Son Gönderiler

Zamanda Yolculuk
Time Travel   
Zamanda yolculuk konusuna 3. bölümde diziler ile devam ediyorum. Zamanda yolculuk çocukluğumdan beri dikkatimi çekmişti. 7-8 yaşlarında bile zaman yolculuğu üzerine düşünen biriydim. Zaman yolculuğu diye bir meslek dahi olmalıydı. Bu konuyu daha sonraki bir zamana erteliyorum. Aşağıdaki filmlerin özetlerini çıkardım. 12 Monkey ve Dr. Who dışındakiler devam etmiyor. Tabii ki işin içine Holywood filmleri girince sadece bir film, bilim-kurgu olarak izlememek de gerekiyor. Bazen bilinçaltı mesajlar ve farklı anlamlar içerebilen filmler olabiliyor. Özellikle tinsel ya da metafizik insan üstü güçler, Hereos'ta olduğu gibi, daha çok Yahudi mistiklerinin uğraşı alanı. Seçilmiş kişiler konulu filmlerin hepsi bilinçaltı mesajlarla dolu. 12 Maymun da bunlara dahil. Özellikle Continuum'daki terör ve şirketlerin yönettiği bir dünya imajını iyice düşünmek gerekiyor. Şimdi zamanda yolculuk konulu dizi filmlere gelmek istiyorum.

12 Maymun (12 Monkesys)


12 Maymun
12 Monkesy   
Zamanda yolculuk filmleri denildiği zaman 12 Maymun ilk olarak aklımıza gelenlerdendir. Buraya tıklayarak sinema filmi hakkında yazdıklarımı ve içeriği bilinçaltı mesajları okuyabilirsin. Burada dizi filminden bahsedeceğim. İlk sezonu 2015 yılında yayınlanan 12 Maymun dizisi, insanlığı yok eden bir virüsle mücadele için zamanda yolculuk yapan James Cole ve virüsü yayan zaman gezginleri 12 Maymun ordusu arasında geçen mücadeleyi konu alıyor.

Filmde zamanda yolculuk paradoksları; sebep-sonuç ilişkisi, zaman çizgisinin bütünlüğü gibi konular da başarılı bir şekilde işleniyor. 

Heroes ve Heroes Reborn

Hereos Reborn
Hereos Reborn   
Hereos'da efsane dizi filmlerdendir. Her ne kadar dizinin son sezonu aceleye getirilse de izleyicilerin aklında izler bıraktığını söyleyebilirim. Aslında dizide zamanı büken Hiro Nakamura karakteridir. Uzay-zamanı büküp zamanda yolculuk yapabilir. Hereos Reborn ise tamamen zamanda yolculuk konulu 8 bölümden oluşan kısacık bir dizi film. 2015-2016 yılında yayınlandı... Dünyayı yok edecek bir güneş patlamasından korunmak için kahramanların güçlerinden istifade etmek isteyen bir şirket ve Klaire'in ikiz çocuklarının peşindedir. Noah, torynlarını korumak için elinden geleni yapar. Bir yandan da kahramanların hayatı tehlikededir toplu olarak katledilirler. Tommy Clark, filmde zaman yolculuğu yapabilir. Hiro'nun gücünü kopyalar, Hiro ise sanal gerçeklik içinde esir alınır ve gücü bir zaman makinesi olarak kullanılır. Dünyayı yaklaşan felaketten kurtarmak için zaman yolculuğu mu yoksa Tommy ve Malina kardeşlerin güçleri mi gereklidir? 

