2013 yapımı Please Like Me, eğlenceli bir LGBT temalı dizi. Eski bir dizi. İlk çıktığında izlediğim ve sevdiğim yapımlardan. Yıllar önce blogların internete hakim olduğu günlerde siteye eklemiştim Yıllar sonra siteyi son defa güncellerken bu postu da unutmadım.
Asya yapımlarını “boys’ love dramaları bilirsiniz bol makyajlı oyuncular, ultra zengin gay çocuklar, hep aynı okul aşkı senaryoları… Bir noktadan sonra sıkıcılaşıyor. İşte Please Like Me, tam da bu monotonluğu kıran farklı bir dizi. Kendine has bir dili, tarzı ve içtenliği var. “Farklı bir şeyler izlemek istiyorum” diyen herkesin radarına girmeli. Şimdi lafı daha fazla dolandırmadan asıl konuya geçeceğim.
👉 Küratör Önerisi: İzlemeye değecek LGBT dizileri
Please Like Me Konusu ve İncelemesi
Josh, birlikte olduğu kız arkadaşını terk ediyor. Çünkü artık bir başkası gibi davranmak istemiyor; o bir gay ve bunu saklamaktan yorulmuş durumdadır. Kız arkadaşına eşcinsel olduğunu söylemesi, onun için büyük bir dönüm noktası oluyor. Ayrılık kaçınılmaz. Sonrasında çocukluk arkadaşı Tom’un yanına taşınıyor.
İki arkadaş birlikte yaşamaya başlıyor. Elbette Josh’ın hayatı burada da durulmuyor; yeni arkadaşlar, sevgililer, aşk maceraları… Hayat devam ediyor. Tom da kendi çapında romantik ilişkiler yaşamaya çalışıyor, o da ayrı bir dünya zaten.
Bir yandan Josh’ın ruhsal sorunları olan annesi sürekli yeni krizlerle karşımıza çıkıyor. Babası, üvey annesi ve babaannesi de olayların bir parçası. Dizi boyunca bu ailenin birbirini anlamaya çalışmasını izliyoruz. Bazen annesine, bazen babasına, bazen de kardeşine bakmak zorunda kalan Josh, kendi hayatını rayına oturtmak için de uğraşıyor. Bu karmaşanın içinde ne kadar kendi olabiliyorsa, o kadar hayatta kalabiliyor.

Ne Anlatıyor Bu Dizi?
Josh’un eşcinsel kimliğiyle barışma süreci, hayattaki rolünü bulma çabası ve içsel yolculuğu oldukça doğal bir şekilde işleniyor. Dizi duygusal ama aynı zamanda bol bol güldürüyor. Jenerikten itibaren eğlenceli ve enerjik bir havası var.
Seks, cinsellik, ilişkiler… Her şey açık açık, utangaçlığa gerek duyulmadan anlatılmış. Ama sadece “LGBTQ dizisi” deyip geçmek haksızlık olur. Bu dizi aynı zamanda “insan olmanın” karmaşasına dair bir şeyler söylüyor. Kalabalıklar içinde nasıl yalnızlaştığımızı, sevdiklerimizle kurduğumuz dengesiz bağları ve bir birey olmanın zorluğunu gösteriyor.
Please Like Me, hem düşündüren hem de güldüren bir yapım. Samimi, sade, gerçek. Her karakterin ayrı bir derdi var ama hepsinin ortak noktası şu: Yaşam, herkes için karmaşık bir macera. Cinsel yönelimi fark etmeksizin herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir dizi bu. Gençlere, genç yetişkinlere, hatta genç kalan herkese hitap ediyor. Gerçek, içten ve sahici hikâyeler sevenlerin kaçırmaması gereken bir dizi.

LGBT, Cinsiyet Rolleri ve Gerçeklik: Nöro-kimyasal Bir Yorum
Son yorum: Please Like Me, izleyiciye hem güldüren hem de düşündüren bir queer dizisi izletişi sunuyor. Josh’un arkadaşları, aşk hayatı ve ailesiyle ilişkileri üzerinden karakter gelişimi etkileyici bir şekilde aktarılıyor.
Mizah, dram ve samimiyet, dizinin temel çekiciliğini oluşturuyor, izleyici karakterlerle kolayca bağ kuruyor olması izlenirliği arttıracak. Dizi, LGBT temalarını doğal ve gerçekçi bir tonla işliyor. Söyledim mi bilmiyorum bu yapım otobiyografik. Josh Thomas, kendi yaşantısından esinlenerek bu diziyi yapıyor.
Otobiyografik olunca diziler daha içten geliyor bana. Herkesin bir yaşam macerası var. Yaşama ister LGBT bireyler olarak isterse heteroseksüel bireyler olarak devam edelim, hepimizin ayrı bir macerası var. Düşüncelerimiz, inançlarımız, yaşamdan beklentilerimiz ayrı.
Ama hepimizin zihni elektro kimyasal tepkimeler sonucu bilinç kazanıyor. Hepimiz umut ediyoruz, seviyoruz, özlemlerimiz var, korkularımız var. Cinsiyet rolleri insan olmamızın önünde bir engel değil. Engel sadece kendini geliştiremeyen ve karanlıkta yol alan çarpık zihinlerde…
4 sezon ve 32 bölüm olarak yayınlanan diziyi izlemelisiniz. Yazı içinde çok fazla “bold” ile vurguladığım yer oldu biliyorum. İnsanların kendi değerleri ile yaşaması iyidir. Dindarın dindar yaşaması iyidir. Kendi dünyasında ve gerçekliğinde herkes mutlu mu sorun yok. Fakat siyasi, ve dini-politik çıkarlar için LGBT bireyleri her zaman ezilecek ve ötekileştirtecek ilk grup görmek de bir zihinsel parazittir. Herkes kendi dünyasında mutlu olduğu biçimde yaşaması ve bir diğerine yaşam biçimi dayatmaması ideal bir toplum için gerekli.
Dizide de Josh, iyisiyle kötüsüyle kendi halinde bir gay bir genç. Yaşam macerası çok sıradan ama çok bilindik. Biz insanlar, duygularımız, gerçek ve bastırtılmamış kimliğimizle varolabiliriz. Bütün kimlikler ve gerçeklik de aslına bakılırsa beynimizin nöron-kimyasal sürecinin kendisinden ibarettir. Ben dediğimiz şey bile aslında zihnimizdeki bir kurgu.
Her zaman dediğim gibi: artık her şeyi yapay zekaya sorduğumuz, internet sitelerinin ve blogların neredeyse devrinin bittiği bir AI zamanında, bu blogu gördün ve bu yazıyı okuduysan yorumunu da esirgeme.









