Boku Çıkan Blog/Blogger İlişkileri

İnsan   
Blog yazarı olmak... Şuradaki yayınlarda ve şuradaki videoda neden blog yazmamız gerektiğini anlatmaya çalışmıştım. Yazmanın önemini, blog kültürünün insana neler kazandıracağına burada değinmeyeceğim. Burada anlatmak istediğim tamamen "al gülüm ver gülüm" blogculuk olacak. Blog kardeşliği, yorum kardeşliği, "mim" kardeşliği vs. karşılıklı alışverişin yapıldığı bir blog pazarı ile devam edeceğim. Artık blog yazmada daha edilgen olmaya karar verdim, eski günlerde olduğu gibi.

Yorumculuk oyunu
İlk olarak blog yorumları konusuna değinmek istiyorum. O kadar yorum takıntılı olduk ki anlatamam. Tabii ki sevdiğimiz bir yazıya yorum yazarız, bu farklı bir durum. Fakat bunu bile karşılıklı çıkar meselesine çevirmeye başladık. Yorum alabilmek için saatlerce bilgisayarın başında yüzlerce bloga yorum bırakmak ve yine bilgisayar başında karşılığını beklemek bana çok tuhaf geliyor. Eğer içimizden geldiği gibi değil de karşılıklı yapmacık bir yorum oyunu oynayacaksak bloglarımızı yoruma kapatalım olsun bitsin. Blog yazarları birbirlerinin farkına yorumdan yoruma varacaksa burada bir yanlış yok mu?

Bencil İnsan   

Sonsuz beklenti zincirinde olanlar
Diğeri ise "İzleyiciler" eklentisi... Bu eklenti neden var? Blogları daha kolay takip edebilmek için, yazarların birbirlerinin bloglarından haberdar olabilmeleri için. Fakat burada bile öyle büyük bir bencillik var ki anlatamam. Hep banacılık Google Plus gruplarında olduğu gibi burada da var. Google Plus gruplarında binlerce yazar var ama hiç kimse yokmuş gibi herkes ölü taklidi yapıyor. Beni okusunlar ben kimseyi "iplemeyeyim" "beni takip edenleri merak bile etmemeyeyim" "önemli olan benim takip oranım" düşünceleri aldı başını gidiyor. Facebook, Twitter, Instagram gibi ortamlara evriliyor, bloglar da... İnsanlar birbirlerini klavye başından, daha tanımadan eleştirir oldu, kavga eder oldu... Afra-tafralar kime? Sanal âlem bilgisayarımın kapağını indirip, mobil cihazlarımı kapatınca bitmiştir. Önemli olan ilişkilerimizi sanaldan, gerçekliğe çekmek olsa gerek... 

Birbirine yabancı kuru kalabalık   

Amacı "alavere alavere" olanlar
Daha sonra içi boş sadece Google'dan trafik toplamak, reklam yapmak amaçlı kurulan bloglar meselesi var. Zaten belli bir zaman sonra işleri bitiyor. Daha fazla katkıda bulunamıyorlar... Yine bozulan ve çıkarcı insan ilişkilerini burada da görüyoruz. Birini bir diğerine acımasızca kışkırtmak, menfaat ilişkileri; sanal aşk oyunları; alavere dalavere... Blog yazarını yazdıklarından ötürü suçlamak, ona akıl vermeye çalışmak... Oysa önemli olan kişiliğimiz değil mi? Birbirimizi yazdıklarımızdan ve paylaştıklarımızdan ötürü kötüleyemeyiz, yargılayamayız. Asıl yargıç insanlar değil Tanrı'dır. Bazen Tanrıcılık oynuyoruz...

Egoist   


Samimiyetsiz yapmacık hitaplar
Sonra aşırı "beyfendi"li, "siz"li ifadeler; ağır ağabey, ağır abla tarzında hitaplar... Kendimiz olamıyoruz... Bizim kültürümüzde sıcak kanlı ifadeler vardır: "abi" "abla" "teyze" ve buna benzer sıfatlar bizim hitap tarzımızdır. Yani bazen öyle abartıyoruz ki artık kalite ya da seviye değil yapmacık bir hal alıyor bu hitaplar. Hatta "beyefendi hazretleri" "hanımefendi hazretleri" gibi eski hitap tarzlarını kullanalım. Yani  sonuçta burada devlet yönetmiyoruz ve diplomat değiliz... Devletler arası yazışma da yapmıyoruz... Belli bir yerden sonra yapmacık kaçan, samimiyet içermeyen hitapları bırakmak gerekli...

