Anlam Veremediğim Şeyler

Soru İşareti   
Müzik, yavaş yavaş beni kendine doğru çeken uyku, sıcak daha yeni yapılmış şekersiz sütlü kahve... Tuhaf bir üçlü oldu biliyorum. Arada kahveden bir yudum alıp, bardağı önümdeki kendi icadım olan sehpanın üzerine koyarken sanki kilometrelerce yol kat etmiş gibi hissediyorum kendimi. Tabii ki bir de şu anda yazdığım bu yazı var. Kahveyi de biraz acı yapmışım. Bir tatlı kaşığı yeterli oysa ki!

Kaç gündür "Galileo'nun Orta Parmağı" adlı yazım, Evernote ' un Günce kategorisinde bekliyor. 400 yıl önceden bize "orta parmak" yapmış ve haklı da. Ama yine de bir köşede taslak olarak duruyor. Yani 400 yıl beklemiş 7-8 gün daha beklese bir şey olmaz değil mi? Hafta sonu dışarıya hiç çıkmadım. Bunun verdiği rahatsızlık ile yarın akşam 9:30 - 23.00 arası yürüyüş yapacağım diye kendi kendime söz veriyorum. Ramazan günlerinde şehir daha sakin oluyor hele bu yaz aylarında o sakinliği insan hissedebiliyor. İnsanlar evlerinde dinlenmeye çekiliyor. Hele mahyalar ışıl ışıl, insana bu farklılığı hissettiriyor.

Şehirler ve insanlar artık birbirleri ile anlaşamıyorlar. İnsanlar şehre doluluştukça,  çılgınca çoğaldıkça artık bütün kaynaklar zorlanıyor. Yine de sevgili blog okurlarım akşam yürüyüşlerinin tadını bu anlaşmazlık bozamıyor. Rüzgârın serin serin estiği bu günlerde yaz mevsiminde kendime hep şunu diyorum: şu güzel günlerde kötülüklere,  Saçma sapan işlere ne gerek var. Güzel ve neşeli yaz günlerine güzellikler yakışır.

Fakat yaşamın içinde anlam veremediğim o kadar çok şey var ki! Tabii ki çok kişisel ve karma karışık felsefi sorunlardan bahsetmeyeceğim. Yaşamın içinde olan daha basit anlamsızlıklardan bahsedeceğim. Daha doğrusu anlamsız hareketlerimizden bahsedeceğim.

Sabırsızlığımıza anlam veremiyorum. Herkesin bir acelesi var. Geçen gün Doppler hastanedeydim. Benim işim bitti. Her tarafım da bir sümüklü  böcek gibi gezen cihaz ve jel ile yapış yapış vücudumu silerken dışarıda sabırsız bir adam içeri daldı "bize sıra ne zaman gelecek, bekleyemem ben" işte bu hıyar gibi adamın, hani Kemal Sunal rahmetlinin yediği hıyar vardı ya otobüste aynı o hıyar gibi, ve bu tiplerin saldırganlığına ve sabırsızlığına anlam veremiyorum.

Adam, eşek yarışı oynar; günde iki paket en pahalı sigaradan tüttürür: en pahalı telefonu kullanır yani vur patlasın çal oynasın geçer günleri. Vallahi gözüm yok, ne eşeğinde  ne de sigarasında sadece anlam vermediğim şey kitaba kültüre verilen paraların ve ayrılan zamanın bu embesil danalar tarafından gereksiz ve boş iş olarak algılanması. Bu düşüncenin nasıl geliştiğini merak ediyorum. Bir anlam veremiyorum.

Anlam veremediğim şeylerden biri de genellikle Mecidiyeköy ve Şişli hatta Osmanbey'e kadar yol kenarında dizilmiş, çakalları andıran masaj ve güzellik salonu için kadınları sınırsız rahatsız eden hatta benim taciz olarak algıladığım inatçı kişiler... Ellerinde kart, hedefe kilitlenen bombardıman uçağı gibi hemen "Afedersiniz" diyerek başlıyorlar. Affetmeyiz arkadaş, rahat bırakın insanları. Kadılar esmen bıkmış ama ne çare... Hem insan nasıl güvensin yol kenarından işportadan zerzevat satar gibi... Sonu mutlu biten bir yer olmadığı ne belli tövbe ya!

