Blog Çarpması (Bir BloCin Vakası +18 Korku İçerir)

Blog   
Bu yazıda blog çarpması ya da blog çarpılması nedir? Bu konudan bahsedeceğim. Kısaca "BloCin Çarpılması" diyeceğim bu olaya. Ayrıca +18 dediğime de bakmayın, bu uyarı cinsellikle ilgili değil. Öyle anlamsızlıklar var ki belki de bu anlamsızlıkları yaşamak için çocuk olmak gerekir. Acaba "-8" mi koysaydım başlığı? Bu arada çekirdek çitlerken yazamıyorum. 2 dakika bitireyim "kabak çekirdek"lerimi.

Çekirdek bittikten yaklaşık 2 dakika sonrası,

Sevgili blog dostlarım Blogger'daki 4. yılımı tamamlamaya ve ilk yayınımı girdiğim tarihe çok az kaldı. Blog, "hayatı kaydet"tiğim bir yer. Kendime, yaşama, evrene dair okumalarım sonrası aklımda esenleri kaydettiğim bir kutsal satıh benim için. Milyarlarca yaşayan ve 100 milyarlarca ölmüş gitmiş insanlardan biri olacağımız kesin. Belki söylemek istediklerimiz vardır değil mi? Yaşam içi boş bir kutu değil ki?

İşte bu düşünceler ile yorum takıntısı, "hit" takınısı "Google takıntısı" "tıklanma" takıntısı olmadan devam ediyorum. Böyle düşünen blog yazarlarını da gördükçe seviniyorum. Zaten sevgili blogcular yaşam içinde başarıda insanın aldığı rol, iradesinin dışında gelişen olaylara göre çok az bir yere sahiptir. Kuantum belirsizlikleri ve evrenin derin yasaları; Tanrı'nın son sözünü de duymazdan gelmeme lazım. Elde ettiklerimiz bizim değil, olsa olsa bize verilen emanetler olmalı.


Karpuz   

Tam bu noktada öyle tuhaf bir "blog çarpması" olayları gördüm ki anlatamam. Eyvah dedim, BloCin çarpması bu. Tabii ki ne muskaya, ne de üfürükçüye gerek yok. Blog kültürü artık kültürsüzlüğün bir göstergesi oldu. Bugün okuduğum bir blog yazısında blog yazarı tartıştığı kişiyi yenmiş galiba (ya da öyle sanıyor) kendini bir övmüş anlatamam. SEO başarısını, yorum başarısını, Google'daki indeks başarısını anlatmış da anlatmış. Hem de kötü bir Türkçe ile... Ah güzel Türkçe... Evet, rakamlarla değil de yaşama kattıklarımız ile sevgi ve hoşgörü ile yaşamı ve evreni anlamada öğrendiklerimizle ortaya çıksak... Bu nasıl bir egodur böyle!

Diğer bir çarpılma olayı da şu: Artık "akıl veren" blog yazılarından ve "mim"lerden bıktım. "En İyi Hit Alma Yolları" "Yorum Arttırma Yolları" "Etkili Yayın Hazırlama" gibi başlıklar samimi değil. Saadet zincirlerine benzemeye başladı bu iş. İçimizden geldiği gibi değil de ısmarlama yazılara karşı "kurşun" mu döktürsek ne? Ya da blog kültürünün ne olduğunu hatırlatsak mı? Kimsenin sizin aklınıza ihtiyacı yok... Bir de insana "posta koyma"ları yok mu? Siz kendinizi âlemin efendisi mi sanıyorsunuz?


Blog Yazarı   


Diğeri daha vahim... Blog yazarları arasındaki çekişmeler, kavgalar... Hiç tanımadıkları kişiler hakkında kötü konuşan, gaza gelen ve kendini blog dünyasının tek sahibi sanan tipler çoğaldı. Bu neyin kavgası? Neyin kibri? Sosyal medyanın terbiyesizliğini, acımasızlığını, anlamsızlığını buraya getirmeye ne gerek var? Ufacık çocuklar gibi davranmak niye? Sosyal medyada IQ seviyesi 30'lar sınırında aynısı bloglar için de geçerli olmasın. Saadet zinciri demiştim ya ona benzer bir şekilde gruplar halinde blog azarlarına sataşma basitliğine bir ad koyamadım... Güzel insanları üzmeye kimsenin hakkı yok, dağılın!

Aynı şeyi düşünmek zorunda değiliz. Bize zıt olan blogları bile takip edebiliriz. Eleştirebiliriz. Ama eleştirilerimiz nefret, küçümseme, egoist yaklaşımlar, düşmanlık ve sövgü içermemeli... Aşağıdaki linklerde verdiğim sayfalara bakmanı rica ediyorum. Umarım bu "blocin" sürüsü bizi de çarpmaz... Gerçekten korku içeren bir durum. 