Son bölüm için düzeltme: Aslında burada bahsetmek istediğim ilk tanışmada hemen samimi olmak değil. Tanıştıktan sonra, blog yazarları birbirlerini tanıdıktan ve belirli bir iletişimden sonra hâlâ diplomatik dille konuşmaları bana abartılı geliyor... Bir diğeri de ben burayı yani blogu samimi bir ortam gibi görüyorum. Mahalle ortamının tanıdık havası; apartmandaki komşular; bakkalla olan muhabbet gibi... İçten ve içimizden geldiği gibi...

Tanıdığım güzel insanlar ve blog ziyaretçilerime selam olsun...

Mustafa Sönmez ©
Boku Çıkan Blog/Blogger İlişkileri Boku Çıkan Blog/Blogger İlişkileri Reviewed by SNMZ on Aralık 04, 2016 Rating: 5

52 yorum:

  1. Gülerek okudum :) Çok güzel tespitler.Genelde senli benli ifadeyi pek sevmem ben.Ama zaman içide değişir durum.Seni mesela yakın bulduysam Mustafa derim :) Tabi doğal olabilmek önemli.Ben de 8 aydır blog yazıyorum.Benim de ara ara okunma kaygım oluyor,bu yazınla kendimdeki eksiklikleri de görme imkanı buldum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son paragraf için bir düzeltme yaptım. Bu konuda bir tek ben farklı düşünüyorum galiba... Umarım daha uzun zaman blog yazmayı bırakmazsın...

      Sil
  2. Tek kelimeyle harika, harika, harika. Söylemek istediklerimin hepsini tek tek dile getirmişsin. Bunu tüm bloggerlar okumalı bence. Çok teşekkürler bu paylaşım için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Cem, konuya katkı sağladığın için teşekkür ederim...

      Sil
  3. Hayatımız menfaat üzerine kurulmuş. İlk blog yazmaya başladığımda bunlardan yoksun yazıyordum.Hala daha bunlardan yoksun yazıyorum.Her geçen gün normal hayatta karşılaştığım olaylar durumlar sözler duydukça bir ara blog yazmaktan soğumuştum. Dedim sonra kim ne ederse etsin. Kendi bilir ben ideallerim için yazacağım. Yaşadıklarımı bildiklerimi çatpat türkçem ile yazamaya çalışacağım. Böyle ilgimi çeken konular olursa da baştan sona kadar okuyup düşüncelerimi paylaşacağım. Bu konuyu okuyunca zihnim yeniden harekete geçti. Yüreğinize sağlık umarım her blog kullanıcısı bu makaleyi okur. Kendi hissesini düşeni yapar.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Abdullah, düşüncelerini paylaştığın için teşekkür ederim...

      Sil
  4. Çok haklsınız yazdıklarınızda, sadece size hitap konusunda katılamıyorum. Ben samimiyet olmadan senli benli konuşmaları sevmiyorum, hatta itici ve yapmacık buluyorum çoğu kez. Ama blog dünyasında öyle güzel iletişimler olabiliyor ki hitaplar kendiliğinden "sen" noktasına gelebiliyor. Doğal süreç olduğu için hoş da duruyor, ama dediğim gibi bunun için süreklilik ve zaman gerekiyor benim fikrimce.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hitap konusunda bir düzeltme yaptım paragraf altında. Yorumuna katılıyorum...

      Sil
  5. Normalde yüzyüze konuşurken dikkat edilen nezaket kuralları da burada yok. Ben de bundan şikayetçiyim. Evek sıcakkanlı bir milletiz. Mesela sokakta teyze, amca, abla diye hitab edecek veletler burada size "sen" diye kafa tutuyor.

    Yorum ve ekleme işi zaten hiç anlayamadığım bir konu. Ben gerçekten okumak istediğim yazıları okuyor ve gerekirse yorum yapıyorum. Yorum yaptığım kişi gelip beni ekliyor. Sonrada bir daha uğramıyor. Amaç nedir anlamıyorum. Aslında anlıyorum tabi. Orada kendisinin görünmesi ve tıklanarak bloğuna gidilmesi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzleyenler eklentisi için farklı bir bakış açısı... Fikirlerinle katkıda bulunduğun için teşekkür ederim...

      Sil
  6. Daha bu gün bunu düşünüyordum ben de ne ilginç. Güzel bir konuya değinip güzel bir yazı yazmışsınız sizi gönülden kutluyorum. Düşüncenize, emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  7. Yoğun bir gözlem olmuş. Kimini kısa bir sürede anlamak mümkün zaten. İzleyenler, yorumlar filan. Kalıcı olabilmek için sunabilecek gerçek içerikli dolu paylaşımlarda bulunabilmek şart.