11.22.63


Film 11.22.63
11.22.63   

Aslında ilk sıraya almam gereken bir mini dizi film... 2016 yılında yayınlanan dizi film efsaneler arasında çoktan girdi... Film aslında King'in aynı adlı romanından uyarlanmıştır. Gerçekten de 60'lı yılların Amerika'sını, mekanlar, arabalar, giysiler, insnaların psikolojisi, zenci-beyaz ayrımcılığı, çok iyi yansıtan filmin konusu kısaca şöyle: Jake, arkadaşı Al'in restoranında kahvaltı yapar ve karısından boşanma davaları için tartışırlar. Bu tartışmaları sadece 2 dakika sürmüştür. Daha sonra Al içeri girer ve öksürüğe boğulur, çok kötü haldedir. Jake'e eve gitmesini ve ertesi gün  gelmesini söyler. Al, her şeyi ve planlarını olup biteni Jake'e anlatır. Restoran'ın arkasındaki dolap 1960 yılına açılan bir kapıdır. Şimdiki zamandaki 2 dakika, orada 2 yıla eşittir. Her girip çıkmasında zaman sıfırlanır. Jake, 1960 yılına döner ve aynı yılda tanıştığı Bill ile birlikte John F. Kennedy suikastini önlemeye çalışır. Bu arada tanıştığı kadın Sadie ile de karmaşık ve zor bir ilişki Jake'i bekleyemektedir. JFK suikastı engellenir fakat geri döndüğünde dünya bıraktığı gibi değildir... 

Continuum

Continuum
Continuum    

2012-2015 yılları arasında oynayan dizi filmlerden. 2077 yılında dünyayı şirketler yönetir. Şirketlere karşı çıkan bir grup da şirketler ve güvenlik güçleri ile sıkı bir çatışma içindedir. Bu terörist grup yakalanır ve infaz edilecekleri anda zamanda geriye 2012 yılına kaçarlar. Kiera Cameron, özel polis gücündedir ve asi grup geçmişe kaçarken o da yanlışlıkla 2012 yılına döner. Tek başına bir mücadele içine girer. Olayları başlamadan önlemek zorundadır. 2012 yılında, geleceğin bütün sisteminin başında ki insan olan Alec sadler'in genç hali ile tanışır. Acaba, Kiera geleceğe tekrar dönüp ailesine kavuşabilecek midir? Bu mücadelenin sonucunda kazanan kim olacaktır?

Fringe


Fringe
Fringe   
2008 yılında ilk sezonu yayınlanan efsane dizi film. Doğaüstü olayları inceleyen FBI'ın sınır biriminden olan Olivia Dunham bu doğaüstü olayları incelemeye başlar. Dr. Walter Bishop akıl hastanesinde yatan bir bilim adamıdır ve geçmişte yapmış olduğu çalışmalar ile bu olaylara açıklık getirecektir. Daha önce çalıştığı ve insanlar üzerinde gizli deneyler yapan Massive Dynamic şirketi de bu olaylarla ilgilidir. Zamanda yolculuk yapan gizemli bir grup insan, dünyayı istila peşindedir. Bu insanlara karşı mücadele verecek olan Olivia ekibi ile birlikte hem de paralel evrenler arasında ve zamanda içerisinde sıçramalar yapacaktır.

[info title="Diğer Diziler" icon="info-circle"] Zamanda yolculuk konulu ya da yan konusu zamanda yolculuk olan filmler. Çoka z izlediğim ya da izlemeye değer görmediklerim aşağıda... Dr. Who izlemeye değer fakat uzun süreli izlemedim.[/info]

Alcatraz (İptal edilen tek sezonlık bir dizi. Zamanda ileriye yolculuk eden mahkumlar ve onları yakalak ile geçen ilk sezon sonunda dizi iptal edilmiştir.)
Dr. Who (Uzun yıllardır devam eden bir dizi.)
Lost (Nedense benim sevmediğim ve sevemediğim bir dizi. İzlediğim bölüm sayısı fazla değil. Zamanda yolculuk, paralel evrenler konusu dizinin yan konuları diyebiliriz. "İzlemeseniz de olur" kategorisinde bir film.
Osmanlı Tokatı (Fantastik bir TRT dizisi. Zamanda yolculuk biraz daha spiritüalizm ile anlatılıyor. Fatih Sultan Mehmet zamanından, Ak Şemsettin'in spiritual ve metafizik bir yöntemle 2012 yılına gönderdiği iki Yeniçeri'nin öyküsü... Komedi ve dram kategorisinde bir dizi. İlk sezonu gayet iyi iken daha sonra saçmalamışlardı...

Mustafa Sönmez©
Orijinal yayın alıntı yapılamaz. 


