Biz: Her şeyin Hâkimi ama Sevgisizliğin Mahkûmuyuz

Time   
Yol… Aslında zamanda bir yola benzer. Tek yönlü bir yol gibidir. Zaman tüneline girince, yoldayız artık hissederiz zamanın okunun geleceğe doğru gittiğini ve geçmişe dönmenin imkânsız olduğunu. Aslında vücut giyerek geldiğimiz dünyadaki kurallar böyledir yoksa zihinsel ve psikolojik süreçlerin dışında zaman tün anları kapsayan bir bulut, bir toz kümesidir. Biz ise zamanın her yerini hissederiz, vücudumuz zamanın bütün yönlerindedir. Bugünde, düne, yarına genişler spritüal varlığımız.

Yol… Kışın soğuk, yazın sıcak ve nemli… Hemen yanı başımdaki şans oyunları bayiinden müzik sesleniyor: güzel bir gün ölmek için, diye… Hayır, güzel bir gün yaşamak için diyorum içimden. Bütün melankolik şarkıları repertuarımdan çıkardım. Yaşama vurduğumuz damgalar karanlık olmasın… İnsanlar neden yaşamak dururken ölümü ve öldürmeyi seçerler? Belki de ne yaşamı ne de evreni anlayamadık. Henüz kendimizi, içimizdeki evreni ve dış evreni bilmiyoruz.

Sad and Happy Face

Savaşların nedeni de bu değil mi? Ayrım, kendini bilmemek, yaşamı meta haline getirmek değil mi savaşların nedeni. Ölümlerin, bombaların asıl nedeni yaşamı anlayamayışımızdan kaynaklanıyor. İnsan olmayı, düşünmeyi bilmeyen biri; kendi içindeki evreni göremeyen biri dünyaya ne katabilir ki! Savaşların nedeni bir diğerinin yaşamasını istememek, bir diğerini hakir görmek, aşağılamak değil de nedir? Kendini bilmeyen, evrenle irtibatı, yaşamla irtibatı, yaradılışla irtibatı olmayan biri yaşamla nasıl irtibat kurabilir ki!

Her yerde bize bir şeyler satmak isteyenler varken nasıl paradan ve maldan başka bir şey düşünebiliriz ki! Dini yayın yapan uydu kanallarında 30 dakika dinden bahsedip ardından “hizmet” diye 2 saat pazarlama yapılan bir yerde nasıl zihinsel bir toplum olunur? Birbirimizin ruhunu nasıl görebiliriz, duygularımızı nasıl anlayabiliriz? Aramızdaki telepatik bağ sonsuza kadar koptu. Sonra Youtube’daki ürün tanıtımları, kutu açılışları gibi ruhsuz videolar bize daha çok mal satın alın daha az düşünün birbirinizi daha az sevin der gibi… Teknoloji sitelerindeki elektronik harikalar övüle övüle bitirilemiyor. Daha çok elektronik eşya alalım. Evimizde kitapların yerini işe yaramaz elektronik eşyalar bilmem falanca için aparat takımları başköşeleri aldı. Saatlerce elektronik ürün tanıtımları izlemekten artık duygularımız da pili bitince işe yaramayan nesneler haline geldi. Fakat enerjisi biten duygularımızı, ruhumuzu nasıl şarj edeceğiz? Mental ve ruhsal yorgunluk içindeyiz… Bu ortamda tabii ki insan insanın canına kıyar. İnsan artık insan olmaktan çıkar...


Spritual    

Hava gittikçe soğudu. Nedense Mecidiyeköy meydana gelince üşüyorum. Yazın da tam bu alan acayip sıcak oluyor. Fakat yürüyüşler zihnimde yeni düşünceleri oluşturuyor. Ruhumla bedenimin irtibata geçtiğini hissediyorum. Bu nedenle çözemediğim bir şey olursa hemen Taksim’e kadar yürüyorum. Bu yürüyüş zihnimi açıyor. Aklımdan yüzlerce satır geçiyor. Ama bu defa Şişli Camii’ni geçer geçmez ilk trafik ışığında karşıya geçtim. Döneceğim… Çünkü bazı şeyleri çözdüm… Zihnimdeki bir perde daha aralandı. Eve gidip aklımdan geçenleri yazacağım. Yazdığım iki uzun öykü için yeni yeni paragraflar ekledim bir an önce yazıp tamamlamalıyım.

İnsan ve Evren   

Bilmiyorum sevgili okurlarım bazen bloğu bırakıp tamamen Youtube’a taşınmayı planlıyorum. Bugün bu fikrimi bir kez daha düşündüm. Kararsızlığım devam ediyor. Yazdıklarımı blog yerine WattPad gibi ortamlarda yayınlamayı düşünüyorum. Çoğunluklar zihnim başlangıcı ve sonu olmayan sakin bir ova gibidir. Zihinsel karışıklıklar, kafama günlerce takılan şeyler pek olmuyor. Şikâyet edecek bir şeyim yok. Aslında yazacak ve hakkında konuşacak çok şeyim var. Ama dediğim gibi her şeyin maddileştiği, zihinselliğimizi ve inançlarımızla birlikte ruhumuzu yitirdiğimiz; doğmalarımız ile sürdürdüğümüz yaşamlarımızda kime ne anlatabiliriz ki! Kendi dünyamızı ve düşüncelerimizi; yaşam tarzımızı her şeyin tek hâkimi olarak gördükçe; sevgisizliğe, karmaşaya ve mutsuzluğa mahkûmuz demektir…

Sevgiyle kalın…

Sönmez ©
🅞🅡🅘🅙🅘🅝🅐🅛

Biz: Her şeyin Hâkimi ama Sevgisizliğin Mahkûmuyuz Biz: Her şeyin Hâkimi ama Sevgisizliğin Mahkûmuyuz Reviewed by SNMZ on Aralık 18, 2016 Rating: 5

2 yorum:

  1. Bence hem blog yaz hem de videolara devam et.Bu benim fikrim.Yine de seni ne mutlu edecekse onu bulup yapmak gerek.Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  2. Senin düşüncelerinin içine katıldım bir an. Anlayınca ne kadar yanılgılar içinde olduğumuz gerçeği çarptı birden yüzüme. Bir gidiş ki, yönü belli değil, az kaldı dönüş yolu toprak kaymalarıyla kapanacak. Bir yerlerden yakalamalıyız ipin ucunu. Ancak sevgiyi canlandırırsak olur diye düşünmek istiyorum. Sevgiler kardeşim .

    YanıtlaSil

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.