Gün Batarken

Kız Kulesi   

Gündüzler kısalmaya başladı. Her zaman gündüzlerin kısalmaya başladığı 27 Haziran günü benim için yaşamın durmadığının ve  değiştiğinin bir göstergesi olmuştur. Artık yeni yıl olgunluğa erişti ve yavaş vavaş bitime doğru ilerliyor, evet bunu söylemek istiyor aslında gün dönümleri. Özellikle akşam yürüyüşlerini seven biri olduğum için bu durumu hissediyorum. Akşam vakti daha erken gelecek, insanların dışarı çıma alışkanlıkları da değişecek...

Bu sene pek fazla yürüyüş yapamasam da bu duyguyu her yıl hissederim. Sonra günlerin uzamaya başladığı mart ayında da aynı şekilde yaz günlerinin geldiğinin müjdesi ile sevinirim. Oysaki güneş milyarlarca yıldır hep aynı yerde duruyor. Uzayın o karanlık ve vakum alanında dünyadakinin aksine soğuk, karanlık ve sessizlik var. Güneş patlamalarının görüntülerini NASA Instagram hesabında yayınlıyor. Patlama diyorum ama aslında uzayda ses diye bir şey yok, her şey sessiz ve şiddetli ve dostça, orada düşmanlık bulunmaz.

Gün batarken, güneşin o kor halindeki, sulu boya gibi kıp giden kızıllığını binlerce hatta milyonlarca manzaranın; siluetin ardından aktığını izleyip huzur ve dinginlik hali yakalamak öyle büyük bir terapi ki bu eşşiz bir olay. 14.7 milyar yıldır süper nova patlamaları, nötron yıldızlrı, kızıl devler; kara delikler ile genişleyen evrenin o korkunç ve ürküten yalnızlığı dünyada işte böyle samimi bir dostmuş gibi görünüyor.

Sonra Kutsal Kitap hep bize göklere bakın diyor; yıldızlara, aya, Sirius güneş sistemine yemin eden Tanrı bizden başımızı kaldırıp bakmamızı istiyor. Biz ise hâlâ yer yüzünde gündelik işlerde; çılgınca akan yaşamın içinde bazen acımasızca; bazen de kendimize yakışmayan haller içinde anlamsızca yaşayıp gidiyoruz. Fakat zamanın son  bulacağı an hızla  yaklaşıyor. Birgün zamanın şu anki algısının dışına çıktığımız da yani ölüm ile yaşam arasındaki çizgiye geldiğimizde anlayacağız ki bizler yok olmaya mahkum yaşam türüyüz. Belki de metafizik olarak uzay zaman boyutunu düşüncelerimizle aşıp bu halimizi görüp daha üst bilinç seviyesine çıkabiliriz. 

Geçenlerde izlediğim bir filmde de aynı aynı düşüncelere kapıldım. Yıldızlararası (Interstaller) ve bir baş yapıt olan 2001: Bir Uzay Yolu Macerası filminde, insanın o yalnızlığı o  çaresizliği; uzayın sessizliği ve karanlıklar içindeki soğukluğunun gösterimi bize aslında dünyaya ve insanlığımıza ve güzel günlerimize sahip çıkmamızı tembihliyor. 

Her ne kadar her bir senaryoda, fiziğin teorilerini kullanarak, dünyadan kaçışı başarsalar da bu sadece filmlerin ve bilim kurgunun öngörüsü... Kara delikler, evrenin diğer bir ucuna açılan solucan deliklerini tesadüfen bulamayacağız bu kesin. Bizi kurtaracak bizden daha üstün bir uzaylı medeniyeti de yok.  Contact filmindeki gibi bize gizden haber verecek gizemli bir uygarlık da yok.Kendi başımızayız, kendi kendimizi terapi edeceğiz...

Gün batarken kendime çok kızıyorum. Şu güzel yaz günlerinde yaşama neden güzellikler katamıyoruz? Düzensizce çoğalıyor, sınırsızca dünyanın kaynaklarını sömürüyoruz. Kalbimizin dayanağı aşklarımızı, samimi dostluklarımızı, geçince bir daha geri gelmeyecek günlerimizi de kaybediyoruz. Kişisel hatalarımız bizi çıkmaz yollara doğru sürüklüyor. Son zamanlarda gittikçe kendi içime çekiliyorum. Gün batarken kendime bir şiirle sesleniyorum:


Gün Batarken

Günes sakince batıyor ufukta. 
Aslında güneş hep orada, 
Ne doğuyor
Ne de batıyor...

Gün batarken
Kızıl renklerin ardından
Bir yağlı boya tabloyu andırırken... 
Hal böyleyken, 
Herkes bir anlığına
Unutuyor kim olduğunu, 
Aklından ne geçtiğini...

