Pazartesi

Anlat Hadi (Kalbinin Sesini Dinle)

Anlat Hadi (Kalbinin Sesini Dinle)

Yazı   

Soruyorum kendime ben niye yazıyorum. Neden gece yarıları kalemimi alıp defterime uzun uzun cümleler yazıyorum? Sonra yazdıklarımı karalayıp tekrar yazıyorum. Şiirlerden bahsedecek olursam mısraları tamamlamadan diğerine geçiyorum, olmadı hepsini karalıyorum. Bazen bütün bir şiir gidiyor. Kelimelere sığmıyor duygularım.

Öyküler. Romanlar. Denemeler... Bazen evrenin ve yaşamın gizemini anlatan uzun makaleler... Görünen ve görünmeyene ait ne varsa hepsi hayatın gizli köşelerinden çıkıp geliyorlar. Yaşamın en derin manalarını taşıyorlar. Hepsi hayata dair halleri kendi kurallarına göre hikâye ediyorlar. Zaten yaşamın özü bilmek ve hissetmek değil mi? Yaşamın özü: sevgi ve teşekkür değil mi? Kalbin atış sesiyle dinlemek değil mi bütün söylenilenleri. 

Yaşamın caddelerinde ellerimiz ceplerimizde avare avare gezmek değil ki hayat. Sadece ağlamak, veya hep gülmekten mi ibaret bu yaşam? Ölürken bütün maceramızı sinema şeridinden izlemek mi hayat? Bu sorular aklımda iken şiirlerim, denemelerim, öykülerim, romanlarım göz kırpıyorlar bana “bizi unutma” diyorlar. Biz hayatın "dili"yiz, biz anlatırız, biz konuşuruz. Biz dokunuruz hayatın ruhuna. Yaşam etten kemikten ibaret değil. Sırlar var. Çözecek birilerini bekliyor. Çok süslü yazılar var okuyacak birilerini bekliyor. Sonra yazacak birileri. Hayatı kelimelerle paylaşacak birileri lazım.

Bilmek ve yazmak... Kalbin sesini dinlemek ve yazmak... Kalbin sahibini bilmek ve yazmak... O zaman et kemik olmaktan kurtuluyor insan. Ruh oluyor. Bilgi oluyor. Sonra kitaplar hayatın bütün anlamlarını gözden göze, kalpten kalbe ulaştırıyor. Mutluluklar, sevinçler, bazen muziplikler, gariplikler kısacası hayata dair bütün haller mürekkep oluyor yazı oluyor kitaplarda birleşiyor.

Yaşamı paylaştıktan sonra, evreni satır satır okuduktan sonra; sevmeyi ve çokluktaki birliği öğrendikten sonra; varsın ölsün insan. Vücudu gitse de, anlattıkları paylaştıkları gitmez ki. Yazarlar ölmez ki! Şairler ölmez ki! Düşünen ve yaşama anlam katanlar hayatın ruhu ile sohbet ederler çünkü. Bir gece vakti herkes uyurken ya da hayatın çığlığında insanlar boğulurken yaşama dair en güzel notları kelimelere dökmek ne güzel değil mi? Hayatı en güzel yaşayan belki de kalemi elinden düşürmeyenlerdir ne dersiniz?

Bırakalım anlatsın şiirler. Anlatsın öyküler, sohbetler, denemeler, günlükler. Evrenin boş vakum alanında, bazen bir atomun yörüngesinde; bazen bir kuantum köpüğünde; bazen çoklu bir evrende; bazen bir zaman makinesinde, belki de ışıktan daha hızlı hayallerimiz ile biz ölümlüler bu evrenden göçmeden kelimeleri kitapların ve düşüncenin dilini ortak lisan yapmalıyız kendimize. Hayatı yazdıktan sonra, bütün sırlara sahip olduktan sonra varsın gitsin bedenimiz bu fani dünyadan.

Mustafa Sönmez ©
www.mutafasonmez.com

Yazının Müziği:  Hugo Strasser - Greensleeves

  1. Yanıtlar
    1. Arşivden çıkarmam gereken yazılar var galiba :) Blogu açma amacım bu yazılardı...

      Sil
  2. Of...Böyle derin bir yazı, hayatı anlamanın aktarımı. Tekrar okuyacağım. Kalemine sağlık Mustafa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim... Eski yazdıklarımdan. Bazı değişiklikler yapıp yayına tekrar aldım

      Sil
  3. Mustafa bey merhaba yazınız enerji verdi. Yazma konusunda bana bir adım daha attırıp yazmaya motife ettiniz. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten çok mutlu oldum... Yazmayı bırakmamak dileği ile...

      Sil

G mail hesabın ile yorum yazabilirsin. Ya da "Anonim" seçeneği ile hayalet olarak...

Reklam bağlantıları ve sırf tıklama amaçlı yorumlar yapmasan iyi olur. Çünkü yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanıyor... 😎 Bir de küfür edenler ettiğiniz küfür çok da umurumda... Beğenmiyorsan defol git o kadar!

Whatsapp Buton Sadece Mobilde Çalışır

Kelimeni yaz ve ENTER tuşunu kullanarak ara