Ana SayfaKitapSinirbilim, Zihin ve Bilinç Konulu En İyi Kitaplar: Zihnimde Yer Edenler

Sinirbilim, Zihin ve Bilinç Konulu En İyi Kitaplar: Zihnimde Yer Edenler

Evrenin zarafetinden bilincin derinliklerine: Zihnimi ve belleğimi yeniden inşa eden, mermi gibi sinirbilim kitapları.

İnsanı insan yapan nedir? Bu sorunun cevabı artık sadece felsefenin değil, sinirbilimin (neuroscience) o büyüleyici laboratuvarlarında aranıyor. Kütüphanemde duran bu kitaplar, ‘her şey senin elinde’ diyen o içi boş kişisel gelişim masallarından çok uzakta, nöronların ve sinapsların gerçek dünyasında bir yolculuk vaat ediyor. Bu yolculuğa çıkmak inanın varoluşsal bir “Nirvana’ya ulaşmak” anlamın geliyor. Varolmak be kişilik, algılarımız kısacacı bütün dünyamız, inançlarımız aklımıza ne gelirse beynimizde başlıyor ve beynimizde bitiyor. Bu nedenle en az kuantum fiziği ve yapay zeka konusu kadar hoşuma gidiyor.

Yapay zekanın kapımıza dayandığı, bilincin dijitalleştiği bir çağda; beynimizin nasıl çalıştığını anlamak artık bir lüks değil, zorunluluk. Gelecek kesinlikle beyin ve bilinç üzerinden yapay zeka ile insan zihninin birleşmesi teknolojileri ile devam edecek. Yapay zeka da zihnimizi ve algılarımızı anlamanın da ötesinde bir varlık olacak. Bu listede, David Eagleman’dan Oliver Sacks’a, Stanislas Dehaene’den James Clear’a uzanan bu liste; ufkumu açan, ‘boş biçimi’ (Sartre) bilimle dolduran ve zihnimde yer eden başyapıtları paylaşmak istedim. Sonuçta yaşam deneyimlerden ve izlenimlerden ibaret.

Hadi şimdi Nöronlar, sinapslar ve bilincin arasında bir varoluş yolculuğuna çıkalım.

✅ Küratör Önerim: Okunacak yeni bir kitap keşfedin

Sinirbilim, Zihin ve Bilinç Konulu En İyi Kitaplar: Zihnimde Yer Edenler
Sinirbilim, Zihin ve Bilinç Konulu En İyi Kitaplar

Ufuk Açıcı Sinirbilim Kitapları ve Bendeki Yansımaları

Bu kitaplar bize sadece bilinç ve zihnimizin kimliğimizi nasıl oluşturduğunu değil daha fazlasını verecek. Varlık felsefesi ve yine yapay zeka ile birleşen zihin dünyasını anlamak için de okunması gereken yapıtlar. Kitaplığımdaki en sağlam sinirbilim, nöroloji kitapları. Özellikle Oliver Sacks sadece klasik bir nörobilim ya da nöroloji kaynağı sunmuyor antropoloji ile nörolojiyi birleştiriyor. Yine nöropsikoloji alanında da en temelden orta seviyede gayet tatmin edici bilgiler var. Ben özellikle psikoloji deneylerini, algı ve nöroloji araştırmalarını okumayı seviyorum. Şimdi kitaplara geçelim.

Yaratıcı Tür – David Eagleman, Anthony Brandt 

The Runaway Species: How Human Creativity Remakes the World orijinal adıyla bir David Eagleman harikası. Yaratıcı fikirler dünyaya nasıl yön veriyor? Bütün bu düşünceleri nereden buluyoruz? Pazarlama taktiklerinden tutun da ünlü edebiyatçılar, müzisyenlere kadar yeni şeylerin var olma aşamalarını okumak çok iyiydi.  Sanat, resim, müzik, bilim, teknoloji, tıp gibi alanlarda nasıl bu kadar harikalar yaratan bir türüz? İşin sırrı her zaman beynimizde bitiyor.

Kitabın konusu: Kitapta  insanın yaratıcı ve inşa edici yönünü görüyoruz. Kitabı okurken bambaşka bir insanlık göreceğiz. Zihnimiz, beynimiz adeta bir bilgisayar gibidir. Programlar, alt programlar, algoritmalar ile çalışır. Aslında bütün her şey dışarıda bir yerlerde değil, beynimizde var olur. Bu ayrıca çok sağlam bir nöron felsefe konudur.

