Yaşam ile Ölüm Arasında ( Yaşama Dair Notlar: 77. Not)

Yaşam   

Yazmak için nedense -son zamanlarda- metro ve metrobüste ilham geliyor. Ne tuhaf değil mi? Gerci Söğütlüçeşme yönü bugün o kadar tenha ki o alışılagelmiş İstanbul'un çılgın kalabalığından eser bile yok. Aslında yağmurun da etkisi çok büyük. Desem ki: yağmurun o büyüleyici endamı o musikisi; kara bulutlarla akşam vaktini andıran bu sabahın erken vakti insanlara sakinleştirici etki yapıyor... İnanır mısınız? Yanlış anlamayın sevgili blog okurlarım panteist falan değilim. Gerçi olsam ne olacak ki "benim inancım bu" derim, kime ne!

Lâfugüzaf yapıyorum galiba. Aslında söylemek istediklerim bunlar değildi. Konuya gireceğim ama nereden başlasam ki! Müzik... Evet müzik açsam yağmur tanelerinin musikisine ayıp etmiş olur muyum? Radyo Voyage'da çalan müzikler de yağmur tanelerinin o saf ve naif etkisini yapıyor bu ikili eşliğinde kelimeler ve zihin bir biri ile daha iyi etkileşime mi  giriyor ne!

Yaşamla Ölüm arasında yazmıştım ya başlığa, kendi kendime "Yaşama Dair Notlar"a bu başlık oldu mu acaba? Diye sormadan da edemedim. İnsanı biyolojik robotlar olmaktan çıkaran, yaradılış sırrını gün yüzüne çıkaran belki de ölümle olacak. Yaşamda anlayamadıklarımız, kendi terazimizle tartıp bir türlü ölçüye gelmeyen "hikmetinden sual edilmez"lerimiz o zaman saf cevaplar olarak karşımıza çıkacak.

Tabii ki yaşamı ve evreni boş gören, yaşama yani insanların fikir kütüphanesine eserler vermek istemeyenler "bırakın dünyayı, o boş" demişler. Halt etmişler. Ölümü ve öteleri önemseyenler yaşamı ve evreni de önemseyip insan canını ve insana ait halleri de kutsal sayılardı keşke.


İnsan Yalnızlık   

Göreceli olan zaman boyutunda insanlık tarihi bizim zaman dilimimizden ayrı olarak kaç dünya saatine denk gelecek kadar  yaşadı acaba? Yaşamla ölüm arasındaki bu ince çizgide her ne kadar "hikmetinden  sual edilmez" denilse de hikmeti anlamaya çalışmak gerekmez mi? Neden sorusu yerine "nasıl" sorusunu sormak ve anlamaya çalışmak gerekmez mi? Son zamanlarda kaos ve şans meseleleri üzerine  düşünüyorum. Bazen görünmez bir duvara çarptığını hisseder insan aşılamaz bir duvardır bu... Sanki her şeyi kaos yönetir... Ama sonra düşünürüm: milyon yıllardır devam eden evrim gibi, kaosu da yöneten olmalı? Bir kez daha inancımı tazeliyorum. Bu düşüncelerim  uzar gider... "Nasıl?" Sorularına biraz ara veriyorum...

Yazıya başlayalı 4 gün oldu. 4. günün sonunda loş bir ışık altında yazıyı tamamlamak istiyorum. Elektrik kesintisi  her ne kadar modern ülkelerde olmaması  gerekse de insana dünya kaynaklarının sınırlı olduğunu hatırlatmalı. Sıcacık çayımdan bir yudum daha aldım. 4 yıllık profesyonel  blogger olarak yeni bir not daha kaydettim  yaşama...


Mustafa Sönmez

Bu yazı özgün bir fikir ürünüdür. Alıntı ya da çalıntı yapılamaz.


Şurada da Youtube'dan videolarıma  bakabilirsin.

Odaya ve bitün benliğime hakim olan müzik:



Yaşam ile Ölüm Arasında ( Yaşama Dair Notlar: 77. Not) Yaşam ile Ölüm Arasında ( Yaşama Dair Notlar: 77. Not) Reviewed by SNMZ on Mart 06, 2016 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.