Islak Taşlar Üzerinde Unutulan Son Şiir

Beşiktaş - İstanbul

Tırnağından bir ısırık daha alarak masanın üzerinde duran tükenmez kalemi kaldırıp masanın üzerine tekrar bıraktı. Birkaç saniye sonra kalemi eline alıp tekrar birkaç satır yazı yazdı. Kalemi öyle sert çarpmıştı ki masaya bir daha o kalemi asla eline almayacak, demiştim kendi kendime. Sonra şair öyle bir daldı ki düşüncelerinin deryasına Umarım vurgun yemez

Şaire dokunmak istedim. Ben dokunmak istedikçe, şairle aramıza kilometreler girdi. Oysa uzaklığın zıddına çok yakınım ona. Tensel bir dokunuş değil, istediğim onun duygularına okunmak. Bu derin düşünceler bir şiirin kayıp mısrasını bulmak için miydi? Şiirler ise şairlerin değildir, şair sadece bir elçidir. Bir vesiledir. Bebeğine gebe bir anne gibidir. Şairler, şiirleri için her acıya katlanırlar. Fakat şairin bu engin duruşunda şiirlerin bile taşıyamayacağı bir ağırlık var.

Bir an şairi unutup kendimi düşündüm. Ben kimim? Bu insan hakkında o kadar çok şey biliyorum ki; anlatsam kitaplara sığmaz. Bedeninden ayrılmış bir ruh gibiyim; vücudum yok sadece görüyor, duyuyor ve düşünüyorum. Belki de bir çift gözüm. Cismi olmayan bir hayalim. Şaire sesimi bir duyurabilsem o zaman benliğimin sırrı da çözülecek.

Tekrar şairin tırnakları geldi aklıma. Tuhaf buldum. Şairler ince ruha sahip nazik kişilerdir. Tırnak yemek, kemirilmiş tırnaklarla dolaşmak bu zarafete muhal değil miydi? Belki de şairler bizim düşündüğümüz gibi değillerdi.

Saat 13.00 ve şair ayağa kalktı. Masasını üzerinin toparladı. Bilgisayarını kapattı. Odası çok dağınık değil, kitaplığındaki düzen askeri bir düzen. Odasındaki her şey, aklındaki düşüncelerin zıddına çok muntazam duruyor. Bir temmuz günü hayat düşe kalka devam etse de- dışarısı, insanoğlunun elinin ulaşamadığı her şey gibi çok güzel.

Şairle birlikte ben de dışarıya çıktım. Yaz mevsimi İstanbul'u kavuruyor. Ben pek hissedemesem de; terli insanlardan, su şişelerinden, gökyüzünde ışıldayan güneşten bu anlaşılıyor bu sıcaklık.

Beşiktaş'a otobüsten inip iskelenin kenarında oturdu şair. İsmini öğrendim şairin. Garip ama bütün düşüncelerini bildiğim halde adını bilmiyordum. İskelede yanına oturan sevgilisi şaire "Mert" diye seslenince öğrendim adını. Sevgili şairin adını o kadar çok tekrarlıyordu ki sanki başka kelime bilmiyordu. Belli ki onu çok seviyor diye geçirdim aklımdan. Adını dilinden hiç düşürmüyor. Vapurun geç kalan yolcuları acele ile koşarken, Kız Kulesi'nin uzaklardaki görüntüsüne dalan Mert kulaklarının kendisini yanılttığını düşündü. Mert, sevgilisinden son kurduğu cümleyi bir daha tekrarlamasını söyledi. Tatlı sevgilisi: "Mert ben senden ayrılmak istiyorum" dedi. İşte bu an aşkın ihanete dönüştüğü sevgilinin terk edip başka bir kalbe girdiği andı.

Oysa bütün kalpler toprak olacaktı. Bu nedenle çekip gitmek "ben başkasına âşık oldum, senden bıktım"  demek aşka değil insanlığa ihanetti. Hem aşk herkese her zaman hissedilmez ki! Aşk bir kalbe -belki ömür boyunca- bir defa uğrar.

Aslında sevilenin heyecanlı heyecanlı "Mert, Mert, Mert" diyişinden anlamıştım bir şeylerin ters gittiğini. Fakat aşkın terk edilişe uğrayacağını tahmin bile edemezdim. Aşk şiirlerde hep ömür boyu sürerdi. Sevgili baş tacı olurdu. Sevgilinin makamı som altından bir taht olurdu.

Bir yıldır Mert bütün şiirlerini canı için yazmıştı. O gözler ki İstanbul'dan bile güzeldi. Sevgilisi o şiirleri bilmiyordu. Elindeki -sevgilisine yazmış olduğu şiirlerin bulunduğu- klasörü deniz kenarındaki ıslak taşın üzerine bıraktı ve kalktı...

Ben ise orada, o ıslak taşın üzerinde kaldım. Ben kim miyim? Ben şairin sevgilisi için yazdığı aşk dolu son şiirim. Öylece unutuldum orada.

Mustafa Sönmez ©
Hakkımda

Bu yazı alıntı yapılamaz kopyalanamaz. Orijinal içeriktir. Her hakkı saklıdır.





Islak Taşlar Üzerinde Unutulan Son Şiir Islak Taşlar Üzerinde Unutulan Son Şiir Reviewed by SNMZ on Ocak 17, 2013 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Gmail hesabın ile yorum yazabilirsin. Yorumlama biçinden "Google"ı seç. Ayrıca saçma sapan reklam bağlantıları atmayın, "kabak tadı verdiniz" :) Bunun dışında sansürsüz her yorumu yayınlarım. Tabii ki yazarken vereceğim cevabı da düşün Hahahaasdfgh

Blogger tarafından desteklenmektedir.