Yazmanın Önemi - Artık Bilgeliğe Yer Yok

Yazı Yazma   
Bir zamanlar sadece yazardım... Yazmanın önemi neydi? Yazmak insana ne katardı? Bu kadar çekici olan neydi? Kelimeler ve müzik her zaman aynı şeyin iki yüzü gibiydi. Aslında her şey sadece kelime ve müzikti... Her yere yazardım... Sebepsiz nedensiz, öylesine...

Elektro manyetizma aslında tek şeyin diğer yüzüydü... Fotonlar da aynı... Işık da aynı... Dalga da aynı... Yazı da aynı... Müzik de aynı... Yazmak yaşamın kelime türünden ifadesiydi... Bazen aslın da çoğu zaman gözümün önünde, yazılar ve imgelediğim cisimler akar gider. Bazen ellerimle onları yakalamaya çalışırım. Tutamam...

Önemli olan yazmaktı... Önemli olan yaşamaktı... Sadece yazmaktı... İçinden geldiği gibi... Okumuşlar, beğenmemişler, "like" butonuna dokunmamışlar... Hiç birinin önemi yoktu... Yazdıklarımın da yaşamımın da "like"lanmaya ihtiyacı yoktu. Zaten değerliydi.. Zaten kendi halindeydi... Önemli olan yaşam olmaktı, maddeden sıyrılıp süptil bir hal almaktı...

Çılgın kalabalığın, uğuldayan anlaşılmaz çılgın kalabalıklarından uzaklaşmak demekti yazmak. Yazmak, yeniden kalabalığa karışmak demek değildi. Beğen, paylaş, daha çok tıkla, daha çok beğeni biriktir... Okuma, yazma, sadece gül geç...

Şimdilerde eski denemelerimde yazdığım gibi kelimeleri okuyanlara artık nasıl hitap edeceğimi de bilmiyorum... Eski samimi duygular artık kalmadı... Bir zamanlar sadece yazardım... Sadece yazardık... Şimdi ise, beğenilmeye, daha çok "tık" almaya yazıyoruz. Çok satanlar listeleri ise marketlerin şarküteri reyonu gibi... Ben ise kalemimi bir köşeye kaldırdım... Kâğıtları müsvedde olarak kullanılmak üzere dağıttım...



Yazar - Yazı

ve sonra şiirimsi şu cümleler geçti aklımdan. Okumayan ve yazmayan modern insanın haliydi...

Bir zamanlar sadece yazardım...
O zamanlar anlamsızlık yoktu... Hâlâ bir umut içindeydik...
Bu kadar anlamsızlığın içine atmamıştık kendimizi. 
Ve sorsanız:
Hepimiz inançlıydık...
Anlamsızlık ve kulaklarımızı tıkayıp kendi bildiğimizi okumaktı tek inancımız...
Sözde her şeyi biliyorduk, her şeyi işitiyorduk, görüyorduk...
Sözde seviyorduk...
Yazıyorduk aslında: "Defol git" "seni adi ibne" "senin aramızda yerin yok"
Yazmayı biliyorduk sosyal medyada: "tipini siktiğim" "şu giydiğine bak"
Israrla yazdık: "lan değişik" "sen kimsin göt" "amk salağı" "ananı ..."
Gülerdik yazarak: "haha bak ne komik bir video" "bu resmi gördün mü"
Kılımızı kıpırdatmadan bakardık: "bak düşecek, çekiyor musun? düştü ya amk!"
Hayretle izler yazardık:
Bilgi tanrısı sanırdık Youtube'un kopyala yapıştır bilgelerini...
Kopyala yapıştır Tanrılarıydı o Youtube bilgeleri...
Çakma bilgeler, yaşamlarında ne kitap görmüşlerdi ne de kalem...
Ağzımızın suyu akarak izlerdik, paylaşırdık...
Okumazdık: izlerdik, bir serabı seyreder gibi Youtube çölünde videoları...
Anlamsız şeyler, anlamsızlığa koşan zihinlerimize çok iyi gelmişti...
Okumazdık,
Yazdıklarımız hep nefret, hep yargı dolu kelimelerdi...
Ne Birbirimize ne de Allah'a bu kadar inanmadık, itimat etmedik; bağlanmadık
Sosyal medyaya inandığımız, bağlandığımız kadar...

Yazıyoruz yazdıklarımız işte bunlar...
Okuyoruz okuduklarımız sin-kaflı küfürler...
İzliyoruz izlediklerimiz işte bunlar; doğal güzellikler bir bir yok olurken...
Sözlerimiz,
Hayal gücümüz,
İnsanlığımız,
Şefkatimiz,
Yere göğe sığdıramadığımız hoşgörümüz,
O kimseye bırakmadığımız inançlarımız,
Hepsi yalan...
Hepsi ikiyüzlülük...
Hepsi bencilce,
Dünyada sanki sadece biz varmışız gibi...
Susuyorum,
Artık yazmak kelimelere eziyet...

Bir zamanlar sadece yazardım, umut içinde...
Bloglardım bütün kelimeleri...
Şimdi kalemimi kaldırdım,
Sözlerim bitti...
Çılgın kalabalığın anlamsız uğultusu aldı götürdü ne varsa...
Blog ise, artık gitmekle kalmak arasında...


Şimdi yeşil fincanın dibinde kalan iki-üç yudum çayı da içtim... Saat gece yarısını geçiyor... Daha bir yavaşladı sanki müzik, ağır çok ağır hareket ediyor klavyenin tuşları... Zaman durmak üzere çok yavaş, hem de çok...

Yaşama insana dair diğer yazılarımı okumak için tıkla
Yazmanın Önemi - Artık Bilgeliğe Yer Yok Yazmanın Önemi - Artık Bilgeliğe Yer Yok Reviewed by SNMZ on Ekim 12, 2017 Rating: 5

8 yorum:

  1. Yazmayı bırakmamalısınız. En azından kimse için olmasa bile kendiniz için yazmaya devam etmelisiniz.

    YanıtlaSil
  2. Olmaaaz, senin gibi yazan hiç görmedim ben. Düşüncen, bildiklerin, kalemin, kağıtlar özler ve hatta ağlarlar. Ben de hem çok üzülür ve terk ederim buraları hiç düşünmeden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlar artık okumuyor abla ve bu da sinirlerimi bozuyor...

      Sil
  3. Senin gibi kaliteli içerik üreten blog yazarı her zaman yazmalı kardeşim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdilik zor da olsa devam ediyorum...

      Sil
  4. Herkesin farklı düşünce yapıları ve istekleri vardır. Buna engel olamayız. Ama ben senin yazılarının okunduğunu düşünüyorum. Ki ben de şu sıralar yorum yazamasam da okuyorum yazılarını. Malum son senem, yorucu olmaya başladı öğrenci hayatı. Kendi bloğuma bile zor uğruyorum. Bilesin ki senin ve yazılarının arkasındayız, yazmaya devam.. :)

    Blog samimiyetinin eskiye göre azalması konusunda ise, ben de bu durumu farketmeye başladım. İnşallah durum düzelir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmak güzel... Ama yazacaklarımı yazamıyorum bir türlü... Yeni bir blog açtım orada da yazmadım... Sloganımı da değiştirdim zaten

      Sil

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.