Zaman: Duvara Yazılan Bir Not

Saat   



Bu defa Âşık Veysel içten o samimi dertli; o büyülü sesi ile dünya kargaşasının belki de bu dünyanın ardından sesleniyor. O sevdiğim bazen de özlenilen Sivas şivesi ile adeta ruhuma işliyor türküsü. Veysel, bazen memleket demektir. Bu nedenle biraz daha açıyorum tabletten müziğin sesini. Çok uzattım Veysel ruhumu titreten sesi ile söylüyor: Ben giderim adım kalır/Dostlar beni hatırlasın./Düğün olur bayram gelir/Dostlar beni hatırlasın. Can kafeste durmaz uçar/Dünya bir han, konan göçer/Ay dolanır yıllar geçer/Dostlar beni hatırlasın

Zaman öyle yavaş işler ki benim memleketimde. Hep aynıdır insanları, doğası, sokakları... Zamanın işlemediği bir yerde geçiyor benim öyküm de. Önceden çok önceden zaman boyutunu fark etmeyen belki de zaman boyutunun dışında yaşayan bir çocukken “Zamancılık oyunu” oynardım. Bu tek kişilik bir oyundu. Ve öyle karmaşık kuramları, matematik denklemlerinden Einstein'in, Gödel'in kuramlarından ve bütün kuantum fiziğinin ve ek boyutlarından habersiz sadece bir oyun vardı.

Uzun bir bahçenin içinde iki tane evimiz vardı. Küçük ekili toprak alan ise tek yeşillikti beton bahçedeki.  Uzun bahçede her yer sarı renkte boyalıydı. Sadece dar bir sokağı andıran uzun bahçenin sağındaki duvarın tahta ile kaplanmış üst kısımları bu sarı kombini bozardı. İşte ben girişteki evin duvarının en ücra köşelerine tarihi not ederdim. Aran aylar hatta 2-3 yıl geçtikten sonra o tarihleri kontrol ederdim her şey yerli yerinde dururdu. Ama zaman geçmişti. Yıllar gerçekten su gibi akıp geçiyordu.

Aradan çok uzun yıllar geçti. En son memlekete uğradığımda duvara yazdığım o tarih damgalarına bakmayı çok istedim. Hatta bazen notlar da yazardım gelecekte bir gün okumak için. Ama sarı boyalı eski yapı çoktan yıkılmıştı. Yerinde sokağın tümünü kaplayan apartmanlar vardı. Yetişememiştim. Yıllar önce bıraktığım o notları okuyamamıştım. Acaba ne diyordum, istikbaldeki kendime? Geçmişten geleceğe nasıl bir seslenişim vardı? Eski evimiz artık uzay-zaman içindeki o ağır cüssesini kurtarmıştı  ve sadece hatırlardaydı.

Bazen bir çocuk zamanı uzaydan koparabiliyor. Bütün felsefi ve teknik problemlere, kuramlara inat zaman bir oyun olabiliyor. Uzay-zamanın bir gün son bulacak. Ama ondan daha önce biz insanların kaçınılmaz sona ilerlediğimiz bir gerçeklikte biraz durup nefes almaya ve düşünmeye öyle ihtiyacımız var ki?

Belki de zaman konusunu bilimde ve felsefede zaman ve zaman yolculuğu konusunu sevmemin nedeni de budur. Evet, evet zaman: duvara yazılan bir not olsa gerek. Ve zaman dolmadan saat gelmeden yaşama güzellikler katmak lazım.

Veysel çoktan bitirdi türküsünü ve çoktan göçtü gitti dünyadan. Odaya bir sessizlik çöktü... Malum yaz günleri sıcak oluyor. Balkona çıkıp şehrin ışıklarını seyretmek güzel olacak. 


Zaman: Duvara Yazılan Bir Not Zaman: Duvara Yazılan Bir Not Reviewed by SNMZ on Temmuz 14, 2015 Rating: 5

2 yorum:

  1. Çocukluğunun anılarını ve zamanın anlamını çok güzel işlemişsin.Düşüncene ve ellerine sağlık Mustafa.Hayırlı bir akşam dileğimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun için teşekkür ederim. Çocukluk anılarım beni her zaman mutlu ediyor

      Sil

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.