İstanbul'da Yağmurda Islanırken, Uzaklarda Ölenler...

Yağmur - Yağmur altında sırılsıklam olmak. Şemsiye de neymiş?  

Yaz biterken devam edenler yazısı için tıklayın

Yaz biterken...

Aslında her zamanki bilindik manzara diye hiç dikkatimizi çekmeyen hatta haberimiz bile olmayan o kadar çok görüntü var ki!  İşte bunlardan biri de yağmur. Şiirlerin romantizmin biricik kaynağı... İşte sevgili dostlar yaz yine bitiyor ve ben geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, bu yaz da bir şey yazmak istedim. "Hayatı kaydet"mek ve yaşamışlığa dair bir yazıtı arkamızda bırakmak ve 'ben de buradayım, yaşadım ve bu kısa notları kaydettim. Sonra da sessiz çoğunluğa katıldım' diyebilmeli insan. Gitme vakti gelince o sessiz çoğunluğa katılma vakti gelince geriye kayıtlarımız kalsın....

Yaz mevsiminin en sıcak gününü serin ve bulutlu bir hava ile uğurluyor İstanbul. Ben de yine ufak bir yürüyüş peşindeyim. Bugün aynı alışılagelmiş yol yerine (Mecidiyeköy, Şişli, Taksim yol çizgisi) şöyle köşe bucak, kenar yollardan ücra köşelerden yürüsem diyorum. Sonra kendi kendime ayyaş sidiği kokan sokaklarda ne işin var diyor ve eski yol çizgimden devam ediyorum.

Tam geri dönüşte hafiften yağmur dökeliyor umudum yağmurun hızlanmaması. Eve az bir yol kala öyle bir yağmur yağdı ki herkes bir yerlere girdi. Saçak altları, bina girişleri ıslanmak istemeyenlere doldu. Ne tuhaf değil mi?  Yaz yine bitiyor, 15 milyar yıllık evrenin saati bizim bölümlere ayırdığımız 2014 yılının yarısını bitirdi. 


Biz faydalı ve zararsız olan 'bereket' olan yağmurdan kaçarken; bazıları katliamlardan kaçıyor. Irak'ta, Suriye'de insanlar ölüyor. Hayat keşke bu yağmur kadar güzel olsa. Ve mermilerin, bombaların yerine yağmur yağsa... Biz ise hâlâ anlamıyoruz. Bu rahat halimizi bilip düşünüp sorgulayıp doğru bildiklerimiz içindeki yanlışları ayıklayamıyoruz. Kıymetli okurlarım aslında güzel şeyler yazmak, edebiyat yapmak isterdim fakat, yaşam hep tatlı değil. Aklımız ve benliğimizi modern Lale Devri'nden çıkarıp kendimizi, çevremizi, inançlarımızı, bağlı olduğumuz şeyleri/kişileri/yerleri sorgulamalıyız. Çantada keklik olmamak lazım diye düşünüyorum. Yağmur iyice hızlanırken...

Bu kötü düşüncelerden sıyrılıp tekrar yağmura dönmek istiyorum. Çocukken öyle yağmurlar yağardı ki, günlerce hava kapalı olurdu. Sattlerce yağardı. İki katlı evimizin üst katından yağmuru izlerdim. Çatıya düşen yağmur damlararı sanki dev tokmaklarla teneke levhaları döverdi... Sonra oluksuz olan çatıdan yere akan suları izlerdim. Bazen kapı önüne çıkıp saçak altında oturur yağmuru izlerdim. Bu hayalden bir anda uyandım.

Yağmurdan korkup saçak altına sığınanların inadına yürüdüm. Sırılsıklam olana kadar... İç çamaşırıma kadar ıslanıncaya kadar yürüdüm. Yol kenarından yağmur sularının oluşturduğu sembolik ırmaklardan ve yağmurun melodisini dinleyerek eve doğru yürüyorum. Doğayla birlikte ıslanmak evrenin bir parçası olduğumuzu bilmek ve düşünen varlıklar olduğumuzu bilmek ne güzel değil mi?

Şimdi bu yazıyı yazarken evren 14 milyarlık bir ağırbaşlılıkla genişlemeye devam ediyordu; biz 2014 yılının son çeyreğinde girerken insanlık çok gerilerde kalmıştı... Ve İstanbul'a yağmur yağıyordu... Ben kahvemden bir yudum daha alarak Word belgesini kapatıyorum.

Mustafa Sönmez ©
22 Ağustos 2014, İstanbul


İstanbul'da Yağmurda Islanırken, Uzaklarda Ölenler... İstanbul'da Yağmurda Islanırken, Uzaklarda Ölenler... Reviewed by SNMZ on Ağustos 22, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.