Netflix’in yeniden çektiği Frankenstein, (2025) filmi izleyiciye ne sunuyor. Daha önce de çeşitli uyarlamalar yapıldı. Dikkatimi çeken neden bu kadar çok uyarlama var? Mary Shelley’nin ölümsüz yapıtını bu kadar değer kılan neydi? Bu soruların yanıtını da vereceğim. Bu filmi diğerlerinden ayıran noktalara değineceğim. Ve sonra o kral soruya geleceğiz film izlenir mi?
Başlamadan hemen romanı okumadıysanız bir an önce okumanızı öneriyorum. Filmler hiçbir zaman orijinal yapıtın etkisini vermez. “Mary Shelley, Frankenstein ya da Modern Prometheus” için bağlantı bıraktım. Lütfen kitaba da bakın. Şimdi filme geçiyoruz, filmin anlatmak istediği nedir? Konusu ve özeti ve genel bir yorumla bitiriyoruz.
👉 Küratör Önerisi: En değerli filmler
Frankenstein (2025) Filmi Konusu ve Özet
Film konusununu başta da söylediğim gibi Mary Shelley’in 18 yaşında yazdığı dünyaca ünlü klasikler arasında olan aynı adlı romanından alıyor. Dr. Victor Frankenstein, çocukluğundan beri kimyaya düşkündür. Çocukluk travmaları Victor’ı ölümsüzlük ve insan yaratma konularında saplantılı hale getirir.
Filmden ilerleyecek olursak eğer “Flashback”lerle Victor’ın çocukluğu, babasının sert ve katı tavırları karakter gelişimi açısından önemle anlatılır. Victor’ın nasıl Dr. Frankenstein’a dünüştüğü filmde çok ayrıntılı işleniyor. Oldukça otoriter neredeyse takıntılı bir baba ve ölümle yaşama kafası takmış bir adam belki de bir yaratıcı olma çabasını doğuruyor. Tabii ki film genel hatları ile romandan uyarlama olsa da çoğu yer romanla uyuşmayacaktır.
Sonunda artık insan organlarından, elektrik ve galvanizma ile yeni bir insan yaratımı için kolları sıvayan Dr. muradına erecektir. Filmi özetlemek niyetinde değilim. Romanı da adım adım burada yine anlatmadan genel olarak filmin özünü aktarmak niyetindeyim. Dediğim gibi Victor’ın karakter gelişimi çocukluk yıllarından bir “yaratıcı” olmasına kadar olan kısım tatmin edici bir öykü sunuyor.

Gelelim soğuk ve buzlar içerisindeki “yaratık” sahnelerine. Belki de filmin başlangıcının etkileyici olması, “canavar yaratık” ve yaratıcının peşine düşen intikamcı “O” ya da “şey” ya da “iblis” adı bile olmayan karanlık varlık havasını çok iyi veriyor. Romanda da Dr. yaratığ peşine düşer, canavarı ararken buzullardaki bir genimin kaptanına anlatır. Bu giriş bana göre romanı çok iyi görselleştiriyor.
Tabii ki yine “Flashback”ler ile aslında “O” ya da “Şey”in aslında canavar olmadığını ve onun da dramatik varoluşunu öğreniyoruz. Sevmek, sevilmek, insanların arasına karışmak isteyen iyi niyetli “pamuk şekeri” gibi bir varlıktan canavara dönüşün de kademeleri izleyiciye iyi aktarılıyor.
Kronolojik Özet
- Prelude: Kutup Gemisinde Karşılaşma: Film, 1857’de bir buz denizinde geçiyor: Kraliyet Donanması’na ait “Horisont” adlı gemi, buzda mahsur kalıyor. Mürettebat, donmuş ve yaralı halde buldukları bilim insanı Victor Frankenstein’ı kurtarır — ancak kısa süre sonra devasa, deforme bir varlık (yaratık / “Creature”) gemiye saldırır. Yaratık, Victor’ın “yaratılışı” olduğunu iddia ederek teslim olmasını ister. Ardından kaptan tarafından yaratık vurulur ve buzlu sulara gömülür. Bu sahne, film boyunca anlatılacak olan Victor ve Yaratık’ın hikâyelerine çerçeve oluşturur.
- Victor’ın Hikâyesi Başlıyor – Travma ve Takıntı: Geriye dönük anlatımla Victor’un geçmişine inilir: Annesinin doğumda ölümü, babasının sevgi ve onayı yalnızca küçük kardeşi üzerinde yoğundur. Bu, genç Victor’un travmatik bir çocukluk geçirmesine neden olur; ölüm, acı ve kayıp onun üzerinde derin bir travma bırakır. Bu travmalar, Victor’un ölümle, insan bedeninin sınırlarıyla ve “ölümü alt etme” arzusu ile takıntılı bir bilim insanına dönüşmesine zemin hazırlar.