Bu yayında eğer 15 Temmuz 2016 yılında darbe gerçekleşseydi ne olurdu? Sorusunu kısaca yanıtladım. Bir blog yazarı ve video blog tutan biri olarak, ülkemizi ilgilendiren bu önemli olay karşısında da sessiz kalamazdım. Yayının metnini yetiştiremedim. Bu nedenle sadece video hazırlayabildim. Videoyu beğenip, Youtube kanalıma abone olmanız çok önemli. Lütfen katkıda bulunun.


Xaviar Dolan
Tom  at the farm   
Bu yayında uzun zamandır başlık olarak taslaklarda bekleyen Tom Çiftlikte filmi hakkında yazacağım. Nasıl bir giriş yapsam diye düşünüyorum. Her zaman yaptığım laf kalabalığını bu defa yapmadan filme geçmek istiyorum. Dram, gerilim kategorisindeki film yarı LGBT temalı diyebilirim. Güzel bir senaryo, oyunculıklar da iyi... Biraz sakin bir film gibi gözükse de gerilim dolu sahneleri filmi kurtarmış diyebilirim.  İzlemeni tavsiye ederim.

Filmin tek paragrafta özeti:

Tom genç bir gaydir ve ölen sevgilisinin cenaze töreni için sevgilisinin evine daha doğrusu çiftliğine gelir. Çiftliğin sahibi Agathe, ölen oğlunun gay olduğundan habersizdir. Tom kendini "iş arkadaşı" olarak tanıtır. Sevgilisini toprağa verip gitmek niyetindedir. Agathe, Tom'a ölen oğlunun odasını verir. Tom, gece yatarken Françis (sevgilisinin abisi) odaya gizlice girip Tom'a annesini üzmemesini ve işleri düzeltene kadar çiftlikte kalmasını söyler. Tom, Agathe'e oğlu ile sevgili olduklarını söyleyemez. Psikopat ağabey Francis ve Tom arasında büyük bir mücadele başlar. Tom, artık orada hapis hatta köle gibidir. Şiddete maruz kalır. Bazen kaçmak ister fakat bir türlü oradan kopamaz. Daha sonra Agathe için bir sevgili uydururlar ve arkadaşları Sarah çiftliğe gelir. Sarah'ı Agathe'e ölen oğlunun sevgilisi olarak tanıtırlar. Tom, çiftliği artık benimsemiş gibidir. Fakat Tom, Francis'in psikopat olduğunu ve ailenin marifetlerini öğrenince oradan kaçmaya kesinlikle karar verir. Acaba Tom, ruhen ve bedenen esir tutulduğu çiftlikten kaçabilecek midir? 

Bitirirken:
Aşk, bağlılık konuları başta olmak üzere, insan ilişkilerini ve insanların birbirlerine olan bakış açılarını ve saplantılarını anlatan orta halli bir film diyebilirim. Ayrıca insanlara olan bağlılık ve sevgilimiz bile olsa (ya da olmasa ) birine "ne kadar güvenilebilir" gibi sorular da filmi izlerken insanın aklına geliyor. Filmi izlerken, ön yargılı olmayın. İnsan bazen dogmalarını aşabilmeli, değil mi?

Filme verdiğim puan: 6.8/10
Film: 2013 yapım
Filmin İngilizce adı: Tom at the Farm

Diğer Xaviar Dolan filmi "Hayali Aşklar" için tıkla


Filmin fragmanını izle






Akşam vakti İstanbul'da köprülerin Avrupa yönünün tutulması ile başladı olaylar. Herkesçe malum. Zaman ilerledikçe durumun bir darbe teşebbüsü olduğu da anlaşıldı. İstanbul'da bulunduğum semtte uçak tacizleri oldu. Tank atışları ve semt karakolunun helikopter ile tacizi ve taranması da cabası. ATM'lere akın eden insanlar da vardı. Onlar da haklıydı...

Saat 00:30'da evden çıktım. İlk olarak mahallenin Kağıthane'ye yakın karakolunda polise destek verdik. Polisi ve karakolu vatandaşlar koruma altına aldılar. İnsanlar "halka da ateş açacak halleri yoktur ya" diyordu. Oysa ilerleyen saatlerde halk üzerine ateş edilecek, bombalar atılacaktı.

