Bana Sevmeyi Öğret ve Sevginin Rengini


Dandelion     
Bir bardak kahve... Alnımdaki uykuyla karışık ağrılar... Yazma isteğim... Uyku ile uyanıklık arasında dinlediğim müziklerin arasında yazıyorum bu yazıyı. Saksafon en sevdiğim perdede "Hey Jude" şarkısının o büyüleyici notaları bilincim ile aynı frekansta titreşiyor...

Uzun yaz yürüyüşlerini özledim. Kısa kısa kış yürüyüşlerinin aksine uzun uzadıya saatler boyunca devam eder yaz yürüyüşleri. Her şeyin başı aslında sevmek. Sevmeyi öğretmek. Sevginin renginin o kadar çok tonu vardır ki, herkese yetecek kadar çoktur. Aslında bakmayın kış günleri de güzeldir. Sevginin gri rengi  ve koyu tonlu renkler hakimdir kış günlerine.

Her şeyin başlangıcında sevgi yatmalı. Görevi de olsa, mecbur da olsa bir kasiyere, bankada gişe memuruna, hastanede/sağlık ocağında doktorunuza, tıraş olduğunuz berberinize, bindiğiniz taksinin şoförüne hiç teşekkür edip sevgiyle gülümsediniz mi? Yaramazlık yapıp zilinize basıp kaçan afacan çocuğa, yolda futbol oynarken size sert çarpan topu atan delikanlıya gülümseyip "sorun değil" dediniz mi hiç?

Biliyorum bunlar basit şeyler. Ama sevgi zaten basit şeyler üzerine inşa edilmiştir. Cem G. Münevver'i neden öldürdü? Paranın satın alabileceği her şeyi satın alan C.G'nin ruhu aç, kalbi sevgisizdi. Özgecan'ı vahşice öldürenler de sevgiden nasibini almamışlardı belli. Dahası, yol ortasında kadınları bıçaklayanlar; trafikte korna çaldın, yol vermedin diye edilen küfürler, alınan canlar çok mu basit?


Giderek üstün bilinç hali alacağımıza git gide bilgiden ve yüksek insanlık şuurundan uzaklaşıyoruz. Yenilenmek yerine dünya görüşümüz git gide muhafazakârlaşıyor. 

Çocuklara sevmeyi öğretmiyoruz. Facebook, şiddet oyunları; artık suyu çıkmış kadınların-erkeklerin karmaşık ilişkileri ile dolu aşk üçgeni diziler; bencil, nezaketi bilmeyen, cinselliği tek meta gören bir anlayış içinde fikir yapısı oluşan insanlar... İdam cezası gelsin. Bu caniler birer birer hak ettiğini bulsun. Ama çözüm bu değil ki. Çözüm çocuklara ilk okuldan itibaren sevmeyi öğretmekte... Ağzında küfür her lafın başı "amk" "mk" olan "koymayı" bu kadar seven bir hobisi, hayalleri olmayan, okumayan, genel kültürü olmayan divane düşünceli bireyler her zaman her boku yerler.

Namaz kılmayanın hükmünü ölüm olduğunu*, dinden çıkanın öldürülmesi erekitğini savunan; kadına verilecek cezalar hakkında uydurulan hadislerin ve yanlış çevrilen Kur'an ayetleri** ile kadınları dövmenin ilahi emir olduğunu savunan zavallıların, azapların cezaların bol bol olduğu gelenek haline gelen kutsallaştırılan görüşlerin olduğu bir toplumda bana sevmeyi nasıl öğreteceksiniz. İnsanların ağır iş koşullarının altında manen ve maddeten ezildiği, sömürüldüğü yerde sevginin renkleri şeffaf bir hal alır, insan bencilleşir. Hayal dünyası olmayan, düşüncesi cinsellik ve şiddetle sınırlanmış birisinin yaşama ne katabilir ki! Kadının aşağılandığı, kara çarşafın içine hapsedildiği**** ve cinsel obje olduğu; eş cinsel/trans bireylerin göz kırpmadan öldürüldüğü bir toplumda şiddet hiç bir zaman bitmez. Baş açmanın günah sayıldığı, hatta açık kadınlara sarkmanın hak olarak görüldüğü "canım onlar da bizi azdırmasınlar" mantığının işlendiği beyinlerde nöronlar düzgün iletişim kuramaz, akıl salaklaşır.*****


Artık yatma vakti geldi. Yazacak çok şey var fakat uzun yazıları okumayı sevmiyoruz, farkındayım...

* IŞİD canileri, namaz kılmayanı sünni mezhep geleneklerine göre öldürüyorlar. Bu hüküm ülkemizde bile savunuluyor. Potansiyel katilik, adı barış (İslam) olan dine bilinçli olarak sokulmuş.
** Nisa, 34. Yanlış çevrilip din şiddete; kadınlar da dayağa mahkum edilmiştir.
*** Yine uydurma hadislerin hükmünü uygulayan IŞİD gay/trans bireyleri yakarak ya da yüksekten atarak öldürüyor. İnsan yakma ne demek? Ortaçağ kilisesi ve engizisyon mahkemelerinin uygulaması bilgi çağında barış ve esenlik dinine yamanmaya çalışılıyor. İnsan hiç canlı canlı yakılır mı? Bir şey dinen yasaksa bunun yargılamasını Tanrı yapar. Biz kimseyi bu şekilde yargılayamayız.
**** Kadın yine hocalar ve vaizlerin hıncına uğrayarak eve hapsedilmiş, zavallılar haline getirilmiştir. Çalışıp eve para getiren erkeğin kölesi haline getirilen kadının çilesi bitmez ki!
***** Her toplumun sorunları farklı. Bunlar bizim sorunlarımızın bazıları. Yani diğer toplumlar bizden iyi değiller.


Mustafa Sönmez ©
Bu yazı tamamen özgündür. Kişisel bir üslupla yaşamın içindeki halleri, hayatın benim dünyamdaki yansımalarından bir parçayı yazdım... 

Yazıyı hazırlarken dinlediğim enstrumental müziğin karaokesi 



Bana Sevmeyi Öğret ve Sevginin Rengini Bana Sevmeyi Öğret ve Sevginin Rengini Reviewed by SNMZ on Şubat 16, 2015 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.