İnsanın yaratıcılığı, inşa etme yeteneği sayesinde içinde bulunduğumuz dünya var oluyor. Kullandığımız teknoloji, sanat, kitaplar, her gün kullandığımız tep telefonları, içinde  yaşadığımız binalara kadar her şeyi zihnimizin yaratma kapasitesine borçluyuz.

Özellikle renkli baskısı ve içerdiği insan belleğine, bilincine, insanın yaratım ve anlam bulma gücüne dair Sinirbilim, Zihin ve Bilinç konularında harika abir kitap. Kitaplığımdaki en iyi yapıtlardan biri. Yaratıcı fikirler konusunda teknoloji şirketlerinin ve sanatçıların adeta savaş verdiklerini söylemek yanlış olmaz. Yine kitapta yaratıcı düşünmenin aşamaları da veriliyor. Değişen dünya şartlarına, değişime yetişemeyenlerin yaratıcı düşünemeyenlerin ise ilerlemeyip tarih olduklarını da üzülerek okuyacaksınız. Umarım biz, akla ve düşünerek ilerlemeye değer veren toplumlardan ve ülkelerden oluruz.İnsanın yaratma gücünü bilim, bilinç, beyin, sinirbilim ve felsefe ekseninde okumak sise anlatılmaz bir düşünsel zevk verecek. Ama arada kişisel gelişim kitabı okuyor gibi olabilirsiniz, bu biraz cansıkıcı olacak, ben öyle hissettim arada. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Beyin (Senin Hikayen) – The Brain: The Story of You – David Eagleman

Kitabın anlatımı inanılmaz basit. Nöropsikoloji, beyin, bilinç, duyular, yapay zeka, özgür irade gibi konuları az çok biliyorsanız bu kitabı okuyun. Kitap ayrıca nöron felsefeye daha ileri düşünürsek yapay zeka çalışmalarınız varsa, yapay zeka felsefesine giriş düşünceleri bile verebilir.

Kitap konusu: Kitap altı bölümden oluşuyor. Gerçeklik nedir? Sorusunun cevabını yazar araştırma örnekleri ve beyin hastalıkları ile veriyor. Gerçeklik aslında beynin ürettiği bir algıdır. Yaşamımız beynimizde olup biter. Dış dünya diye bir şey aslında yoktur. Nasıl karar veririz? İnsan beyni karar ve kontrol vermede özgür iradeye sahip midir?

Beyinde her şey algoritmalar ve programlar ile mi yönetilir? İnsanın yaşamının neredeyse çoğunluğunu beyin otomatik bilinçdışı ile yönetir. Kitabın son bölümünde kime dönüşeceğimiz konusu var. Bilinç ve beynin gizemleri çözlüp insan ömrü uzayacak mı? Ya da kendimizi sürekli modifiye edecek teknolojiler geliştirip sonsuza dek yaşayabilecek miyiz? Yapay zeka ile insanın birleşimi sonucu ne tür bir yeni insan doğacak? (Transhümanizmin de ayak seslerini işiteceksiniz)

Minik yorum eleştiri: Yazarın Incognito Beynin Gizli Yaşamı adlı kitabını okuduysanız üzüleceksiniz. Çünkü bu kitap neredeyse aynı konuyu işliyor. Sadece konu değil verilen örnekler, araştırmalar, deneyler bile aynı. İki kitap arasındaki farlılık, bu kitabın son iki bölümü olabilir. İki kitaptan birini okumanız yeterli ki bu kitabı tercih edin. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Incognito (Beynin Gizli Hayatı) – (Incognito: The Secret Lives of the Brain) – David Eagleman

Öncelikle kitabın ilginç ve gizemli adından başlamak gerekiyor. Incognito’nun anlamı nedir? Kelime “kılık değiştirmek” anlamına gelir. Kitap David Eagleman klasiği ve üzerinden geçen yılara rağmen eskimedi. Zihin, beyin, bellek ve sinirbilim tabii ki gerçeklik algılarımız ve dış dünyayala iletişimimiz, gerçekliğimiz öznel ve nesnel deneyimlerimiz adına kaliteli bir kitap.

