Behçet Hastalığı Nedir, Belirtileri ve Tedavisi (Yaşamımdan)

Yaşam - Life   
Bu yayında henüz hastalık sınıfına girmeyen "sendrom" olarak nitelendirilen Behçet Hastalığı'ndan bahsedeceğim. Sendrom, Fransızca'dan dilmize girmiş kelimedir. ( Syndrome) TDK sözlüğündeki ilk anlamı "belirge"dir. Konumuz olan BH'ye dönecek olursak BH (Behçet Hastalığı) sadece bir "belirge"dir. Başlı başına bir hastalık değildir. Peki nedir? 

1937 yılında Hulusi Behçet ilk olarak bu hastalığın belirtilerini izler, tanımlar, kendi soy adını da hastalığa verip tıp literatürüne geçirir. Bu ansiklopedik bilgileri zaten her yerde bulmak mümkün. Bu nedenle burada yazmayacağım. Ne gereği var ki?

Aslında insanı mahvedecek güçtedir Behçet Hastalığı. Özellikle 20'li yaşların ilk günleri ile birlikte bu hastalıkla tanışanlar için durum daha zor olacaktır. Damar iltihabı olarak geçen bağışıklık sistemi ile ilgili bir hastalık olan Behçet Hastalığı, en fazla göz damarları ve  alt ekstremite venöz sistemini tutar. Göz tutulumu erken fark edilip tedavi edilmezse körlüğe götürebilir. Ama her ihtimalde gözdeki enfeksiyon yani "üveit" zarar vermeden iyileşmez. Yine bacak derin toplar damarları tutulumunda duruma ne kadar erken müdahale edilirse o kadar az zararla durum atlatılır. Yine nörolojik tutulum, sindirim sistemi tutulumu, böbrek tutulumu, eklem iltihapları da görülebilir.


Yaşam Güzeldir   

Alt ekstremite venöz sistemini tutulumu DVT konumuz. 

Yani DVT denilen durum. Yani derin toplar damarlarda kanın pıhtılaşıp damarı tıkamasıdır. Bu pıhtılar ak ciğerlere kaçarsa akciğer embolisi, beyne giderse felç ihtimali vardır. Fakat bu ihtimal doğru tedavi ve zamanında müdahale ile neredeyse yok gibidir. Benim toplamda 3 DVT atağım oldu. Sol bacaktaki en ağırı idi. Pıhtı çözülse de damar iç yapısı çoktan bozulmuştu. Sağ bacak ise daha şanslıydı daha az zarar gördü. Basınçlı çorap ve kısa yürüyüşler ve basit bacak egzersizleri ile uzun zamandır DVT atağı geçirmeden devam ediyorum.



Zen Stones   - Zen Taşları   

Gelelim Behçet Hastalığı İlaçlarına

Aslında Azatioprin etken maddeli Imuran en sık kullanılan ilaç. Ben de uzun süre kullandım. Fakat daha etkili ama endikasyon dışı raporla alınan Mikofenolat Mofetil etken maddeli ilaçlar var en meşhurları CellCept ve Mikofenalik Asit etken maddeli Myfortic ilacı. Şu sıralar Myfortic kullanıyorum. Günde 4 tablet. Kolşisin de ağız içi aftlara ve derideki kızarıklıklara iyi gelebiliyor. Ama ben bıraktım içmiyorum. 100 mg Asetilsalisilik Asit yani Coraspin ya da Ecopirin kullanıyorum. Genelde damar tutulumu olanlar kullanır.


İnsan Evren   

Belirtiler ve Yaşamı Sorgulamak

Fakat, ağız içi özellikle dil kenarındaki aftlar gerçekten konuşmaya engel olur ve insanı sinir küpü haline getirebilir. Hatta konuşmaya, kelimelerin düzgün çıkmasına bile engel oluyor. İnsan her zaman kendini, yaşamı tanıma ve bilme yolunda ilerlemeli. Tek düze yaşam, tek düze fikirler, tek düze dünya görüşünü terk edip yaşamı farklı bir boyutta izlediğimiz de kendimize dost olabiliyoruz. Bu yazıyı hazırlamamın nedeni aslında kendimize neden dost olamadığımızı sorgulamaktı. Kendimize olan dostluğumuz eksikse, yaşama olan dostluğumuz da eksiktir demektir. Belki de yaşamı bütün olarak ve içindeki hiç bir yaşamı yadırgamadan, yargılamadan karşılamak anlayışını bana BH kattı. Sebep-sonuç ilişkisi evrenin en karmaşık kavramı hangisi önce gelir sebep mi sonuç mu? Bu soruyu burada da soruyorum...


İnsan Telepatik İletişim   

Yazı çok uzadı, konuşmayı pek beceremem. Kelimeler ağzımdan hep yanlış çıkar. Akıcı değil yavaş konuşurum. Ama yazmaya gelince kelimeler akar gider... Bu zıt duruma bazen çok gülerim... Bu ölçüsüzlük ne de tuhaf...


Fakat yaşam onu nasıl örneklediğimize, yaşamın morfogenetik alanlarına nasıl enerji bıraktığımıza göre değişmiyor mu? Bu nedenle kendimizi her zaman mutlu ve sağlıklı örneklemeliyiz. Çünkü, aklımızdan geçen her düşünce enerjidir, enformasyondur. Düşüncelerimiz gerçeklerin ilk halidir. Yaşamla ve güzelliklerle aynı frekansta titreşmek, yani aynı enformasyonu paylaşmak bizim elimizde... Yaşama ve evrene karşı olan daha büyük bağlarımıza odaklanmalıyız. Gerisi ise sağlık olsun...

Neyse bu yazı da bitti... Myfortic vaktim geldi :)

Sönmez ©

Behçet Hastalığı Nedir, Belirtileri ve Tedavisi (Yaşamımdan) Behçet Hastalığı Nedir, Belirtileri ve Tedavisi (Yaşamımdan) Reviewed by SNMZ on Mayıs 16, 2017 Rating: 5

6 yorum:

  1. Geçmiş olsun kardeşim.Bir arkadaşım da bu konudan muzdaripti.Özellikle topuk ve ayak tabanından çok çekmişti ve bununla ilgili özel tedavi görmüştü.O bahsetmişti Behçet hastalığından yıllar önce.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, teşekkür ederim. BH'nin ne yapacağı hiç belli olmuyor. Bazen zor bazen de kolay geçiyor...

      Sil
  2. Kardeşimle (seninle) bu BH hakkında zaman zaman konuşuruz. Bir takım hastalıklar ve kendince uygun gördüğü adayları. Ben senin kadar hayata pozitif bakan kimseyi tanımadım daha. Akıldan hastalık bile korkmalı bence. En hafif ataklarla atlatmanı ve olabildiğince sağlıklı bir ömrün olsun dilerim Mustafa. Sevgilerimle kardeşim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten bazen oturup sohbet ediyorum BH ile. Bazen damarlarla bazen ağız içi aftları ile... :) Halimize şükretmek lazım...

      Sil
  3. Behçet hastalığını birebir yaşayan biri olarak yaşadıklarını kaleme dökmen, bu hastalıkla mücadele edenlere ışık olacaktır.
    Geçmiş olsun.Bu dönemi en hafif şekilde geçirmen dileğiyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Behçet Hastalığını insanlar anlamakta zorluk çekiyorlar, adı da tuhaf olunca... Bu dönemde ağız yaraları o kadar çok arttı ki ağzımı açamıyorum desem yeridir. Zaten sürekli ağız ağız ve dil aftları yüzünden konuşmakta zorlanıyorum

      Sil

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.