Saat: 2:30'da evimize yakın ve Şişli yönünde, adliyeye yakın, polis karakoluna gittim. Orada da polise destek olan insanlar vardı. Yollar belediyeye ait çöp kamyonları ve sivil araçlarla kapatılmıştı. Halk bu defa kendini koruyup gözleyen polisi bağrına bastı.

Biraz video çektim. Yanı başımızdaki caminin minarelerinde ramazan ayından kalma mahya üzerinde Türk bayrağı vardı. Hoca ezana başladı... Ezanın ardından istiklal marşı... Bilmiyorum okuyan cami hocası mıydı yoksa bant kaydı mıydı? Ezanı ve İstiklal Marşımızı kaydedip yanımdaki arkadaşım ile birlikte eve dönme yoluna giderken, tepemizden ses hızını aşan, yakın uçuş yapan darbecilerin elindeki uçak geçti. Ama ne sesti... 3 defa tekrar etti. Ses hızını aşınca ortaya çıkan o ses ile yer yerinden oynadı. Aynı anda bir helikopter az önce önünde olduğumuz karakolu taciz etmiş.

Cami
cami   
Sabah saat 4:30'a kadar dışarıdaydık. Destek için elimizden geleni yaptık. Maalesef, sağlık problemlerim yüzünden bulunduğum semtten çıkamadım çünkü uzun bir mesafe yürümeliydim. Amacım Taksim'e gitmekti. Fakat o yorgunluk ile eve döndüm. Dışarıda bir tane Suriyeli sığınmacı yoktu. Başkaları da yoktu onların kim olduğunu söylemeyeceğim. Neredeydiler? Bu sorunun cevabını düşünmek gerekli. Vatan nasıl korunur ve kollanır Suriyeliler ve bütün Arap halkı öğrensin. 

Halk, artık 80'li yılların halkı değil. Polis ve halk kesinlikle birbirini çok seviyor. Polis ve halkı ilk defa böyle samimi gördüm. Fakat, bombalar ve hava unsurlarını kullanan darbeci domuzlar halkı ve polisi öldürdü. Kendi kendime ve daha sonra herkese şunu söyledim: "İyi ki ülkemizde nükleer bomba yokmuş. Yoksa bu domuzlar, o bombalara da ulaşır ve büyük şehirlere nükleer bomba atarlardı" İnanın bu cani katiller yapardı.

Kazanan millet oldu. Ülkemin insanı, ayaklanıp kendi liderlerini öldüren Arap Baharı ülkelerinin halkından da farklı olduğunu gösterdi.  Ülkenin gerçek sahipleri, her fırsatta ortalığı yakıp yıkan yerli ama ruhu "yabancı" satılmış ülkemizdeki bazı kesimden insanların karşısında (yani gezicisi, otu, boku), ne kadar farklı olduğunu gösterdi. Mesele vatan olunca gerisi teferruattır... Bu ülkenin asıl halkı, sokaklara bir parkı bahane edip çıkılmaz, polisle askerle çatışmaz, halkın malını yağmalamaz; polisini bağrına basar, ülkesini her türlü işgalden korur. Sahi, birilerini hiç dışarıda görmedim. Onlar bu ülkede yaşamıyorlar mıydı? Onlar kim mi? Siktir et!

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" Mustafa Kemal Atatürk
 Ve millet o egemenlik hakkını kullandı...


Mustafa Sönmez ©
Orijinal yazı. Alıntı yapılamaz...



[info title="Not:" icon="info-circle"]Hiç bir parti ya da siyasi görüş taraftarı değilim. Çok dindar olduğum da söylenemez... Fakat korkmadan çekinmeden yazdım. Doğruları yazmak gerekir. Ve kimin hakkımda ne düşündüğü umurumda bile değil... [/info]

Pokemon Go
Pokemon Go   
Son zamanların en çok oynan oyunlarından biri de Pokemon GO oyununu oynamak aslında çok basit. Sokak sokak, cadde cadde dolaşarak "pokemon"ları topluyorsunuz. Çok nadir bulunan "pokemon"ları topladı iseniz size ne mutlu! Sokakta elinde telefon yürüyen "pokemon" avcılarını bulmak mümkün. Hatta toplantı noktalarında onlarca "pokemon"cu toplanıyor.


