Paralel Evrenler Gerçek mi? Paradokslar ve Kader

Zamanda Yolculuk - Paralel Evrenler ve Kader

Yazgı ve Paralel Evrenler

Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Kur'an, 103:1-2

Zaman yolculuğunu zorlaştıran paradokslar vardır. Örneğin ben geçmişe gide ve büyükbabamı öldürürsem ne olur? Sorusunun birçok cevabı var. Bunlardan en önemlisi paralel evrenler meselesi. Çok dikkatle okuduğum bir konu. Her yerde karşıma çıkıp duruyordu ki zamanda yolculuk konusunda da paradoksların giderilmesi için kullanılıyor. Zamanda yolculuk esnasında biz paralel bir evrene geçeriz dolayısıyla paralel evrenlerdeki büyükbabamızın kopyasını öldürürüz dolayısıyla kendi evrenimizde bir değişiklik olmaz deniliyor.

10-33 cm (Planck uzunluğu) boyutlarına kadar erişmiş olan evrenimizin tohumu 10-43 saniye başlangıç noktasında 10-32 K sıcaklığında büyük bir patlama ile (Big Bang) sıfıra yakın bir zamandan başlayarak genişlemeye başlamış ve bu patlama sonucu kozmos oluşmuş ve bizler de bu düzenin bir parçası olmuşuz. Big-bang bir teori olmaktan çıkıp kanıtlanmıştır. Uzay-zaman Büyük Patlama ile yaratılmıştır. (Siz istediğiniz cümleyi seçmekte özgürsünüz) Red Shift ışımaları, Big Bang sonrası ortaya çıkan enerjinin sıcaklığı uzayın her yerinde mikro dalga kozmik fon ışıması olarak dağılmıştı ve bu mikro dalga radyo sinyalleri 1965 yılında Robert W. Wilson ve Arno Penzias tarafından tesadüfen bulundu.

Daha sonra Einstein'ın kütle çekim kuvveti ile ilgili çalışmaları daha da genişleterek standart model oluşturuldu. Temel kuvvetler belirlendi. Fakat daha sonraları kuantum mekaniği geliştirilerek atom altı parçacıkların dünyasına keşifler başladı. İşte bu esnada Simetri, (Atomaltı düzeyde iki boyutlu titreşen iplik benzeri parcacıklar ki evrenin temeli niteliğinde) Süper Simetri, M-Kuramı adı altında bir çok model ortaya atıldı. Her şey kâinatı anlamak adına yapılsa da Big Bang'i bir türlü hazmedemeyen bilim adamları paralel evrenler teorisini ortaya attılar. M kuramı ile 11 boyutlu bir uzay şekli ortaya atıldı bunlardan 4 ü bizim uzay-zamanımızı kapsıyor diğer boyutlar ise kendi içinde kıvrılmışlardı. Ve uzayda birbiri içine kıvrılmış belki milyonlarca atom altı düzeyde boyutlar vardı ve bunları kuantum köpükleri izliyordu bu şekilde birçok evren oluşabilirdi yani biz tek değildik. (Kuantum köpükleri de olabilir fakat, illa tesadüf eseri kendi kafası estikçe evrenler oluşturan bir düzen fikri ispat edilmediği dalde  zorla dayatılması bir ideoloji değil de nedir)Paralel evrenler iç içe buluna biliyordu ve birbirleri ile kesiştiği noktalarda patlayarak (Big Bang) yeni bir evren oluşuyordu. Yani evren zaten kadimdi. Bu şekilde birbirini doğurup duruyordu, bizim Büyük Patlamamız da böyle tesadüfen oluşmuştu. Bu senaryo Big-Bang karşıtı bir şeyler geliştirmek için geliştirildi ki ispat edilmiş değiş. Sadece bir ütopya, bir fantezi olarak duruyor. Peki, paralel evrenler hepten yanlış mı? Bana göre yanlış değil. Fakat Big Bang'i çürütmek adına üretilen ütopyaların dışında: Cennet, Cehennem, Âlem-i Ervah, Alem-i Misal (Rüyalar Alemi) gibi bir çok mekan bu paralel evrenler olabilir. Süpersimetrik parçacıklar da olabilir. Kuantum köpükleri de... Bu konuya tabii ki, dini bir taassup ile yaklaşmamak lazım. Ama bilim insanları gerçekler ile de oynamamlı, fantazilerine enstruman yapmamalı.

Diğer bir paradoks önleyici fikir ise akıp giden ırmak misalidir söyle ki: Su kaynaktan çıkıp gider. Biz kaynağa yakın bir yerde suyun önünü keser isek bu önceden akıp giden su için bir sorun teşkil etmez. Yani geçmişte büyük babamızı öldürür isek, bu gelecek zamanı etkilemez. Yaşanılmış ve olmuş olaylar değiştirilemez.
 


