İlkbahar Resmi ve Kendimizden Kaçış

İstanbul ilkbahar Otağtepe  


Geçip giden günlerin saklandığı bir yer var. Modern fiziğin verilerine göre ışık ile birlikte uzay boşluğunda ilerleyip duruyor bütün geçmişimiz... Bizi biz yapan ne varsa… Yani geçip giden her şey ulaşılamayacak kadar uzaklarda. İnsana en yakın olan ise yarınları...

Böyle devrik ve yüklemsiz cümlelerle bir başlangıcı niye mi yaptım? Bilmem ki! Bahar mevsimi yine geldi ya ondan olsa gerek…  Sadece insanlarda değil, canlılarda değil; yollarda, araçlarda, İstanbul’un nazlı, edalı denizinde de bahar sevinci var. Ve her mevsim dönümünde bitmeden tükenmeden devam ediyor neşe. Ve gelip geçen her şey genişlemekte olan evrenin derinliklerinde kayboluyor gidiyor. Her şeyin üstünde bir güç tarafından tekrar okunacağı, gün yüzüne çıkacağı zamana kadar da gözlerden uzak devam edecek bu kaçış. Ne tuhaf değil mi, aslında kendimizden kaçıyor bizim geride bıraktıklarımız.

Dışarıya çıkıp haykırmak istiyorum ama bazen insanın kaderinde yazılı olan susmak oluyor. Sadece susmak. Meskûn sessizliğe ayak uydurmak. Belki bir gün o haykırış gelir. Çünkü bahar mevsimi haykırıyor. Belki de sakin cümlelerle anlatmalıyım. Belki her şey bahar mevsimi yeniden canlanır ve hep öyle kalır...

Bahar mevsimi ise geldi, o sıradan bilindik yüzünü gösterdi. Sanki ilk defa geliyormuş gibi, ilk defa sureti görünen bir sevgili gibi, heyecanlandırıyor bizleri. Yeniden hayatın içinde olmak, cıvıldaşmak ne de hoş. Bugün bu gece vakti bunları yazmak geldi içimden. Gönlümüzde yaşama sevinci her zaman olsun ve hiç gitmesin hep kalsın. Allah bu sevinci sürekli kılsın…

Mustafa Sönmez ©
7 Nisan 2014, 01.00 - İstanbul

Ve her bahar mevsimi tekrar ettiğim Nedim’in şu mısralarını yazmak geldi içimden:

Şarkı - Nedim

Erişti nevbahar eyyamı açıldı gül-ü gülşen
Çerağan vakti geldi lale-zarın didesi ruşen
Çemenler döndü ruy-i yare rengi lale vü gülden
Çırağan vakti geldi lâlezârın didesi rûşen

Açıldı dilberin ruhsarı gibi laleler güller
Yakıştı zülf-ü huban veş zemine saçlı sümbüller
Neva-saz olmada bin şevk ile aşüfte bülbüller
Çırağan vakti geldi lâlezârın didesi rûşen

Gelir deyû cihânın şehryârı bezm-i gülzâre
Temâşâ etmek için yâsemenler çıktı divâre
Tebessümle dedi gül-gonca bülbül-i zâre
Çırağan vakti geldi lâlezârın didesi rûşen

Olup gülşen çerâğan ile pür şevk u neşât-efzâ
Zemîni lâlezârın nûrdan tâvûstur gûyâ
Hezârân müjde kim açıldı rûy-i gonca-i zîbâ
Çırağan vakti geldi lâlezârın didesi rûşen

Sezâdır ki cihânın pâdişâh-ı mekremet-kârı
Müşerref ede teşrîf-i hümâyûniyle gülzârı
Nedîm'in sazlar ile okuna bu tâze güftârı
Çırağan vakti geldi lâlezârın didesi rûşen


------

Küçük Sözlük:

Didesi ruşen: gözü aydın
Zülf-ü huban veş: Güzellerin saçı gibi
Neva saz olmak: Ötmek, şarkı söylemek
Şehryar (şehriyar) Hükümdar, kraliçe
Bezm-i gülzar: Gül bahçesinin meclisi
Gûş-ı bülbül: Bülbülün kulağı
 
------


İlkbahar Resmi ve Kendimizden Kaçış İlkbahar Resmi  ve Kendimizden Kaçış Reviewed by SNMZ on Nisan 07, 2014 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.