Şimdi gelelim oyuna: Bu oyun acaba ne amaçla üretilmiş olabilir? Sadece para kazanmak amaçlı olamaz. İnsanları kitleler halinde bir yere sevk etmek, zihinleri kontrol etmek yapılan bir tür deney olabilir mi? Zihin kontrolü ve kitleleri etkilemek artık elektro manyetik sinyaller ve bilinç altı görüntüler ile çok kolay. Ayrıca, kamera görüntülerinin izlenmediği ne malum? Görüntüler neyin istatistiği için kullanılıyor? İnsanlar, Facebook'un yüz etiketleme sistemi; Google başta olmak üzere Apple'ın kullandığı sesli asistanlar; parmak izi tarayıcıları ile yeteri kadar fişlendi. Aca şimdi hangi verilerin peşindeler?

Pokemon Go
Pokemon Go   
Kendimizi hemen, hiç sorgulamadan teknolojinin eline neden oyuncak yapıyoruz? İnsanları düşünemeyen, kıyaslama yeteneği olmayan, okumayan; kendinden ve evrenden haberi olmayan canlılar haline getirip kolayca yönetme planları herkesçe malum.
Uygulamaların istediği izinlere hiç dikkat ediyor muyuz? Telefonunuzdaki her yere erişim isteyen bir uygulama sizce ne kadar güvenlidir? Bu paragraf bütün uygulamalar için geçerli... Bir gün gelecek ve biz insanlar teknolojiyi kendi isteğimiz ile bırakacağız.

Mustafa Sönmez ©
Bu yayın tamamen orijinaldir...


letgo ile alışveriş
letgo   
Bu yazıda LetGo, yani 2. el satışı yapabileceğimiz ve 2. el ürün alabileceğimiz uygulama ve 2. el ürün satma deneyimimden bahsedeceğim. Daha önce blogger arkadaşımız Mustafa konuyla ilgili burada bir şeyler yazmıştı. Ben de yazısını okudum ve yorum yazdım. Tabii ki programı denedim. Aslında bu yayın sürpriz oldu benim için. Bu hafta film kuşağına devam edecektim. Zamanda yolculuk film ve dizi filmleri ve LGBT temalı filmlere yer verecektim. Taslaklarda 21 yayın var. Kısmet artık...

Mustafa'nın yazısından sonra, reklamlardan da aşina olduğum uygulamayı indirdim. Şimdi ne satsam acaba diye düşündüm! Satacak bir şey de yok. Evde eski eşyaları taharri ederken aklıma 1 senedir kullanılmayan PlayStatin 3 geldi. Hemen uygulamayı indirdim. PS3'ü LetGo'ya kaydettim. O anda mesaj üstüne mesaj. Baş edemiyorum. Gece 2'ye kadar mesajlar gelmeye devam etti. Öyle ki gece rüyama bile girdi. Benim kabuslarım meşhurdur. Uzun zamandır kâbus görmezken, LetGo ekranından çıkan insanımsı şeyler ile uyandım.

kabus
Kabus   

Akşam saat 7:30'da PS3'ü, Kağıthane merkez otobüs durağına getirdim. Alıcı da oradaydı. Otobüs durağına oturdum ve cihazı adama gösterirken otobüs şoförü amca elinde sigara yüzünde sinsi ve biraz da muzipçe bir gülümseme ile otobüsten inerek bize yaklaştı, ağır çekimde yürüyor gibi bir edası vardı. "LetGo'dan mı?" diye sordu, evet dedim. Devam ettim: Abi ya sorma bir LetGo çıkardılar evdeki her şeyi satmak istiyorum, eşya kalmayacak. Şoför bilge bir tavırla sigarasından bir fırt çekti ve dedi: "Ne güzel işte herkes istifade ediyor, çöpe gitmiyor..."

