Rüzgar (Solgun Bir Yaprak Resmi Gibi...)

Sonbahar ve yapraklar   

Gözlerden uzak bir mahalle parkında yine misket oynayan çocukları izliyorum. Gönüllerden ırak mıyım bilmiyorum. Kadınlar ellerinde el işleri sohbete dalmışlar. Çocuklar salıncak sırası bekliyor. Hafiften rüzgâr var. 
Rüzgâr... Bu yazının başrolünü o oynayacak. Evet, aklımdaki senaryonun başrol oyuncusunu buldum. Başrolü biriyle paylaşsın rüzgâr ikinci oyuncu ise ben olayım. İki kişilik bir film olsun bu. Prodüksiyon zorlanmaz masrafsız bir film olur. Diğer oyuncular ise, misket oynayan çocuklar, sohbet eden kadınlar, karşı bankta oturan ihtiyar olsun. Onlar ki benim filmimde oynadıklarından haberleri bile yok. 

Rüzgâr ilk önce benim yerime benim kimliğim ile essin gitsin. Ona mekân sınırlaması yok. Sevgiliye selam söylesin hasretimi götürsün... Giderken de içimdeki sevgiyi, içimdeki kırgınlıkları ve yine içimdeki bitmez sevinçleri, sevgiliye dair hayallerimi de götürsün. Filmin içinde bir film izler gibi izletse bütün düşüncelerimi her esişinde sevgiliye. Rüzgâr bu sıcak yaz mevsiminde sevgilinin saçlarında serin serin essin. Sevgili bir bankta oturmuş şehirden akan kanalı izliyorken… Sanki denizden gelen bir esinti gibi... Uzaklardan geldiğini hissettirmeden esse...

Rüzgârla başroldeyiz ama o biraz daha fazla oynuyor farkındayım. Tamam, rüzgâr başrolde osun ben ve sevgili ikinci rolde olalım. Nasıl olsa seyircilerin gönlünde başrol bizim. Seyirciler kim olsun. Seyirciler ise, bütün hayaller bütün olumsuzluklar, bütün yanlış düşünceler olsun. Olsun ki onlar da iyilik ile serin rüzgârdan tertemiz hayallerin saflığından paklığından nasiplerini alsınlar. Evet, evet oyuncular bütün güzellikler olsun. Bütün kötü şeyler ise seyirci olsun. Olsunlar ki iyiliğin, sevginin nasıl bir şey olduğunu görsünler. Özellikle vefasızlık geçmişe takılıp önündekini, bugünkü tebessümleri göremeyen gözler özellikle izlesin...

Rüzgâr essin. Nefes alışımla önce bedenime oradan da ruhuma süzülsün. Ağırlıklar altındaki ruhum gökyüzüne çıksın, çıksın ki bedenim de rahatlasın huzura ersin. İstediği yere götürsün rüzgâr bedenimi, ruhumu, hayallerimi... Ben teslim edeyim kendimi o hoş esintiye, o esinti ki bilir kalbimi nereye konduracağını. Gerek bile kalmaz tarife yolları, ezbere bilir bütün adresleri kimin nereye gideceğini.Hiç bir şey sorgulanmasın bu filmde. Sorular olmasın hiç.

Hiç bir çatışma olmasın hayatla. Hani hep çatışırız ya hayatla; şu neden olmadı, şu niye olmuyor diye. Bırakalım olanlar olsun olmayanlar ise dilimizde dua olsun. Olmazsa da gülümsemelerimizi alıp götürmesin. Gidenlere “giderse gitsin” denilebilsin bu filmde. Hayat gidenlere, hayat isteklerimize takılıp kalmasın. Rüzgâr estikçe onun gibi aksın hayatımızda... Ağır yüklerle yorulmasın hiçbir beden, hiçbir ruh, hiçbir sevgi... Rüzgâr o taşısın, biz insanlar iyi bir hamal değiliz ki! Taşıyamayız öyle ağır yükleri… Hadi essin o serin rüzgâr.


Mustafa Sönmez© İstanbul  Hakkımda
Dikkat bu makale alıntı yapılamaz, başka yerde yayınlanamaz. Özgün içeriktir. Sadece bu sayfaya link verebilirsiniz.
Hayatı Kaydet! Hayat onu yazdıkça daha güzel...
Rüzgar (Solgun Bir Yaprak Resmi Gibi...) Rüzgar (Solgun Bir Yaprak Resmi Gibi...) Reviewed by SNMZ on Aralık 18, 2013 Rating: 5

2 yorum:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.