    Fena dolmuşunuz bu konuda belli. Siz dedim, kolayca sene geçenlerden olamam. Bir de Ankaralılar'ın çoğu öyledir buranın alışılagelmişlerinden ötürü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hitap konusunda galiba bir tek ben farklı düşünüyorum :)

      Sil
  8. her yere yorum birakip kendine gelmesini beklemek kaynak uretenler icin avciliktan baska birsey olmasa gerek, ne uzucu.. ama yaziyla birlikte farkettim ki hic boyle dusunmemisim. Kendi adima tesekkur ederim

    YanıtlaSil
  9. Evet, çok doğru diyerek okudum yazıyı. Ben sadece yapmış olmak içşn yapılan yorumlardan rahatsızlık duyuyorum, sadece ilgilenenler okusun yazılarımı.
    Yazıda değindiğin noktalar çok haklı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim... Evet, sadece "laf olsun" diye yorum yazmak biraz tuhaf...

      Sil
  10. Buda bir çeşit hastalık sanırım Mustafa. Oysa yıllar yıllar önce, içimizi dökmek için başlamıştık blog yazarlığına. Şimdilerde insanlar, sayılara takılmış vaziyette... Bazı insanların, aklı ile arası yok sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mustafa,
      Kesinlikle haklısın. Blog zaten iç dünyamızın yansıması değil mi? Sosyal medyanın gürültüsünden uzak bloglarda mutluyuz biz...

      Sil
  11. Aralık 2010'du blogda yazılarımı ilk kez yayınladığımda. O gün bu gün devam ediyorum. Altı yıl doluyor. Bu altı yıl içinde kim okuyor, kim yorum yapıyor hiç umrumda olmadı. Son birkaç aydır başka bloglar ne yapıyor diyerek âleme dalınca sizin yazınızda bahsettiğiniz şeylere karşılaştım. Başından sonuna haklısınız. Sanıyorum insanlar hiç beğenmedikleri yazılarım altına bile yapmacık yorum yazıyorlar. Herkes istediğini yazabilir, buna sözümüz yok. Ama yazılan her yazıyı beğeniyor olmak beğeni seviyesinin dip yapmasıdır ki bu sağlıklı bir düşünce değildir.
    Sayfanızı daha önce de ziyaret etmiş ve yazılarınızı okumuştum ama yorum yazmamıştım, demek ki yorum yazmak gelmemiş içimden. Bu kez yazıyı çok beğendim ve yazdım. Hepsi bundan ibaret olmalı bence. Kalemine sağlık Mustafa. Doğrudan isminle hitap ettim, abi denebilecek yaştaki insanların bu kadarlık hakkı vardır diye düşündüm. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, bana herkesin adımla hitap etmesini istiyorum. Beyefendi diyenleri genelde uyarırım adım Mustafa diye... Yorumuna katılıyorum. Güzel düşüncelerini paylaştığın için teşekkür ederim...

      Sil
  12. Mustafa yüz yüze görüşmemizde değindiğimiz konulara açıklık getirmişsin. Çok irdelenecek şeyler var. Çoğuna değinmişsin ki, zaten birbiriyle bağlantılı konular. Hanımların birbirini hiç kırmayacaklarını düşünürdüm baştan beri ama bir kaç kardeşimin yazısını okudum bugün. Alacamız içimizde, kimsenin kimseye bazı ölçüleri aşarak ve saygıyı hiçe sayarak saldırmaları hoş değil. Bir de yapmacık olan şey çok çabuk fark ediliyor. Ben yaşımdan dolayı yaklaşımlarım anaçca oluyor ama artık kendimi frenlemek zorundayım. Yarış değil, şampiyonluk yok ucunda, doğallık gerek. Bazı şeylerin tasasından kurtaramazsak kendimizi etik bir blog olamayız. Yazalım Mustafa, yorum konusu tartışılabilir bir konu. Benim de takıldığım şeyler var. Görüşmek üzere. Çok yerinde bir yazı olmuş. Sevgiler kardeşime :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba abla, evet uzun uzun konuştuğumuz konulardan bazıları da bunlardı. Unutmadan yazmak istedim. Umarım blog kültürü her zaman bilgelik ve nezaketle devam eder.

      Sil
  13. Çok yerinde tespitler gerçekten samimiyetsiz yorumlar zaten kendisini o kadar çok belli ediyor ki anlamamak için biraz aptal olmak gerekiyor. Yazmayı seven insan sadece yazmak için yazar gerisini önemsemez bile... Yorumda elbet önemli kim yazısına yorum yapıldığında mutlu olmuyor ki değil mi ama? ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmayı seven insan sadece yazmak için yazar.
      Tespit budur, gerisi boştur. :)

      Sil
    2. Çok güzel bir özet: Sevdiğimiz için yazıyoruz...

