Cevapsız Sorular (Yaşama Dair Notlar: 79)

Stone    
Bugünlerde “Yaşama Dair Notlar”  sıkılaşmaya başladı. Evernote hep açık hep notlarla meşgulüm. Hani bahar da geldi ya büyük bir değişim içinde ya kuzey yarım küre… O değişimin adı bahar mevsimi. Tabii ki bu dile yabancı olanlar için baharın sesleri kuru gürültü ya da teneke gıcırtısından ibaret… Uzaydan mavi ve sessiz; şirin bir gezegen olarak görünüyordu dünya. Uzaylılar bu maviliğe, ormanların yeşilliğine imreniyorlardı. Ta ki insanları görene kadar… Evrenin uzak köşesinden gelen varlıklalar dünyaya uğramadan geçmişti.  Tek başına galaksinin sakin bir köşesinde gözden ırak bir yerdeki bu gezegen iyi ki yol üstünde değildi…

Fanteziden kime zarar gelir ki! Ağız içimdeki 12 adet çeşitli büyüklükteki yaralar yine beni zorlamaya başladı. Behçet Hastalığı böyle tuhaf bir şey… Uzun zamandır yürüyüşleri de bıraktığımdan yürüme performansım düşerken çabuk yorulma eşiğim de kısaldı. Damar tutulumu DVT de bu BH’in marifeti. Hıyarto ile ne güzel arkadaş olmuştuk, arkadaşlığımızın bozulmaması için bazen bacağımla ve BH ile sohbet ediyorum: Lan hıyar diyorum, akıllı dur bir müzik açayım sakinleş… Bu arada valla deli değilim. Sadece çılgın olduğumu söyleyebilirim. Ağız içi aftlar nedeni ile bu hafta videolara ara verdim. Yarın konuşacak kadar iyileşirsem yeni bir video gelebilir. BH Sendromu ile ilgili bir şeyleri burada yazmıştım bakabilirsin. Aslında bu konuyla ilgili hiç konuşmam ve yazmam ama bu iki oldu üçüncüsü olmayacak...

Daha önce söylemiştim ya sevgili okurlarım biyografi okumaya bayılıyorum diye, işte elimdeki Tesla’nın en sağlam biyografilerinden biri olan Tesla, Bir Dâhinin Biyografisi kitabının da sonuna geldim. Ktabı geçen yıl şubat ayında almıştım. 1 yıl sonra kitaba anca sıra geldi. Ha ha ha! Neredeyse 10 yıl önce aldığım bir kitap var hâlâ okuyacağım.

Loneliness    


Gelelim asıl söylemek istediklerime:
Bu kadar şebeklik yeterli bence… Kitabın son bölümlerinden birinde FM radyo frekansının kâşifi ve patent haksızlıklarına, çalışmalarının çalınmasına, kendisinin yok sayılmasına dayanamayıp 5. Kattan atlayarak intihar eden Edwin Armstrong’un şu sözlerini alıntı yapmak istedim:

“Bir adam, çalışmalarıyla ilgili olaylara dönüp baktığında, kariyerinin olayları şekillendirirken kendisinin oynadığı rolün ne kadar küçük, kontrolünün ötesindeki koşullar tarafından oynanan bölümlerin ise ne kadar baskın olduğunu görmeye başlar.”

İşte benim dikkatimi çeken de her zaman bu alıntıda yazılanlar olmuştur. Bazen ufacık bir girişim ile insanlar harika işler başarırken; kimi zaman da büyük girişimler ve ümitler sonuçsuz kalır. Yaşamı yöneten yasalar (ister ilahi bir güç isterse tesadüf isterse ilahi bir güç tarafından yönetilen tesadüfler olsun; isterse determinist işlevler isterse yaratıcı gücün her an kontrolü altında gelişen yasalar bütünü olsun) neden böyle garip ve sırrı nedir diye insan kendine sormalı… Ama bu sorgu asla amacını aşmamalı sonuçta insanın müdahalesi çok zayıf… Sorgulamalar insanı geliştirmeli, delirtmemeli yaşamını anlamsızlığa itmemeli… Yaşam herkese eşit davranmıyor. Davranmalı mı davranmamalı mı bunun cevabını da hâlâ arıyorum.

Mustafa Sönmez ©
Bu yazı tamamen orijinaldir. Alıntı yapılamaz. Fikir ve sanat eserlerinin dokunulmazlığı vardır.

Yazıya uygun değil biliyorum. Hatta The Carpenters grubunun o sakin şarkısının içine sıçsalar da şarkının bu yorum da hoşuma gitti (bass sesler beni mest eder de) ekledim. Galiba içimde asi ve muzip bir ruh var :) Yaşam bütün zıtlıklarla devam ediyor.


Cevapsız Sorular (Yaşama Dair Notlar: 79) Cevapsız Sorular (Yaşama Dair Notlar: 79) Reviewed by SNMZ on Mart 22, 2016 Rating: 5

2 yorum:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.