Artık sadece güneş batıyor;
Dalgalar kıyıya vurup
Şarkısını söylerken;
Deniz ile gökyüzü 
Ufukta poz veriyor, 
İnsanların göz tuvalllerinde...

Biçimsiz binaların 
Adı artık suliet oluyor;
İnsanlar bir ümit, 
Bir teselli buluyor
Ayrılıklarına, bütün üzüntülerine...

Binlerce manzaranın 
O soğuk ruhsuz yüzü 
Bir büyü ile sihirliyor insanları 
Kozmik bir hediye bu 
Bütün kırgın. 
Üzgün kalplere...
Bir umut 
İle batarken güneş;
Gün doğumuna 
Görülmek üzere...

Şiir: Mustafa Sönmez 10 Mart 2015,  İstanbul

Mustafa Sönmez ©
Bu yazı tamamen özgündür. Kopyalanamaz ve çoğaltılamaz.

Gün Batarken Gün Batarken Reviewed by SNMZ on Temmuz 09, 2015 Rating: 5

14 yorum:

  1. Bilgi ve duyguların harmanlandığı bir anlatım, çok hoş :)

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Mustafa,öncelikle yazını,düşüncelerini,ardından gelen şiirini zevkle okudum.Yaşadığın anı,duygularını çok güzel ifade etmişsin.İnsan böyle yazılar görmek istiyor.Ben de bugün yazmaya başladığım bir yazımın birinci paragrafını gönderiyorum sana.Gerisi eğer okuyucuların okeyini alırsa yayınlamak isterim.Zira yazı dizim,biri tarafından ,yanlış anlaşılabilirliği hatırlatılarak tepki aldı.Sanırım sen de okumuştun bunu.ŞİKAYETNAME diye geliyordu arkası.3.bölümde zınk diye kesmek zorunda kaldım.Üzüldüm.Şimdi bunun bende yarattığı fırtınadayım.Bugün yazdım bunu= ZAMAN….ONCA İNSANIN YAŞANMIŞLIĞINA EŞLİK EDEN ZAMAN....ONCA FELAKETLER, AFET LER, VE KAOSLARIN SEYRİNDE....BU OLAYLAR SÜREGELİRKEN İŞLEMESİNDE AKSAKLIK OLMADAN ONLARI BİR BİR BELGELEYEN ,BİTTİĞİ ANDA TARİHE KOPYALAYAN ,BAŞINA EKLENEBİLECEK SIFATLARINI BULMAK ,YERLEŞTİRMEK,HANGİ YETKİLİLERCE?ONAYLAN- MASI VE İZAHI GÜÇ ZAMAN...ELLE TUTULAMAYAN SU,YAKALANAMAYAN HAVA GİBİ.. .NİCE MUTLULUKLARIMIZA EŞLİK EDEN, NİCE KAYIPLARIMIZI SAYGIYLA SEYREDEN,SONRASINDA GÜN ,AYLAR VE YILLARI KATEDEREK HEM OLAĞAN SÜRECİNİ GEÇİRİP,HEM DE ACILARIMIZI NEREDEYSE UNUTTURAN ZAMAN...ŞU ANDA ONUN GÖRÜNMEYEN VARLIĞININ GÜVENCE SİYLE YAŞADIĞIMI ANLADIĞIM VE İÇİNDE NİCE AKTİVİTELERİ , HALA VAR OLDUĞUMA SEVİNEREK GERÇEKLEŞTİRDİĞİM ZAMAN....ÖLÜMÜN YOKOLUŞ OLMADIĞINI,DEĞİŞİK OLSA DA BİR GEÇİŞ OLDUĞUNU BANA İSPATLAYAN ZAMAN..ALLAHIN EN BÜYÜK NİMETİ=ZAMAN..İyi günler dileklerimle Mustafa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Ece,
      Yorumun için teşekkür ederim. Bugünlerde daha içten şeyler yazmak ve yaşamı dosdoğru yaşamak istiyorum. Uzun uzun düşünüp yaşamımı yeniden düzenlemeliyim dedim kendime. Bu yazı da o anlardan birinde yazıldı. Yazını bir yaz iyi bir giriş devam et. Maalesef özgürce düşüncelerimizi yazamıyorum hep engellere takılıyor. Fakat bu olumsuzluk belki de yeni ve daha güzel bir yazı dizisini ortaya çıkaracak