Bir de anlam veremediğim hatta anlayamadığım bir tuhaflık da Google Play ve Google Kitaplar üzerinde yorum yapanlara dair. Kullanıcı ürünü indiriyor beğeniyor ve yorum kısmına "çok beğendim, götünüz kalkmasın diye tek yıldız" yazıyorlar. Bu yeniyetmelerin yolu yol değil.  Benim kitaplara da aynı şeyi yapıyorlar. Çok beğendim diyor ve tek yıldızı basıyorlar. Bu harekete anlam veremiyorum. Bir de küfür edenler var ki "spam" olarak işaretliyorum. Sonra açıklama yazısını okumuyorlar. "Ücretsizdi hani" diye yine tuhaf yorumlar geliyor. Ama küfürlü yorumları Twitter'da yayınlıyorum :)

Mustafa Sönmez ©
Bu yayın tamamen özgündür. Kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.


Bu arada yorum yapmayı unutma! Düşüncelerini merak ediyorum.


Anlam Veremediğim Şeyler Anlam Veremediğim Şeyler Reviewed by SNMZ on Haziran 24, 2015 Rating: 5

8 yorum:

  1. En pahalı sigarayı içipde başka şeye gelince "param yok napayım" yada "para verebilir misin" diyen tiplere anlam verememekle beraber nefret ediyorum.

    Bu arada eşek yarışı nedir ya :) :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. At yarışı. Dalga geçmek için "eşek yarışı" da derler. Ya da beygir yarışı :)

      Sil
  2. Napsınlar yol kenarında insanları rahatsız etmek için para alıyorlar. Ekmek parası diyeceksin geçip gideceksin ;)

    YanıtlaSil
  3. "Ne güzel anlatmışsın be abi" diyesim geliyor sadece.

    YanıtlaSil
  4. Anlattığın hastane olayını bende yaşadım. Adamın teki doktor odasının önünde "2 saatten beri bekliyoruz burda, bizden önce gelenler girip çıktılar" vs vs diye bağrıyordu. Bu asabiyet niye ki ? Biz insanlar çok fazla aceleciyiz. Sabır diye bir şey var ve bunu kullanmaktan aciz birçok insanımız var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabırsız ve eğitimsizlik sonucu oluyor her şey. Bu eğitim bildiğimiz anlamda okul eğitimi değil: Bilinç eğitimi, içsel dünyamızdaki eğitim... İnsanlar kolayca birbirine saldırıp zarar veriyor. Bilinç seviyesi düşük insanlığın sonu iyi değil.

      Yorum ile katkıda bulunduğun için teşekkür ederim ;)

      Sil
  5. Herkesin anlam veremediği durumlar da farklı aslında. Benim anlam veremediğim konulardan biri de yolculuk. İnsanlar eskiden yolculuk yaparken haftalarını hatta aylarını feda ederken ve bundan da hiç gocunmazken; şimdi altında arabasıyla önünde biraz yavaş giden arabaya tahammülü yok. Ve hatta aylarca gidecekleri yeri bir kaç saatte uçakla gidebilirken, mesela yarım saat gecikmesine sinirlenebilirler. Artık hiçbir şeye ve kimseye tahammülümüz ve sabrımız kalmadı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın. İnsanlar her geçen gün biraz daha bencilleşiyor. Biraz daha vahşi bir yaşama doğru ruhen evrimleşiyor. İleri medeniyet olmak için teknoloji ve ekonomide yükselmek olmazsa olmaz şart değil; bilinçli ve daha anlayışlı ve barış sever bir toplum olmak bence ilk şart.

      Yorum ile katkıda bulunduğun için teşekkür ederim.

      Sil

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.