Kuantum Köpüğü - Planck Uzunluğunda
İşte bu noktada aklıma Brain Greene'in Evrenin Dokusu adlı kitabının 547. Sayfasında yazan kader ve özgür irade konuları geldi. GreeneR17;e göre geçmişe yolculukta tamamen tabiat kanunları belirleyiciydi. Aslında özgür irademiz kendi seçimlerimiz, her şey kuantlar tarafından belirleniyordu. Bizler parçacıklar kümesinden oluşuyoruz ve "Evrendeki her parçacığın kuantum dalga fonksiyonunu biliyorsanızi Schrödinger denklemi, sizin belirleyeceğiniz herhangi bir başka anda bu parçacıkların dalga fonksiyonlarının nasıl olacağını söyler" "Her şeyin tam olarak nasıl olduğunu biliyorsanız (evrendeki her parçacığın konumu, hızı vs.) klasik fiziğin yasaları sizin belirleyeceğiniz her hangi bir başka anda her şeyin tam olarak nasıl olduğunu ve olacağını söyler." Yani olaylar üzerinde bir kontrolümüzün olmadığını her şeyi fizik yasalarının yaptığını ve geçmişe yolculukta büyük babanızı asla öldüremezsiniz. Bu da yine bana göre materyalist ve insanı sadece parçacık kümesinden ibaret gören bir düşünce. Aslında bilim tarafsız değil; bilim ile dini bir araya getiren insanlara kızıyoruz fakat bilimi kendi çıkarlarında din karşıtı, dine rakip olarak görenleri ve fikirleri hiç yadırgamıyoruz. Bilim asla tarafsız değildir" Fakat bilim ile belki de parçacıklar ile ilgili matematiksel hesaplar ile bir takım bilgilere gelecek tahminlerinde bulunulabilir. Fakat burada her şeyi inadına tesadüflere vermemek tek şarttır.

Yavaş yavaş yazıyı da bitirmek istiyorum saat 00.42 yaklaşık 3 sattir yazıyorum. Yarın hareketli bir gün beni bekliyor. Son ili paragrafı da yazıp yazımı bitirmek istiyorum. Yanlışlarım ya da yanlış anlatımlarım olabilir var ise lütfen düzeltin. Çünkü çok zor konular ve ben sadece anladıklarımı yazdım.


Calebi Yau Uzayı
Bilmiyorum J.H. Brennan'ın Zamanda Yolculuk isimli (biraz eski) kitabını okudunuz mu? Orada bilimi daha doğrusu kabul edilmek istenilmeyen şeyleri inkâr etmek ya da konuyu saptırmaya, fantazilere dalmaya güzel bir örnek buldum. Söyle ki: 1968 yılında ABD Utah'da Kambiryen dönemine  ait bir şist bloğu içinde ayakkabı izine benzeyen bir iz bulunur. Bu iz 500 milyon yıl öncesine dayanıyordu ve Evrim'e zıttı. Böyle bir şey olamazdı. Modern insanların o zamanda ne işi vardı. Yazar daha sonra şunu yazıyor:

"Eğer evrim teorisi hâlâ geçerli ise ve insanoğlu bu gezegende ancak 65 milyon yıl önce evrimleşmeye başladıysa o zaman, 500 milyon yaşındaki ayakkabı izini nasıl açıklarsınız? Ben yalnızca bir tek olasılık düşünebiliyorum: Bu izin sahibi, zaman yolculuğuna çıkarak geçmişe gitmişti." (J.H. Brennan'ın Zamanda Yolculuk, S. 27)

Son olarak uzay-zamanın da bir sonu var. Güneş sistemimizin hayat kaynağı güneş 6 milyar yıl sonra Kızıl Deve dönüşerek sönecek. Açık evren modeline göre genişleyen evrenimiz her an kapalı evren modeline geçerek katlanmaya, büzülme başlayabilir. Evren büyük bir hızla genişliyor fakat bir yandan da kütlesi artıyor. Kütle çekimi hakim gelir ise evren büyümesini durdurarak kendi içinde çökmeye başlayabilir ki bu olasılık evrenin genişlemesinden daha fazla. Yani bir gün uzay-zaman yok olacak. Ve bizler vaat edilen paralel evrenlerde zamanın eksiye aktığı ya da donup kaldığı ya da zamansız bir evrende sonsuza dek yaşayacağız.

Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Kur'an, 103:1-2



Mustafa Sönmez - 8 Haziran 2012 ©
Bu yazı izinsiz kopyalanmaz, yayınlanamaz. Tüm hakkı saklıdır. İletişim bölümünden bana ulaşabilrisiniz.

Kaynaklar:
Brain Gree: Evrenin Dokusu
Brain Gree: Evrenin Zarafeti
Brian Greene: Saklı Gerçeklik

J. Richard Gott: Einstein Evreninde Zaman Yolculuğu
Stephen Hawking: Zamanın Daha Kısa Tarihi
Stephen Hawking: Her Şeyin Teorisi
Stephen Hawking: Ceviz Kabuğundaki Evren

Harald Fritzsch: Yanılıyorsunuz Einstein

Diğer kaynakları görmek için tıklayın
Paralel Evrenler Gerçek mi? Paradokslar ve Kader Paralel Evrenler Gerçek mi? Paradokslar ve Kader Reviewed by SNMZ on Aralık 01, 2013 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Eğer adının gözükmesini istemiyorsan "Yorumlama biçimi"nden "Anonim"i seçmelisin...

Blogger tarafından desteklenmektedir.