyor. Daha çok “son gününüzü nasıl yaşamak istersiniz?” sorsunun yanıtı gibi. Şimdi romanın konusu ve özetine geçeceğiz. Daha sonra inceleme ve yorumlara geçeceğim. Unutmadan çok üdz bir anlatıma sahip kitabı hızlıca okuyup bir kenara koyacaksınız.
👉 Daha fazlası: Küratör önerisi kitaplar

Ve Sonunda İkisi de Ölür Romanı Konusu ve Özeti
Ölüm-Habercisi sistemi geldiğinden beri, gece 00:00 ile 03:00 arası, insanlar öleceklerini bildiren çağrılar alırlar. 24 saat içinde ölecek insanlar için her türlü kolaylık sağlanır. Bir eşleşme uygulaması bile yapılmıştır. Ölümü kesinleşen İnsanlara “Gidiciler” denilir. Onlar aslında ölüdür, kendi cenazelerinde oldukları düşünülür ve çoğu yerde ücretsiz hizmet verilir.
Son Arkadaş uygulaması, “Geri Sayımcılar” için, artık zamanı sayılı ve ölümü bekleyenler için bir son gün yoldaşı uygulamasıdır. Burada eşleşenler güzel bir gün geçirecektir. Fakat uygulama bir o kadar da güvensizdir.
Ölüm-Habercisi gece yarısını gecince 18 yaşındaki Mateo Torrez’i arar. Babası uzun zamandır komada olan ve annesini doğarken kaybeden genç, ara ile sarsılır. 24 saat içinde ölecektir. Ne yapacağını bilmez. Biraz evde takılır, en sevdiği oyunları oynar. Dışarı çıkmak onun için ölümcül olacaktır fakat babasını ziyaret etmeli, annesinin mezarına gitmeli ve en sevdiği arkadaşı Lidia Vargas ve vaftiz çocuğunu ziyaret etmeli ve not bırakmalıydı.
Diğer yandan eski kız arkadaşının yeni sevgilisini öldüresiye döven ve hıncını alamayıp çılgına dönen Rufus Emeterio’nun da telefonu çalar. Arayan Ölüm-Habercisi’dir. Rufus bu aram aile şok olacaktır. Dayaktan geberttiği Peck’i bırakır. Arkadaşlarıyla birlikte Pluton’lar olarak adlandırdıkları koruyucu aile evine giderler. Fakat eski sevgili polisi çoktan aramıştır. Fufus, arkadaşlarını bırakarak kaçar.
Bu sırada Rufus, Mateo’nun kayıt olduğu uygulamaya girer. Mateo, birkaç kişiyle konuşmuş ama istediğini bulamamıştır. Son Arkadaş Uygulaması’na giren Rufus İle Mateo Eşleşir. Bu eşleşme önceleri şüphelidir. İki genç erkek son 24 saatlerini birilikte geçirirler. Yapmak istediklerini yaparlar. Mateo, babasını, annesinin mezarını, arkadaşını ziyarete gider. Şehirde Rufus’la ve daha sonra onlara katılacak Lidia diğer Pulüton’larla “Gidiciler” için en uygun yerlere giderler.
İki genç erkek, bu kısa karşılaşmanın sonunda ölmeden önce aşkı bulurlar. Birbirlerini artık bulmuşlardır. Fakat onları ölüm ayıracaktır. Ve Sonunda İkisi de Ölür, trajik ve tahmin edilebilir bir sonla biter. Önce kim ölecektir? Rufus mu Mateo mu?
Roman İncelemesi ve Yorumları
Roman iki genç erkeğin son 24 saatlerindeki maceralarını ve son saatlerinde yaşadıkları gay (eşcinsel) aşklarını konu ediyor. Romanın büyük bölümü, ölüm kalım ve kader konularını ele alıyor. Yaşarken o kadar çok şeyi ıskalıyoruz ki! Aşkı, cinsel kimliğimize göre yaşamayı, güzel vakit geçirmeyi… Kavgalarımız, kararsızlıklarımız yaşamımızı yaşanmaz biçime sokuyor.
Aslında hepimiz son günümüzü yaşıyoruz, temasını romanda okuyacağız. İki genç son saatlerinde yapmak istediklerini çılgınca yaparlar. Son saatlerinde ise aşkı tadarlar. Aslında romanın son bölümünde çok kısa bir biçimde ele alınan LGBT teması, biseksüel Rufus ve gay Mateo arasında bir anda olup biter.
