Dostoyevski Sendromu Nedir? Dehaların Hastalığı

Dostoyevski 

Dostoyevski Sendromu nedir? Alman nörolog Norman Geschwind ön temporal lob epilepisisi teşhisi koyduğu bazı hastalarda, bir takım değişiklikler gözlemler. Geschwind, Yazma isteği, sanata düşkünlük, dini algılamada değişiklik, ahlak ve yargı anlayışındaki üstünlük, yaşamı farklı imgeleme ve betimleme gücü gibi özellikle ile bazı hastalar olağanüstü bir zihin seviyesine erişebildiğini bildirmiş. Geschwind, bakar ki bu özellikler Dostoyevski'de var yeni keşfine Dostoyevski Sendromu adını verir. Geschwind Sendromu da denir. 😱

Yaşama evrene hangi açıdan bakıyoruz? 👀 Tek doğru bizim yaşamımız mı? İmgelediğimiz dünya aslında algıladığımız ve hayal ettiğimden ibaret değil, daha fazlası var... Biz sadece anlayamadığımız, bilmediğimiz, algılayamadığımız şeylere tuhaf davranıp uzaylı gibi davranıyoruz. Aslında sorun her zaman karşımızdakileri anlamayacak kadar dogmatik olmamızdan kaynaklanıyor. Yaşamdaki her türlü cinsel ayrımlar, nefret suçları, din-ırk ayrımları vs. yaşamı tek kanaldan algıladığımızdan kaynaklanıyor. 👎

Dünya algısı genellikle beyindeki elektriksel faaliyetler sonrası ortaya çıkar. Dünyayı tanımlama ve anlamlandırma konusunda özellikle sanat eserleri yaratma konusunda Geschwind (Dostoyevski) sendromunun çok büyük etkisinin olduğu iddia edilir.

Einstein'ın dünyayı ve evreni algılayışındaki değişikliğin de otizmden kaynaklanan bir süper algı olduğu iddia edilir. Dehaların özellikle sanatçıların beyinlerindeki farklılıklar, farklı sinirsel bağlantılar yaşamı ve evreni daha farklı görüp, sanat eserlerini oluşturmalarına neden olduğu da sıkça dile getirilir.

Yaşam algısını en iyi örnekleyen H. G. Wells'in Körler ülkesi romanıdır. Körlüğün ne olduğunu bilmeyen ve yaşamlarını harika bir şekilde devam ettiren bu halk  bir gün genç bir dağcının kaza geçirerek bu topluluğu keşfetmesi ile ilginç bir hal alır.  Dağcı genç Nunez, bu topluluğun arasına düşünce onlara kör olduklarını ve yaşamın güzelliklerini göremediklerini söyleyince onlar: Nunez'e delirdiğini söylerler. Körlük diye bir şey olmadığı gibi, renk, ışık, karanlık, güneşin doğuşu gibi kavramlar da deli saçmasıdır. Nunez, körlerin algıladığı dünyayı küçümser ona göre körler ülkesinin bireylerine gerçek yaşamın öğretilmesi gerekirken; Körler Ülkesinin bilgelerine göre de Nunez hastadır ve halusünayson gören hastadır ve buna neden olan da gözlerinin fazla çıkık olması ve göz kapaklarının fazla hareket etmesidir. Tedavisi ile gözlerinin bıçakla oyulmasıdır. O zaman Nunez sağlığına kavuşacaktır.

Dostoyevski Sendromu da H. G. Welss'in romanı da bize yaşamı nasıl algılarsak gerçekliğimizin o olduğunu gösteriyor. Yaşam algımızı geliştirmek için beynimizde yeni yollar açmamız gereklidir. Her yaşam kendi içinde gerçektir. Bir yaşamı anlamamak sadece bizim bakış açımıza göre yanlıştır.

Gerçeklik, algılarımız, sanat, yaşamı ve evreni yorumlama biçimimiz tamamen zihinsel bir süreçtir. Belki de yaşamı bize en iyi betimleyen ve sanatta harikalar yaratan insanların beyinleri farklı bir şekilde çalışmasaydı, yaşam daha tek düze olacaktı ve bakış açımız sonsuza dek aynı kalacaktı... Belki de yaşamı farklılıklara borçluyuz...


