Mustafa Sönmez, “Zihinsel Bir Kürasyon” sitesindesiniz. Çok uzatmadan kimdir? Geyiğini yapıp ardından, biraz daha detay vereceğim. Özellikle “kürsyon” mantığına da değineceğim. Tabii ki yaşam ve insan tanımım da olacak. Klasik biyografiyi ne yapacaksınız ki! Sanki çok ünlü halka malolmuş biri gibi yazarsam bana gülersiniz, ben de kendim gülerim.
Konuya başlamadan önce iki şiir kitabına Google Play Kitaplar üzerinden e-Pub olarak erişebilirsiniz. Desteğinizi bekliyorum.

Hakkımda: Mustafa Sönmez Kimdir
Bu başlık altında ve alt başlıklarda kim olduğumdan çok yaşama bakış açımı yazacağım. Kim olduğumun ya d akim olduğumuzun gerçekten bir önemi yoktur. Özellikle 21. yüzyılın ikinci yarısında, kimlikler üzerinden değil bilgi üzerinden yürümeliyiz. Eski dünyanın, eski insan zihninin bütün kavramları, tartışmaları; yaşam evren ve dünya tanımları değiştir.
Bilgi ve teknoloji çağında; yapay zeka devrinde yüzlerce yıl önceki insan belleğinin ürünleri ile yaşamı, inançlarımızı ve varlığımızı şekillendirmeye çalışıyoruz. İşte bu nedenle büyük çatışmaların içindeyiz. Oysa gelecek sadece yapay zekanın desteklediği yeni insan zihni üzerin kurgulanacak. Evrensel ve daha fazla maddesiz bir kurgu içinde olacak insan. 👉 Detaylar için buraya bakabiliriniz.
Yaşam tanımım kısaca: Nasıl Yaşamalıyız ve Düşünmeliyiz?
Kendimi nasıl tanımlıyorum, kısa bir bakış. Belki de yeni bir belleğe ve vizyona sahip insanın zihinsel özellikleri bunlar olmalı.
- İnanmak değil, bilmektir yaşamı anlamlı kılan.
- İnsanları öteki görmek ve ayırmak, yüzlerce yıl önceki köhne düşüncelerdir.
- Fanatik düşüncelerdir bizi evrensel bir zihinden uzaklaştıran.
- Dürüst, insancıl biri olmak bir inancın zorunluluğu değil; bir ödevdir, olması gerekendir.
- Kitaplardır beynimizde yeni yaşam yolları açan.
- Zihnim her zaman sakindir; derin düşüncelerin o dedikoducu, zihin kemiren gürültüsüne dalmam. Ben sadece izlenimi süzerim.
- İnsan olarak biyolojimizi aşacağız ve belleğimizi…
- Zihinsel ve evrensel bir varlık olmadıkça; dünyanın geçici sorunları için tutuşuruz kavgaya.
- Kavga yerine ortak bir paydada yani “insan” olmada buluşmalı…
- Enerjimizi, hükmetmeye ve inanç, yaşam tarzı kavgalarına harcayınca bir karmaşada buluruz kendimizi.
- Hekesin birbirini yargılayıp, hizaya getirmeye çalıştığı, herkesin kendini haklı görüp diğerini lanetlediği bir düşünce tarzının içe sıçayım.
- Herkesin özgürce hayat bulduğu, farklıkların, inançların, cinsel kimliklerin tartışılmadığı yerde insan gelişir.
Müziğin renkleri…
Bir müzik şimdi iyi gitmez mi?
Müzik herhalde huzur içinde ölmek için insanın bulduğu en iyi şeylerden. Müzikten, incelikten o kadar uzaklaştık ki! Herkes birbirine üstünlük kurmak, bir diğerin öteki görmek, yaşantısına burnunu sokup, kendi yaşam biçimini en üstün hatta kutsal görmeye başladı. Oysa gerçeklik sadece bir algıdır. Bütü yaşam bizim kurguladığımız bir oyundur. Her şeyi insan zihni kurgular. Önce müzik dinlemeyi öğreneceğiz ki bir diğerin duymayı ve dinlemeyi de öğrenelim.
Bitmez Tükenmez Hırslarımız
La Vida Es Sueno, yani Hayat Bir Rüyadır, Calderon De La Barca’nın bir kitabı. Güzel bir oyun. Bu üç perdelik oyundan bir kısa alıntı yapmak güzel olacak. Alıntı İş Bankası Kültür Yayınları baskısı, sayfa 71’den. Kitabı mutlaka okuyun. Zaten okumayı unuttuğumuzdan değil mi yaşamı, evreni, ülkenin gerçeklerini, başkalarını okuyamıyoruz ve değişemiyoruz her geçen gün biraz daha fanatikleşip biraz daha hırçınlaşıyoruz.
2. gün 19. sahne, sayfa 71
Segismundo
Doğru söylüyor. Hoyrat davranışlardan
hükmetme güdüsünden ayrılmalıyız,
yeniden rüyalara dalsak;
yaşamın aslında rüya görmek olduğunu
bu anlaşılmaz rüyada
benim sınayarak öğrendiğime göre,
uyanana değin, kendisi gerçekte neyse
onun rüyasını gören insanoğlunun başla çaresi yok.
Kral, kral olduğunun rüyasını görür;
buyurur, yönetir, hükmeder.
Ödünç aldığı güç ve iktidarı,
er geç küllerle örter ecel!
Ölüm rüyasında uyanacak olduktan sonra,
hükmetmeye heveslenmenin anlamı ne?
Zengin, kendisine onca kaygı veren
zenginliğin rüyasını görür;
yoksul yoksulluğun.
Zulüm altında inileyen de rüya görür,
zulmeden de ve kişi gerçekte neyse,
onun rüyasını görür bilmeden.
Şİmdi burada zincire vurulu
olduğumun rüyasını görmüştüm az önce.
Hayat dediğin nedir?
Gelip geçici bir yanılsama,
bir gölge oyunu, bir düzmece;
en yüce sayılanın hiç değeri yok.
Çünkü bir rüyadır hayat
ve rüyada rüyadır sadece.
Mustafa Sönmez; Çılgın kalabalıkların gürültülü karmaşasına kulak tıkayan; bilim ve felsefeyi kendine yol edinmiş, kurgulanmış hiç bir inanca bağlı olmayan, kimseyi ötekileştirmeyen, insanları bir başkası ve “diğer” olarak görmeyen; her türlü ayrımdan, kavgadan, dogmadan uzak; duru düşünceyle yaşamaya çalışan biri. Belleğinde hiç bir hesaplaşma, gürültü ve beynini kemiren istilacı iç sesleri yok. Yaşamın izlenimlerini tek gerçek olarak görmeyen; dünyaya, yaşama dost olan ama bütün kokuşmuş düşüncelere yabancı biri…