Konusu: Kitap özellikle algoritmalar ve bilinçdışı belleğimizin bizi nasıl yönettiğinden bahsediyor. Biz farkına bile varmadan, beynimiz bizim adımıza yaşamımızı sağlamamız gereken her şeyi yerine getiriyor. Yürürken, konuşurken, evlenirken, sevgili edinirken, tartışırken, inanırken aslında yaptıklarımızı biz yönetmiyoruz. Bilinç ve bilinç dışı davranışlarımızın çoğundan  beynimizdeki otomatik kayıtlar sorumludur. İnsan bu otomatik duyguların çoğuna evrimsel süreçte sahip olmuştur. Kitap evrimsel psikoloji açısından da güzel anlatılar sunuyor.

Gerçeklik algısı da beyindeki elektrokimyasal etkilerin sonucundadır. Gözlemlediğimiz dünya ve gerçekliğimiz beynimizin algılama yetenekleri ile sınırlıdır. Kitap aslında bu anlatılarla bize nöron felsefe ve Enel olarak felsefenin gerçeklik konularını da sinirbilim tarafından aydınlatıyor. Duygular, beklentiler, gözlemlerimiz gerçekliğimizi pekiştirir. Beyim çoğu işi örtülü bir şekilde yapar. İnsanı yöneten iç güdüleri, otomatik tepkileri, insanın bilinçli durumunun ötesinde insanı yöneten ve yönlendiren asıl sebeplerdendir. Kitapta psikoloji deneylerinden de sık sık bahsediliyor. Tabii ki yapay zeka felsefesi ve gelişimi, makin öğrenmesi de var. Yapay zeka konusu insanın geleceğini oluşturuyor. Biz henüz ilk adımlarına ve o bebeğin doğuşuna tanıklık yapıyoruz

Yorum ve eleştiri: İncognito dili çok yalın anlatımları ile okurunu sıkmayan bir popüler bilim kitabı. Kitabın anlatımı gerçekten de çok yalın. Eğer bilinç, beyin, yapay zeka, bilinçaltı gibi konularda daha önce okumalarınız varsa bu kitap size çok basit ve bilindik gelebilir. Yine de verdiği psikolojik deneyle ilgi çekiciydi. Bir klasik olarak okuyabilirsiniz ama yazarın Beyin, kitabını okuduysanız bun pek ihtiyacını kalmayacak. İnsan evrimsel süreçte gelişen bir biyolojik bir makine (bilgisayar mıdır?) Bu çok materyalist bir yaklaşım olabilir mi? Ama önyargıları bırakıp evrimin bize tuttuğu ışıkla, zihnimizi, bilincimizi, gerçekliğimizi açık net biçimde anlamalıyız. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Beynin Evrimi ve Tanrıların Ortaya Çıkışı (Prehistoric Humans, the Evolution of the Brain, and the Creation of Gods) – E. Fuller Torrey

E. Fuller Torrey’in inançlar, din, tanrı kavramını nöroteoloji ve insanın beyninin gelişimiyle anlatıyor. Kitap ayrıca biyolojik evrimin aşamalarını modern Homo Sapiens’e kadar getiriyor Okuması çok kolay bir kitap. Kesinlikle ufuk açıcı ben kolayca okudum ve çabucak bitirdim ve öneri listeme aldım.

Kitabın konusu: Torrey kitabında Tanrılar ve inlerin, insan beyninin geçirdiği evrimsel değişiklikler doğrultusunda neokorteksin büyümesi ve frontal loblarımızın ürünü olduğunu anlatıyor. Din, gelişmiş frontal lobun icadıdır. Homo Habilis, planlama ve ilk alet yapma ile gelecek kavramını geliştirmeye başlar. Homo Erektus için artık planlama kavramı devreye girer. Beyin yavaş yavaş gelişir. Homo Sapiens, Üst Paleolitik Devrim denilen dönemle birlikte sanatı, sembolleri ve tanrısal imgeleri kurgulamaya başlar.

Zihin Kuramı – Theory of Mind aslında kitaptaki her şeyin odak noktasını oluşturuyor. İnsan beyni geliştikçe sadece kendi düşüncelerini değil, başkalarının zihinlerini ve niyetlerini de düşünmeye başladığından söz eder. Bu yetenek insan beynini geliştirir. Doğal olaylar örneğin bir şimşek çakması öfkeli bir ruhun ya da tanrının işareti olarak dünülür.