Evet, şoförün de dediği gibi 2. el eşyalarımız zayi olmamalı. 2. el kültürü gelişmeli. Çünkü tüketim kültürü ile bozulmadan elimizdeki eşyaları atıyoruz. özellikle telefonlar. Tamir kültürü de gelişmeli. Böylece sermaye düzenin bir parçası olmaktan çıkarız. Paramız boşa gitmez.

2. el
letgo   

Cümlelerimi burada sonlandırırken şunları da söylemeliyim: Uygulamada 2. el kültüründen uzak kullanıcılar eşyaları neredeyse "sıfır" fiyatına satmaya kalkıyorlar. Hatta bazı elektronik aletler inanın "sıfır"ından pahalı. Ayrıca fiyat "ödüren" alıcılar da mevcut. Umarım 2. el kültürü gelişir. Özellikle kitaplarda alıcılar çok acımasız. Paçavra fiyatı veriyorlar. Kitapları satmak yerine hediye edelim. Ayrıca uygulama daha da geliştirilmeli.

Mustafa Sönmez ©
Bu yazı tamamen orijinaldir. Kopyalanamaz.

Şiir Aşk
Şiir - Mustafa Sönmez   
Bu yayında düzenleyerek ve yeni şiirler ekleyerek Google Play Kitaplar üzerinden yayınladığım Sevgilimin Gözleri adlı kitaptan bahsetmek istedim. Kitap adını ilk şiir olan Sevgilimin Gözleri şiirinden alıyor. Şimdi sizi şiir ile baş başa bırakıyorum.

Google Play Kitaplar üzerinden e kitabıma ulaşmak için buraya tıklayın

Gecenin bir vakti derin derin analiz ederken yaşamı ve anlamak isterken "neden-nasıl-niçin"leri Bir anda yerimden kalktım. Tableti açtım ve birden Tanrı'nın verdiği lütuf ile bu şiiri yazdım. Belki de bir ödüldü şaire bu ilham. Aylardır bir kelime bile bile yazamamıştı... Belki de artık şairin yolu açılmıştı, aydınlıktı her şey...

Sevgilim gözleri
Mavi olsa masmavi...
Gök yüzü kadar mavi olsa
Ve ben o mavilikte uçan bir kuş olsam,
Özgürce, korkmadan uçsam...
Masmavi deniz olsa...
Gün batarken izlesem
Aşkın suya düşen yansımasını.
Sevgilimin gözleri 
Yeşil olsa,
Cennetin rengi kadar yeşil...
Orada uzayıp gitse yollar sonsuzluğa...
Yeşil olsa yemyeşil,
Ormanlar kadar yeşil ve onurlu...
Sevgilimin gözleri siyah olsa,
Simsiyah...
Beraber kaybolsak ikimiz
O simsiyah karanlıkta.
Siyah olsa simsiyah,
Uzun bir yaz gecesi gibi,
Sonunda aydınlık ve gülümseyen
Bir gündüz vaktinde,
Sevgilimin gözleri olsa 
Uyandığımda ilk gördüğüm...
Son gördüğüm...
Sevgilimin gözleri
Kahverengi olsa
Ne gökyüzüne benzese 
Ne bir ormana ne de deryalara...
Ne geceye ne de gündüze...
Sadece aşk dolu olsa, 
Yaşam dolu olsa,
Vefa dolu olsa...
Sıradan ama sonsuzluğu aşsa...

Mustafa Sönmez @
8 Temmuz 2016, 02:13 İstanbul
İzinsiz yayınlamamaz, orijinal içerik...

Xaviar Dolan
Xaviar Dolan - Hayali Aşklar   



Bu yayında türünün en iyilerinden olan şimdiden adını efsane dizilere yazdıran 2010 yapımı Hayalî Aşklar, Les Amours Imaginaires filminden bahsedeceğim. Film her ne kadar gay temalı film olarak geçse de aslında tam olarak gay temalı olduğu söylenemez. Daha çok dram türünde bir film. Fakat film, sinema tarihindeki yerini çoktan aldı demek de abartılı olmaz diye düşünüyorum. Sıkılmadan izlenecek bir film dedikten sonra f azla uzatmadan hemen filmi özetleyeceğim sonra da tabiî ki yorumlarım olacak.