      Sil
  3. Mustafa kardeşim.Selam verip borçlu çıktım deme ne olur.Ben o bloğu o hale ancak bir tanıdık ve saydığımız biri tarafından (yazamıyorum kim olduğunu)o hale getirebildim.Sendeki koruma sistemini nasıl gerçekleştirebilirim?Zira oraya geçirecek çok yazım var,ama bu nedenle aktaramıyorum.Eğer fırsatın olur da cevaplarsan sevinirim.Sağlıcakla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıların korunmasını diyorsan pek mümkün değil. Yazı kopyalama engeli ve sağ tık engeli kullanmıştım bir zamanlar fakat onları da kaldırdım. Her ne kadar DMCA ile uyarsam ve sertifika kullansak da değişmeyecek. Yani yazıyı kopyalamak isteyen her şekilde kopyalar. Arada Google'da arama yapmak lazım. Çok tıklanarak yazılarım çalınmış mı diye. Kasdettiğin bu mu bilmiyorum?

      Sil
    2. Hani senin sayfanda sağ üstte en azından caydırıcı bir program ismi gördüm.O biraz ürkütücü olabilir gibi geldi.Eve güvenlik,yani alarm sistemi koymak,ve onun cıyak cıyak ötmesinden korkup, yeltenmemek gibi.

      Sil
    3. Şu moda makyaj bilmem ne bloglarını görünce iğreniyorum. Dünyayı giyim kuşam ve makyajdan ibaret görüyorlar. Bu sebeple yazıların benim için çok değerli. Keşke senin gibi yazabilen daha fazla insan olsaydı. Gerçekten Güzel bir Yazım Tarzın var.

      Sayfadaki yazıları korumak ile ilgili benim aklıma blog sayfasında bir kara liste oluşturma gelmişti. Yani çalan kişileri o listeye alıp Ağzına geleni yapabileceğin bir liste. Görenler de sanırım çalmaktan vazgeçer.

      Sil
    4. Kara liste iyi bir fikir olabilir, denemek lazım. DMCA sitesine kaydolup bir uyarı yazısı koymakla yetindim ben.

      Ece, sen de DMCA sitesine gir ve kaydını yap, logosunu bloguna yapıştır.

      Yaşamın içinden bir şeyler paylaşmak istedim bu yazıda. Son günlerde üzerimde büyük bir gerginlik var. Bir sebep veremiyorum okumayı yazmayı her şeyi bıraktım sadece deli gibi televizyon izliyorum. Bu halime anlam veremiyorum. Blogu da bırakmam inşallah.

      Sil
    5. Sakın kardeşim,dönüşü olmayan bir karar alma,yine de sen bilirsin.Yazılarını okumak değişik bir güven duygusu verdi bana.Sağlıcakla kal ve iyi geceler.NEREDE YAŞIYOR VE YAŞATILIYORSA VE KİMLER Kİ BUNLAR?şakayla kapatayım yazımı dedim.O delinin günlüğü arkadaş da ,ona da iyi geceler..

      Sil
    6. Şu anda blog yazmaya devam edeceğim. Umarım her şey iyi olur. Uzun süre yalnızlık ve eski arkadaşlardan kopmak pek iyi gelmedi galiba bana. Bu arada yorumun beni gülümsetti.

      1 delinin günlükleri ve Ece ve diğer bütün blogger arkadaşlar yazmak çok güzel, iyi ki blog yazıyoruz.

      Sil
    7. Eveeet Mustafa devam edelim yazmaya,sayfalar cevap vermiyor insana,sessizce duygularını kaydetmeni bekliyorlar.Sayfaları yetim bırakma.İyi geceler kardeşim.

      Sil
  4. 'Düzensizce çoğalıyor, sınırsızca dünyanın kaynaklarını sömürüyoruz.', ne güzel özetlemişsin gidişatımızı. Ama sonuçta biliyosun ki, çoğalmak ve tüketmekle ilgili kaygılanman çok yersiz, neticede 'Allah rızkını verir.' değil mi canım kardeşim. Doğuralım doğurabildiğimiz kadar, kaynak da bol, rızık da bol, biz de nasılsa dünyanın efendisi değil miyiz, bitirene kadar yolu var anasını öpeyim. ;)
    Güzel, manidar, oturulup düşünülesi bir konu ve yazı olmuş... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam,
      Tabii ki çoğalma insanların temel amaçlarından biri. Ama dünyanın sınırlı kaynaklarını sorumsuz bir tarzda harcıyoruz. Sonra insan olarak hâlâ üst bilinç seviyesine ulaşamadık. Kişisel ve toplumsal anlamsızlıklar ve kavgalarımız var ki bizim maddi ve manevi ilerlememizi engelliyor. Son zamanlarda tamamen değişim kararı aldım sade ve "olduğum gibi görünen" biri olma yolunda inşallah ilerlerim. Yorumun için teşekkür ederim.

      Sil

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.