Okuma notlarım:
Oliver Sacks, Marsta Bir Antropolog
Oliver Sacks: Sesleri Duymak
Oliver Sacks: Müzikofili
Oliver Sacks: Karısını Şapka Sanan Adam
H. G. Wells, Körler Ülkesi

Dostoyevski Sendromu Nedir? Dehaların Hastalığı Dostoyevski Sendromu Nedir? Dehaların Hastalığı Reviewed by SNMZ on Aralık 30, 2017 Rating: 5

14 yorum:

  1. Öyle güzel anlaşmışsınız ki Dostoyevski Sendroma giresim geldi. :)

    YanıtlaSil
  2. Bak bu cidden güzel bir konu Mustafa, videoyu beğendim :)

    YanıtlaSil
  3. çok güzel bir yazı tebrik ederim ben de bloguma beklerim

    YanıtlaSil
  4. Yani ayrımcılık yapmak kötü, ama insanlar inançlarını tek doğru olarak bulduğu için diğer insanları da etkilemek, kendi inançlarına çekmek ister. Bu da bence doğru bir davranıştır.

    Evrene farklı bir şekilde bakanlar ise, genellikle bunlar dahiler/evliyalar vs., insanlara ön yargılı davranmıyor, dine, ırka, tüm farklı düşüncelere büyük bir sakinlik ve kibarlıkla yaklaşıyorlar. Bana göre dahilerin böyle davranmalarının ana sebebi evreni anlayabilmek. Hiçbiri para için, çıkar için bilim yapmamış. Evreni, yaratıcıyı anlamaya çalışmış. Amaçları bu olduğu için beyinleri, algıları bize göre daha çok gelişmiş.

    İnsanlar daha fazla sosyalleşmeli, daha fazla dini, tarihi okuyup öğrenmeli. Bu hoş görüyü, samimiyeti artıracaktır ve böylece hepimiz dahi olabiliriz falan dermişim :) Konu güzel, videonun kapanış sözü daha güzel, fevkalade bir video kapanışı olmuş Mustafa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk paragraf için: "tek doğru benim bildiğim ve yaşam biçimim" düşüncesini eleştirdim aslında. Doğru, gerçeklik bile görece bir kavram. 👍

      Sil
  5. Böyle inanılmaz betimlemeleri olan bir insanın bir sendroma isim olması oldukça ilginç :) Ama şaşırmıyorum artık. Zeka olarak algıladığımız şeyin IQ dan ibaret olmadığının ispatı niteliğinde. Emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
  6. Kendi düşüncesini dayatan ve başka bir doğru yokmuş gibi gösterenlere ben de kızıyorum.Geçen sosyoloji dersi izlerken canlı yayında hoca arkadaşları uyardı.Dedi ki daha makro bakmayı öğrenin lütfen...

    YanıtlaSil
  7. Dostoyevski'den ben de şüphelenmiştim okurken. Kahramanların karakterlerini bu kadar iyi analiz etmek için mutlaka kendisinde onlardan parçalar vardır dedim ve nitekim bilim adamları incelemişler. O girift anlatımın gerisinde, normal çalışan bir beyinden ziyade, dur durak bilmez şekilde, karakterleri teşhis etmiş ve konuşturarak anlatmış bir deha var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Videonun 30 saniyelik bir bölümünü kazara kestiğimi fark ettim. Bu tür insanlar olmasaydı yaşamın bakış açısından, algıdan ibaret olduğunu anlayamayacaktık.

      👍👏

      Sil

G mail hesabın ile yorum yazabilirsin.

Reklam bağlantıları ve sırf tıklama amaçlı yorumlar yapmasan iyi olur. Çünkü yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanıyor... 😎 Bir de küfür edenler tamam da edin sorun değil. Tehdit edenler bu yaptığınız suç...

Blogger tarafından desteklenmektedir.