Frontal lob, Prefrontal Korteks, temporal lom, periyatal lob gelişimi hem ölüm bilincini hem de varoluşsal farkındalığı yarattı. İnsan, yavaş yavaş varlığına bir anlam yüklemeye başladı. Bu bağlamda aklıma Satre ve Camus felsefeleri de geldi. Zihin bir biçimde varlığına anlam verip ayakta kalmayı başarıyor. Nöroteoloji bakımından devam edersem kitap (aşağıdaki kitapta da bu konuya değinen bir bölüm var) beynin mistik deneyimleri, tanrısal görüntüleri oluşturduğu inanç bölgelerinin gelişimini de anlatıyor. Psikoloji ve konfor kuramları, genetik kuramlar (Tanrı Geni) üzerine de modern bilgileri bulacaksınız. Thomas Hobbes, Leviathan‘da dinin yalnızca insanlara özgü olduğunu söylemesini de kitapta gayet güzel bir bağlamda okuyacaksınız. Kendinizi, inançlarınızı ve varlığınızı anlamlı bir temele oturtmak için bu kitabı okumalısınız. Tanrıya inanmasanız da inansanız da her şey aslında beynimizde başlayan ve devam eden elektrokimyasal sinyallerden başka abir şey değil. Bu ban göre korkutucu değil, harika bir keşif. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Nörolojik – Neurologic: Inside the Nightly Mind – Eliezer J. Sternberg

Okuduğum beyin, nöroloji ve psikoloji kitapları arasında en iyilerinden. Gerçi kitaptaki çoğu bilgiyi ve kavramı daha önceden okumuş olabilirsiniz. Kitapta çok fazla tıbbi terim var. Bunları aklınızda tutmaya çalışmayın okuyup geçin. İlerleyen sayfalarda tekrar edecekler ve belleğinizde yer edecek, merak etmeyin.

Kitabın konusu: Nörolojik kitabında, İlk bölümler bilinçdışı sistemin bizi nasıl yönettiğinden ve ayakta tuttuğundan bahsediyor. Rüyalarımızdan tutunda alışkanlıklarımız, gerçekliğimize kadar bizim kimliğimiz olan her şeyin nasıl beyin tarafından yönetildiğini anlatan kitap ayrıca beynin ilgili bölümleri çalışmazsa neler olacağını da bilimsel deneylerle anlatıyor.

Esnemek neden bulaşıcıdır gibi popüler bir konudan, anılarımızın oluşması ve sahte anılar üretmeye kadar sizi harika bir beyin kitabı bekliyor. Rüyalar ve halüsinasyonlar mı? Hayır. Özellikle “biz kimiz” bizi biz yapan nedir? Sorusunun da yanıtını bulacaksınız. Özellikle nöroteoloji ve inançların oluşumu bölümü olan 5. bölüm benim dikkatimi çekti. Uyku felci ve gerçek sanılan sanrılar, uzaylılarca kaçırılma öyküleri bir anda gerçekliği ve inancı nasıl kurguladığımıza dönüşüyor. Temporal lob epilepsisi ve yaralanmaları, aşırı dindarlık ya da tam tersine neden olabiliyor. Vincet van Gog bunun en iyi örneği olarak gösteriliyor. Beynin belirli bölgelerine elektrik akımı verilerek insanların onları takip eden gölge varlıklar ya da odalarında yanlarında tarif edemedikleri varlıkları görmeleri de he şeyin beyinde başladığını kanıtlıyor.

🍭 Eğer kendinizi bazen anlamlandıramadığınız hareketler yaparken buluyorsanız, Sternberg size beyninizin arka odalarındaki o gizli mantığı fısıldıyor. Bu kitap, ‘neden böyle davrandım?’ sorusunun altındaki nörolojik algoritmaları deşifre eden bir kullanım kılavuzu gibi. Okumanızo öneriyorum. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Canlı Devre – Livewired: The Inside Story of the Ever-Changing Brain) – David Eagleman

Yine bir beyin kitabı. am abu defa bir biyoloji kitabı gibi değil, daha fazla yaşam içinden örneklerle konular işleniyor. Beyin sabit değildir ve değişir. Beyin ne bir yazılım ne de donanımdır. Kimi beyni hardware kimi de software olarak niteler ya d aikisinin birleşimidir. David Eagleman beyin için “canlı devre anlamına gelen liveware” ifadesini kullanır.