Roman dah çok yaşamda kalma, kader temalarını konu ederken şunu söyler: hepimiz son günümüzü yaşıyoruz ve yaşamı ıskalıyoruz. İş ve ev arasında, kavgalarımızın içinde koşuşturup duruyoruz. Kadere baş kaldırıp aşkımızı ve yaşamanın değerini bilmeliyiz.
Roman 24 saatten kısa bir zamanda gelişen olayları hızlandırılmış bir film gibi anlatıyor. Söylediğimiz gibi gay aşk öyküsü ya da LGBT teması romanın sonunda bir sürpriz. Bunun dışında ara karakterle romanın okunmasını zorlaştırırken, bir günlük macera her ne kadar dramatik ve vurucu olsa da psikolojik derinlikten çok uzak.
Yine her hangi bir toplumsal mesaj, karakterlerin iç dünyalarındaki karmaşaya dair bir şey yok gibi. Bolca kovalamaca ölümden kaçış kadere baş kaldırma temaları var. Tabii ki Rufus’un öyküsü ve Mateo’nun dramı karakterleri az çok derinlik katsa da istenilen seviyede bir anlatım yoktur. Roman abartılacak, baş yapıt ya da LGBT edebiyatının en iyilerinden sayılacak bir yapıt değil. Belki de sadece popüler kültürün önüne atılan bir “ödül maması.” Hareketli bir genç yetişkin romanı. Yine anlatılar çok uzun ve bazen usandırıcı olabiliyor.
Roman biraz daha dernilikli olabilirdi. Yinede 5 üzerinden punalama yapacaksak 2.0 ile 3.0 arasında bir punalama verdim. Serinin diğer kitabı da 2. kitap olan “Sonunda Ölecek İlk Kişi“dir. Bu kitabın da geniş incelemesini yaptım. Bu roman kesinlikle TikTok ünlülerinin görünür yaptığı bir TikTok çerezi ya da çöreği. Yiyip üstüne de bir bardak çay içinde ohhh unut gitsin.
Popüler kültürün en güzel dayatması diyebilirim. Özellikle gay aşk teması galiba ilk gençlik yıllarındaki eşcinsel bireyleri tavlamak için kurgulanmış. Biliyorum son sözlerim çok acımasız oldu bu ama böyle. İçinde ne felsefe var ve edebiyat. Sadece orada burada koşuşturup, buluşup “yiyişen” iki genç… Romandaki önemli noktaları yukarıda yazdım. Neydi onlar “kader” “umut ve yaşama bakışımız” “yaşamı ıskalamadan gönlümüzce yaşamak” “yaşamda ayrıma, ötekileştirmeye yer yok” bu temaları da zorlayarak biraz entelektüel hava vermek için çıkartmadıysam ne olayım?
Roman Okunur mu?
LGBT edebiyatına meraklıysanız ve bü tür ilgi alanınıza giriyorsa kitaba bir şans verebilirsiniz. Sadece gençler ve genç tetişkinler değil türün meraklıları herkes okuyabilir. Fakat kitabın hedef kitlesi lise ve dengi okul gençliği olduğunu söyleyebiliriz. Edebi derinlik, karakter gelişimi ve betimlemeler, tasvirler, belli bir felsefi derinliği olmayan roman oldukça basit bir yapıda. Fazla bir beklentiniz yoksa düz bir roman, dramatik bir son için okuyabilirsiniz. 3 günde bitireceğini bir kitap. Okumasanız da çok şey kaybetmezsiniz.
Ölüm-Habercisi teması ve öleceğini önceden birleme teması aslında yabancı olduğumuz bir tema değil. Yeni Ahit (Le Tout Nouveau Testament) filminde öfkeli tanrının sisteminde bir hata olur ve insanlara ölüm tarihleri SMS ile iletilir. Yine Ölüm Defteri manga uyarlaması da ölümü oldukça karanlık ve intikam ve küresel bir kaos biçiminde işler.
Felsefede Ölüm
Stoacılar, ölümün yaşamın doğal ve kaçınılmaz bir parçası olduğunu savunur. Epiktetos, ölüm karşısında korkunun anlamsız olduğunu, çünkü ölümün yalnızca doğanın düzenine dönüş olduğunu söyler. Seneca, mektuplarında ölümü bir özgürlük olarak yorumlar; yaşamı doğru yaşamanın, ölümü de dinginlikle karşılamayı getirdiğini vurgular.