      Sil
  14. Genelde siz derdiniz şiirlerin kendi dili vardır diye bana ben de size diyorum ki bu yazının dili var ve gayet açık o yüzden yorum yapmasam da olur :) İçimden geçenleri yazmışsınız. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Emre ben teşekkür ederim. Aslında bazen içeriği çok beğeniyorum yorumlayacak kelime bulamayınca "şiirlerin kendi dili vardır" diye kaçamak bir şeyler yazıyorum. Bazen yazara/şaire, iyi iş yaptığını söylemek gerekiyor...

      Sil
  15. Sanırım hepimizin aklından geçen şeyler bunlar.Yazdıklarına katılıyorum ben de. Bloğumu yeni açtığım günlerde yorumları şaşkınlıkla okurdum.Sanki 40 yıldır tanışıyorlar, bu ne böyle mırç mırç derdim.Sonra öyle insanlar tanıdım ki tanışmadan sevmenin tadına vardım.Ve anlaşılmanın büyüsüyle sarılasım geldi zaman zaman.Ama ifade önemli..Klasik tabirle; 'Her şey tadında güzel.'

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısın. Hitap konusunda galiba blogger arkadaşlar benim fikirlerimi değiştirdiler... Biraz ciddiyet iyi olur tabii ki fazlası zarar diye kendimi güncelledim...

      Sil
  16. Samimiyet dediğimiz şey zamanla kuruluyor kendiliğinden. Hiç oturup düşünmedim, nasıl hitap edeceğim diye. Blog yazma işinde 7.yıla doğru yaklaşıyorum, daha kimseye laf olsun diye yorum bıraktığımı hatırlamıyorum. Her yazıyı beğenmek ya da her yazı hakkında fikir sahibi olmak mümkün değil. Samimi olmayan blog yorumları da blog yazarları da kendi kendine yok oluyor zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle doğru... Güzel düşüncelerin için teşekkür ederim...

      Sil
  17. Son bölümde bahsettiğiniz hitap konusu dışında tüm yazdıklarınıza katılıyorum. Örneğin benim iş hayatından alışkanlığımdır "siz" diye hitap etmek. Örneğin aynı şirkette çalıştığım öz abime bile şirkette "kadir bey" diye hitap ediyorum. Bu alışkanlığın etkisi ve de hitap ettiğim kişinin kim olduğunu bilmediğimden ötürü yazılarımda ve yorumlarımda "siz" diye hitap ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için teşekkür ederim. Galiba hitap kişiden kişiye değişiyor. Alışkanlıklar da söz konusu galiba... Önemli olan anlaşmak galiba. Hitap konusunda fikirlerim biraz değişti.

      Sil
  18. Çok eğlendim okurken. Özellikle 'hazretleri' bölümü beni benden aldı. Tam bizden bir yazı diyicem ama buradaki bizden kasıt 'abi, abla, teyze vardır bizde' deyişindeki bizle aynı.. tekrar okuyacağım gerçekten çok güzel anlatmışsın:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için teşekkür ederim. Bir de "zat-ı âliniz" hitabı var onu unuttum yazmayı.

      Sil
    2. Gülerken ağlayan surat yaptım say burdan olmuyo çünkü :)

      Sil
  19. Baştan sona,tespitlerinizin hepsine katılıyorum...

    Evimize davet ettiğimiz misafire nasıl davranmamız gerekiyorsa onun gibi mesela evimize herkes gelemez değil mi?
    Geldiyse de evine hakettiği nezaketi-samimiyeti göstermeli bence..,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Her zaman nazik ve samimi olmak çok önemli. Samimi blog yazarları zaten her zaman başarılı oluyor.