Beyin her saniye, işlediği verilerle fiziksel olarak değişir. Bu değişimler insanın bütününü oluşturur. Kitapta en sevdiğim yer rüyalar bölümü,(benzer anlatılar Nörolojik kitabında ve diğer kitaplarda da vardı) rüyalarımızın sadece bilinçaltı ile değil, beynin uykuda mantıksal korteksi kapatıp, görme korteksinde nasıl simülasyonlar oluşturduğundan bahsettiği yerlerdi. Beyin sürekli bir şeylerle meşguldür. Bir yer boş kalırsa ora hemen başka bir duyu ile doldurulur. Eğer bir bölgeyi kullanmazsanız, diğer nöronlar orayı hemen istila eder. Bu “nöral Darwinizm” sürecini Eagleman muazzam bir dille anlatıyor.

🍭 Eagleman bu kez bizi beynin donmuş bir yapı olduğu yanılsamasından kurtarıyor. Canlı Devre, insan beyninin neden dünyadaki en esnek ve en tehlikeli teknoloji olduğunu kanıtlıyor. Eğer ‘ben artık değişemem’ diyorsanız, bu kitap size nöronlarınızın her an yeni bir savaşa hazır olduğunu gösterecek.

Kitap oldukça günce bilgiler sunuyor. Sadece popüler bilgi ve zırvalık dolu kişisel gelişim yerine okunacak zihin, beyin ve insanın gerçekliğini nasıl kurguladığınını anlatan en temel kitaplardan biri. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


İrrasyonel – Stuart Sutherland

Sosyal psikoloji çalışmaları ve deneyleri ile ilgili yazılmış 1992 tarihli kitap oldukça ilgi çekici konulara sahip. Kitap epeyce eski. Günümüzde hala güncel olması psikoloji ve sosyoloji, istatistik, insan davranışları, siyaset, pazarlamaya kadar geniş bir alanı kapsamasından.

Kitap 23 bölümden oluşmakta. Epeyce dolu diyebilirim. Kitabın konusu: insan davranışlarını ele alan sosyal psikoloji deneyleri. İnsanların nasıl irrasyonel (mantıksız) davrandıkları psikolojik deneyler ile anlatılıyor. Duygularımıza her zaman yenik düşeriz, insan genelde mantıksız davranır. Oy kullanırken, bir ürünü satın alırken, olayları değerlendirirken hep hata yapar.

Tıp alanında da oldukça mantıksız kararlar alınır. İstatistik, olasılık hesapları tıpta önemlidir. Çoğu tıp hekimi olasılık ve istatistik değerlendirmelerinde hata yapar. İnsanı etkisi altına alan onlarca etkiden bahsediliyor. İnsan kendini kandırmaya meyillidir. İnsan rasyonel bir varlık değildir. Bulunabilirlik hatası, tutsak ikilemi, insanların yanlış karar alması gibi, öncelik hatası gibi kavramlar açıklanıyor. Kişinin kendini hareketlerinden sorumlu hissetmemesi, reklamlar ve pazarlamacıların taktikleri de deneylerle anlatılıyor.

Kitap 1992 yılında yazıldığı için sosyal medya, dijital medya, mobil uygulamalar gibi 21. yüzyılın ikinci çeyreğinin de konusu olacak yeni dünya yaşamını bulmak imkansız. Yeni sosyal deneyler, dijital platformlar, sosyal medya, internet, yapay zeka konularının olmaması tabii ki eksiklik. Ama gelen olarak hâlâ geçerliliğini koruyan konular var. Kısacası eski deneyler ve 1990’ların dünyasına hatta 1970’lerden kalma deneylerle psikoloji ve sosyolojinin temellerini okuyacaksınız. Sakin bir kafa ile okunabilir. Ama kitapta çok fazla bilgi olduğundan sadece en önemli yerleri not alıp daha sonra dijital notlarınızı okuyabilirsiniz.

Kitap bölüm sonlarındaki kıssadan hisse veren bölümleri sevmedim, kişisel gelişim kitabı havası vermiş. Yazar bize şunu şunu yapma, bunu yap demiş. Bu en sevmediğim üslup, bu nedenle özet bölümlerini sevmeyebilirsiniz. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Görünmez Goril – The Invisible Gorilla – Christopher Chabris & Daniel Simons

Kitabın konusu: Kitapta anlatılanların hepsi deney ve gözlemlere dayalı çalışmalardan oluşuyor. Algılarımızın bizi aldatır. Beynimiz bize oyunlar oynar. Görünmez Goril de aslında bir deneydir. Bu deney insanın algılarıyla ilgilidir. Bazen sadece odaklandığımız şeyi görürüz. Ya da bilincimiz gördüğümüz her şeyi algılayamaz. Kitap çeşitli konulardan oluşuyor. İnsan bazen önündeki şeyi bile göremez hatta deneyimlemediği ve görmediği şeyleri görmüş deneyimlemiş gibi anlatabilir. Dikkat yanılsaması, bilgi yanılsaması gibi kavramlar çok iyi anlatılıyor. Gündelik yaşamda Baktığımız her şeyi bilinçli bir şekilde göremeyiz. Deneklerin çoğu insanlar arasında gezinen gorili görmez. Bununla ilgili tasarlanan harika deney anlatılır.