Marcus Aurelius ise Meditasyonlar’da ölümü, kozmik döngünün bir aşaması olarak görür ve “doğanın istediğini kabullen” der. Montaigne ise Stoacılardan etkilenmiş, “ölmeyi öğrenmek yaşamayı öğrenmektir” diyerek ölüm düşüncesinin insanı daha bilinçli ve sade bir yaşama hazırladığını savunmuştur. Bu bakış, ölümü yokluk değil, yaşamın bütünleyici bir unsuru olarak ele alır. Ölüm de yaşam kadar olağandır. Ölüm aslında var olmak ile aynı anlamdadır.
Stoacılar bilincin sona erince artık ölüm diye bir farkındalığın da olmayacağından bahseder. Bir şeyin bilincinde değilsek o şey “yoktur.” Şu anda bilinçli belleğimizde her şeyi var ediyoruz ölüm korkusu da böyle bir bilinçten geliyor. Oysa bilincini kaybeden insan için artık varolmak da ölmek de aynı şeydir.
Önemli Roman Karakterleri
Rufus Emeterio: Eski sevgilisinin yeni erkek arkadaşını öldüresiye döverken arama alır. Bu çok dramatik bir andır. Kopuş noktasıdır. İntikam ve bütün hıncını çıkarırken karışın bölüm çıkan Rufus, artık hiçbir şeyin öneminin kalmadığını anlar. Aiesi yıllar önce Ölüm-Habercisi araması ile trajik bir biçimde ölmüştür. Arkadaşlarıyla birlikte koruyucu ailenin yanında kalır. 18 yaşın girmesine iki hafta kalmıştır. Biseksüel cinsel kimliğine sahiptir. Dışa dönük, domine bir tiptir.
Mateo Torrez: 18 yaşında, kendi halinde içe kapanık bir gençtir. Babası koma halinde yatarken o evde yalnızdır. Annesi o doğarken ölmüştür. En sevdiği arkadaşı Lidia ve vaftiz oğlundan başka kimsesi yoktur. Bilgisayar oyunları, sosyal medya onun için tek sosyal aktivitesidir.
Tagoe ile Malcolm: Pulütonlar adı atındaki yerde kalan, Rufus’un en yakın arkadaşları.
Patrick “Peck” Gavin: Rufus’un düşmanı, eski kız arkadaşının yeni sevgilisi. Yediği dayak sonrası silahlanarak Rufus’un peşine düşecektir.
Ve Sonunda İkisi de Ölür Roman Bilgileri
Roman, 24 saatte ölecek iki genç erkeğin, yaşam ve kadar arasındaki sırları çözüp, son görevlerini yaparken, birbirlerine aşık olmalarını konu ediyor. Gay aşk temalı yapıt, LGBT edebiyatının genç ve yeni kuşak temsilcilerinden biri olan Adam Silvera’nın kaleminden çıkmıştır. Orijinal Adı: They Both Die at the End. İlk Yayım Tarihi: 5 Eylül 2017. Yazar: Adam Silvera, Yazar Web Sitesi için de bir bağlantı bıraktım, belki bakarsınız. Türkiye’de yayıncı Pegasus Yayınları. Goodreads üzerinden kitaba ulaşabilirsiniz. Kitap 504 sayfa. Serinin İkinci Kitabı: Sonunda Ölecek İlk Kişi. İkinci kitapta biraz daha fazla aşk ve umutsuzluk temaları var.
Adam Silvera Kimdir
Bu sorunun yanıtını da vermek istiyorum. Kitaptan bu kadar uzun bahsedip de yazarından bahsetmemek olmaz diye düşündüm. 7 Haziran 1990 doğumlu Amerikalı genç yetişkin kurgu yazarı; “They Both Die at the End” ve “More Happy Than Not” gibi eserleriyle New York Times listelerinde ilk sıralarda. Galiba yazarın popülerliği yazdıklarından çok reklamlar, görünürülüğü ve TikTok fenomenlerine parayı bastırıp tanıtım yaptırasından kaynaklanıyor gibi. Yüne de LGBT edebiyatının genç temsilcilerinden biri olarak önemli bir yazar.