- Ekipten Kovuluş & Yalnız Yol: 1855’te Victor, ölü bedenleri yeniden canlandırma girişimleri nedeniyle Edinburgh Kraliyet Cerrahlar Koleji’nden atılır — bu, dönemin ahlaki ve bilimsel normlarına göre kabul edilemez bir “kutsal suça” benzetilir. Bu gelişme, Victor’un yalnızlaşmasını ve bilimsel takıntısının derinleşmesini hızlandırır. Kendi yoluna gitmeye karar verir.
- Destek Teklifi: İzolasyon & Deney Kulesi: Silah tüccarı/bağışçısı Henrich Harlander, Victor’a sınırsız finansman ve izole bir kule sunar: Ölümün “yeniden yazılması” için. Victor, etik sınırları hiçe sayarak deneylerine buradan devam etmeye karar verir. Bu kule — hem fiziksel hem metaforik — Victor’un yalnızlığının, takıntısının ve sınır tanımazlığının doruğa ulaştığı alan olur.
- “Canavar”ın Yaratılışı – Elektra Şimşeği ve Beden Parçaları: Victor, büyük bir deney sonunda ölü beden parçalarını bir araya getirerek “yaratık” adını verdiği varlığı canlandırır. Şimşek, elektrik ve ölüm — yaşamı diriltme ânı hem bilimsel hem metaforik bir dönüm noktasıdır. Fakat yaratılan bu varlık — bedeni bir araya getirilmiş olsa da — zihinsel ve duygusal hâlleri taşıyan, karmaşık bir “insan/yaratık”tır. Bu doğum, Victor için bilimsel bir zafer değil; yıkıcı bir sorumluluk ve vicdan sınavının başlangıcıdır.
- Yaratık’ın Uyanışı & İsyanı: Yaratık, hem fiziksel hem ruhsal olarak uyanır. Victor’ın ona verdikleriyle değil — reddedilmişlik, yalnızlık ve insanlıktan koparılmışlıkla yüzleşir. Bu yüzden, ihanet, öfke ve isyanla başlar: Gemide Vicente’yi kurtaran donanma, buz kütlesinde canavarla yüzleşir. Bu isyan, fiziğini yaratanın elinden alıp, kendi benliğini arayan bir varlığın trajedisidir. Victor’un bilimsel dehası, insani zaafı ve bencilliğiyle çatışır.
- Çöküş & Yıkım: Yaratıcı ve Yaratılan İçin Felaket: Film, klasik “yaratıcı vs yaratıktan çok, insanlık vs insanlık dışılık” çatışmasına odaklanır. Yaratığın isyanı, Victor’un hayatını, ilişkilerini ve vicdanını paramparça eder. Her iki taraf da, deneyin, hırsın, travmanın ve reddedilmişliğin kurbanı olur. Film, hem yaratılan hem de yaratanın düşüşünü aynı anda anlatır.
- Son: Soru — “İnsan Ne Demek?” Film finalinde, Victor ve Yaratık’ın trajedisiyle beraber izleyiciye sorulur: “İnsan olmak nedir?” Del Toro’nun yorumuyla, canavar sadece görünüşüyle değil; duygularıyla, acısıyla, umuduyla “insan” olabilir — ya da insanlık, yaratıktan daha korkunç olabilir. Bu final, hem gotik estetiği hem felsefi derinliğiyle klasik hâl alır.
Film İncelemesi
Aslında yıkarıda da söylediğim gibi bana göre filmi, diğer yıllardaki yapımlardan ayıran özelliği yaratık ve yaratıcının iç dünyasına, psikolojisine, acılarına ve beklentilerin odaklanmış olmasıdır. Özelikle “Flashback”ler ile karakterlerin asıl kimlikleri olmak istedikleri kişi ile oldukları kişi arasındaki uçuruma dikkat çekiliyor.
Sadece karakter dinamikleri ve oyunculuk değil görüntü yönetimi de çok iyi. Filmin başlangıcını çok etkileyici bulduğumu da söylemeliyim. Yaratılış süreci, av ve avcı olarak aradaki mücadele, canavara dönüşüm… Aslında Dr. Victor’da en az kendi adıyla anılan yaratığı kadar acımasız bir ucubedir. Yaratıcı ile yaratık birbirini tamamlar.
Romanda Modern Prometheus, atıfı vardır. “İblis” olarak nitelendirilen varlık yaratıcısı tarafından sürgün edilmiştir. Tıpkı insanlara ateşi çalıp insanlara veren Prometheus gibi. Detaylara için yukarıdaki kitap bağlantısından erişebiliriniz.
“İblis” kendine bir eş ister ama Dr. Victor Frankenstein bu isteğini yanıtlamaz. Dışlanmış, yaratıcısı tarafından sevilmeyen, terkedilmiş ve eşsiz bırakılmış bir varlık dehşet saçar. Bu dışlanma buzullarda bitecektir. Victor, yaratığını asla yakalayamaz.

Felsefi Bir Yorum
İnsan olmanın sınırları nerede başlar ve nerede biter? Ünlü Frankenstein kompleksi aklımıza gelecektir. Isaac Asimov tarafından bulunan bu terim yaratılanın (bu bir bilinçli makine, yapay zeka, siborg, insansı robot olabilir) bilinçli hale gelip insan yaratıcısın baş kaldırması, hesap sormasıdır. Sadece dijital ya da sanal varlıklar değil insan da yaratıcısına baş kaldırıp hesap sorup isyan içinde olabilir.