Belleğimiz, hatıralar, zaman algımız bazı durumlarda çok güvensiz olabilirler. İnsanın inanma ve inanç isteği, biliçaltı gibi konular da kitapta anlatılıyor. Mozart Etkisi bölümünde Mozart dinlemenin insanı daha akıllı ve zeki yapacağı ile ilgili deneyler ve nasıl yanlış sonuçlar alındığından bahsediliyor. Kısacası, gerçeklik, belleğimiz, gördüklerimiz, algılarımız, zihnimizde oluşan biyokimyasal etkilerden başka bir şey değildir. 

Özgüven yanılmasını bilgi yanılsaması ile çok iyi bir kitap. Yapay zeka ve otonom araçların konuşulduğu günümüz dünyasında; insan dikkatinin sınırlarını bilmek artık bir lüks değil. Bu kitap, “Ben her şeyi görürüm, her şeyi hatırlarım” diyen o kibirli insan zihnine atılmış en liyakatli tokattır. Ayrıca yapay zeka çalışmaları için de önemli bir kaynak olarak değerlendirilebilir. Gelecek yapay zekanın ve yapay bilincin olacak.

Görünmez goril deneyi: Gerçeklik neyi nasıl algıladığımıza göre değişir. İnsan beyni adeta bir veri işleme merkezi gibidir. Algıladığımız dünya, dünyanın gerçekliği beynimizdeki biyokimyasal tepkimelerden başka bi şey değildir. Beynimizi kandırabiliriz. Kitapta da anlatıldığı gibi bunu en çok reklamlar üzerinden yaparlar. Ürün tanıtımları, renklerle, nesnelerle, şarkılarla adeta beynimize işlenir. İnsan bir benliğe sahip olmadığı gibi beynindeki, vücudundaki bütün sistemlere de hakim değildir. 

Dışarıdan gelen girdileri bir bilgisayar gibi işler. DNA içindeki bilgiyi kopyalar. Aslında insan kendinin farkında bile değildir. Modern bilimle birlikte artık insan varoluşun odak noktası, merkezi değil. Yani hiç bir şey bizim için var olmadı. Hiç bir canlıdan ayrı, özel bir yerimiz de yoktur. Kitabı okuyunca zaten algıladığımız dünyanın bile eksik olduğunu göreceksiniz. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Atomik Alışkanlıklar (Atomic Habits) – James Clear

Atomik alışkanlıkların konusu nedir? Kitap kişisel gelişim türünde. Yazar James Clear okura çeşitli bilimsel çalışmalar ve deneylerle; psikolojik ve nöropsikolojik çalışmalarla öneriler sunuyor. Alışkanlıklar nasıl değişir? Zararlı alışkanlıklarımızı nasıl değiştirebiliriz? Düzenli bir yaşama nasıl kavuşuruz? Gibi temel sorunları ele alıyor.

Kitap genel olarak iyi olsa da bir okur olarak beni çok sıktı. Özellikle kişisel gelişim kitaplarındaki o öneri verme durumu az çok bu kitapta da var. Bilimsel çalışmalar, deneyler ve benzeri anlatımlar olmasa kitap okunmaz duruma gelecek. Yazar sürekli tekrara düşüyor ve kitap çok uzun. Bu kadar uzun olmasına gerek yoktu. Bitirmek için çok uğraş verdim denilebilir.

Atomik Alışkanlıklar, ilk bölümlerde alışkanlıklarımızı nasıl değiştireceğimizi az da olsa düzenli yapılan alışkanlılardan bahsediyor. Kişiden toplumsal yaşama da geçen yazar toplumsal yaşamda, iş dünyasında, ticarette, tüketimde alışkanlıklarımız, haz duygumuz, alışkanlıklarımız ardındaki bağlantılar da anlatılıyor.