      Sil
  20. Güzel bir konuya değinmişsin. İnsan ilişkilerinin okduğu her yerde bu tarz sorunlar var. Çok takmamak lazım ama bir yerden sonra fedakarlık edip emek verdiğin şeyden biraz destek görmek blog yazarının hakkı diye düşünüyorum. Blogger izleyiciler konusu ayrı bir şey. Blogumu takip eden bir kişiye ben hemen blogu var mı diye bakar ve varsa hemen onu takip ederim. Yeni izleyicinin blogunda daha sadece iki yazı girmiş olsa bile takip etmemezlik etmem. Can alıcı noktası ise o kişi ertesi gün blogumu izleyicilikten çıkarmış. Ben yeri gelince destek olayım diyorum, fakat karşı taraf herkes beni takip etsin ben kimseyi takip etmeyeyim kafasında. Blog yazarlığı birilerine hava atmak için bir yer değil. Samimi olmadıkları için kısa zamanda yazmayı bırakıyorlar zaten. Mesela blogumda 216 izleyici var, ben ise 350'den fazla blog takip ediyorum. :) Benim için sorun yok, çok fazla blog takip ettiğim için samimi ve düzgün blog yazarlığı yapanları düzenli takip edemez oluyorum. Ben her samimi ve güzel yazıya yorum yapmaya çalıştığım için amacı sadece googledan trafik toplamaya çalışanlar yüzünden, kalabalık oluşturtuğu için saygıdeğer blog yazarlarının gerektiği değerlerini alamadıklarını düşünüyorum. Saygıdeğer blog yazarları kendilerini çok iyi biliyor zaten. Sözüm meclisten dışarı.. Nerede kalmıştık çünkü yorum yazmaya başlayınca başı yazının başını biraz kaçırdım sanırım.. Saygılar, sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Yusuf, çok haklısın. Tuhflıklar bitmiyor. Anlam vermek bazen çok zor. Tecrübelerini paylaştığın için teşekkür ederim. Ben zaman zaman gördüğüm aksaklıkları yanlışları yazmıyorum. Yazmaya devam edeceğim.

      Sil
  21. Yazdıklarınıza katılıyorum Mustafa Bey :) Açıkcası yorum edinmek için başkalarına yorum yazmaya çalışmak insanı bence bir süre sonra yorar. Yazın kaliteliyse zaten yorum alır, afedersin amelelik yapmaya gerek yok bence. Ben de bu aralar blog hayatından bi kopuyorum bi geri dönüyorum. Keşke iş güç olmasa her blog sahibinin yazılarını okuyabilsem :) Senin bir yorum beklentin yok benden ve ben de istediğim zaman yayınlara yorum yazarım zaten, ama bloguna ara sıra uğrar oldum, bunun nedeni de yoğun bir dönem geçirmemdir :) Güzel bir yazı olmuş efendim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Mustafa Bey :) Haklısınız efendim hem de çok... Zamanla kopuşlar oluyor Mustafa. İçimizden geldiği gibi "hayatı kaydet"ye devam edelim... Kişisel blogların tadını hiç bir blog vermiyor zaten

      Sil
  22. Blog yazmanın kendi içindeki sosyal sıkıntılarına çok dobra ve doğru bakmışsınız. Gönlünüze, kaleminize sağlık..

    YanıtlaSil
  23. blogum var mı var , kendi çapımda yorumsuz bırakıldığım da pek olmaz , tabii bu yorum sayısı bir elin parmaklarını da çok geçmez , bence yazılarımı okumak isteyen okusun , isteyen yorum yapsın , isteyen yapmasın ne fark eder ki? evet blogum herkese açık fakat kimse için yazmıyorum , bence blogcular bu hususu atlıyor ve direk "canım takipçilerim " moduna geçiyorlar , bence en samimiyetsiz olanlar onlar.

    YanıtlaSil
  24. Güzel tespitler, teşekkürler. Ölçüyü kaçırmamak gerekir. Bir yandan okuyucuyu düşünürken bir yandan da google a sevdirmeliyiz yazımızı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle haklısın. Bu yazıdan sonra biraz üzüldüm çok sert ifadeler kullandığım galiba. Kalbini kırdığım herkesten özür diliyorum... Doğruları söylemenin bedeli oluyor...

      Sil
  25. Asıl Yargıç Tanrı Değil, ALLAH'tır Sevgili Kardeşim ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Takıldığın şeye bak. İstediğim gibi yazma özgürlüğüne sahibim "sevgili kardeşim" Tanrı ile Allah aynı anlamdadir. Anlayamadınız gitti...

      Sil
  26. Ben de olaya diğer taraftan bakmak istiyorum. Bazen çok güzel bloglar keşfediyorum ve hemen takibe almak istiyorum. Ama bakıyorum izleyici eklentisi yok. Takip etmenin yolları var tabii ama tek tuşla yapmak varken panel vs.herkes uğraşmak istemeyebilir.
    Bu yüzden herkese tüm bloggerlara sesleniyorum sayfanıza izleyici eklentisi koymanız benim gibi takipçiler için faydalı olacaktır.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzleyiciler eklentisi iyi ama izleyen kişiye geri dönüş için hiç bir bağlantı yoktur widget'da. Widget içinde bağlantı olsa daha hızlı erişim olur. Güzel blogların çoğalması dileği ile...

      Sil

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.