Dolaptaki Canavar (Closet Monster) (2015), bir gencin hem bastırılmış eşcinsel kimliğiyle hem de geçmişin travmalarıyla yüzleştiği duygusal ve yaratıcı bir LGBT filmi. Özellikle baş karakterin gelişim süreci, çocukluğunda tanıklık ettiği olay ve gay kimliğini saklaması izlemeye değer
Kanada yapımı bu bağımsız film, hem fantastik unsurlar hem de psikolojik derinliği ile size sorgulatan bir izletiş sunacak. Çok karmaşık yapısı olmayan ama içten bir queer film.
🏳️🌈👉 Küratör Önerisi: İzlemeye değecek LGBT filmleri
Dolaptaki Canavar Film Konusu ve Özeti
Oscar, küçük yaşlardan beri gay yani eş cinsel olduğunun farkındadır. Babası üzerindeki baskı zaten haddinden fazladır. Onu anlamayan bir baba… Annesi de 9 yaşında babasından ayrılmıştır. Yine 9 yaşındayken okula yakın bir yerde gay olduğu 3 kişi tarafından kıçına demir sokularak ağır yaralanan ve belden aşağısı felç olan birini görür.
Bu olay ile yaşadığı travma onun korkulu rüyası haline gelir. Kimliğini ve kendini yaşamak istediğinde hep bu olay ve o inşaat demiri hayaline gelir Tabii ki halden anlamaz, bir o kadar da ön yargılı babası…
Tabii ki çocukluğundan beri yanında olan ve onunla iletişime geçtiğini hatta konuştuğunu sandığı hayvanı Buffy… Başarısız anne-baba ve cinsel kimliğini yaşamaya çalışan bir genç olan Oscar, Wilder ile tanışır. Artık kendi ayakları zerine durma zamanın geldiğini anlar. Kendini kabullenip sorunlarını çözmek yolunda ilerleyen Oscar acaba kendini bulacak mı? Çok istediği makyaj bölümünü okuyabilecek mi? Oscar ve Wilder bana Oscar Wilde’i hatırlattı belki de benzetme yapmışlardır, öyle ise güzel benzetme olmuş.

Film İncelemesi ve Yorumu
Film, drama, gizem, kategorisinde. Özellikle filmdeki bazı sahneler, çekim açıları çok başarılı. Özellikle Oscar’ın gerçeklik karşısında bilinç altından bilincine çıkan korkularının görsel efektlerle sunulması filme fantastik atmosfer de katıyor, bu çok başarılı. Filmde her zamanki gibi cinsel içerikli sahneler var ama çok abartılı değiller. Biraz daha cesur sahneleri izleyici bekleyecek.
Oscar, çocukken gördüğü eşcinsellere yapılan şiddet sahnesi onun travmasının başlangıcıdır. Babasının da gaylere karşı homofobik bakış açısı, saçlarını kesmesini söylemesi onu korkutur.. Eçsinsel kimliğini saklamaya karar vermesi kendince doğrudur. Çünkü dışlanmak ve şiddete uğramak onun iç dünyasında (saklı duyguları) korkunç bi canavar gibidir.
Film, ergenlik döneminin zorluklarını, kimlik arayışını ve kabul görme mücadelesini metaforlarla anlattığından size bilindik bir gay aşk ve büyüme öyküsü sunmuyor, daha etkili bir izletiş sunuyor. Başroldeki Connor Jessup’un performansı çok başarılı. Karakterin içsel yolculuğunu ve korkularını film çok iyi yansıtıyor. Closet Monster, size kaliteli bir queer büyüme öyküsü ve kendini bulma, gerçeklerle yüzleşme izletişi sunacak. Yaşam fantastik kurallarla değil gerçeklerle yönetilir ve korma kendin ol!

Dolaptaki Canavar Film Bilgileri
Fantastik ve psikolojik bir anlatıma sahip film, bir gencin hem aşk hem de kimlik yolculuğunu 1 saat 30 dakikalık bir sürede ele alıyor. Quuer film meraklılarının beğeneceği 2015 Kanada 🇨🇦 yapımı nerden izlenir derseniz: Amazon‘da izlenir fakat TR için uygun mu bilmiyorum. Zaten LGBT içeriğini ülkemizde bulmak samanlıkta iğne aramak gibi. Ne ara bu kadar dışlayıcı ve bir diğeri için kötü düşüncelerle dolu olduk bilmiyorum. Neyse çer çöp fazlalık bilgi için IMDb var.
Oyuncular ve Karakterler: Oscar, hem geçmişin travmaları hem de eşcinsel kimliğiyle yüzleşmeye çalışırken hayal gücü ona bir kaçış ve güç kaynağı olacaktır. Connor Jessup (Oscar): Bastırılmış duygularını keşfederken hayal gücüyle hayatta kalmaya çalışıyor. Çocukluk travması ve korkularını aşmaya çalışıyor. Eşcinsel olarak şiddete uğramaktan, dışlanmaktan korkuyor. Aliocha Schneider (Wilder): Oscar’ın ilgisini çeken ve hayatında dönüm noktası olan eşcinsel karakter. Daha cesur biri. Oscar’ın duygularını ve cinsel kimliğini adeta yeniden programlar, destek verir, önünü açar. Isabella Rossellini (Buffy – Seslendirme): Oscar’ın dostu ve hayalindeki konuşan hamster. Filmin fantastik yönünü oluşturuyor. Oscar aslında konuşanın hamster değil kendi bastırılmış duyguları olduğu en sonunda anlar.