Sağlık konusunda, tüketim ve reklamcılıkta da alışkanlıklarımızın önemi ve bizi nasıl yönlendirdiği kitabın konuları arasında. Nasıl karar alırız? genlerimiz davranışlarımızdan ne kadar sorumludur? Bu sorularla d kitap bitiyor. Genel olarak içinde iyi bilgiler içeren ama oldukça sıkıcı ve tekrara düşen ve en sevmediğim (şunu yap şunu yapma tarzının) kitapta olması denilebilir.

Piyasada binlerce kişisel gelişim kitabı var ama Atomik Alışkanlıklar’ı ayıran şey, arkasındaki sinirbilim temelidir. Bu kitap size ‘hayal kurun başarın’ demiyor; ‘nöral yollarınızı nasıl yeniden kablolarsınız?’ onu anlatıyor. Eğer diğer kitaplardaki ‘gaz verme’ seanslarından bıktıysanız, bu kitabın rasyonel ve sistem odaklı yaklaşımı kitabı sevmek okumanıza neden olacak. Kitap size emretmiyor, bilgi ile sizi geliştiriyor. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Karısını Şapka Sanan Adam – Oliver Sacks

 Oliver Sacks hem tıp doktoru hem de doğabilimcidir. En meşhur kitabı Uyanışlar, 1990 yılında sinemaya uyarlandı.

Yazar kitabın ön sözünde “Bu insanlar aslında, bizim hayal bile edemeyeceğimiz yerlerin yolcuları, onları tanımadan, farkına varmmaızın mümkün olmayacağı toprakların seyyahlarıdır. İşte bu yüzden hayatları ve yolculukları bana muhteşem gelir” der. Sacks nörolojik hastaların öykülerine, yaşamlarına, ailelerine, önceki yaşamlarına bezen günlük yaşamlarına kadar ayrıntılara iniyor. İnsanlar algılarını yitirince farklı birine dönüşüyorlar. 

Beynimizdeki elektrokimyasal olaylar bize bir bilinç ve kişilik veriyor. Beynimizde 100 milyar nöron ve yüz trilyon ara bağlantı var. İnsanın bilinci, öznel deneyimleri, hatıraları, zaman algısı beyninde oluşuyor. Gerçeklik algımız, renkler, gördüğümüz üç boyutlu dünya hepsi birer algıdan ibaret.

Beyinde bir şeyler bozulunca insanın gerçeklik algısı da kişiliği de yaşama bakışı da bozuluyor. Kitapta nörolojik ve zihinsel işlev bozkuklukları konu ediliyor. Kitaba başlamadan yazar nöroloji biliminin gelişimi hakkında da birkaç sayfa bir şey yazmış. Yine yazar bu bölümde “… Benim ilgi alanım, geleneksel anlamdaki nörolojik işlev yetersizlikleri değil, benliği etkileyen nörolojik bozkukluklardır” der. İnsanın benliği, kimliği, kim olduğu ve hastalanınca nasıl bir kişiye sönüştüğü Sacsk’ın ilgi alanına giriyor. 

İlk öykü kitaba adını veren Karısını Şapka Sanan Adam’dır.  Görme problemleri yaşayan bir müzisyenin öyküsüdür. Fakat hasta gözlerinde bir problemi olmadığını ve her şeyi gayet normal gördüğünü idiia eder. Kayıp Denizci ise insanın hafızası üzerine. Hafıza bütünlüğü, duydularımız üzerine bir öykü. Kitabı okuyalı çok uzun zaman olduğundan bütün öyküleri hatırlayamıyorum. Ama aklımda kalanları ile kesinlikle nöropsikoloji vakalarından oluşan gerçek öyküleri okuyunca insan kendini daha iyi anlıyor. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Zihin Sihirbazlığı – Stephen L. Macknik & Susana Martinez-Conde

Görünmez Goril’de beynimizin ne kadar kör olabileceğini görmüştük ama Zihin Sihirbazlığı işi bir adım öteye taşıyıp bizi “hackliyor”. İllüzyonistlerin yüzyıllardır sahne arkasında bildiği o “dikkat yönetimi” numaralarının aslında nörobilimin ta kendisi olduğunu anlıyorsunuz. Kitap, “Ben asla kandırılamam” diyen o rasyonel tarafımıza mermi gibi bir cevap veriyor: Beynimizin donanımı kandırılmaya müsait, çünkü sadece odaklandığı yere ışık tutan dar bir projektör gibi çalışıyor.

