Okyanusa Düşen Bir Su Damlasıdır Hayat

Yaprak   


Sırrını yeryüzü ile paylaşmak isteyen bir yağmur tanesinin öyküsü bu. Kısacık sürecek bir yolculuk aslında kendi zaman diliminde belki de yılları zapt ediyor… 

Siyah bulutlar bir anda etrafı kapladı. Piknikçiler bundan hiç memnun olmadı. Ağustosun bu sıcak ve neşeli gününde bu bulutlar da nereden çıkmıştı ki! Apar topar kendilerine sığınacak bir yer buldular. Az sonra sıcaktan kavrulan yollara, taşlara, bedenlere yağmur taneleri dökülecekti. Her bir damlada ferahlamanın “cıs” sesi duyulacaktı. Kim yağmur yağarken kafasını gökyüzüne kaldırıp hüsnüteveccüh eder… 

Yağmur taneleri heyecan içinde bekler. Yeryüzünün sırlarına vakıf olma düşüncesi ile birçoğu daha havada buhar olup uçuşurlar. Sırası gelen büyük bir coşku ile düşer yeryüzüne. Büyük bir seyre dalarlar. Hayatı ve yaşamı okurlar. Sonra toprağa topraktan yer altına oradan denizlere açılır ufacık bir damlanın yolu. Kimisi insan tenine düşer. Hisseder insanoğlunu, yaşamayı fehmetmeye kavramaya çalışır.

Pencerelerden aralanan perdelerin arkasından izler insanlar her bir yağmur tanesini. Otobüslerde güzel bir şarkının melodisine eşlik eder yağmur taneleri. Yol alırken biri caddeler boyunca yalnız olan kalbimizin o anki yoldaşı yağmur taneleridir. 

He serüven böyledir. Bir yerlere akar gider. İnsanın serüveni de okyanusa düşen bir damlanın serüvenine benzer. Birçok aşamadan, birçok yoldan geçer insan… Ama her zaman dediğim gibi arabesk hayıflanmalar yok bu seyahatte. Sadece güzel şarkılar, dostların hoş sohbetleri, sevgililerin aşkla dolu kalpleri var. Hayatın içinde koşmak var. Durmak yok. Okyanusa düştükten sonra yolumuz bazen enginliklere bazen bol güneşli sahillere bazen fırtınalı karanlık gecelere düşer… Fakat her yerde her bir durakta heybemizde bulunan o hoş gülücüklerimizi, bitmek tükenmek bilmeyen tebessümlerimizi sonraki gelecek olanlara bırakmak ne hoş olur. Belki bir gün aynı durağa yıkılmış ve bıkkın bir vaziyette yolumuz düşerse önceden bıraktığımız sevgi dolu kalbimizi yine biz buluruz.

Evlerin daracık odalarına; internetin yalancı sohbet odalarına, süslü suretine; televizyon karşısında uzun uzun uyuklamalara bir son verip… Bir yağmur tanesi gibi heyecanla hayatı sevip, seyredip, tebdili kıyafet yaşamın içinde dolaşmak… Öyle durgun bir su olup bir yerde göllenip kurumayı beklemek bu hikâyenin konusuna uygun değil. Bu hikâyenin konusunda tebdili kıyafet yaşamın içinde dolaşmak var. Bazen bir gezgin derviş olmak var. Bazen kendini çöllere vurmuş bir âşık olmak var. Bazen bir büyük hükümdar bazen fakir bir kul, bazen kulağı küpeli bir bende… Hep değişen rollerle, mekânlarla, değişen seyircilerle sadece sevmek ve yaşamak var. Bu kısa ömür ah vah etmekle, anlamsız hayıflanmalarla geçmez ki! Yaşadıkça bir yaprak misali süzülürken...

Sırrımızı hayatla paylaşınca hayatta kendi sırlarını, bildiklerini bizim kulağımıza fısıldayacak. Şimdi ben gidiyorum. Her zamanki gibi karmakarışık olsa da hayat, bulunduğum odadan, ruhumun zindanından çıkıp tebdili kıyafet yaşamın içinde dolaşmak istiyorum…

Mustafa Sönmez Yazdı © 
Bu yazı tamamen orijinaldir. Alıntı yapılamaz. Bu sayfaya bağlantı verilebilir.


Fondaki Müzik: Davit Lanz - Love Song

Not: Yorumlarınız ve Facebook, Twitter paylaşımlarınız daha başarılı bir blog sayfası için çok önemlidir. 

Orijinal içerik yazının tümünün kopyalanması yasaktır. Alıntı yapılamaz sadece bu sayfaya bağlatı verilebilir.


Okyanusa Düşen Bir Su Damlasıdır Hayat Okyanusa Düşen Bir Su Damlasıdır Hayat Reviewed by SNMZ on Mayıs 12, 2013 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.