Filmin konusu, kısa özeti şöyle:
Film aslında çok yakın ve aynı evde yaşayan iki arkadaşın aynı adama âşık olmalarını anlatıyor. Marie sıradan bir kadındır. Gay arkadaşı Francis ile çok yakın arkadaşlıkları vardır. Birgün evlerinde düzenledikleri bir arkadaş davetine Nicolas adlı biri ile tanışırlar. Aslında her ikisi de Nicolas'a âşıktır, bunu ilk başlarda belli etmezler. Daha sonra iki arkadaş birbirlerini rakip olarak görür. Her anları Nicolas ile birlikte geçer ondan kopamazlar. Fakat bu üçlü arkadaşlık bir gün bitecektir. İki arkadaşın arası açılacaktır. Nicolas, Francis ve Marie ile arkadaşlığı bırakacaktır. Aşkları yanı hayali aşkları yüzünden yaşamları altüst olan iki arkadaşın öyküsü, içten ve sanatsal bir üslupla anlatılmış.





Sıradan vıcık vıcık, laubali; 3. sınıf  aşk üçgeni filmleri bir yana bırakın. Bütün dogmalarınızı, tartışılmaz düşüncelerinizi unutun. Film müzikleri ve görüntü yönetimi ile gerçekten izleyiciyi içine çekiyor. Film müziklerinden birini sayfaya ekledim. Görüntü yönetimi ve renkler mükemmel. Sessiz sahneler, yavaş cekim sahneler; sanatsal dokunuşlar insan ruhunu ve içselliğini çok iyi anlatıyor.

Film
Xavier Dalon   

Filmin senaristi ve yönetmeni Xavier Dolan. Dolan, filmde gay Francis karakterini canlandırıyor. Xavier Dolan'ın en başarılı 2. filmi Hayalî Aşklar izlenmesi gereken filmlerden.

Gerçek yaşamda Gay cinsel kimliğine sahip olan Xavier Dolan filminin girişindeki diyalog filmdeki ara diyaloglar ile sorguladıkları bağlılık, aşk, cinsel yönelim konuları filmin en dikkat edici sahneleri arasında. Yukarıda da dediğim gibi tam olarak gay temalı bir film değil fakat bazı durumları sogulayan ve iki arkadaşın tuhaf aşkını anlatan bir film. Ayrıca insanlar artık dogmalarından sıyrılmalılar. İnsanları değerlendirirken ölçümü ne dogmalar ne de kişisel özellikler olmalı diyerek yazıyı burada bitiriyorum.

LGBT Film
Hayali Aşklar      

Filme verdiğim puan: 8/10
Yapım: 2010 Kanada
Senaryo ve Yapımcı: Xavier Dolan
Oyuncular: Monika Chorki, Niels Schneider, Xavier Dolan
Kategori: Dram

Mustafa Sönmez ©
Orijinal içerik. Yaşam onu yazmaktır...

Şarkının sözleri o kadar etkileyici ki! Tarifi mümkün değil. Günlerdir tekrar ile çalıyor. Bakalım ne zaman bıkacağım. Dalida Bang Bag Lyrics


I remember when we
Were just two kids
How we would point our finger guns
From our rocking horses

Bang, Bang
I shoot at you bang, bang
You shoot at me bang, bang
And whoever strikes at the heart
Wins bang, bang

Years passed by and then
We fell in love
We would run through the meadows
And you would joke with me

Bang, bang just for laughs
Bang, Bang you used to shoot at me
And whoever strikes at the heart
Wins bang, bang

Of course you weren't joking
When you shot at my heart
Your shot was never off
Take a shot at denying it, if you can

Now you no longer love me
And I felt a shot to the heart
When you told me that
You don't want to be with me

Bang, Bang and here I remain
Bang, Bang Crying
Bang Bang I won
Bang Bang I've lost my heart

Now when I look around
And see children playing,
Pretending to shoot
O how my heart aches

Bang, Bang
I see you one again bang, bang
Shooting at me bang, bang
You know that sound bang, bang
I will never forget it

Filmin unutulmaz şarkısı 






Author Name

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Powered by Blogger.