Paralel Sonsuz Evrenler ve Bu Evrenlere Geçiş

Parallel Universes - Paralel Evrenler



Daha önceki yazılarımda kendi araştırmalarımı ve kendi derlemelerini yazmıştım. Burada ise Caner Taslaman'ın Evrim Teorisi Felsefe ve Tanrı adlı mükemmel kitabının 311. sayfasında bulunan kısmı aynen buraya almak istedim. Bu yazıyı siteme almak için Caner Bey'in kendisinden izin aldım. Aşağıdaki linklere tıklayarak daha fazla bilgi alabilirsiniz. Caner Taslaman ilgili kitabı yazmak için 1000'e yakın kaynaktan faydalanmış yani ciddi bir araştırma...  Ayrıca bütün kitaplarını sitelerinde PDF olarak okurlarına dağıtan Caner Taslaman atesitlerin ve seküler çevrenin en çok saldırdığı isimlerden biridir.

www.evrim.gen.tr'den kitabı okumak indirmek için tıkla
D&R'den kitabı satın almak için tıkla
Blog Sayfamdaki Tanıtım için tıkla 

Sonsuz Evrenlerle Kaçış Mümkün Mü?
Caner Taslaman, Evrim Teorisi Felsefe ve Tanrı, S. 311 

Sonsuz evrenler senaryosu hem metafizik bir senaryodur hem de bilgimize hiçbir katkı yapmadan tek bir evreni varlığı meçhul sonsuz evrenlerle açıklamaya kalktığı için ‘Ockhamlı’nın usturası’ndan nasibini almalıdır. Fakat bir an için sonsuz evren senaryolarının doğru olduğunu kabul etsek bile; bunun, tasarım delilinin gücünü azaltmayacağını ve bizi ateizmin arzu ettiği sonuca yine de götüremeyeceğini de vurgulamakta fayda görüyorum.

İnsancı İlke’nin sonuçlarından kaçınmak için sonsuz evrenler senaryosunu ortaya atanların yaptığının neye benzediğini size bir örnekle açıklamak istiyorum: Binlerce rulet masası olan bir kumarhanede olduğunuzu düşünün. Size tüm rulet oyunlarının hileli olduğunu (sonucun önceden tasarlandığını) söylüyorum ve delil olarak binlerce masadaki yüz binlerce oyunun sonucunu önceden söylüyorum. Verdiğim sonuçlar doğru çıkınca, rulet oyunlarının sonucunun evvelden bilindiğine kanaat getiriyor ve birisine bu olayı anlatıyorsunuz. Anlattığınız kişi ise bunun tesadüfen olabileceğini, eğer kumarhanelere giden tüm insanların böyle bir tahminde bulunurlarsa, birinin tutturma ihtimali olduğunu söylüyor. Bunun olasılık açısından imkânsız olduğunu gösterdiğinizde, aslında sonsuz sayıda gezegenler olabileceğini, bu sonsuz gezegenlerdeki sonsuz sayıdaki kumarhanelerde böyle tahminlerde bulunan sonsuz sayıda kişiler olabileceğini, bunlardan birinin rastgele bir tahminle böyle bir sonucu yakalaması muhtemel olduğu için; size kumarhanelerin rulet oyunlarının önceden bilindiğini söyleyen benim yalancı olduğumu, benim bunu rastgele başardığımı söylerse cevabınız ne olur? Diyelim sonsuz sayıdaki kumarhanelerin varlığına inandınız, binlerce rulet masasındaki yüz binlerce rulet oyununun sonucunu bilmemi yine de tesadüfle açıklamaya kalkar mıydınız?

Dembski’nin bir örneğinden esinlenerek şöyle bir örnek de verebilirim:119 Fazıl Say’ın her piyano başına oturduğunda çok başarılı bir şekilde piyano çaldığını düşünün. Eğer sonsuz evrenler senaryosunu doğru kabul etsek bile; Fazıl Say’ın her piyano başına oturduğunda parmağınla rastgele tuşlara vurarak bunu başardığını söyleyen biriyle, bunu Say’ın piyano eğitimine, çalışmalarına ve kabiliyetine bağlayan benim iddiamdan hangisinin doğru olduğuna kanaat getirirsiniz? Sonsuz evrenler sonsuz olanakla her şeyi mümkün kılıyor diyerek, her iki iddiayı da eşit değerde mi kabul edersiniz, yoksa Fazıl Say’ın tuşlara rastgele basmadığını mı düşünürsünüz?

Atatürk Kültür Merkezi’nde Say’ın, Bach’ın 1. Brandenburg Konçertosu’nu dinlediğimizi düşünün. Sonsuz olasılık olsaydı bile Say’ın bu konseri bilinçli bir şekilde (tasarımla), hangi tuşlara vuracağını seçerek (bir kısım olasılığı seçerken diğerlerini eleyerek), verdiğini bana düşündüren mantık, bu evrenin tasarımlı olduğunu düşünmeme yol açan mantıkla ortak noktalara sahiptir. Say’ın müzik performansından bağımsız olarak Bach’ın 1. Brandenburg Konçertosu mevcuttur, yani ‘bağımsız’ bir olgu mevcuttur ve rastgele vurulan tuşların böylesi ‘bağımsız bir eser’le tesadüfen eşleşmesi imkânsızdır. Üstelik Say; Bach’ın 2. Brandenburg Konçertosu’nu, 3’üncüsünü, 4’üncüsünü, 5’incisini, 6’ıncısını ve Klausen Konçertosu’nu çalarken de aynısı olmuştur. Yani Say’ın rastgele bir şekilde tuşlara vurup bu sesleri çıkarmadığı sadece sağduyuyla değil, matematiksel olasılık hesapları ve mantıksal bir sunumla da gösterilebilir. Üstelik bu gösterim, evrende ve canlılar dünyasındaki diğer tasarıma dair olgularda olduğu gibi, gözlenen olguların matematiksel ve mantıksal değerlendirmesine dayanmaktadır. David Hume’un eleştirdiği tasarıma dair klasik argümanların birçoğunda olduğu gibi, bu yaklaşım analojilere dayanmaz. Buna karşın, sonsuz evren senaryoları ile tasarımı inkâr eden tutum ne bir gözlemin, ne de bir matematiksel veya mantıksal yaklaşımın sonucudur. Fazıl Say’ı dinlerken, sonsuz evrenlere dair senaryoların etkisiyle, rastgele tuşlara basan şanslı birinin çıkardığı sesleri dinlemediğinize eminseniz; evrende rastgele bir şekilde oluşması buna kıyasla çok daha imkânsız olguların (çok daha kompleks olguların), bu olguların eşleştiği bağımsız olayların da varlığını düşünerek, rastgele şekilde oluşamayacağını rahatlıkla anlamanız gerekir. Dembski tasarımı anlamamıza yarayan bu ölçüte ‘belirtili komplekslik’ (specified complexity) demektedir. Gerçekten de bu ölçüt; Say’ın rastgele tuşlara vurmadığından, evrendeki canlıların tesadüfen oluşmadığına kadar değişik tasarımsal olguları nasıl anlayabileceğimizin mantığını başarıyla ifade etmektedir.



Paralel Sonsuz Evrenler ve Bu Evrenlere Geçiş Paralel Sonsuz Evrenler ve Bu Evrenlere Geçiş Reviewed by SNMZ on Kasım 30, 2013 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.