Blog Çarpması (Bir BloCin Vakası +18 Korku İçerir) Blog Çarpması (Bir BloCin Vakası +18 Korku İçerir) Reviewed by SNMZ on Ekim 18, 2016 Rating: 5

18 yorum:

  1. Mustafacığım,insanın ego ve hırslarının olduğu her yerde tartışma ve rekabet olur.Ben 6 aylık blog yazarıyım.Çok yeniyim buralarda :) Ben buraların çok elit olduğunu sanıyordum.Bazen gerçekten yoğun hayal kırıklığı da yaşıyorum.Bu da bir tecrübe sanırım.Burda da bir hayat var.Mim yapmayı ilk başlarda hiç sevmezdim ama bloger arkadaşları tanımak açısından aslında iyi olabileceğine karar verdim.Ben de samimi bir şekilde mim yazıyorum.Kimseyl yarışmadan,hırs yapmadan,samimi ve uzlaşmacı iletişimler görebilmek dileğiyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Yurdagül, yorumun için teşekkür ederim. Çok haklısın... Güzel bir özet çıkardın. Mim"lere alışamadım bir türlü. Köt bir yanı yok tabii ki bu konuda fazla abartılı düşüncelerimi ıslah etsem iyi olacak :) Özellikle son cümleni alıntı yaparak bitiriyorum: "Ben de samimi bir şekilde mim yazıyorum.Kimseyl yarışmadan,hırs yapmadan,samimi ve uzlaşmacı iletişimler görebilmek dileğiyle"

      Sil
  2. Seviyorum senin bu uzlaşmacı yanını :)Senden bana yansıyan pozitif enerji :) Daim olsun inşallah :) İyi geceler :)

    YanıtlaSil
  3. Mustafa, ihtiyacım olan serin bir nefes aldıran bu yazı, gözlemci olduğun, değerlendirme yetisine sahip olduğun, blog yazmanın ciddi yerinde olduğun için onaylanmaması kör, sağır ve dilsiz olma şartı getirir. Teşhislerini az bile düşünmeden teyit edeceğim bir yazı. Teşekkürler, kalemin, çalışmaların ve başarıların daim olsun. Sevgiler kardeşim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Ece, umarım daha saygılı ve insancıl olmayı öğrenmeliyiz. Ayrıca kimse bir diğerini zayıf sanmasın. Herkes haddini bilmeli. Daha fazla okumaya ve sevgiye ihtiyacımız var...

      Sil
  4. Bahsettiğin yazıyı okudum. Bozuk Türkçe'yi gördüm. Eğer o kişi senin gibi milyonlar tarafından tiklanmis olsaydı, kim bilir neler yazardı? Aslında sen blog olayında önemli noktanın altını cizdin. Istedigin gibi yazmak. Seo kurallarını falan önemsemeden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Cem, çok haklısın "SEO" ve hit için yazacağımıza kapatalım blogları gitsin. Fikirlerini paylaştığın için teşekkür ederim.

      Sil
  5. Başarılarının devamını dilerim hocam. Birde inşallah o blog yazarı ben değilimdir . :D Kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  6. Ben o yazıyı şimdi okudum :( İlk yorumumu genel yazmıştım.Cümle içinde bu kadar ben diyen insanların ciddi psikolojik sorunları olabilir.Üslup,saygı,düzgün iletişim kurabilmek önemli.Saygısızca ve fütursuzca yazan insanlar,ayaklarına sıktıklarının ve takipçi sayılarının azalacağının umarım farkındadırlar.Dilerim gözlerini ve algılarını açarak kendilerine verdikleri zararı görebilecek algıya ulaşırlar :) Ben bile sinirlendim yahu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Yurdagül, sakin ve uzlaşmadan yana olarak biz bile sinirlendik... Umarım sosyal medya kültüründen kurtuluruz. İlk yorumda yazdığın gibi buralar pek de "elit" değil; sokak kavgaları ve benlik yarışları var sanki... Güzel dileklerine ben de katılıyorum.

      Sil
  7. O yazıya ne yazık ki denk geldim. Tabi koşarak uzaklaştım sonra. Gerçekten oldukça çocuksu bir yapı ile kıyaslama ve böbürlenme içeriyordu. Size katılıyorum. Hem de hemen her konuda . Sadece mim etkinliği başlattığım için yakın zamanda umarım söylediğiniz kategoriye girmemişimdir. Çünkü beni üzer bu . Paylaşım için teşekkürler. İçindekileri yazmışsınız. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Emre, aslında "mim" konusunu buraya yazmamaliyidim. Mim kötü bur sey degil. Ben pek alışkın değilim. Yazı içinde yanlış oldu sanırım. İlk fırsatta o satırı çıkarayım. Katıldığım "mim"ler olmuştu. Maalesef çok sinirlendim o yazıyı okuyunca. Yorumun ile renk kattın, teşekkür ederim.

      Sil
    2. Evet kesinlikle haklısınız. O yazıyı okuduktan sonra anladım. Ben sizin gibi insanlara denk geldiğim için şanslıyım cok teşekkür ederim. :)

      Sil
  8. Mustafa çok haklısın bu aralar herkeste hit merakı sardı gidiyor blogda ne işiniz var abi gidin başka alanda kapışın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kötü tarafı da bir şeyler yazan ve blog kültürünü devam ettiren insanların morallerini bozmaları olsa gerek.

      Sil
  9. Egonun her türlüsü başa beladır. İnsanı küçük düşürürde insanın haberi bile olmaz bir süre. Boşver gitsin yarışıversin kendisiyle. Muhatap bile olma :) Elbet doğru bulur o zaat'ta :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef Mustafa, hurda bloglar ve kendini blog dünyasının kralı sananlar çoğalmaya başladı. Oysa blog, "hayatı kaydet"iğimiz, yaşama bir şeyler kattığımız yerler olmalı. İçimizdeki kargaşayı ve yok etme içgüdüsünü her yere taşımamalıyız. Umarım bu yayın yerini bulmuştur.

      Sil
Blogger tarafından desteklenmektedir.