Filmde de “O” ya da “İblis” adsız bir yaratıktır. Tanrısına baş kaldırmıştır. İnsanın hem yapıcı ve yaratıcı hem de yıkıcı yönünü film çok iyi görselleştiriyor. Özellikle gotik atmosferin iç karartıcılığı ile insanın yok ediciliği çok iyi bir uyum içinde ilerliyor.
Frankenstein yapıtının yaratıcısı Mary Shelley aslında günümüzdeki transhümanizm, post hümanizm, insan sonrası gibi gibi kavramların gotik bir habercisi gibidir. Günümüzdeki insansı robotlar, yapay zeka, bilinçli makineler bunların hepsi aslında Frankenstein’ın ta kendisidir. Filmde kibirli yaratıcı, yarattığını küçümser onu yok etmek ister. Bu temayı mitolojide de sıkça görürüz. Tanrılar tufanlarla insanları yok ederler am insan her defasında yeniden ayağa kalkar.
Kısacası film sadece basit bir dram değil romanda d olduğu gibi altında günümüze kadar uzanan teknolojik bir vizyondur. İnsanın geleceği ve doğası, varlığın evrimi ve karbon temelli varlığın yavaşça kendini silikon temelli bir varlığa devretmesini de buna ekleyebiliriz.

Frankenstein Film Bilgileri
Frankenstein (2025), Mary Shelley’nin klasik eserini günümüz izleyicisine yeniden yorumlayan karanlık ve atmosferik bir Netflix uyarlaması. Film, insansı bir varlık yaratmanın etik, duygusal ve psikolojik sonuçlarını modern bir estetikle ele alırken; kimlik, yalnızlık ve Tanrı’yı oynama arzusunun bedellerini güçlü bir dramatik dille sorguluyor.
Oscar Isaac’ın canlandırdığı Victor Frankenstein, bilimsel hırsı ile insani zaafları arasında sıkışmış bir karakter olarak hikâyeyi hem trajik hem de felsefi bir eksene taşıyor. Jacob Elordi’nin hayat verdiği yaratık ise sadece bir “canavar” değil, reddedilmenin izlerine gömülmüş bir bilinç olarak karşımıza çıkıyor.
- Orijinal Adı: Frankenstein
- Yönetmen: Guillermo del Toro
- Kaynak: Mary Shelley romanı Frankenstein ya da Modern Prometheus (1818) romanı
- Süre: 2s 29 dk
- Yapım yılı: 2025
- Nereden İzlenir: Netflix
- Daha Fazla Bilgi: IMDb
Oyuncular ve Karakterler
- Oscar Isaac – Victor FrankensteinHırslı, zeki ama gururlu bir bilim insanı. Ölümü yenme arayışı ve “yaratmak” tutkusu onu etik sınırların ötesine taşıyor.
- Jacob Elordi – The Creature (Yaratık / Canavar)Frankenstein’ın deneyleri sonucu “yaratılan” varlık. Yarı insan yarı yaratık; hem masumiyet barındırıyor hem de terk edilmişlik ve öfke.
- Mia Goth – Elizabeth Harlander (veya filmdeki karşılık gelen karakter)Victor’ın yaşamındaki önemli kadın karakter. Karakterin detayları filmde sürprizli olabilir; denge, vicdan ve insanlık yönünü temsil ediyor.
- Christoph Waltz – Harlander (destek karakter)Victor’ın çalışmalarına fon sağlayan veya deneyin arka planındaki önemli figürlerden biri; filmde etik tartışmalar ve güç dengesiyle ilişkisi var.
- Diğer karakterler arasında William Frankenstein, Leopold Frankenstein gibi aile bağları ve karakter çatışmaları getiren figürler de yer alıyor.
Karakter Dinamikleri
Victor Frankenstein ile Yaratık arasındaki ilişki, “yaratıcı ve yaratılan” arasındaki kopmaz ama çarpık bağ üzerine kurulu. Victor’ın hırsı ve bilim tutkusu, Yaratık’ın yalnızlığı ve insanlık arayışıyla çatışıyor. Yaratık, hem kendini ispat etmek hem de aidiyet aramak isterken; Victor, kontrolü elden bırakmamak için etik dışı yollara sapıyor. Bu, filmde “insan olmak”, “yaratılan değer”, “sorumluluk” temalarını yoğunlaştırıyor.
Elizabeth ve Waltz’ın karakteri gibi yan figürler, bu çatışmayı derinleştiriyor — aşk, vicdan, siyaset, çıkar dengesi ve güç ilişkileri gibi temalar devreye giriyor. Böylece Frankenstein hikâyesi, sadece bir korku/yaratık filmi değil; insan doğası, vicdan, sorumluluk ve ihanet üzerine derin bir drama hâlini alıyor.








