Belirsizlik İlkesi Nedir Din Felsefe İlişkisi

Belirsizlik İlkesi - Heisinberg


Heisenberg Belirsizlik İlkesi atom altı "dünyada" bir belirsizliğin olduğunu gözler önüne sermiştir. Bir atom altı parçacığı ya da bir elektronu izlemek yerini ya da hızını aynı anda belirlemek aynı anda mümkün değil. Bir elektronu gözlemek için elektrona ışık yollandığında ışık fotonları ile etkileşime giren parçacık gözlemin doğruluğunu da etkileyecektir. Varsayalım ki hızını belirleyebildik, aynı anda konumunu belirleyemiyoruz. Bu belirsizlik maddenin özünde var. Yani bilim daha kısa dalga boylu yüksek enerji gereksinimi duyan ışık dalgaları ile atom altı parçacıkları incelese bile durum aynı olacaktır. Hız ya da konumla ilgili bilgilerimiz de sisteme müdahalede bulunulduğu için hatalı çıkacaktır ve sadece ölçülen anı ilgilendirecektir yani, sonrasını yani gelecekteki konumunu ya da hızını ya da geçmişteki durumu hakkında sağlıklı bir bilgi edinmek zor olacak ya da mümkün olmayacaktır.

Saf bilim olmadığını, bilimin her zaman felsefeden etkilendiğini ve bilim adamlarının bilimi kendi felsefi düşünceleri doğrultusunda bazen de dine rakip olarak inançsızlıklarını bilim diye kabul ettirmeye çalıştıklarından bahsetmiştim. Zaman yolculuğunda olduğu gibi bu konuda da felsefi dayatmalar söz konusu adı ise: Determinizm.

Determinizm (wikipedi'deki tanımını doğrudan alıntı yaptım) "Belirlenimcilik, belirlenircilik, gerekircilik, determinizm, evrenin veya olayların ya da bir bilimsel disiplinin alanına giren tüm nesne ve olayların önceden belirlenmiş olduğu, onların öyle olmalarını zorunlu kılan birtakım yasa veya güçlerin etkisiyle meydana geldiklerini ileri süren öğretiye verilen addır. Kısacası, her olayın maddi veya manevi birtakım nedenlerin zorunlu sonucu olduğunu kabul eden felsefi görüştür.

Başka bir söyleyişle felsefe bağlamında, ahlâkın kapsamına giren seçimler de dahil, bütün olayların özgür iradeyi ve insanın başka türlü davranabilme imkânını kabul etmeyen birtakım önceden var olan zorunlu nedenler zinci­rinin zorunlu olarak belirlediğini savunan teoridir. Buna göre insan iradesinin söz konusu zorunlu nedenler zincirine etkisi olmadığın­dan olayların meydana gelişinde nedenlerin gücü bulunmaktadır. Böylece nedensellik ilkesi determinizmde temel ilke olarak kabul edilmektedir. Çünkü determinizme göre evrende akli bir yapı ve düzen vardır, dolayısıyla belirli nedenlerin veya durumların bilgisine sahip olunduğunda, o nedenlerin veya durumların ortaya çıkartacağı olayların bilgisini elde et­mek mümkündür. Nitekim Spinoza'nın külli determinizm olarak nitelenen determinist an­layışı objektif akılcılığın ulaştığı tam ve kesin determinizm olarak nitelendirilir. Fakat determinizmin klasik öğretisini XVIII. yüzyılda Pierre-Simon Laplace ortaya koymuştur. Laplace'a göre, evrenin bugünkü durumu, önceki durumunun bir sonucu ve bundan sonraki durumunun ise bir nedenidir."

Bu uzun paragraflardan sonra kendi cümlelerimle açıklamaya çalışacak olursam: belirsizlik ilkesi kuantlar "dünyasında" aslında her şeyin belirsiz olduğunu, nedensellik zincirine, kurulu belirli bir düzene göre cereyan etmediğini ispatlar. Yani kader ve yaşamın işleyişi önceden belirlenmiş bir senaryoya göre oynanmaz. Ayrıca bütün bu belirsizlikleri düzenleyen her şeyin üstünde ve her bir kuantı kapsayan çok şümullü bir asıl iradeyi kabul etmek de gerekiyor diye düşünüyorum. Yine aynı sayfadan bir alıntı yapmak istiyorum: "O halde insanın bütün eylemleri, davranışları, düşünce, duygu ve hatta sezgileri bile ne­densellik ilkesi gereğince önceden belirlenmiş­tir. Yani İnsanın eylemleri, düşünceleri, sezgi­leri vb. kendilerini oluşturan şartlar tarafın­dan belirlendiği için, bir irade özgürlüğünden ve özgür seçimden söz edilemez. XIX. yüzyılda pozitivist felsefenin ve onun etkilediği bilim anlayışının hakim bir duruma geçmesi, düşünce bilim alanında tartışmalara, bunalımlara, çatışmalara neden olmuştur. Fakat yüzyı­lın sonuyla XX. yüzyılın başlarından itibaren, sözgelimi Bergson, Boutroux, Broglie, Heisenberg, Planck, Von Neumann, F.Perrîn gibi filozof ve bilim adamlarının determinizme yönelttikleri eleştiriler etkili olacaktır."

Maddenin gerçek halini biz insanlarım bilmesi gerçekten zor gibi görünüyor. Gördüklerimiz ise gerçekte var olanın dışında. Sadece kendi belirlediğimiz metotlarla anlık olarak reel olmayan sanal görüntülerle, bilgilerle muhatabız.  Gerçekçilik anlayışını da düşünmek ve gerçek dediğimiz şeyin aslında bizim izlenimlerimizden ibaret olduğunu da düşünmek mümkün. Her şeyin gerçek konumunu bilen her şeye hükmeden ve sahip olduğu bütün düzeni her an yöneten ve halden hale sokan yüce Yaratıcı'dır. Ve her şey her an değişebilir. Başka bir tabirle her an her şey olabilir. Yani evrendeki olaylar önceden kestirilemez, ve mekanik bir düzen gibi makine gibi işleyemez.

Zaman yolculuğu paradokslarında geçmiş zamana gidildiğinde zamanın akışının, olayların aslında değişmeyeceğini çünkü kuantlar aleminde her şeyin belirgin olduğunu, kuantların belirleyici olduğunu kaderi tayin ettiği görüşü de determinist felsefenin bir ürünüdür. Sizce bilimin yüzde kaçı saf bilim yüzde kaçı felsefi ve kişisel inançların ürünü ya da fantezilerden ibaret?

Buraya kadar yazdıklarım okuduklarımdan arta kalanlardı. Çok profesyonelce olmasa da, blog sayfamın amacına uygun olarak aklımdan geçenleri, hayatın kendisinden aldığım kısa görüntüleri buraya kaydetmek istedim. Hayat onun hakkında çok şey konuşulmaya, yazılmaya, araştırılmaya değer. Çünkü bizler bu hayatın içinde bu düzenin tek düşünebilen parçasıyız.

Mustafa Sönmez ©

Her hakkı mahfuzdur. Adım soyadım, ve web sitemin tam adresi belirtilmek kaydı ıle alıntı yapılabilir.

Kaynak için tıklayın


Belirsizlik İlkesi Nedir Din Felsefe İlişkisi Belirsizlik İlkesi Nedir Din Felsefe İlişkisi Reviewed by SNMZ on Aralık 01, 2013 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.