Yerde Sürünenler ve Fısıltıyla Konuşanlar (Aramızdaki Öküzler)


Mutlu Çocuklar  

1. Yerde Sürünenler

Hani bizim klasik Türk ebeveyn hareketi vardır ya: çocuk yere düşer bir tane de kendisi patlatır “ulan sıpa ayağının altında yumurta mı var” diye. Sonra çocuk oyun esnasında maden işçisi gibi simsiyah eve gelir annesi veledin üzerini değiştirirken bir güzel döver: “ulan eşoğlueşek bu halin ne hayvan sıpası” diye de bir güzel azarlar. Çocuktur ne yapsa yeridir denilmez. Çocuk çamurla; kirle pasakla; otun samanın arasında büyür denilmez. Hele şimdi parklarda kumlu alan da kalmadı hep plastik ve zift gibi tuhaf bir yer kaplaması moda oldu. Hani bir deterjan reklamında “kirlenmek güzeldir” diyor ya. Kirlenmek çocuk için gerçekten güzel. Ya hu temiz, eli yüzü ay ışığı gibi nurani bir velet her halde bu dünyadan değildir. Her neyse çocukların kirlenme, yerlerde yuvarlanma, çamura batma, su birikintisinde oynama, yağmurda ıslanma haklarını bile ellerinden alır olduk.

İşte bir gün evden çıktım meşhur akşam yürüyüşümü yapıyordum arkamdan bir kadın yüksek sesle “salak, manyak, mal” diye sayıyor. Ben bu da ne ola ki! Demeden kadın devam etti “çocuk değil ya canavar, geberteceğim seni pislik.” Çocuğa bakmak istedim. Her halde bu çocuk yedi başlı bir canavar olmalı; sivri pençeleri, keskin dişleri olmalı. O da ne! Sarı saçlı tatlı mı tatlı bir çocuk. Sadece biraz yaramaz kardeşiyle oynayarak, birbirlerini kovalayarak yürüyorlar. 

Bu başlığın ikinci görüntüsü de havaalanından. Bilmiyorum nereli bir yabancı uçak kalkış saatini öğrenmek için monitörlere bakıyor. Adam şuursuzca monitöre bakarken küçük bir çocuk, 3 yaşlarında, yere yattı ve yerde adeta suda yüzer gibi hareketler yapıyor. Adam hiç tınlamıyor. Çocuk sürüne sürüne adamın yanına yaklaştı ve bacağını kavradı aman hala umursamıyor. Öylece biraz durdular. Babam çocuğa “kalk üzerin kirlenir” diyor. Ben: baba çocuk seni anlamaz yabancı onlar, desem de nafile. Öyle sürüne sürüne çocuk havaalanı koridorunda ilerledi. Sonrasını bilmiyorum. İşte bu görüntü karşısında yukarıda anlattığım kadın aklıma geldi. Tövbe tövbe akıllara ziyan… Zaten oradaki adam bizim klasik Türk babası olsa çocuğun annesine “karı, ulan al şunu yerden kepaze etti üstünü başını bir sürü para verdim o çaputlara” diye seslenir. Kadın cırtlak bir sele: “kahrolmayasıca yatacak yer mi bulamadın” diye çocuğu yerden kaldırır ve üzerindeki tozları kaldırmak için çocuğu bir paspas gibi silkerdi.

2. Fısıltıyla Konuşanlar

Hani çok rastlamışsınızdır sabahın erken bir vaktinde ya da akşamın sakin bir saatinde; uyuşuk adımlarla evinizin yolunu tutummuşsunuz ya da ne bileyim öylesine yürüyüşe çıkmışsınız. Yani sıcak bir yaz gününün en serin en ferah bir saatinde  aniden düşüncelerinizi “ulan ben senin gelmişini geçmişini yedi sülaleni toptan …” diye bir küfür bozar. Sesin geldiği yere aniden dönerken sanırsınız ki iki kişi bir anlaşmazlık içinde ve biri çok sinirlenmiş küfrü basıyor. Nerede o lüks avucunuzu yalarsınız. Söyle sesin geldiği tarafa bakınca bir adam elinde telefonu hızlı adımlarda bir sağa bir sola; bir yukarı bir aşağı yürürken küfrediyor. Deli değil ya hu! Kendi kendine de konuşmuyor. Bu adam zırdeli! Telefonda kavga ediyor. Sanki karşısındaki adam birkaç metre ilerisinde bulunuyor ve güç gösterisi ile adamı alt edecek. Küfürle susturacak. Adam telefonu kapadı mı her şey biter. Zırladığınla kalırsın.

Sonraki olay bir otobüste olur. %40’ının yabancı olduğu bir servis aracında bizim Türkler “Alo servis aracındayım geliyorum uçağı kaçırdım; yeni bilet aldım” diye bağıra bağıra konuşur. Diğer koltukta muhabbet eden arkadaşlar da öyle. “Yok, lan ondan bir cacık olmaz boş ver sana sevgili mi yok?” sesi kulağımda çınlar. Sonra yabancılara bakarım sadece dudakları kıpırdıyor. Fısıltıyla kendi duyacakları kadar konuşuyorlar. Belki de dudak okuyabiliyorlar nereden bileceğim ki!
 

Neyse kıymetli okurlarım yorumu size bırakıyorum…


Doktorlar ve Dilenciler yazı mı da oku olur mu? Hadi tıkla


Mustafa Sönmez © 

Orijinal içerik. Başka yerde ayınlanamaz. <<<BU YAZININ HER HAKKI SAKLIDIR>>>
 
 
Yerde Sürünenler ve Fısıltıyla Konuşanlar (Aramızdaki Öküzler) Yerde Sürünenler ve Fısıltıyla Konuşanlar (Aramızdaki Öküzler) Reviewed by SNMZ on Temmuz 20, 2015 Rating: 5

8 yorum:

  1. Mustafa kardeşim,o kadar yerinde türk-yabancı(burada ne yazacağımı şaşırdım,ama ecnebi de olur;insan profillerinin karşılaşmasını yapmışsın ki ,o minik türk çocuklarımızın hırpalanması yüreğimi parçalasa da,tamamen güzel bir özetle,ülkemizde içler acısına döndü dönecek ahvalleri güzel yorumunla özetlemişsin.Benim bu mecrada gerçekten mutlu olmama neden olan şudur ki:Tarzlarımız değişik olsa da, belli bir müşterekte mutlaka buluştuğumuz güzel düşünmeyi ,gözlemlerini gözardı etmeden ve yazarak aktarmayı bilen,kendilerine olan güvenlerini yaşım itibariyle hissettiğim genç beyinler.Sizleri tanıdığım için şanslıyım.Yeğenime ''Blog aç teyze...''önerisi için her dk teşekkür ediyorum zaten.Sağlıcakla kal Mustafa kardeşim.Ece ablan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Ece,
      Yorumun için teşekkür ederim. Yaşamdan yansımaları kendimce yazmaya çalışıyorum. İnşallah bunu başarabilirim. Blog yazarı olmak ile en iyisini yaptın ;) Yeğenin güzel düşünmüş.

      Sil
  2. Hepsi de aynen anlattığınız gibi gerçekten...

    YanıtlaSil
  3. ben geldiiiiimmm blogum deişti biliyo musun^-^
    yazılarına gelicem , iyisin inşallah. görüşürüz ;)

    YanıtlaSil
  4. son yazimda kulagini cinlattim gelir misin ki ^-^

    YanıtlaSil

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.