Bu kitabı okurken sadece sihirbazlık numaralarının sırrını değil, beynimizin “boşlukları tamamlama” huyunun nasıl suistimal edilebileceğini de öğreniyorsunuz. Pazarlamadan siyasete kadar her alanda maruz kaldığımız o “dikkat dağıtma” operasyonlarının nörolojik altyapısını deşifre ediyor. Algılarınızın ne kadar kırılgan olduğunu görmek hem ürkütücü hem de harika bir deneyim. 👉 Kitap için burada bir okuma bağlantısı var.


Bilinç ve Beyin – Consciousness and the Brain – Stanislas Denane

Gelelim bilinç nedir sorusundan çok bilincin nasıl çalıştığı ve var olduğunu anlatan kitaba. Stanislas Denane bu kitapda ani bilinç, “aslında beynin kendi içinde kurduğu devasa bir bilgi paylaşım ağıdır” der. Bilinçli ve bilinçsiz sistemlerin nası birleştiğini de anlatıyor. Ama yazar milyonlarca nöronun bilinçli temsili nasıl kodladığını da bildiğini söylüyor. Beyin algoritmalarıyla, bir bilgisayar gibi çalışır.

Kitap çok fazla bilimsel teori ile dolu olmasa da oldukça akademik ve ciddi bir dili var fakat anlaşılır biçimde. Kitapta bilincin geleceği de konu ediliyor. Bilinçli makinelerden, özgür iradeli bir makine, yapay zeka ile bilgisayar simülasyonuna bilincin kopyalanmasını da öğrenecek miyiz? yazara göre evet, bir gün öğreneceğiz. Okumanız gereken bir kitap.

Eğer Eagleman ile Beynin Gizli Hayatı’na daldıysanız, Dehaene ile o gizli hayatın ne zaman ve nasıl ‘bilince’ dönüştüğünün laboratuvar raporunu okuyacaksınız. Bu kitap, bilincin bir ruh değil, nöronların aralarında yaptığı devasa bir ‘ortak yayın’ olduğunu ispatlıyor. Bu gerçekten de harika abir bilgi kaynağı.


Son Söz ve Beyin, nöroloji, yapay zeka kitapları

Siz de okuduğunu beyin ve nöroloji kitaplarını yine yapay zeka kitaplarını yorumlarda paylaşabilirsiniz. Yaşamı anlamlandırmak ve gerçekliği tanımak için önce beynimizi anlamamız gerekiyor. İnsan her zaman varlığını onurlandıracak ve yaşamını devam ettirecek bir dayanak noktası bulacaktır. Yaşam algılarımızın bir bütünü. Dünya ve akıp giden zaman da beynimizi neden sonuç ilişkisi arasındaki bağlantısı. Beynimiz yaşam tiyatrosunda her saniye değişsen rollerle kimliğimizi inşa ediyor.

Biz yaşamdan vazgeçmez yerine yaşama verdiğimiz anlamlar ve ideallerimizle yaşam sevinci doluyoruz. Bütün ileri ideallerimiz, umutlarımız, inançlarımız her şey beynimizin bir ürünü. Tabii ki biyolojik bedenimizden ayrılamamız şimdilik olanaksız. Yapay zeka, bilinç çalışmaları ileride insan için yeni bir yaşam deneyimi getireceği de bir gerçek. Okuduğum ve beni aydınlatan kitaplardan beyin ve nöroloji, nöropsikoloji kitaplarını sizinle paylaştım.

İnsan beyninde yeni yollar açıp, beynini geliştirip daha fazla nörokimyasa bağlantılar kurdukça gündelik kavgalardan, binlerce yıldır süren didişmelerden de kurtulacak. Yapay zeka ve transhümanizm, yapay bilinç geleceğin insanı ile birleşecek.

msonmez
msonmezhttps://www.mustafasonmez.com
Çılgın kalabalıkların karmaşasına katılmayan; bilim ve felsefeyi kendine yol edinmiş, kurgulanmış hiç bir inanca bağlı olmayan, kimseyi ötekileştirmeyen, insanları bir başkası ve "diğer" olarak görmeyen; her türlü ayrımdan, kavgadan, dogmadan uzak; duru düşünceyle yaşamaya çalışan biri. Belleğinde hiç bir hesaplaşma, gürültü ve beynini kemiren istilacı iç sesleri yok.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarlık ve Destek

  • ✍🏻 Sitede Yazar OL
  • ❤️ Sponsor Olmak İster Misiniz?

Değişken Kürasyon