Sanal Vakitler 2 (Yaşamı Taklit Eden Biz İnsanlar Neden Mutsusuz?)

Sanal - Dijital  

İnsanlık tarihinde biz dünyalılar hep bilinmeyenleri çözmek için uğraşmışızdır. Sonsuz büyüklükteki uzayda bir toz parçası hükmündeyiz oysa. Çözemediklerimiz de o toz zerresinin içinde... Aklıma hemen "Horton Hears a Who!" Adlı animasyon film geldi. Sevimli fil Horton bir çiçek üzerindeki toz zerresinden sesler duyar tabii ki kimse buna inanmaz. "Toz zerresinde hayat olur mu hiç" derler dışlarlar sevimli fili. Bu çizgi filmi seyredince biz dünyalıların halinin de bundan bir farkı olmadığını anladım. Dışarıdan toz zerresi kadar olan dünya;  içeriden uçsuz bucaksız bir âlem kadar sınırsız...

Sırlarla dolu bir yaşamımızın olduğu kesin. Bunlardan biri de son zamanlarda sıkça duyduğumuz Maya takvimi 2012 yılı zamanın sonu söylenceleri*. Ben bazen gülerek Mayalar takvim yaparken binlerce yıllık bir çizelge yapmışlar sonra da "aman be yeter bu kadar" demişler, biz de şimdi işin içinden çıkamıyoruz diyorum. Ama şu bir gerçek ki "zamanın sonu" bir gün gerçekten gelecek. Ve sadece bizim ne yaptığımız önemli olacak. Yıkılan yerle bir olan dünyanın ve zamanın bir anlamı kalmayacak...

Konuşmak, hissetmek. Var olduğunu hissetmek... Ve yazmak. Sayfalarca ciltlerce yazmak... Ama  önce sadece bir çift göz olup kalabalıklar içinde akan hayatı izleyeceğiz sonra; bilgisayarın, internetin, sanal oyunların, bozuk Türkçe ile yazılmış ne idiği belirsiz internet  muhabbetlerinin "mrb, slm, mrb, ii, kib, aeo" kısaltmalarından, Facebook'ta paylaştığımız videolardan kurtulup hayata bir şeyler katmanın çabasında olacağız.

Zaten git gide yalnızlaşıyor insanlar. Öyle yalnızız ki sohbet programlarında bile "çevrim dışı oturum" açıyoruz. Oysa koltuklarımızdan kalkıp kendimize bir hatta birçok renk seçmeliyiz.  Hayatımızın kaç rengi var? Hangi renkleri yansıtıyor kalbimiz? Hangi güzellikleri paylaşıyoruz.  Bir gün yok olup gidecek tarih sahnesine yok olmayacak neleri sergiliyoruz? Zaten bu yüzden mutsuzuz. Hiç bir güzelliği paylaşmıyoruz, hiç bir yenilik yok yaşamımızda...

Sonra sanalllaşan sadece yukarıdaki anlattığım haller değil. İnançlarımız da sanallaştı. Sorgulamadan, araştırmadan, kıyas etmeden inanıyoruz. Kaçımız inancımızı sorguladık? Kritik düşünme becerisi için kendimizi yetiştirdik? Hikâyeler, birilerinin bize empoze ettiği fikirler vs. vs. hepsinib üstünde özgür akılla hiç düşündünüz mü? Dinizi, inancınızı, üyesi olduğunuz grubu; oy verdiğiniz siyasi partiyi; ailenizi; geleneklerinizi; okuduğunuz ders kitaplarını hiç sorguladınız mı? Eğer cevabınız hayır ise maalesef ki dostlar yaşamı özgün (orijinal) yaşamıyoruz. Yaşamı taklit ediyoruz. Gölge bir yaşam sürüyoruz. Ne acı? Sonra kukla oluyoruz. Birilerinin kuklası....

Hayat sahnesinden çekilme zamanı gelince iyi bir şeyler bırakmanın verdiği mutluluk ruhumuza huzur verecek...

------------
* Bu yazıyı yazdığımda tarih 22 Kasım 2012 idi. Şimdi modası geçse de faydasız ve batıl inançlar; düşünemeyen toplumların geleceği ve psikolojisi açısından çok önemli.

Sanal Vakitler 1 Yazısı için tıklayın

Mustafa Sönmez ©
22 Kasım 2012, İstanbul 
11 Temmuz 2014'te düzenledim
Bu yazı orijinaldir. Alıntı yapılamaz.

Bencil olmayın, lütfen yorum yaıp sosyal medyada paylaşımda bulunun. 
Sanal Vakitler 2 (Yaşamı Taklit Eden Biz İnsanlar Neden Mutsusuz?) Sanal Vakitler 2 (Yaşamı Taklit Eden Biz İnsanlar Neden Mutsusuz?) Reviewed by SNMZ on Temmuz 11, 2014 Rating: 5

2 yorum:

  1. Ne kadar güzel bir anlatım.Gerçekten,sorgulamadan,araştırmadan,etrafta ülkemde,dünyada neler oluyor diye merak etmeden, rutinleri günü bitirmek ve ne kendisine ne etrafına ve ne de dünyaya birşeyler katmadan yaşayanlara pes diyorum.Güllü aşklı çiçekli birşeyler olursa merak ediyorlar ancak.Bloğunu keşfetmek güzel,ama daha çok tur atmam lazım içinde!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın. İnternette sanal ortamda her şey görsellik ve geçici duygulara hitap ediyor. İnsanlar kendi sonunu hazırladı. Bilgi içeren bütün blog yazarlarının Altın Çağ söylencesindeki Kristal Çocuklar olduklarına inanıyorum. İnşallah bu yazımı en kısa sürede tamamlar ve yayınlarım.

      Sil

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Eğer adının gözükmesini istemiyorsan "Yorumlama biçimi"nden "Anonim"i seçmelisin...

Blogger tarafından desteklenmektedir.