Türkiye'de Yaya Olmak

Trafik Levhaları   

Yürümek iyidir. Ben her zaman yürümeyi tercih ederim. Her ne kadar yürümek benim için, özellikle sıcak yaz günlerinde,  bazen çok zor olsa da uzun yürüyüşleri tercih ederim. Tabii ki yüz defa dinlenir, oflar puflarım. Kronik toplar damar yetmezliği canıma okur, yolda yürürken... Bu uzun yürüyüş maceraları birini burada yazmıştım arzu dersen bakabilirsin.

Yürümek güzel olsa da -şu anda bu yazıyı yazmak için bir türlü tabletin açısını ayarlayamadığım gibi- en yakın yürüme noktası yani yeşiller içinde ki yürüme yolu için Maka Parkı'na kadar yürümem gerekecek. Oraya kadar yürüyünce de insanın keyfi kaçıyor zaten. Abide-i Hürriyet Parkı'nda ufak bir yürüyüş alanı vardı orası da metro inşaatına kurban gitti.

İşte "zurnanın zırt" dediği noktaya gelmiş bulunuyorum: Araç trafiği ve bu trafikte bir çita kadar atak, bir tilki kadar kurnaz; bir insan kadar da akıllı olmalısınız. Çünkü trafik hayvanları çok etrafta...

Sağa dönüşte yol vermesi gerekirken bir türlü yol vermeyen sürücüler. Hele bir de yağmur yağıyorsa umursanmayan yayaların üzerine yağmurdan daha yoğun bir şekilde yağan su birikintileri var ki sormayın.

Frank Gallagher - Piçlerin piri :)
Kırmızı ışıkta geçen ve elinizle  "ne oluyor" işareti yapınca bazı araç sürücüleri vardır ki o yüz hallerinin halini görmelisiniz. Aynı Shameless'in  ayyaş, sorumsuz, kaypak babası Frank Gallagher'ın sinsi ve piç gülümsemesi gibi insanın yüzüne bakıp sırıtırlar.

Bir de karşı kaldırıma geçmeye tam iki adım kala yeşil yanar, araç sürücüsü gaza kökler... Ulan hayvan derim içimden tabak haneye bok mu yetiştiriyorsun bir saniye daha bekle...

Sonra yayalar için yeşil ışık yanmasına 3 saniye kalmış adam kendini yola salıyor; koyun sürüsü gibi diğerleri de yeşil yandı diye kendini yola sürünce korna sesleri küfürler ortalıkta da geziniyor.

Bir de yanlış trafik lambaları var ki sormayın. Yayaya dur, araçlarda dur  ışığı aynı anda yanar ya da tam tersi her ikisine de geç yanabiliyor. Ama en komik olanı şu: Bakıyorum kırmızı ışık yanıyor bekliyorum; o da ne araçlar da bekliyor bu bekleme en az 5 -6 saniye sürüyor. Sonra kendimi yola atıyorum, kendini boks ringine atan boksör gibi, tam yolu ortalayacağım ki kocaman belediye otobüsleri, hatta cılız motosikletler üzerime doğru geliyor; koş yavrum tabana kuvvet...

Bin defa değiştiği halde yağmurlarda içi oyulan ve üzerine basınca size sulu şaka yapan kaldırım taşlarını unutmadım. En güzelini Şişli Belediyesi yapıyor. Komple turuncu boyalı bir çimento türü kaldırımları yükseltiyor. Sulu şaka yok ne güzel...

Bazen de umursamaz tavırlarla öyle yavaş hareket ediyorum ki erkeksen durma çarp bana der gibi. Ama bir de araçlarla yayaların kararsız kaldığı anlar var. Yaya bekliyor araç geçsin; araç sürücüsü bekletiyor aracını yaya geçsin. Sonunda her ikisi de aynı anda hareket edip aynı anda, olası çarpışmadan kurtulmak için,  durunca gülmemek elde olmuyor.

İşte yaya olmak bu daracık yollarda, plansız projesiz çarpık şehirlerde epeyce zor. Yeni yapılan binalar aynı eski binanın üzerine yenisini inşa etmek şeklinde olunca; aynı sokak, aynı daracık cadde,  aynı sırt sırta beton yığınları... Güneş almayan yollar ve evler...

Mustafa Sönmez ©
Bu yazı tamamen orijinaldir alıntı yapılamaz...


Türkiye'de Yaya Olmak Türkiye'de Yaya Olmak Reviewed by SNMZ on Nisan 27, 2015 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.